7
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
94
Okunma
Dün gece düşümde gördüm yuvamı,
Yere düşen o emanet yüzüğü
Yeniden taktım en narin yerinden.
Nasırından öptüm hoyrat ellerini;
Canımı acıtmazdı senin tutuşun
adam.
Unutmadım harcını, taşını, toprağını...
Mala sesinde kurulan dünyamı.
Gecenin bağrına saklamam çivit
rengimi,
Kan lekesi yoksa eğer yüreğinde
Ben bu haşıl kokan düğümlere
razıyım.
İmam Ali şahit mizan kapısında;
Mihrim sevgindir, şiirdir, kabul
eyledim.
Varsın tutuşsun kirpiğim duvağımın
ucunda,
Kopmazdı bizde o ebedi bağ;
Şah damarında duran canındım senin.
Alnının teriyle ördün duvarı,
Gönlünün harcıyla sıvadın sokağımı.
Ezan sesinde buldum asıl huzuru,
Ya Vedud zikriyle yıkandı düşler.
Mor petunya kokusuyla uyandım
pencerende,
Kapında kilit yoktu, bilirdim.
Oyalı yemeni, sırma tülbentle çocuk
misali
Yağmurla birlikte kollarına geldim.
Tuğla tuğla yükselen aşkın işçisiyim,
Adak gerekmez artık bu sevdaya
adam;
Ben o kurbana da razıyım bağında.
Hoş buldum efendim, hoş buldum
yuvama,
Hoş buldum gölgeni ey koca çınar...
Dedim ve açtım gözlerimi...
Karşımda ne bir çınar vardı ne o sıcak
eşik.
Yastığımda yabancı bir rüzgarın isi,
Penceremde mor petunyalar değil,
soğuk duvarlar...
Anladım ki ne emanet yüzük benim
ne o yuva;
Ben hâlâ vatanında unutulmuş,
Hâlâ o uykusuz gecede sürgün bir
Züleyha...
04 06 2026
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.