0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma
Sabır taşı oldum sustum derinden;
Gül diye kokladım gülle vuruldum...
Söküldü yüreğim yerli yerinden;
Gıyabımda kusan dille vuruldum...
Gönül sarayımı yıktı bir bakış,
Bir türlü sönmüyor içteki yakış,
Ömrümün baharı şimdi kara kış;
Leylâ’ ya tutulup çölle vuruldum...
Gönlün kalesini aşka bürüdüm,
Sabır hırkasını giyip yürüdüm.
Hasretin narıyla söndüm, çürüdüm,
Sevdamın yelinde yelle vuruldum...
Vefa ararken hep cefa bulduğum,
Gözyaşı dökerek yanıp solduğum,
Uğruna kul-köle, fedâ olduğum,
Kadir kıymet bilmez kulla vuruldum...
Deryalar misâli taştım, duruldum,
Kendi efkârıma kendim kuruldum,
Yorulmazdım ama artık yoruldum,
Ucu görünmeyen yolla vuruldum...
Bitmek bilmez çile, geçmek bilmez an,
Hasretle kavruldu şu yaralı can,
Gözde fer kalmadı, kalbimde derman,
Vadesi dolmayan yılla vuruldum...
Her yanım ateşte, yanıyor beden,
Umutlar tükendi, gelmiyor giden,
Bilmem ki bu ceza bu sitem neden..?
Rüzgârda savrulan külle vuruldum...
VE
Hayat yokuşunda yoruldum artık,
Kime el verdiysem, kırıldım artık,
Boş kalan ellere sarıldım artık,
Kendi gölgem bile terk etti beni...
MEHMET KAHVECİOĞLU
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.