1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
22
Okunma
DÖNÜŞÜM
Ben bir dut ağacıyım. Köklerim yerde başım gökte en ufak bir esintide salım salım salınırm.
Bu ihtişamım mutluluk verir, bahçesinde salındığım evin halkına.
Gölgem bir çınarın ki gibi olmasa da: yine yeter evin bahçesinde oyun oynayan çocuklarıma.
Çocuklar koştukça etrafımda, daha bir keyfe gelir salındıkça salınırm hışır hışır yapraklarımla.
Ben yüzyıllık bir dut ağacıyım, iki evin avlusunda.
Hemen yanıbaşımda salon salomancadan oluşan tek çatılı kulebe tarzı ev;
ortak olmuştur yıllar yılı sorunlarıma.
Arkamdaki şato tarzı büyük evin burnu büyük gibi olsa da,
yufka gibi bir yüreği vardır aslında.
Onunla uzaktan uzağa bakışıp zor zamanlarda Dayanışma ile kalkmışızdır sorunlarımızın altından.
Ya ya ne demeli yanıbaşımda
Musluğundan şırıl şırıl su akan çeşme arkadaşıma.
Yıllar yılı canıma can kattı
Suyu ile beni ayakta tuttu
Musluğu altın yaldızlı canım arkadaşım
Ödeyemem bana olan hakkını asla.
Ben bir dut ağacıyım
İki ev arasında salım salım salınırım ihtişamla.
Evin büyük beyine keyif verdim gölgemle yıllarca.
Evin hanımları ve gelinleri çocuklarını salladı dallarıma kurulan salıncaklarda.
O güneşli yaz günlerinde serinlik verdim ev halkına.
Onlardan kalan, bol kahkaha ve neşe dolu sohbetler, huzur oldu daima bana.
Evin çocukları ve büyükleri dolandıkça etrafımda, Daha bir ihtişamla salındım yıllar yılı iki evin arasında.
Ne çok anılar yaşandı
Çınar büyüklüğünde olmasada gölgemin altında.
Büyük beyim yorgun argın girince evin kapısından, Direk atardı kendini gölgemin altındaki sedir kurulu divana.
Evin hanımı tetikte beklerdi eşinin gelişini..
Hemen kapıp gelirdi bir tepsi üzerinde iki fincan türk kahvesini,
Ne yalan söyleyeyim bende tiryakisi olmuştum
Kırk yıl hatırı sayılan kahve kokusuna.
Köklerime kadar çekerdim kahvenin buram buram kokusunu yapraklarımla.
Evin çocuklarının ve torunlarının gürültü ve şamatası ayrı bir mutluluk verirdi bana,
gövdemde saklambaç oynadıkça.
Onlar neşelendikçe şenlenir, onlar ağladıkça hüzünlenirdim yıllar yıllarca.
Ah ah Kurum kurum kurusaydım da bugünleri görmeseydim diye ağlıyorum son zamanlarımda.
Ne çok anılar bitiktirmişim gölgemin altında.
Dün gece evin büyük oğlunun evlenişi geldi aklıma. Oysa daha dün gibiydi annesinin sallaması dallarımda kurulu salıncakta.
Zaman göz açıp kapayıncaya kadar çabuk geçmiş, büyümüş evleniyordu dünün çocuğu, bugünün delikanlısı, evin tosuncuğu.
Önce kazanlar kuruldu gölgemin altında , yemekler yendi serinlik verdiğim yapraklarımın hışırtısıyla. Sonra, sonrada halaylara duruldu davul zurnalarla. Evin hanımı ve büyük beyim ne keyifli çifte telli oynadılar, semahlar döndüler ağzı kulaklarında.
Sevinçler kadar hüzünlerde yaşandı gölgemin altında.
Bir gün evin hanımı ağıtlarla çıka geldi yasladı başını koca dallarıma.
Ağladıkça ağladı.
Bende ferahlık verdim yapraklarımla hüzün dolu hanımıma.
Anladım ki artık evin beyinin yerini evlenen büyük oğlu almıştı bugünden sonra.
Büyük beyimi uğurladıktan sonra, artık genç beyimiz soluklanır olmuştu gölgemdeki divanda.
Hayat bu işte vadesi gelen gidiyordu bu dünyada.. Bende kurum kurum kurusaydım da büyük beyimin arkasından,
bu günleri görmeseydim diye ağlıyorum son zamanlarımda.
Artık ne salınacak halim nede ayakta duracak mecalim var aslında.
Önce yanıbaşımdaki küçük kulebe tarzı evin ışıkları söndü, terk edilip harabeye döndü.
Arkamdaki şato tarzı evin olmasa da eski neşesi, yinede vardı ufak tefek hayat belirtisi.
Ta ki dün gece ışıklarının son kez yanması gibi. Yaklaşık bir haftadır ne etrafımda dönen çocuklar kaldı nede gölgemde dinlenen beyim.
Işıklarıda karardi şato tarzi evin.
Bugünleri göreceğime ölseydim bende daha iyi .
Dün koca bir kamyon geldi dayandı avlu kapısına evin.
Yüklediler şato tarzı evdeki bütün hayat berlirtisini. Bir türlü anlam veremedim son elvada deyişe.
Aradan çok bir zaman geçmemişti ki iki adam geldi gölgemdeki sedire.
Bıyıklı olan kasıla kasıla şöyle bir süzdü iki evin halini.
Sonra bıyıklarını buraraktan "buraya on katlı bir bina dikilir" dedi yanındakine keyifli keyifli.
Yanındaki bıyıksız kendini beğenmiş gurur abidesi
"önce" dedi: " kurtulmamız lazım bina için, dut ağacının kökünden".
O an anladım evin yeni sahiplerini ve artık bu avluda ömrümün sona geldiğini.
.Bıyıklı bey kasılarak dediki;
"bedava aldık haciz konan bu iki evi".
Ellerini avuşturup ağzının suyu aka, aka "servetimize servet katacağız" dedi beriki
, "kentsel dönüşüm adı altında yapacağımız on katlı apartmanla" .
28 02:2023