2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma
Elini tuttuğumda,
dünya mı yavaşlıyor,
yoksa ben mi sığınıyorum o ana,
bunu hâlâ bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum,
kalbim,
senin avucuna bırakıldığında,
ilk kez telaş etmeyi bırakıyor.
O gün,
kalabalığın ortasındaydık,
sesler birbirine çarpıyor,
şehir kendi aceleciliğinde boğuluyordu.
Ben yine,
yetişemediğim düşüncelerin peşinde,
kendimden uzaklaşıyordum.
Sonra sen geldin,
bir şey demedin,
hiçbir şeyi değiştirmedin,
sadece,
elimi tuttun.
Ve dünya,
usulca yavaşladı.
Gürültü,
uzak bir yankıya dönüştü,
adımlar,
yumuşadı,
rüzgâr bile,
daha incitmeden esmeye başladı.
Kalbim,
o durmadan koşan kalbim,
bir göl gibi,
ilk kez,
duruldu.
Sana baktım,
sen,
hiçbir şey olmamış gibi gülümsüyordun.
Ama benim içimde,
fırtınalar,
yerini sessizliğe bırakıyordu.
İçimden fısıldadım,
sen,
benim zamanımı değiştiriyorsun.
Elini biraz daha tuttum,
çünkü biliyordum,
bıraksam,
dünya yine hızlanacak,
ben yine kendime yetişemeyecektim.
Ama o an,
küçücük bir an değil artık,
içimde büyüyen,
bir sonsuzluktu.
Ve anladım,
mesele dünya değilmiş.
Ben,
ilk kez,
birinin yanında,
kendimden kaçmayı bırakıyormuşum.
Çünkü bazı insanlar,
hayatına girmez.
Seni alır,
zamanın içinden,
yavaşlatır,
sakinleştirir.
Ve kalbini,
kendi ritmine alıştırır.
Senin elini tuttuğumda,
olduğu gibi.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.