4
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
86
Okunma
Yazmayı unutup ânı yaşamaktaki tadımlık zamanlarımdan geliyorum. Sessizlik duvarlara yansırken içimde bir çığ gibi büyüyor. İrdelenmiş ve reddedilmiş aşklar deformasyonuyum. Kula tapmadan kendimi kurtardım. Denize vuran güneşin görsel şiirini canım çeker gibi, bir güzellikte resmedilen yanlış adamın seri numarasını ezberlemiyorum artık. Hata kodu veriyorum: 404 Not Found — bu kalp sevemiyor.
Turkuaz İstanbul’un denizi andıran ve celladının martılara atılan susamlı simitler olduğunu sandığım o ürkek zamanlarımı çoktan devirdim. Delirdim.
Bir başkasıyla sevişen adamları toy bela yaşımın absürt cehaleti saymaktan, gönlüme tokmakla vurup canımı acıtırcasına vazgeçtim. İsmi lazım değil; lümpen bir savaşın ortasında sezon finali de değildi. Direkt ve dümdüz bir esamede sivrilen finaldi.
Düğümü çözdüm. Tombalak hasretin, çıyan sıskalığına düşen ilk kar tanesi olmayacağım. Mevsim, ikonik bir yaz.
Vapurları, turkuazı ve gönlümde ziftlenen bir memba sayılan umutlarımı seveceğim. Serin sonralara sonbahar düşünce de gelmesinler.
Bu gönülde merhaba; bu umutta aşk sahtesi şaraba katılan bir üzüm kalmadı.Çok mu çok, az mı az...Binaen düşen ateşimle birlikte kovulan adı: dert olur.
Dilara AKSOY
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.