Oya gedik
789 şiiri kayıtlı

Sevdiğin Çiçekleri!

Oya gedik Kimlik Onaylı Vip
  5,0 / 9 kişi ·20 beğenme · 6 yorum · 306 okunma
Sevdiğin Çiçekleri!

Sevdiğin Çiçekleri!


Bir ağustos geldi
Doğum günün bugün
Sana en sevdiğin
Çiçekle gelmek
İstesemde buna gücüm
Yok ki yoksun ki
Çanım kardeşim
Gözyaşlarımla kutlamak
Varmış
Alışamadım yokluğuna
Alışamadım alışamadım!

Oya Gedik
1 /Ağustos/2022
Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sevdiğin Çiçekleri! şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Sevdiğin Çiçekleri! şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
, 5 puan verdi
3 Ağustos 2022 Çarşamba 07:13:47
Allah sabır versin.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
3 Ağustos 2022 Çarşamba 09:19:57
Yorumunuz için teşekkür ederim.
2 Ağustos 2022 Salı 00:22:58
Her yokluğun rengi ayrıdır
Ve her yokluğun ağrısı ayrı
Kimisine alışılır,kimisi ömürlük

Yaşamın bir parçası saymak önemlisi
Sabır ile.
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
2 Ağustos 2022 Salı 19:45:08
Yorumunuz için teşekkür ederim.
, 5 puan verdi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 18:08:18
Şiir çok üzdü beni.
İki kardeşinizi birden kaybetmenize üzüldüm.
Mekanları cennet olsun.
Size Allah sabır versin.

Olgun beyin yorumunu okuyunca da çok üzüldüm.
Onun da başı sağ olsun, kardeşinin mekanı cennet olsun.
Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 19:22:30
Amin canım🙏😢
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 19:22:27
Yorumunuz için teşekkür ederim.
, etkili yorum yaptı.
1 Ağustos 2022 Pazartesi 16:26:08
Sizi çok iyi anlıyorum. Zordur insanın kardeşini yokluğa uğurlaması...

Yıllar önce ablama yazmıştım bu mektubu...
------------
Mektup!

Hasret ağrılı gecelere gidecek gibi anlamsız ve boş bakıyordu gözleri. Yıllar öncesine dayanır tanışıklığımız. Çocukluğunu, gençliğini bilirim. O da benim her şeyimi bilirdi, hani derler ya “Ben senin kısa pantolonla gezişini bilirim” diye. Öyle bir şeydi işte aramızdaki ilişki!

Hasta yatağında geçireceği son günleri olduğu netleşen ve son günlerini evinde geçirmesi için umutsuzca evine gönderilen O’nun, beni tanıdığını sanmıyordum. Hafızası silinmişti sanki, donuk ve mat olan gözlerini gözlerime çevirdiğinde ürperdiğimi hatırlıyorum. Ne olursa olsun, her şeyi bilecek bile olsan, kabul edemiyorsun bazı kaçınılmazları yaşamayı... Evet doktor öyle söyledi, doğru da, gerçekte ortada ama olmuyor işte, illâ bir mûcize olsun, sihirli bir değnek değsin istiyorsun, dönsün istiyorsun uçurumun kenarından geri, bildiğin tüm duaları ediyorsun, olmuyor işte olmuyor!

Lösemi, kan kanseri hastalığının adı. Ama o hiç kabul etmedi hastalığının adını. Hep en ucuzundan anardı “Anemi, kansızlık” der geçerdi. İyileşeceğine inanırdı daima. Bir gün bir mucize olacak O kurtulacaktı bu amansız hastalıktan. Buna kesin gözü ile bakardı. Olmadı.

Çocukluğumuz gelir aklıma… Bir keresinde hakkımdan gelememiş, boğuşurken alnıma gazyağı lambasını fırlatmıştı, hâlâ daha hatırası alnımın ortasında durur. Şimdi bakıyorum da, bu yara izinin bile hasret koktuğunu hissediyorum.

Oysa ölümünden iki ay öncesini hatırlıyorum. Trombosit denilen ve kanımızın pıhtılaşmasını sağlayan maddeyi kendisine nakletmek için hastaneye birini kandırıp götürdüğümde, bana yeni bir zafere imza atmışım gibi bakıyordu. İki ya da üç saat sonra hayat dolacak, yanakları yine kırmızı olacaktı, biliyordu.

Trombosit diye bildiğim maddenin nasıl nakledildiğini anlatayım. Öncelikle bir saate yakın makineye bağlanacak bir verici bulursun. Bu vericinin genelde dost ve tanıdık olması mecburi gibi bir şeydir. Kan vermeğe benzemez bu iş. Herkesten böyle bir fedakarlığı yapmasını isteyemezsin. Sonra bu tanıdık dost, makineye bağlanır, bir saat ya da daha fazla makinede bağlı durduktan sonra her tarafı uyuşur, karıncalanır, siz bu geçen süreç içinde çeşitli şaklabanlıklar yaparak vericiyi sıkıntıdan kurtarmaya çalışırsınız. Vericinin kanından alınan ve kandaki pıhtılaşmayı sağlayan sarı renkli madde daha sonra hastaya nakledilerek, hastanın geçici bir süre kanının sulanması yavaşlatılarak, pıhtılaşma sağlanır.

Neyse; konu ayrılık vaktindeki hüzün; kaldığım yerden devam edeyim.

"Manzarası kırık bir hayat tablosu bırakacak geride. Alengirli geçen hayatımızın finallerinden biri oynanacak birazdan." Birazdan bir hayat sona erecek, belki birazdan da önce. Bilinç tamamen kapalı, o an’a ramak kalmıştı. Uyku haline geçeceğinin arkasından bir daha nefes alıp veremeyecek oluşunu, son bir nefesle işi bitireceğine gözünüzle tanıklık etmenin ne denli güç olduğunu anlatmak mümkün değil. Ölmek istemediğini biliyorsunuz, ölmesin istiyorsunuz, çektiği acılara şahitsiniz, ölse de kurtulsa diyorsunuz, ne düşüneceğinizi bilmiyorsunuz, duygularınızı aşure kazanındakilere benzetiyorsunuz.

Şu hayatı anlamak ve anlatmak mümkün mü? Yaşam denen maddesel olayın sonunda başlayacak olanları anlatacak, gidip de geri gelen biri var mı?

Beklenilen an gelmişti, önce huzur dolu bir uykuya daldı, öylesine rahat nefes alıp veriyordu. En son derin bir nefes aldı, uzun süre bırakmadı, sonra çok uzaklardan gelen bir solukla salıverdi kendini ölümün niteliksiz kollarına... Göğsünün artık inip çıkmadığını gördüğümde neler hissettiğimi ve gözlerimin hangi pozisyona büründüğünü, duygularımın karman-çorman lığını tahmin edebilirsiniz. Kendi söylerdi, “Hayat pamuk ipliğine bağlı, bir bakarsın bir gün pıt diye kopuverir” derdi, öyle oldu, hayatını bağlayan pamuk ipliği ‘pıt’ diye kopuverdi.

O artık yok, bir daha olmayacak, bir daha alnımın ortasına gazyağı lambasını fırlatamayacak. Ve çocukluğumdan kalan “Bana bak, şimdi bir patlatırım, bir de duvardan yersin!” diyemeyecek.

Birlikteliğimiz, bu âlemdeki tanışıklığımız o gün sona erdi. Bundan böyle burada değilse de, bir gün bir yerlerde kesinlikle görüşmek umuduyla sana yazdım bu satırları ölüm yıldönümünde kardeşim. Az sonra üstüne “Ablam Yüksel Akgör’e verilmek üzere” diyerek bir şişeye koyup salıvereceğim denize…

Bir şekilde eline geçip okuyacağını biliyorum.

Senin de şunu bilmeni istiyorum; Seni çok özlüyorum.

Oralarda kendine iyi bak.

Serin havalarda dışarı çıkarken üzerine bir şey almayı ihmal etme…
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 17:05:38
Öncelikle rahmetler diliyorum Olgun bey ve sizde sabırlar. Her birimizin hayatı farklı bir roman ölüm kaçınılmaz vede tesellisi asla yok. Covitin en zor günlerinde sancılanıp yoğun bakıma girdi üçüncü günü toprağa verdik; hastaneye alınmadık son yolculuğuna
Uğurlayamadık üç kişiyle kimsesizler gibi yaktı bizleri gitti, On dört ay sonra da en küçük kardeşimi. Aynen yoğun bakımdan çıkamadı ! Acı üstüne acılar yaşatan yalan dünya bu dünya! Hayellerimiz vardı planlar yapmıştık, birde o keşkeler varya yakıyor içimi ! Ölüm plansız ve zamansız geliyor maalesef! Saygılarımı bıraktım ...
, 5 puan verdi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 15:57:08
Yokluğu acı verene duyguyla sarılmak bu.Guzeldi Oya hanim
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 19:22:57
Yorumunuz için teşekkür ederim.
, 5 puan verdi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 15:55:47

SEVDİĞİN ÇİÇEKLERİ! şiirini, beğeniyle okudum. Nice güzel şiirlere diyor, Şair Arkadaşımı KUTLUYORUM...
Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
Şiirin sahibiOya gedik , şiirin sahibi
1 Ağustos 2022 Pazartesi 19:22:49
Yorumunuz için teşekkür ederim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.