Bacakların titriyor her bakışta.
Bu esintili hava sersemletiyor beni her vuruşta.
Zaten zor duruyorum ayakta.
Ne anlamı var beni yerden yere vurmakta?
...
Devamını oku »
Kimse kimsenin ne yaşadığını bilemez.
Dışarıdan yargılamak çok kolay gelir;
Çünkü herkesin hayatı bir romandan ibaret...
Doğuyorsun, yaşıyorsun ve ölüyorsun.
...
Devamını oku »
Yüreğin sızısı dilden dökülür.
Kimi sükut eder, tutar bir yasat,
Kimi yazmadıkça bağrı sökülür.
İnsanlar, insanlar... Hepsi bir telaş,
...
Devamını oku »
Ay doğar geceleri bir top gibi üzerime
Ne gelenim var ne de gidenim
Bu gurbet ellerde …
Biçilmez bir kaftanıyım kendi tarihimin ecelinde
Bahar kapıda gözyașlarım içinde
...
Devamını oku »
Ah seni çingene kızı
Raks edince
Şemsiye gibi açılır
Papatyalı eteği
...
Devamını oku »
“Tamam Aslı, seni eve en yakın yerde bırakayım,” dedi ve arabayı köşe başında durdurdu.
Aslı kapıyı açmadan önce dönüp gülümsedi: “Her şey için teşekkür ederim Tugtekin… Çok güzel bir akşamdı.” Sonra Kerem’e bakıp, “Görüşürüz, iyi akşamlar arkadaşlar,” dedi ve arabadan indi.
Kapıyı kapatırken yüzündeki hafif tebessüm hâlâ yerindeydi. Tugtekin aynadan onun sokağa doğru yürüyüşünü kısa bir an izledi, sonra arabayı çalıştırdı. Kerem’i de evine bıraktıktan sonra kendi evinin yolunu tuttu.
Gece sakinleşmişti ama o akşam yaşananlar herkesin içinde küçük ve sıcak bir iz bırakmıştı.
Aslı, Tugtekin’den hoşlanmaya başlamıştı… Ama bunun adını koyamıyor, hatta kendine bile itiraf edemiyordu. Onun yanında içini kaplayan o hafif heyecanı sadece “iyi bir uyum” diye yorumluyordu.
...
Devamını oku »
Tugtekin gülümseyerek, “Eyvallah ustam, sağ ol,” dedi ve arkadaşlarına döndü. Kerem takıldı hemen: “Ooo kanka, tanınıyoruz ha!” Tugtekin omuz silkti, “Ara ara geliyorum, kafam dağılıyor,” dedi.
Az sonra balık ekmekler geldi. Dursun Usta, “Afiyet olsun gençler,” deyince hepsi bir ağızdan, “Sağ ol ustam, eline sağlık,” diyerek yemeye başladılar. Aslı’yla Pınar ilk lokmadan sonra birbirlerine baktı. “Çok güzelmiş ya, bayıldık… Hep gelelim buraya,” dediler. Tugtekin kahkaha atarak, “Beni batıracaksınız galiba,” diye espri yapınca masadaki gülüşmeler sahil boyunca yayıldı.
Balık ekmekten bir lokma daha alan Tugtekin, merakla Aslı’ya döndü.
“Aslı, benimle konuşmak istediğin konu neydi?” dedi.
Aslı lokmasını yuttu, koladan bir yudum aldı. Hafifçe gülümsedi ama gözlerinde ciddi bir ifade vardı.
...
Devamını oku »
Merakla bekleyen arkadaşları hemen etrafını sardı. Kerem gülümseyerek, “Aslı, yüzün gülüyor; hayırdır?” diye sordu. Pınar da espri yaparak, “Herhâlde ikramiye aldı,” dedi. Aslı dayanamadı, gülerek, “Yok ya arkadaşlar… Ben de fotoğraf projesine katılıyorum. Ebru Hanım öyle istedi,” dedi.
Kerem’le Pınar bu habere en az Aslı kadar sevindiler. Çünkü düzen değişecekti; onlar ocağın başına geçecek, yeni gelen personeller garsonluk yapacaktı. Yani iş bölümü daha dengeli olacak, herkes kendi alanında rahatlayacaktı. Bu yeni düzenle birlikte çay bahçesindeki heyecan bir kez daha tazelendi; herkes bu gelişmeden mutlu olmuştu.
Ve artık her şey yavaş yavaş düzene giriyordu. İş bölümü oturmuş, herkes yerini bulmuştu. Tugtekin’in de işi bir nebze hafiflemişti. Kısa bir boşluk yakaladığında telefonuna baktı ve Aslı’nın mesajını gördü. Hafifçe gülümsedi. Hemen cevap yazdı: “Çıkışta bir yerde oturur, konuşuruz.”
Aslı telefonunun titremesiyle mesajı okudu. İçinde tarif edemediği bir heyecan vardı. Kısa ve sakin bir cevap yazdı: “Tamam, olur.”
Günün geri kalanında ikisi de işlerine devam etti ama akıllarının bir köşesinde akşam yapılacak o konuşma vardı. Sanki sadece proje değil, başka bir şey de şekillenmeye başlıyordu; henüz adı konmamış, ama hissi yavaş yavaş büyüyen bir şey…
...
Devamını oku »
Aslı, “Ne konuşacağız acaba?” diye içinden geçirerek kısa bir tereddüt yaşadı. Merakı yüzüne yansımıştı ama yine de saygılı bir gülümsemeyle başını salladı. “Peki Ebru Hanım,” diyerek sözünü tamamladı. Odaya girmeden önce üzerini düzeltti, derin bir nefes alıp kapıyı nazikçe çaldı. İçeriden gelen “Gel Aslı,” sesiyle kapıyı açtı. Ebru Hanım gülümseyerek, “Otur,” dedi ve konuşmaya başladı: “Seninle yeni proje hakkında konuşmak istiyorum.” Ardından yumuşak bir tonla devam etti: “Bunu Tugtekin’e yardımcı olmak, yani bir alt seviye gibi algılama… Daha çok iş yükünü paylaşmak olarak düşünebiliriz. Fotoğraf standında onunla birlikte çalışmanı istiyorum. Seni bu görev için düşünüyorum, ne dersin?”
Aslı kısa bir an düşündü, sonra kararlı bir sesle konuştu: “Reddetmek olmaz… Siz uygun gördüyseniz ben elimden gelen gayreti gösteririm, Ebru Hanım,” dedi. Sözleri hem saygı hem de içinde büyüyen yeni bir başlangıcın izlerini taşıyordu. Ebru Hanım memnuniyetle başını sallarken, odanın içinde yeni bir başlangıcın sessiz ama güçlü heyecanı hissediliyordu.
...
Devamını oku »