0
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
46
Okunma
Yüreğim titrek her sabahın seherinde
buz gibi çay fincanı avuçlarımda kaldı
Söylesdemde sussamda
içimdeki yangını kimse anlamaz
dudaklarımdan dökülen
ama hiç dillendiremediğim
o kelimeyi yutkunarak geçirdim. Gecelerimi.
Hoşçakal diyişini. Kaldı sadece kulaklarımda.
göğsümde açık bir yara gibi.
Kırık bir dal gibi sallanıyor ruhum
Sanki rüzgâr beni de koparıp atacakmış gibi.
Hatırladığım her bakışın,
Kör bıçak vurur yüreğime.
Gözlerimde birikti yağmur dolu bulutlar,
ama kimse fark etmiyor;
geceyi gündüze çevirmeye çalışan
bir deli sanıyorlar beni.
Oysa sadece seni arıyordum seni
her köşebaşında,
yada köhne bir parkın bankında.
Bir zamanlar içimde taşıdığım o Sevda ateşini,
şimdi kül kül Rüzgârlar savurdu,
Artık geceler beni en iyi anlıyanım
Karanlık benim evim artık;
kapısı yok, penceresi yok,
sadece bir boşluk var .
senin adın yankılanıyor,
Acın öyle derin ki ses bile veremiyor.
Sadece gözyaşlarım eşlik ediyor bana
Fertadım figan olup bir nehir oluyor.
Hani Nehir akarken taşlara çarpıyor ya,
işte öyle çarpıyorum her sabah sensizliğe. Nerde? diyorum, Nereye gitti
Cevap yok,
sadece titrek bir nefes,
Bulutlu gözlerim
kırık bir gülüşüm
Şimdi susuyorum,
çünkü söyleyecek kelam kalmadı
Kalan her şey oluk kan olup yüreğime akıyor
İlginç olan ne biliyormusun
Ve herkes beni yaşıyor sanıyor.
Ertaç eral