Gerçeğe yardım ediniz. gerçek size yardım etmekte gecikmeyecektir. h. newman
Dinçer Dayı
Dinçer Dayı

Osmanlı’nın yalnız kurdu Kara salih

Yorum

Osmanlı’nın yalnız kurdu Kara salih

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

292

Okunma

Osmanlı’nın yalnız kurdu Kara salih

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 1: RAHLE VE VEDA - SİRT 1912
SAHNE 3-7: “CÜZDEN KOPTUĞU GÜN” - 10 DAKİKA

SAHNE 3 - SİRT İPTİDAİ MEKTEBİ - DERS ODASI - GÜNDÜZ - 1912

Taş duvar, alçak tavan. Yerde hasır. Sıra yok. 25 talebe, diz üstü, önlerinde alçak RAHLELER. Her rahlede açık CÜZ. Mürekkep hokkasına batırılmış kamış kalem.

HOCA MEHMİN EFENDİ, 60, sarık, cübbe. Diz çökmüş, talebelere dönük. Önünde büyük rahle, üstünde açık cüz. Çocuklar hep bir ağızdan tekrar eder.

HOCA
(okur, ağır)
“İkra’ bismi rabbikellezî halak…”

TALEBELER
“İkra’ bismi rabbikellezî halak…”

14 yaşında KARA SALİH en arkada. Hiperaktif. Dizleri üstünde ama ayak parmaklarıyla hasırı tık tık vurur. Gözü pencerede uçan serçede. Zekâsı yerinde durmaz.

Hoca Salih’i görür. Ders kesilir.

HOCA
(sert ama kırıcı değil)
Salih! Gözün cüzde değil, göktedir. Gönlün mektepte değil, dışarıdadır. Sen casus musun ki ders yerine dışarıyı gözetirsin?

“Casus” kelimesi Osmanlı’da “gizli, saklı iş gören” manasında. Hırsızlık yok, aşağılama yok. Salih irkilir. Gururuna dokunur.

KARA SALİH
(ayağa kalkar, edeple)
Hocam… Serçe yavrusunu besliyordu. Merhameti gördüm. Cüzde de merhamet yazar diye düşündüm.

Sınıf sessiz. Hoca kaşlarını çatar. Disiplin şarttır o devirde.

HOCA
İlim, gözü dışarıda olanın değildir. Diz çök, tövbe et!

Salih’in çenesi gerilir. Yiğit çocuk, haksızlığa boyun eğmez.

KARA SALİH
Hocam… Ben tövbelik iş yapmadım. Merhamete baktım diye diz çökülmez.

Hoca sopasını hafifçe rahleye vurur. ŞAK!

HOCA
Edeb! Diz çök dedim!

Salih tek diz üstüne çöker. Ama başı eğilmez. Gözü hocadadır. Hoca bir kez daha vurur baldırına. Salih acıyla kasılır ama “of” demez. Hemen doğrulur.

KARA SALİH
(dişlerini sıkarak)
Hocam… Dizim yere değer. Ama boynum bükülmez.

Hoca şaşır. Öfkesi büyür. Salih’in cüzünü kapatır.

HOCA
Madem söz dinlemezsin, madem haksızlığa tahammülün yok… Bu mektebin kapısı sana kapalıdır Salih!

Sessizlik. Sadece cüz sayfalarının hışırtısı.

---

SAHNE 4 - MEKTEP AVLU - ANINDA

Salih rahledeki cüzü kapatır. Kamış kalemi mürekkebe batır, son kez “Elif” harfini yazar rahleye. Sonra kalemi yerine koyar.

Sırtındaki çuvaldan çantasını alır. Eşiğe doğru yürür. Talebeler arkasından bakar. Kimse ses çıkarmaz.

Kapı eşiğinde durur. Dönmez. Sesi net:

KARA SALİH
Hocam… Bana “casus” dediniz. Ben casus olmadım. Ama vatan casuslardan geçilmez olursa, ben göz olurum.

Eşiği aşar. Kapı arkasında kapanır. Güneş avluya vurur.

---

SAHNE 5 - SİRT ÇARŞISI - ÖĞLE VAKTİ

Salih çarşıya iner. Bacağı sızlar ama adımı sağlam. Esnaf “Ne oldu oğul?” der. Salih cevap vermez.

Çarşının ortasında TELLAL, davul çalar:

TELLAL
Balkan’da toprak elden gidiyor! Gönüllü lazım! Yiğit olan gelsin!

Kalabalık toplanır. Salih öne çıkar. Boyu kısa ama bakışı keskin.

TELLAL
Çocuksun sen!

Salih yere çömelir. Tozdan üç taş alır. Üç taşı üst üste dizer. Sonra 20 adım geriden tek taş fırlatır. Üstteki taş düşer, alttakiler devrilmez.

KARA SALİH
Çocukluk bitti ağa. Nişanım budur.

Kalabalık “Maşallah” çeker. Salih’in gözlerinde macera ateşi yanar.

---

SAHNE 6 - TİLLO YOKUŞU - GÜN BATIMI

Salih yokuşu tırmanır. Arkasına dönüp mektebe bakar. Minare gölgesi uzar.

Salih cebinden o tek fişeği çıkarır. Babasından kalan. Fişeği alnına koyar.

KARA SALİH
(fısıltı)
Rahlede “Elif” öğrendim. Hayatta “Yiğit” olacağım.

Güneş batar. Salih’in silueti dağa karışır. Çocuk biter, yiğit başlar.

---

SAHNE 7 - DAĞ - GECE - MONTAGE

Hızlı kesitler:
Salih 15 yaşında, karda kurt izi sürer.
Yıldızlara bakıp yön bulur.
Tek başına mavzer söker-takar, gözü kapalı.
Yüksek kayadan atlar, takla atıp düşer ama güler.

Ses over:
KARA SALİH
Mektepten kovuldum. Ama Allah’ın mektebine kaydoldum. Hocam rüzgârdı, kitabım göktü, imtihanım açlıktı.

Son kare: 17 yaşında Salih, sırtında mavzer, ufukta Balkan dumanı. Gözü kara.

KARIR. ALTYAZI:
“Onur kırılan yerde, efsane doğar. Kara Salih Çavuş: 1912”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 2: DAĞDAN CEPHEYE - 1912-1913
SAHNE 8-13: “İLK KURŞUN, İLK ONUR” - YENİ VERSİYON

SAHNE 8 - TİLLO DAĞI - GECE - 1912 KIŞI

17 yaşında SALİH. Post, sırtında tek kırma tüfek, tek fişek belinde. Ay ışığında kurt izi sürer. Hiperaktif, gözü kartal gibi.

Karla kaplı kayalıklarda ilerlerken uzaktan TÜFEK SESİ. Osmanlı gönüllü bölüğü, 20 kişi, karda ilerliyor. Komutanları YÜZBAŞI AHMET, 30, sert bakışlı.

Bölük pusuya düşer. Karşı tepeden TAŞNAK ERMENİ ÇETESİ ateş açar. Eşkıya kıyafeti, çapraz bağlı fişeklik. Kurşunlar karda patlar. 3 asker yere düşer.

YÜZBAŞI AHMET
(bağır)
Siper alın! Cephane bitti!

Salih kayalığın üstünden olanı görür. Aşağı iner, tek başına. Gözü kara.

KARA SALİH
(fısıltı)
Allah… Bir fişeğim var. Bir can kurtarır.

---

SAHNE 9 - KAR TEPE - PUSU - ANINDA - 5 DAKİKA

Salih kar üstünde sürünür. Zekâsı 3 hamle hesaplar. Karşı tepede TAŞNAK ÇETE REİSİ, elinde mavzer, eşkıyalara bağırıyor.

Salih tüfeği omzuna alır. Nefes alır. Nefes verir. Rüzgârı hesaplar. 300 metre.

KARA SALİH
(içinden)
Elif’i rahlede öğrendim. Dal’ı dağda. Şimdi “Hedef”i öğreneceğim.

PAN! Tek kurşun. Taşnak çete reisi mavzeriyle yere yığılır.

Eşkıya çetesi şaşır. Ateş kesilir. Yüzbaşı Ahmet dumanın içinden Salih’i görür.

YÜZBAŞI AHMET
Kim sıktı o kurşunu?!

Salih kayalıktan doğrulur. Tüfeği havaya kaldırır. Yavaşça iner.

KARA SALİH
(sakin)
Ben sıktım komutanım. Fişeğim birdi. Heba etmedim.

Yüzbaşı Salih’in gözlerine bakar. Çocuk ama bakış 40 yaşında.

YÜZBAŞI AHMET
Adın ne senin?

KARA SALİH
Salih. Kara Salih derler bana.

Yüzbaşı gülümser. Salih’in omzuna vurur.

YÜZBAŞI AHMET
Kara Salih… Bu bölükte yerin hazır. Cephanen yok ama gözün var.

Salih gülümser. Cebinden boş fişek kovanını çıkarır, Yüzbaşı’ya uzatır.

KARA SALİH
Komutanım… Boş kovan hatıradır. Dolu fişek vatanadır.

---

SAHNE 10 - TAŞNAK KARGAH MAĞARASI - GECE - 2 SAAT SONRA

Salih tek başına sızar. Zekâ + karizma devreye girer. Mağaranın arkasından girer. İçeride 4 ERMENİ EŞKIYASI, el çizimi harita üstünde plan yapar. Haritada köy isimleri, saldırı rotası.

Salih mağaranın giriş taşını iter. Taş yuvarlanır, gürültü çıkar. Eşkıyalar telaşlanır. Salih kuru ot yakar, dumanı içeri salar.

Karanlıkta 3 eşkıyayı etkisiz hale getirir. Boğuşma sessiz, hızlı. Dördüncüsü kaçar. Salih peşine düşmez. Haritayı alır, cebine koyar.

Çıkarken mağara duvarında yırtılmış Osmanlı bayrağı parçası görür. Parçayı alır, cebine koyar.

---

SAHNE 11 - BÖLÜK KARGAH - SABAH - 1913

Salih haritayı Yüzbaşı’ya verir. Haritada Taşnak çetesinin köy basma rotası işaretli.

YÜZBAŞI AHMET
(şaşkın)
Bunu nasıl aldın?

KARA SALİH
(omuz silkerek)
Uyuyan düşmandan bilgi almak, uyanık dosttan kolaydır komutanım.

Yüzbaşı Salih’e kendi mavzerini verir.

YÜZBAŞI AHMET
Artık senin de mavzerin var Kara Salih. Ama unutma… Kurşun değil, akıl kazanır.

Salih mavzeri öper, alnına koyar.

KARA SALİH
Unutmam komutanım. Akıl namludur. Namus tetiktir.

---

SAHNE 12 - TAŞ KÖPRÜ - FIRTINA - GECE - 1913

Taşnak eşkıyaları geri çekilirken köy yolundaki TAŞ KÖPRÜYÜ yıkacak. Salih gönüllü olur. Tek başına köprüye sızar.

Fırtına, şimşek. Salih köprünün altına iner. İplerle barut fıçılarını bağlar. Eşkıya nöbetçisi gelir, elinde fener.

EŞKIYA NÖBETÇİ
Kim var orada?

Salih cevap vermez. Nöbetçinin fenerini tek taşla söndür. Karanlıkta boğuşur, nöbetçiyi bayıltır.

Tam fitili yakacakken… Köprü üstünde 10 eşkıya belirir. Salih çıkmazda.

Salih gülümser. Fitili yakar. Sonra köprünün kilit taşını yerinden oynatır. Köprü bir ucu çöker, eşkıyalar buzağa düşer.

Salih son anda ipte sallanır, karşı kıyıya uçar. Patlama. Köprü alev alır.

Salih kıyıya çıkar, üstünü silkeler, sırılsıklam. Gülümser.

KARA SALİH
(kendine)
Köprü yıkıldı. Ama köyün yolu açıldı.

---

SAHNE 13 - YÜZBAŞI’NIN ÇADIRI - SABAH - 1913

Yüzbaşı Ahmet Salih’e bakar. Salih’in yüzünde barut izi, gözlerinde ateş.

YÜZBAŞI AHMET
Kara Salih… Sen asker değil, belasın eşkıyaya.

KARA SALİH
Belası oldum ki, mazluma umut olayım komutanım.

Yüzbaşı cebinden ÇAVUŞ RÜTBESİ çıkarır, Salih’in omzuna takar.

YÜZBAŞI AHMET
Çavuş oldun. Ama unutma… Rütbe omuzda değil, yürektedir.

Salih selam durur. Çavuş rütbesine bakar. Sonra ufka.

KARA SALİH
(iç ses)
Mektepten “casus” diye kovuldum. Cephede “çavuş” oldum. Allah adildir.

Kamera Salih’in arkasından Doğu dağlarını gösterir. Ufukta Çanakkale’nin dumanı belirir.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş: 17 yaşında, tek kurşunla çavuş oldu. 1913”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 3: ARIBURNU’NUN KURDU - 25 NİSAN 1915
SAHNE 14-18: “TEK KURŞUNLA DESTAN” - 12 DAKİKA

SAHNE 14 - ARIBURNU SİPERİ - ŞAFAK ÖNCESİ - 1915

Zifiri karanlık. Denizden İngiliz top sesleri. Siperde cehennem. Toprak, kan, barut kokusu.

22 yaşında KARA SALİH ÇAVUŞ. Üzerinde çamur, başında kalpağı. Boynunda o eski fişek kovanı. Elinde Mauser 93, gözü keskin.

Yanında 18 yaşında acemi MEHMET, titrer. Dizleri birbirine vurur.

MEHMET
(fısıltı)
Çavuşum… İngilizler geliyor. Öleceğiz…

Salih Mehmet’in omzuna dokunur. Sesi sakin, gülümser.

KARA SALİH
Korkma oğul. Ölüm hızlıdır. Sen yavaş kalma yeter.

Karşı tepeden MAKİNELİ TARA sesleri. İngiliz ANZAK askeri siperden siper atlar. Bizim siperde 5 şehit.

YÜZBAŞI AHMET telsizle bağır:

YÜZBAŞI AHMET
Keskin nişancı bizi biçiyor! Tepede saklanmış! Kimse başını kaldıramıyor!

Salih siperden başını uzatır. PAN! Kurşun kaska değer, kıvılcım saçar. Salih geri çekilir, gülümser.

KARA SALİH
Atışı iyi… Ama sabrı yok.

---

SAHNE 15 - SİPER - ZEKÂ OYUNU - 4 DAKİKA

Salih cebinden kırık AYNANIN parçasını çıkarır. Babasından kalma. Aynayı süngünün ucuna bağlar.

Yavaşça siperden uzatır. Karşı tepede 300 metre ötede KAYALIK. İngiliz KESKİN NİŞANCI orada, Ghillie kıyafetinde, toprağa gömülü.

Nişancı aynayı görür, tetiğe basar. PAN! Ayna paramparça. Salih alevin çıktığı yeri gözüne kazır.

KARA SALİH
Mehmet’e, fısıldar)
Gördün mü oğul? Nişancı sabırsızsa, yerini belli eder.

Mauser’i kurar. Rüzgârı diline değdirir. Toz üfler. Nefes alır… Nefes verir…

PAN! Tek kurşun. 300 metre. Kayalığın arkasından İngiliz nişancı yığılır.

Siperde sessizlik. Sonra… “ALLAH ALLAH” sesleri yükselir.

MEHMET
(gözleri fal taşı)
Çavuşum… Nasıl vurdun?

KARA SALİH
(gülümser)
Akıl namludur oğul. Namus tetiktir. Ben sadece tetiği çektim.

---

SAHNE 16 - İNGİLİZ BASKINI - ANINDA

Nişancı düşünce İngilizler çıldır. 10 ANZAK askeri siperlere hücum eder. Süngü takılmış tüfekler.

Salih öne atılır. Mauser bitti, süngüye sarılır. İlk gelen askeri alnından itekler, yere düşür. İkinciyi omuz darbesiyle sendeletir, süngüsüyle etkisiz hale getirir.

Hiperaktif, atik. Bir o yana bir bu yana. 3 askeri tek başına durdurur.

KARA SALİH
(bağırarak, askerlere)
Siper bırakılmaz! Namus bırakılmaz!

Yüzbaşı Ahmet bunu görür. Mehmet’e emir verir:

YÜZBAŞI AHMET
Çavuşun peşinden gidin! Bu adam siperi bırakmaz!

Salih tek başına 10 kişiyi oyalarken arkasından 20 Mehmetçik gelir. İngilizler geri çekilir.

---

SAHNE 17 - SİPER - GECE - BOMBARDIMAN

İngiliz topçusu intikam için siperi döver. Salih yaralı, bacağı kanıyor. Mehmet onu sürükler.

MEHMET
Çavuşum bırak beni! Sen kaç!

Salih Mehmet’in yakasını tutar, gözünün içine bakar.

KARA SALİH
(acıyla ama sert)
Yiğit, yaralıyı bırakmaz. Kaçan da yiğit olmaz.

Top mermisi siperin 2 metre yanına düşer. Toprak Salih’in yüzünü kapatır. Salih toprağı üfler, güler.

KARA SALİH
Toprak ana misafirperver… Ama daha vaktimiz var.

Cebinden o eski fişek kovanını çıkarır, Mehmet’e verir.

KARA SALİH
Bunu sakla. Bir gün torununa anlatırsın: “Çanakkale’de bir çavuş vardı. Kurşunu tek, yüreği bin tane…”

---

SAHNE 18 - ŞAFAK - SİPER ÜSTÜ - DESTAN ANI

Şafak söküyor. Sis kalkıyor. Salih yaralı halde siperin üstüne çıkar. Elinde bayrak yok, ama kalpağını süngünün ucuna takar, havaya kaldırır.

İngilizler ateş etmez. Sanki saygı duruşu.

Aşağıdan yüzlerce Mehmetçik Salih’e bakar. Yüzbaşı Ahmet selam durur.

YÜZBAŞI AHMET
(bağır)
Kara Salih Çavuş! Bu siper senin sayendedir!

Tüm alay tek ses olur:

MEHMETÇİKLER
Kara Salih! Kara Salih! Kara Salih!

Salih kalpağını indirir, alnına koyar. Gözleri dolar ama yaş akmaz.

KARA SALİH
(iç ses)
Mektepten “casus” diye kovuldular… Cephede “kahraman” dediler. Allah adildir.

Kamera Salih’in yüzünden Çanakkale Boğazı’na çekilir. Boğazda düşman gemileri geri çekilir.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş - Arıburnu, 25 Nisan 1915. Tek kurşun, bin destan.”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 4: SİNA’NIN KARTALI - 1916
SAHNE 19-22: “TEK KURŞUNLA UÇAK” - 8 DAKİKA

SAHNE 19 - SİNA ÇÖLÜ - ÖĞLE - KUM FIRTINASI

Cehennem sıcağı. 50 derece. Ufuk dalga dalga oynuyor. Osmanlı devriyesi, 12 asker, su bitmiş. Atlar bitkin.

23 yaşında KARA SALİH ÇAVUŞ, önde. Üzeri toz, dudakları çatlamış. Elinde Mauser 93, boynunda o eski fişek kovanı.

Gökyüzünde vızıltı. BÜYÜYOR. İngiliz B.E.2c keşif uçağı belirir. Çölün üstünde alçaktan süzülür. Pilot kabininden bize bakar.

YÜZBAŞI AHMET
(telsiz yok, bağırarak)
Siper alın! Bomba atar!

Askerler çöle yatar. Uçak alçalır. Bombalığı açılır. Ölüm geliyor.

Salih siper almaz. Diz çöker. Mauser’i omzuna alır. Gözü uçağa kilitlenir. Hiperaktif zihin 1 saniyede hesap yapar: rüzgâr, mesafe, uçak hızı, kanat açısı.

MEHMET
Çavuşum delirdin mi? Uçağa kurşun mu işler?!

Salih gülümsemez. Sadece fısıldar:

KARA SALİH
Kurşun işlemez… Ama akıl işler.

---

SAHNE 20 - GERİLİM - 3 DAKİKA - SLOW MOTION BAŞI

Uçak 200 metre. Kanatlarında İngiliz bayrağı. Motor gürültüsü kulakları sağır ediyor. Pilotun gözlüğü parlıyor.

Salih derin nefes alır. Boynundaki fişek kovanını öper. Babasından kalan son hatıra değil artık. Vatanın hatırası.

Kum fırtınası bir an durur. Dünya sessizleşir. Sadece Salih’in kalp sesi: GÜM… GÜM…

Salih nişan alır. Hedef kanat değil. Uçağın MOTOR BLOĞU. Soğutma radyatörü. Tek zayıf nokta.

Rüzgâr esti. Salih tetiği yavaşça çeker.

PAN!!!

Kurşun namludan çıkar. Kamera kurşunla birlikte uçağa gider. Slow motion. Kurşun havada döne döne… Uçağın motor radyatörüne girer.

ÇAT! Radyatör patlar. Kaynar su, buhar. Motor alev alır.

Pilot panikle kontrol çubuğunu çeker ama geç. Uçak burnunu kaldırır… sonra süzülmeye başlar.

PİLOT
İngilizce bağır
No! No!

---

SAHNE 21 - UÇAĞIN DÜŞÜŞÜ - 2 DAKİKA

Uçak alev topu gibi çöle çakılır. KUM BULUTU göğe yükselir. Patlama dalgası askerleri devir.

Herkes donar. Toz bulutu dağılırken… Uçağın enkazı yanar. Pilot kabininden duman çıkar.

Salih ayağa kalkar. Tozu silker. Mauser’i omzuna atar. Sesi sakin:

KARA SALİH
Göğe çıkan, yere düşer. Allah’tan büyük yok.

Askerler koşar, enkazın başına gelir. Pilot yaralı ama sağ. Salih pilotun yanına çömelir. Pilot şaşkın, Salih’e bakar.

İNGİLİZ PİLOT
(shocked)
You… You hit the engine? With one bullet?

Salih gülümser. Cebinden su matarasını çıkarır, pilota uzatır.

KARA SALİH
Türkçe, sakin)
Su iç. Biz esire kurşun sıkmayız. Allah misafiri der.

Pilot suyu içer, Salih’in gözlerine bakar. Hayranlık + korku karışımı.

İNGİLİZ PİLOT
Who are you?

KARA SALİH
Ben Kara Salih. Dağda kurdum, cephede çavuşum.

Pilot başını sallar. İnanamaz.

---

SAHNE 22 - ÇÖL - GÜN BATIMI - DESTAN KAPANIŞI

Askerler Salih’in etrafını sarar. Yüzbaşı Ahmet Salih’in omzuna vurur. Gözleri dolu.

YÜZBAŞI AHMET
Kara Salih… Sen insan değil, belasın düşmana.

Salih ufkuna bakar. Ufukta kızıl güneş. Uçağın dumanı göğe yazı yazar gibi.

KARA SALİH
(iç ses)
Mektepten “casus” diye kovuldum. Çölde “kartal” oldum. Allah adildir.

Salih enkazdan İngiliz pilotun kırık GÖZLÜĞÜNÜ alır. Gözlüğü temizler, cebine koyar. Hatıra.

Askerler “Kara Salih! Kara Salih!” diye tekbir getirir. Rüzgâr Salih’in kalpağını dalgalandırır.

Kamera yukarı çekilir. Çölde tek adam, arkasında yanan uçak. Efsane doğdu.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş - Sina Çölü, 1916. Tek kurşun, bir uçak.”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 5: KIZILTAŞ’IN TAŞI - GAZİANTEP 1921
SAHNE 23-26: “KURŞUNSUN TAŞ” - 6 DAKİKA

SAHNE 23 - KIZILTAŞ TEPESİ - ŞAFAK - 1921

Antep kuşatma altında. Harabe evler, yıkık minare. 27 yaşında KARA SALİH ÇAVUŞ, sakalı uzamış, gözleri çakmak. Üzerinde yamalı çavuş üniforması. Boynunda o eski fişek kovanı ve İngiliz pilot gözlüğü.

Siperde 7 kuvvacı. Karşı tepede Fransız YABANCI LEJYONU siper kurmuş. 200 metre.

Saatlerdir siperden baş çıkmıyor. Her kaldıran şehit düşüyor. Fransız KESKİN NİŞANCI, tepede yıkık kilisede saklanmış. Kurşun gibi görür, rüzgâr gibi vurur.

KUVVACI YUSUF
Çavuşum… 3 kardeşimiz gitti. Bu melun kimseyi yaşatmıyor.

Salih siperden bir AVUÇ TAŞ alır. Avucunda tartar. Rüzgârı yanağına değdirir. Gülümser.

KARA SALİH
Yusuf… Kurşunumuz bitti. Ama taşımız bitmedi. Allah toprağı boş bırakmadı.

Yusuf şaşır. Salih cebinden İngiliz pilot gözlüğünü çıkarır. Gözlüğün camını kırar, bir parçasını alır.

---

SAHNE 24 - ZEKÂ OYUNU - 2 DAKİKA

Salih kırık camı süngünün ucuna bağlar. Yavaşça siperden uzatır. Güneş camda parlar.

Karşı tepede kiliseden PARLAMA. Nişancı aynayı görür, tetiğe basar. PAN! Cam parçalanır.

Salih o parlama anını gözüne kazır. Kilisenin 2. katı, sağ pencere, 3. taş.

KARA SALİH
(fısıldar)
Gördüm seni melun. Güneşi kendine kalkan yaptın. Güneş Allah’ındır.

Salih taşları seçer. Düz, ağır, avuca oturan 3 taş. Birini parmağında çevirir. Hiperaktif bilek, çocukluktan beri taş sektir.

Rüzgâr durur. Toz havada asılı kalır. Salih derin nefes alır.

---

SAHNE 25 - TEK ATIŞ - 1 DAKİKA - SLOW MOTION

Salih ayağa kalkar. Siperden tam doğrulur. Fransız nişancı onu görür, nişan alır.

Kuvvacı Yusuf bağır:

YUSUF
Çavuşum yat!

Salih yatmaz. Elindeki taşı fırlatır. Taş havada döne döne gider. 200 metre.

Kamera taşla birlikte uçar. Slow motion. Taş kilisenin penceresinden girer… Nişancının alnına ÇAT diye çarpar.

Fransız nişancı mavzeriyle yere yığılır. Tüfek aşağı düşer.

Sessizlik. Sonra Kuvvacı Yusuf bağıra bağıra:

YUSUF
Allah! Taşla vurdu! Çavuşum taşla vurdu!

Siperde “ALLAH ALLAH” sesleri yükselir. Fransızlar şaşır, ateş keser.

---

SAHNE 26 - TEPENİN ZİRVESİ - GÜN DOĞUMU

Salih siperden çıkar. Yavaşça Kızıltaş Tepesi’ne yürür. Elinde taş yok artık. Elleri boş.

Fransızlar ateş etmez. Sanki anlaşma var.

Salih kilisenin yıkık duvarına varır. Nişancının yanına çömelir. Nişancının yakasındaki HAÇ’ı görür. Haçı çıkarır, cebine koymaz. Yere bırakır.

KARA SALİH
(fısıltı, nişancıya)
Sen vatanın için savaştın. Ben vatanım için. Düşmanlık mezarda biter.

Nişancının mavzerini alır. Mavzerin dipçiğini kırar. Namlusunu toprağa saplar. “Artık öldürmez” işareti.

Arkasından Kuvvacılar gelir. Salih’i omuzlarına alır. “Kara Salih! Kara Salih!” diye bağırırlar.

Güneş doğar. Kızıltaş Tepesi kıpkırmızı olur. Salih’in gölgesi Antep’e düşer.

KARA SALİH
(iç ses)
Mektepten “casus” diye kovuldum. Antep’te “umut” oldum. Allah adildir.

Kamera yukarı çekilir. Salih omuzlarda. Altında kurtuluşa koşan Antep.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş - Kızıltaş Tepesi, 1921. Kurşun bitti, taş konuştu.”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 5: KIZILTAŞ’IN TAŞI - GAZİANTEP 1921
SAHNE 23-26: “KURŞUNSUN TAŞ” - 6 DAKİKA

SAHNE 23 - KIZILTAŞ TEPESİ - ŞAFAK - 1921

Antep kuşatma altında. Harabe evler, yıkık minare. 27 yaşında KARA SALİH ÇAVUŞ, sakalı uzamış, gözleri çakmak. Üzerinde yamalı çavuş üniforması. Boynunda o eski fişek kovanı ve İngiliz pilot gözlüğü.

Siperde 7 kuvvacı. Karşı tepede Fransız YABANCI LEJYONU siper kurmuş. 200 metre.

Saatlerdir siperden baş çıkmıyor. Her kaldıran şehit düşüyor. Fransız KESKİN NİŞANCI, tepede yıkık kilisede saklanmış. Kurşun gibi görür, rüzgâr gibi vurur.

KUVVACI YUSUF
Çavuşum… 3 kardeşimiz gitti. Bu melun kimseyi yaşatmıyor.

Salih siperden bir AVUÇ TAŞ alır. Avucunda tartar. Rüzgârı yanağına değdirir. Gülümser.

KARA SALİH
Yusuf… Kurşunumuz bitti. Ama taşımız bitmedi. Allah toprağı boş bırakmadı.

Yusuf şaşır. Salih cebinden İngiliz pilot gözlüğünü çıkarır. Gözlüğün camını kırar, bir parçasını alır.

---

SAHNE 24 - ZEKÂ OYUNU - 2 DAKİKA

Salih kırık camı süngünün ucuna bağlar. Yavaşça siperden uzatır. Güneş camda parlar.

Karşı tepede kiliseden PARLAMA. Nişancı aynayı görür, tetiğe basar. PAN! Cam parçalanır.

Salih o parlama anını gözüne kazır. Kilisenin 2. katı, sağ pencere, 3. taş.

KARA SALİH
(fısıldar)
Gördüm seni melun. Güneşi kendine kalkan yaptın. Güneş Allah’ındır.

Salih taşları seçer. Düz, ağır, avuca oturan 3 taş. Birini parmağında çevirir. Hiperaktif bilek, çocukluktan beri taş sektir.

Rüzgâr durur. Toz havada asılı kalır. Salih derin nefes alır.

---

SAHNE 25 - TEK ATIŞ - 1 DAKİKA - SLOW MOTION

Salih ayağa kalkar. Siperden tam doğrulur. Fransız nişancı onu görür, nişan alır.

Kuvvacı Yusuf bağır:

YUSUF
Çavuşum yat!

Salih yatmaz. Elindeki taşı fırlatır. Taş havada döne döne gider. 200 metre.

Kamera taşla birlikte uçar. Slow motion. Taş kilisenin penceresinden girer… Nişancının alnına ÇAT diye çarpar.

Fransız nişancı mavzeriyle yere yığılır. Tüfek aşağı düşer.

Sessizlik. Sonra Kuvvacı Yusuf bağıra bağıra:

YUSUF
Allah! Taşla vurdu! Çavuşum taşla vurdu!

Siperde “ALLAH ALLAH” sesleri yükselir. Fransızlar şaşır, ateş keser.

---

SAHNE 26 - TEPENİN ZİRVESİ - GÜN DOĞUMU

Salih siperden çıkar. Yavaşça Kızıltaş Tepesi’ne yürür. Elinde taş yok artık. Elleri boş.

Fransızlar ateş etmez. Sanki anlaşma var.

Salih kilisenin yıkık duvarına varır. Nişancının yanına çömelir. Nişancının yakasındaki HAÇ’ı görür. Haçı çıkarır, cebine koymaz. Yere bırakır.

KARA SALİH
(fısıltı, nişancıya)
Sen vatanın için savaştın. Ben vatanım için. Düşmanlık mezarda biter.

Nişancının mavzerini alır. Mavzerin dipçiğini kırar. Namlusunu toprağa saplar. “Artık öldürmez” işareti.

Arkasından Kuvvacılar gelir. Salih’i omuzlarına alır. “Kara Salih! Kara Salih!” diye bağırırlar.

Güneş doğar. Kızıltaş Tepesi kıpkırmızı olur. Salih’in gölgesi Antep’e düşer.

KARA SALİH
(iç ses)
Mektepten “casus” diye kovuldum. Antep’te “umut” oldum. Allah adildir.

Kamera yukarı çekilir. Salih omuzlarda. Altında kurtuluşa koşan Antep.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş - Kızıltaş Tepesi, 1921. Kurşun bitti, taş konuştu.”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 5: KIZILTAŞ’IN TAŞI - GAZİANTEP 1921
SAHNE 23-26: “KURŞUNSUN TAŞ” - 6 DAKİKA

SAHNE 23 - KIZILTAŞ TEPESİ - ŞAFAK - 1921

Antep kuşatma altında. Harabe evler, yıkık minare. 27 yaşında KARA SALİH ÇAVUŞ, sakalı uzamış, gözleri çakmak. Üzerinde yamalı çavuş üniforması. Boynunda o eski fişek kovanı ve İngiliz pilot gözlüğü.

Siperde 7 kuvvacı. Karşı tepede Fransız YABANCI LEJYONU siper kurmuş. 200 metre.

Saatlerdir siperden baş çıkmıyor. Her kaldıran şehit düşüyor. Fransız KESKİN NİŞANCI, tepede yıkık kilisede saklanmış. Kurşun gibi görür, rüzgâr gibi vurur.

KUVVACI YUSUF
Çavuşum… 3 kardeşimiz gitti. Bu melun kimseyi yaşatmıyor.

Salih siperden bir AVUÇ TAŞ alır. Avucunda tartar. Rüzgârı yanağına değdirir. Gülümser.

KARA SALİH
Yusuf… Kurşunumuz bitti. Ama taşımız bitmedi. Allah toprağı boş bırakmadı.

Yusuf şaşır. Salih cebinden İngiliz pilot gözlüğünü çıkarır. Gözlüğün camını kırar, bir parçasını alır.

---

SAHNE 24 - ZEKÂ OYUNU - 2 DAKİKA

Salih kırık camı süngünün ucuna bağlar. Yavaşça siperden uzatır. Güneş camda parlar.

Karşı tepede kiliseden PARLAMA. Nişancı aynayı görür, tetiğe basar. PAN! Cam parçalanır.

Salih o parlama anını gözüne kazır. Kilisenin 2. katı, sağ pencere, 3. taş.

KARA SALİH
(fısıldar)
Gördüm seni melun. Güneşi kendine kalkan yaptın. Güneş Allah’ındır.

Salih taşları seçer. Düz, ağır, avuca oturan 3 taş. Birini parmağında çevirir. Hiperaktif bilek, çocukluktan beri taş sektir.

Rüzgâr durur. Toz havada asılı kalır. Salih derin nefes alır.

---

SAHNE 25 - TEK ATIŞ - 1 DAKİKA - SLOW MOTION

Salih ayağa kalkar. Siperden tam doğrulur. Fransız nişancı onu görür, nişan alır.

Kuvvacı Yusuf bağır:

YUSUF
Çavuşum yat!

Salih yatmaz. Elindeki taşı fırlatır. Taş havada döne döne gider. 200 metre.

Kamera taşla birlikte uçar. Slow motion. Taş kilisenin penceresinden girer… Nişancının alnına ÇAT diye çarpar.

Fransız nişancı mavzeriyle yere yığılır. Tüfek aşağı düşer.

Sessizlik. Sonra Kuvvacı Yusuf bağıra bağıra:

YUSUF
Allah! Taşla vurdu! Çavuşum taşla vurdu!

Siperde “ALLAH ALLAH” sesleri yükselir. Fransızlar şaşır, ateş keser.

---

SAHNE 26 - TEPENİN ZİRVESİ - GÜN DOĞUMU

Salih siperden çıkar. Yavaşça Kızıltaş Tepesi’ne yürür. Elinde taş yok artık. Elleri boş.

Fransızlar ateş etmez. Sanki anlaşma var.

Salih kilisenin yıkık duvarına varır. Nişancının yanına çömelir. Nişancının yakasındaki HAÇ’ı görür. Haçı çıkarır, cebine koymaz. Yere bırakır.

KARA SALİH
(fısıltı, nişancıya)
Sen vatanın için savaştın. Ben vatanım için. Düşmanlık mezarda biter.

Nişancının mavzerini alır. Mavzerin dipçiğini kırar. Namlusunu toprağa saplar. “Artık öldürmez” işareti.

Arkasından Kuvvacılar gelir. Salih’i omuzlarına alır. “Kara Salih! Kara Salih!” diye bağırırlar.

Güneş doğar. Kızıltaş Tepesi kıpkırmızı olur. Salih’in gölgesi Antep’e düşer.

KARA SALİH
(iç ses)
Mektepten “casus” diye kovuldum. Antep’te “umut” oldum. Allah adildir.

Kamera yukarı çekilir. Salih omuzlarda. Altında kurtuluşa koşan Antep.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş - Kızıltaş Tepesi, 1921. Kurşun bitti, taş konuştu.”

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
BÖLÜM 6: RAHLENİN ÖNÜNDE - TİLLO 1925
SAHNE 27-29: “HELALLEŞME” - 5 DAKİKA

SAHNE 27 - TİLLO İPTİDAİ MEKTEBİ HARABESİ - GÜN BATIMI - 1925

12 yıl geçti. Mektebin duvarı yarı yıkık. Penceresi yok. Avluda ot bitmiş. Eski rahleler kırık, toz içinde.

30 yaşında KARA SALİH ÇAVUŞ girer. Üniforması sade, omzunda çavuş rütbesi. Saçına ak düşmüş. Yürüyüşü ağır ama başı dik.

Boynunda 3 hatıra: Fişek kovanı, İngiliz pilot gözlüğü, kırık haç. Cebinden son hatırayı çıkarır: O gün rahleye yazdığı “Elif” harfinin kazıdığı kamış kalem ucu.

Salih yıkık rahlenin önüne diz çöker. Elini tahtaya sürer. Tozun altından “Elif” çıkar.

KARA SALİH
(fısıltı)
Elif’i burada öğrendim hocam… Yiğitliği dağda öğrendim.

Arkasından AYAK SESİ. HOCA MEHMİN EFENDİ, 73 yaşında. Sırtı bükülmüş, bastonla yürür. Cübbesi yamalı. Gözleri yaşlı.

Hoca Salih’i görünce durur. 12 yıl önceki o gün gibi.

---

SAHNE 28 - YÜZLEŞME - 2 DAKİKA

Uzun sessizlik. Sadece rüzgâr ve karga sesi.

HOCA
(sesi titrek)
Salih… Sen misin?

Salih doğrulur. Selam durur. Ama asker selamı değil. Talebe edebi.

KARA SALİH
Benim hocam. Kara Salih.

Hoca bastonunu yere vurur. Gözünden yaş düşer.

HOCA
Seni “casus” dedim diye kovdum. Sen gittin, vatanı kurtardın. Ben burada kaldım, duvarları süpürdüm.

Hoca öne gelir. Salih’in omzundaki çavuş rütbesine dokunur. Titreyen parmaklar.

HOCA
Mektepten kovduğum çocuk… Cephelerde efsane olmuş. Allah affetsin beni Salih.

Salih bir adım öne çıkar. Hocanın elini öper. Alnına koyar.

KARA SALİH
Hocam… Siz bana “diz çök” dediniz. Ben boyun eğmedim. Ama bugün önünüzde diz çöküyorum. Çünkü siz bana “Elif” öğrettiniz. Elif, dik durmaktır.

Salih cebinden o eski FİŞEK KOVANINI çıkarır. Hocanın avucuna koyar.

KARA SALİH
Bu kovanla ilk kurşunu sıktım hocam. Çanakkale’de, Sina’da, Antep’te… Her kurşun sizin “İkra”nız içindi.

Hoca kovana bakar, ağlar. Ama gururla ağlar.

---

SAHNE 29 - VEDA - GÜNEŞ BATARKEN

Hoca Salih’in alnından öper. Salih’in başını okşar. 12 yıl önceki sopalı hoca değil artık. Baba şefkati.

HOCA
Salih… Mektebin kapısı sana 12 yıl önce kapandı. Bugün sana ardına kadar açıldı. Gel, çocuklara “Yiğitlik” dersi ver.

Salih etrafa bakar. Çocuk yok. Mektebi yok. Sadece harabe.

Salih gülümser. Yık duvara yaslanır.

KARA SALİH
Hocam… Mektebi yıkıldı. Ama dersi bitmedi. Ben dersimi dağda verdim. Siz dersinizi sabırla verdiniz.

Salih cebinden kamış kalem ucunu çıkarır. Yık rahleye son kez “Yiğit” yazar. Altına tarih: 1925.

Sonra ayağa kalkar. Hocaya son kez bakar.

KARA SALİH
Hakkınızı helal edin hocam.

HOCA
Helal olsun oğul. Helal olsun. Sen casus değil… Bu vatanın gözü oldun.

Salih selam verir. Arkası dönük, avludan çıkar. Güneş batarken silueti Tillo yokuşunda kaybolur.

Hoca yıkık rahleye oturur. Avucundaki fişek kovanını öper.

KARIR. ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş. Mektepten kovuldu. Vatanın kalbine yazıldı. 1893-?”

Kamera göğe yükselir. Tillo’nun üstünde kartal uçar.

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
EPİLOG: TORUNA HATIRA - TİLLO 1953
SAHNE 30: “FİŞEK KOVANI” - 3 DAKİKA

SAHNE 30 - TİLLO EVİ - AVLU - GÜN BATIMI - 1953

60 yaşında KARA SALİH. Saçı bembeyaz, sırtı hafif kambur. Ama gözleri hâlâ çakmak. Elinde tespih, yanında 8 yaşında torunu MEHMET.

Avluda asma gölgesi. Önlerinde bakır ibrik, çay. Salih’in dizinde eski, parmak izi silinmiş FİŞEK KOVANI.

Mehmet kovana dokunur.

MEHMET
Dede… Bu ne?

Salih kovana bakar. Gözleri 40 yıl geriye gider. Gülümser.

KARA SALİH
Bu boş bir kovan oğul. Ama içi dolu hatıra.

Salih kovana üfler. Tozunu alır. Tespihi bırakır.

KARA SALİH
Bu kovanla ilk kurşunu sıktım. 17 yaşındaydım. Dağda açtım, Çanakkale’de dondum, Sina’da yandım, Antep’te kanadım.

Mehmet gözlerini kocaman açar.

MEHMET
Dede… Korkmadın mı?

Salih torununun saçını okşar. Avludaki yık mektep duvarına bakar.

KARA SALİH
Korktum oğul. Yiğit korkmaz diyen yalan söyler. Yiğit korkusunu dizginleyendir. Mektepten “casus” diye kovuldum. Ama Allah bana “vatanın gözü” olmayı nasip etti.

Salih kovana uzanır, torununun avucuna koyar.

KARA SALİH
Bunu sana bırakıyorum Mehmet. Boş kovan hatıradır. Dolu fişek vatanadır. Sen oku oğul. Kaleminle, ilminle doldur vatanı. Biz kurşunla koruduk, siz ilimle büyütün.

Mehmet kovana sarılır. Salih göğe bakar. Ufukta kartal uçar.

KARA SALİH
(fısıltı)
Elif’i rahlede öğrendim… Yiğitliği dağda… Vefayı Tillo’da. Hepsi bu kovanın içinde oğul.

Güneş batar. Salih’in yüzüne son ışık vurur. Mehmet dedesinin elini tutar.

KARIR. SON ALTYAZI:
“Kara Salih Çavuş
1893 - 1965
Mektepten kovuldu.
Milletin kalbine yazıldı.
‘Boş kovan hatıradır. Dolu fişek vatanadır.’”

Kamera kovandan göğe çekilir. Kovanın ağzından ışık çıkar, Tillo’nun üstüne yayılır.

SİYAH. JENERİK BAŞLAR.

---

KARA SALİH ÇAVUŞ
SON KARE: “VATANA EMANET”

SİYAH EKRAN. TEK SES:

Rüzgâr sesi. Uzakta ezan. Bir kartal çığlığı.

KARA SALİH’İN SESİ
(ihtiyar ama dimdik)
“Evlat… Mektepten kovulmak son değilmiş. Namusunu kovdurmamak sonmuş…”

AÇILIR: TİLLO MEZARLIĞI - 1965 - GÜN DOĞUMU

Sade taş. Üstünde yazı:
*_“KARA SALİH ÇAVUŞ - 1893 / 1965
Mektepten kovuldu. Milletin kalbine yazıldı.”__

Mezarın başında 20 yaşında MEHMET, torun. Elinde diploma. Diz çöker, dedesinin mezar taşına fişek kovanını bırakır.

MEHMET
(fısıltı)
Dede… Söz verdim. Kalemimle doldurdum vatanı. Öğretmen oldum.

Rüzgâr eser. Fişek kovanı devrilir, ağzından bir avuç toprak dökülür.

Kamera toprağa yaklaşır. Topraktan filiz çıkar. Tillo’nun üstüne güneş doğar.

YUKARIDAN ÇEKİM:
Tillo’nun taş evleri, yık mektebin duvarı, uzakta dağlar. Her şey sessiz ama onurlu.

SON ALTYAZI EKRANA GELİR, TEK TEK:

“Kara Salih gibi binlercesi vardı.
Adı kitaba yazılmadı.
Ama vatan onların omzunda yükseldi.

Onlar ‘casus’ dediler.
Onlar ‘kahraman’ oldu.

Bu film onlara adanmıştır.”

JENERİK MÜZİĞİ YÜKSELİR:
Zurnanın uzun havası + bendir + kemanın hüzünlü tınısı. Yavaş başlar, sonra marşa döner. Gurur, hüzün, umut hepsi bir arada.

Jenerik akarken altta küçük notlar geçer:
“Rahle ve cüz diyalogları dönem arşivlerinden alınmıştır.
Salih karakteri Antep, Çanakkale, Sina gazilerinin hatıralarından ilhamla yazılmıştır.
Hiçbir millet hedef alınmamıştır. Sadece vatan sevgisi anlatılmıştır.”

SON KARE:
Siyah ekran. Ortada tek satır, beyaz harflerle:

“BOŞ KOVAN HATIRADIR. DOLU FİŞEK VATANADIR.”

3 saniye bekler. Söner.

Dincer DAYI

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Osmanlı’nın yalnız kurdu kara salih Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Osmanlı’nın yalnız kurdu kara salih yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Osmanlı’nın yalnız kurdu Kara salih yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL