0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
119
Okunma
Bugünlerde kendi kendime düşünür dururum. Yalnızlık insana gerçekten özdeğerini gösteren bir duygu mu yoksa gerçekten kötü bir his mi? Sosyal medyada yalnız olan güçlüdür klişeleri eğer gerçekten yalnız kalırsan o kadar inandırıcı olmuyormuş. Gecenin bir vakti tavana bakarak bunu anladım. Uykulara rahat dalamamak fazla düşünmek bu hayat nereye kadar böyle gidecek dedikçe sorularıma cevap bulamaz işinden içinden çıkamaz hale geliyorum. Özellikle etrafında insanlar olduğu halde seni anlamayan insanlar var ise yalnızlığı ruhani olarak daha çok anlamaya başladım. Sanki bir şey anlatırken birden gözlerin uzaklara dalar net sesler uğultuya döner ve dersin ki ’ Ben burada ne yapıyorum?’ . Sonrasında buna alışmak eşlik ediyor. Dışarıya deniz kenarına , ağaçların olduğu yere gidiyorum. Denizin dalgalarının şakırtısı, tuzlu yosun kokusu, güzel bir ağacın gölgesinde otururken gökyüzünün pamuksu bulutlarıyla göz göze geliyorum. Diyorum ki ’ Şu an bu huzurlu ortamda düşündüklerimi beton boş kahkahaların olduğu bir kafede başkasıyla paylaşsam mı daha rahatlarım yoksa düşünüp, düşünecek bir şey kalmayana burada oturup kalkarsam mı?’. Cevap insan bazen her ikisine de ihtiyaç duyuyor. Ama en çok yatağımda pencereye dönük yatarken düşünürken sağıma döndüğümde bir çift gözün ’Merak etme ben hep buradayım.’ demesine ihtiyaç duyuyorum sanırım. Sarılmak sarıldığın zaman o güvenli kucağın sana dinlettiği en güzel melodiyi duymak. Senin için çarpan bir kalbin melodisi kadar hiç bir şey güzel olamaz sanırım. Yalnız olmadığını sözcükle değil güvenle ve huzurla hissetmek...
Bence bu dünyadaki her şey aşk üzerinedir. Yalnızlığın tam zıttı aşktır. Bir insana duyulması gerekmez evcil hayvana, çiçeğe, doğaya, Tanrı’ya, ve biz neye istersek ona...
Âşık isek yalnız değiliz.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.