2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma
Gönül aynası parlarken,
Her ağaçta bir sır saklıyken,
Her rüzgarda bir nefes gizliyken,
Bugün,
Uykulu bir kedi gibi gerindi gökyüzü gözüme,
Bulutlar pamuk şekerden değil,
Eski hatıraları silen dev silgilerden yapılmıştı sanki.
Güneş altın sarısı bir bozuk para gibi,
Düştü sokağın delik cebinden,
Çın çın tınladı neşe asfaltın üzerinde...
Ayakkabılarım bugün kendi kendine,
Dans etme kararı aldı;
Sağ tekim türkü, sol tekim vals...
Cebimde biriktirdiğim ıslıklar,
Kuşların gagasına konup,
Yeni besteler doğuruyor sanki...
— Oh be... —
Gökyüzüne bir merdiven dayadım,
Basamakları portakal kabuğu kokulu.
En tepeye çıkıp rüzgarın saçını taradım;
Dünya bugün bir döner dolap değil,
Kocaman renkli bir pikap tablası...
İğneyi nereye koysak bir kahkaha yükseliyor,
Yerçekimi bile biraz izin almış;
Adımlarımız yerden üç parmak yukarıda,
Mutluluktan hafiflemiş birer balon sanki...
— Oh be... —
Kediler bugün miyavlamak yerine,
En sevdiğim şairlerden,
Dizeler fısıldıyor kulağıma sanki.
Bak postacı bile mektup yerine,
Zarfın içine sığdırılmış,
Taze nisan sabahları dağıtıyor...
Güneş batarken portakal dilimi gibi,
Ufuk çizgisinin tabağına usulca seriliyor...
Gece lacivert kadife örtü değil,
Uykusunda gülümseyen çocukların nefesi sanki.
Sokağın sonunda ise eski bir lamba;
Aydınlık değil de masal sızdırıyor çatlaklarından...
Ayaklarım hala yerden kesik;
Çünkü kalbim yerçekimine inat,
Bir kuş kanadının hafifliğini giyinmiş...
Dünya bugün bizden yana,
Biz dünyadan yana...
Tatlıya bağladık her şeyi nihâyetinde...
— Oh be... —
MEHMET KAHVECİOĞLU
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.