1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
287
Okunma
Kaderin sesiydi damarlarımda kahramanca akan.
Tırmanırım kalıpların ardındaki özgürlüğe;
Bedeli eksik dakikaların hesapsız kaçışı...
Dinlediğin soylu gerçekler kıskandırır cesaretini;
Yegâne gerçekler bıçak saplar küflü yalanlarına.
Çalkantılı travmalar yasak düşünceler doğurdu;
Kâinata ihanettir tutkuyu sömürmek.
Kılıçtan geçirilmiş tatsız iştahlar ağzımızda.
Dipsiz acıların teşebbüsü: Cüretimdeki sınır...
Harabe köprülerdeki tedirgin adımlarım,
Götürür beni bilinmez bir kadere.
Çarpık ihtimallerim, sonsuz düşüncelerim...
Sarhoşluk kokarım boş şişelerin dibinde.
Kırılan merdivenler mi, ben mi?
Düşerim boşluğa...
Köstekli saatin yorucu sesi her an kulağımda;
Suçlar beni soğuk bir tik tak sesiyle.
Yenilirim her ana...
Mahrum edildiğim zamanda bulundum.
Mağdurum, yorgunum; soğuk hislerimle sönüyorum usulca.
Hangi ayna gösterir bana derin duygularımı?
Hangi hayat şahit ağaran saç tellerimin yorgunluğuna?
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.