Bir deliyle başederken, yapılacak en mantıklı şey normal rolü yapmak. hermann hesse
Fırat sevkari
Fırat sevkari

Bağdat'a iklim

Yorum

Bağdat'a iklim

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

46

Okunma

Bağdat'a iklim

Bağdat'a iklim

Bağdat’ta geçen sekiz günün ardından insanın zihninde kalan ilk ve en baskın duygu, kentin adeta nefes kesen, zamanı yavaşlatan o kavurucu sıcaklığıdır. Gökyüzünden adeta ateş yağan bu coğrafyada, özellikle gün ortasında dışarı adım atmak neredeyse imkansız bir çileye dönüşüyor. Termometrelerin yükseldiği saatlerde sokaklar sessizliğe bürünüyor; yerli halk bu aşırı iklim koşullarına çoktan uyum sağlamışken, dışarıdan gelen biri için klimalı kapalı alanlar hayatta kalmanın tek anahtarı haline geliyor. Şehrin dört bir yanında klimalar aralıksız çalışsa da, altyapının getirdiği kronik sıkıntılar günlük yaşamın ritmini sürekli kesintiye uğratıyor.
Mezopotamya’nın bu kadim başkentinde altyapı eksikliği, modernleşme çabalarının önündeki en büyük engellerden biri olarak göze çarpıyor. Elektrik şebekesinin yetersizliği nedeniyle günün hemen her saatinde kesintiler yaşanması, kentin standart akışını sekteye uğratıyor. Ancak Bağdat halkı ve esnafı bu duruma karşı pratik bir refleks geliştirmiş durumda. Neredeyse her binada ve işletmede devreye giren devasa jeneratörler sayesinde kesintilerin yarattığı mağduriyet bir nebze olsun gideriliyor; fakat bu durum her köşe başında ve sokakta devreye giren jeneratör gürültüsünü de beraberinde getiriyor. Kentin silüetini ve estetiğini zedeleyen bir diğer unsursa, sokakları ve caddeleri adeta birer örümcek ağı gibi saran eski tip elektrik hatları ve karmaşık kablo yığınları. Tarihi ve kültürel zenginliğiyle bilinen bu coğrafyada, havada asılı duran bu çirkin kablo kalabalığı, modern bir metropol olma yolundaki estetik algıyı maalesef gölgeliyor.
Tüm bu zorlu iklim ve altyapı koşullarının altında, Bağdat sokaklarında çok canlı, hareketli ve kendine has bir sosyal yaşam akıp gidiyor. Beni en çok etkileyen detaylardan biri de halkın son derece güler yüzlü ve misafirperver oluşuydu; yabancı olduğunuzu hissettirmeyen sıcak tebessümler, şehrin o sert ve yorgun atmosferini anında yumuşatıyor. Özellikle kentin genç nüfusu, dış görünüşe ve giyim kuama gösterdiği özenle hemen dikkat çekiyor. Gençler, geleneksel bağlarla modern trendleri harmanlayan son derece şık kıyafetlerle sokaklarda boy gösteriyor; özellikle genç kadınların tarzı, modayı yakından takip ettiklerini ve estetik kaygılara büyük özen gösterdiklerini açıkça ortaya koyuyor. Şehirde son dönemde estetik operasyonlara ve müdahalelere karşı büyük bir merak ve yönelim olduğu görülüyor; nitekim dudak dolgusu gibi uygulamaların sokakta yürürken bile fark edilebilecek kadar yaygın olduğu gözden kaçmıyor. Oysa Mezopotamya kadınlarının doğuştan gelen keskin hatları, karakteristik yüz yapıları ve doğal cazibeleri zaten fazlasıyla etkileyici; dolgu uygulamalarının getirdiği yapaylık, bu otantik güzelliğin üzerini bazen örtüyor.
Bununla birlikte, şehirdeki sosyal yaşamda sportif faaliyetlerin ve aktif yaşam kültürünün pek yaygın olmaması, beslenme alışkanlıklarıyla birleştiğinde fiziki yapıları doğrudan etkiliyor. Karbonhidrat ağırlıklı, zengin ve ağır yerel mutfağın kültürel bir ritüel olması, düzenli spor alışkanlığının bulunmayışıyla buluşunca, genel olarak kadınlarda balık etli ve iri kalçalı bir fiziksel formun yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor. Oysa temel beslenme alışkanlıklarında yapılacak küçük dengelemeler ve günlük hayata eklenecek sportif aktiviteler, buradaki kadınların doğal genetik avantajlarını çok daha göz alıcı bir seviyeye taşıyabilecek potansiyele sahip.
Şehrin sokaklarında dolaşırken gözünüze çarpan tek şey günlük koşturmaca veya şıklık değil; aynı zamanda kentin siyasi ve jeopolitik dokusunun, doğrudan duvarlara ve caddelere yansıyan yüzü oluyor. Yeni başkanın göreve gelmesiyle birlikte yönetim kanadında atılan adımlar ile ülkedeki silahlı gruplar ve milis yapıları arasında ince bir hat üzerinde devam eden gerginlik, her ne kadar günlük hayatın akışını doğrudan durdurmasa da sokaktaki tansiyonu sürekli diri tutuyor. Bu güç mücadelesinin ve Tahran hattının yerel siyaset üzerindeki ağırlığının en somut kanıtı ise caddeleri süsleyen görseller. Şehrin pek çok noktasında, elektrik direklerinde ve duvarlarda asılı duran İranlı generallerin ve Hamaney’in devasa afişleri ile resimleri, İran dinamiklerinin ve nüfuzunun Bağdat sokaklarında ne kadar derin ve göz önünde hissedildiğini açıkça gözler önüne seriyor.
Bağdat’ın iklimi sadece sıcak değil, aynı zamanda havada sürekli asılı kalan yoğun bir nem barındırıyor. Gündüz ya da gece fark etmeksizin dışarıda esen rüzgar bile serinletmekten ziyade, insanı adeta devasa bir buhar odasının içindeymiş gibi hissettiriyor. Sokaklar, gece yarısı bile bu tropikal rutubetin ve sıcaklığın etkisinden kurtulamıyor. Bu yoğun atmosferin içinde halkın dikkat çeken bir diğer yönü ise gösterişe, yani "şatafata" olan düşkünlükleri. Giyimde, ev dekorasyonunda, mekân tasarımlarında ve sosyal hayatta ihtişamı sevmek, buradaki kültürel kimliğin ayrılmaz bir parçası. Buna rağmen, evlerin ve kamusal alanların iç düzeninde gösterilen bu ihtişam merakı, aynı zamanda inanılmaz bir titizlik ve temizlik anlayışıyla birleşiyor. Ziyaret ettiğiniz mekanların ve evlerin içindeki o özenli temizlik, dışarıdaki tozlu ve kaotik sokak manzarasıyla tam bir tezat oluşturuyor.
Konaklama ve sosyal yaşam anlamında kente baktığınızda, uluslararası standartları sunan birkaç iyi lokasyon ve otel seyyahların sığınağı oluyor. Ancak şehir merkezinde işler eğlence hayatına ve sosyal sosyalleşme alanlarına geldiğinde belli başlı kısıtlamalarla karşılaşıyor. İçki ve alkollü eğlence mekanlarının sayısı oldukça sınırlı ve bu tür yerler toplumsal dinamikler ile yasal düzenlemeler nedeniyle oldukça izole, mahrem noktalarda konumlanıyor. Klasik anlamda hareketli bir gece hayatı bulmak Bağdat’ta oldukça güç; eğlence daha çok aile odaklı restoranlarda veya kapalı devre çalışan özel mekanlarda şekilleniyor. Sekiz günün sonunda Bağdat; tüm çelişkileri, yakıcı sıcağı, güler yüzlü insanları, sokaklarındaki politik izleri, enerjik gençliği ve köklü gelenekleriyle hafızada iz bırakan, keşfedilmeyi bekleyen gizemli ve yorgun bir dev gibi akıllarda kalıyor.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bağdat'a iklim Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bağdat'a iklim yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Bağdat'a iklim yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL