Allah meyve kullanmadan tatlı acı ekşi su koku sebze bitki hayvan insan ses yapar
Allah bitki kullanmadan tatlı acı ekşi su koku sebze meyve hayvan insan ses yapar
Allah sebze kullanmadan tatlı acı ekşi su koku bitki meyve hayvan insan ses yapar
Allah insan kullanmadan tatlı acı ekşi su koku meyve sebze bitki hayvan ses yapar
...
Devamını oku »
Kış geldi kapıya dayandı işte
Fukaraya yardım eyle Allahım
Kuru yavan aşı yavan’dır dişte
Fukaraya yardım eyle Allahım
...
Devamını oku »
Bir saniyede, insan vücudundaki trilyonlarca hücreye 100 milyar işlem yaptıran: Allah’tır. Allah, insandaki merhamet ve acıma hissini de yaratmıştır. Örneğin, annenin yavrusuna gösterdiği şefkat ve sevgi annenin kendisine verilmiş ahlakî bir meziyettir. Anne, benliğinde yaşadığı bu soyut kavramın, var edeni değildir. Anne, Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerinden gelen şefkat ışığını yansıtan bir aynadır. Işığın kaynağı, ayna değildir. Ayna, yalnızca ışığı yansıtır. Güneşi unutup, aynadaki ışığa hayranlık duymak akla uygun bir tavır olmaz. “Anne Şefkati” dediğimiz şey aslında, “Anne Şefkati” de değildir. Allah’ın kullarına olan şefkati sadece annenin üzerinden kullarına yansımaktadır.
Doğduğumuzda çok aciziz ve kendi varlığımızın bilincinde olmayan bir varlığız. Bizi yaratan Allah, bize her şeyimiz ile sahip çıkar. Emziren, altınızı değiştiren, sırtınıza vurup gazınızı çıkaran görünürde annenizdir. Fakat bunların hepsini ona büyük bir sabır, dikkat ve şefkatle yaptıran Rahman olan Allah’tır.
Allah diler ve yaratır. Kulları da bunu yerine getirir. 24 saat soluduğunuz havayı, kara ve kuru topraktan çıkan sulu ve yeşil karpuzu, baktığınız zaman etkilendiğiniz sanat harikası yeşil gözleri, Allah yaratır. Topuyla oynaması gerekirken, zorla dilencilik yaptırılan küçük çocuğa duyduğunuz “acıma” hissi, Merih gezegeni gibi yaratılmış bir şeydir. Biri dış âlemde, biri iç âleminiz de yaratılmıştır. İç âleminiz, Allah’ın yaratmaya güç yetiremediği, kontrolünün dışında bir varlık alanı değil (Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim). Düşünceleriniz, hırslarınız, nefretiniz, kininiz veya sevginiz, sadakatiniz O’nun bilgisi, izni ve yaratmasıyla şekillenir. Kalbiniz ve kalbinizden geçenler, milyarlarca gezegeni yörüngede tutan kudretin elindedir ve O’nun eseridir.
Kovulmuş Şeytandan Rabbime Sığınırım
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
...
Devamını oku »
Tam seven bir gönül yârine gül der, ahu der
Maşuka küfredilse âşıka bu zül gelir
İşte böyle bülbüle en güzel gül gelir
...
Devamını oku »
Kovulmuş Şeytandan Rabbime Sığınırım
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
"Dediler ki: 'Sen ancak büyülenmişlerdensin.'(Şuara Sûresi 153. ayet)
Nebiler sadece psikolojik değil aynı zamanda fiziksel olarakta savaşmak durumunda kalabilirler nitekim bir ayette "... Nebileri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler..."(Âl-i İmran Sûresi 3/21) olduğu haber verilmektedir. Nebilerin canı, malı her an tehlikededir. Örneğin; Ankebut Sûresi 24. ayette kavmi Nebimiz İbrahim'in öldürülmesi veya ateşe atılmasına hükmetmiştir. 'Toplumunun İbrahim'e cevabı sadece şunu söylemeleri oldu: "Bunu öldürün, yahut yakın!' Ama onu ateşten kurtardı."(Ankebut Sûresi 24)
Yüzlerce ayette, nebilere atılan iffetsizlik iftiraları, delilik ve büyülenmişlik suçlaması hakaret ve saldırılar anlatılmaktadır. Yani Allah'ın kadınlara nebilik görevi yüklememesi Allah'ın kadınlar üzerindeki merhamet ve korumasının bir delilidir.
...
Devamını oku »
BU YÜZDEN SAHTE İLAHLARIN TAĞUTLARIN
VE DÜNYANIN PEŞİNDEN GİDİYORUZ.
-------------------------------------------------Abdulhamit Erkaner..
Bu sözler birkaç ciltlik kitabin anlatamiyacağini anlattı bana, değerli dostu kutlarım
...
Devamını oku »
Bir ben bildim bir Allah gözyaşı döktüğümü.
Direndim tüm gücümle bin bir türlü efkara
Bir ben bildim bir Allah yıllarca çektiğimi.
Kocaman bir maziyi sorguya çekip durdum
...
Devamını oku »
Kural tanımazlar ukala tipler
Dünyayı kirletir kokuşmuş çöpler
Sabrımızı sınar her işe zıplar
Allah akıl vermiş kullanın diye
...
Devamını oku »
Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla
Bizler yoktuk. Sonradan var olduk, yaratıldık. Allah, biz yokken de vardı. Bizim varlığımız, O’nun varlığına bağlı; ama O’nun varlığı, bizim varlığımıza bağlı değil. Biz, O, olduğu için varız. Ama Allah, biz olduğumuz için var değil. Allah, biz olmadan da var olabiliyor, bize ihtiyacı yok. Biz ise, ancak Allah bizi var ettiğinde var olabiliyoruz. Bizim yaptığımız ibadetlerin Allah’a bir faydasının olabilmesi, yarar sağlaması mümkün değil. Çünkü; var eden, yaratan kendisi. Biz ise hiç yoktuk. Biz veya hiçbir varlık yokken de Allah vardı ve hayat sahibiydi. Ego, nefis, benlik insanî kavramlardır. İnsan, insanî kavramlarla Allah’ı anlayamaz. Yaratan ve yaratılan farklıdır. Dua ederek insan Allah ile yakınlık ve iletişim kurar. Dua, yaratıcıyı anlama çabasıdır. İsteklerini sadece O’nun verebileceğini bilmemiz, zayıf ve güçsüz olduğumuzu anlamamız için dua ediyoruz. Duanın bize faydası var; ama Allah’a bir faydası yok. 200 milyar galaksi ve her galakside 200 milyar yıldız yaratan sonsuz ilim ve sanat sahibi Allah, aciz ve zayıf bir varlığın duasına ve kulluğuna ihtiyaç hissetmez. Sadece evrenin büyüklüğünü düşünsek nasıl bir kudrete sahip olduğu hakkında çok küçük bir fikir ediniriz. Ve bu evren gibi, sonsuz sayıda evren ve varlık yaratan Allah’tır. Böyle bir güce ve ilme sahip bir varlığın, evrende toz zerresi kadar yeri olmayan bir varlığın yakarışına ve ibadetlerine ihtiyacı olmayacağıysa açıktır. Bizi var ediyor, çeşitli güzellikler sunuyor ve bizimle elçileri, kitapları aracılığıyla iletişim kuruyor. Bize, Kendini tanıtıyor. Bizi, çeşitli zorluk ve güzelliklerle eğitiyor. Ve her şeyi sanatla yaratıyor. Birçok güzellik var dünyada. Allah’ın yaratış amacı kendini tatmin etmek olsa (Allah’ı tenzih ederim) güzellik yaratmaz ve sadece dua ettiğimiz, namaz kıldığımız bir ortam da yaratabilir ve Kendine ibadet ettirirdi. Ama böyle değil. Sırlarla dolu bir hayat yaşatıyor ve sonra da bize sonsuz güzel bir hayat vaat ediyor: Cennet. Kendine muhtaç ve ihtiyacı olan varlıklar yaratması, kendi için olamaz. Çünkü, bu düşünce insanın kendine bakarak vardığı bir sonuçtur. Kendine bakıp, yaratıcısı hakkında böyle bir çıkarımda bulunmak akılcı olamaz. Akılcı değil. Zira biz, Allah’ı bize Kendisini bildirdiği kadarıyla biliyoruz. Allah’ın verdiği akılla, Allah’ı sorgulayamayız; sınırlarımız var, Allah’ın çizdiği sınırlar.
“Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar.” (Bakara Suresi 255. ayet)
...
Devamını oku »