0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
9
Okunma
Zalimler için de, mazlumlar için de o kaçınılmaz an gelecek.
Ateş saracak her yanı, dünya telaşı bir nefeste sönecek.
Huzuruna çıkmaya takatim yok, bakmaya yüzüm yerde...
Eğdim boynumu, büküldü belim;
Ne olur, rahmetinle sar beni, affet beni Kadir Mevlam...
Yorgun adımlarla geldim eşiğine, kurudu pınarlarım, akmaz gözyaşım.
Huzurunda titreyen bir yaprak gibiyim; elim tutmaz, ayağım varmaz.
Bunca günah yüküyle, bunca ziyan edilmiş ömürle ne yaparım ben?
Şaşırdım yollarımı, kapıldım nefsin rüzgarına...
Senden başka sığınacak liman mı var?
Ne olur, tut elimden... Affet beni Kadir Mevlam...
Günahlarım bir duman gibi kaplamış ufkumu, sadece ona yanarım.
Yine de lisanımda adın, gece gündüz Seni zikreder, Seni anarım.
Dermansız dertlerin, sönmeyen yangınların kapısına geldim;
Gönül yaramın tabibi Sensin, merhemi Sende...
Kovma bu kapıdan bu çaresiz kulu;
Ne olur, merhamet eyle... Affet beni Kadir Mevlam...
Döktüğüm yaşlar, incittiğim canların kefareti olsun diye inlerim.
Kırdığım kalplerin, yıktığım gönüllerin sızısını içimde gizlerim.
Çölde kalmış bir seyyah gibi, nur cemaline susadım, yandım bittim...
Bir nebze nurunla yıka şu kararmış ruhumu;
Ne olur, mahrum bırakma... Affet beni Kadir Mevlam...
Şu yorgun kalbim sadece Seni anar, sadece Seni özler durur.
Bir anlık rüya olsa da nurunu görsem, bu can o an nura boğulur.
Dünya sofrasından aç kalktım, kalbimi aşkınla, zikrinle doyur...
Başka kapı tanımam, başka yere gidemem;
Son nefeste, "Rabbim" derken ruhumu...
Ne olur, bağışla beni... Affet beni Kadir Mevlam