1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
69
Okunma
"Coğrafya kaderdir" derler.Şu dünyaya gelip, gözlerimizi açtığımızda; ilk vatanımız annemiz olur.O beslemeden hayatta kalamayız.Artık biz ona, o bize aittir.Kısa bir zamanın ardından adımız, dinimiz, milliyetimiz belirlenmiş olur.Buna göre şekillenir inançlarımız, değer yargılarımız.Ve böylece nasıl hissedeceğimiz de belirlenmiş olur kısmen.Herkes bir ülkeye doğar, milliyeti belli olur da.Kaç kişiye nasip olur bir vatana sahip olmak. Uğruna kan dökülmüş, ölünmüş, öldürülmüş.Genç kızlar evlenirken çeyiz sandığına Türk Bayrağı ve Kur’an’ı Kerim konmuş.Genç erkekler askere giderken eline kına yakılmış.Bu vatan için yeri gelirse canını ortaya koysun diye.Ben ayrıcalıklı olduğumuzu ve şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Esarete boyun eğmeyen bir ecdada sahibiz. İç Anadolu’nun bozkırı, ozanlarıyla.Ege’nin efeleriyle; Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla; Trakya’nın Kırkpınarı’yla; Güneydoğu (Mezopotamya) medeniyetler beşiği, Peygamber şehirleriyle; Doğu Anadolu dağlarıyla; Akdeniz denince turkuaz suları, yörükleriyle...Ah! İstanbul ya sen mavi gözlü bir kız kadar güzelsin.Şimdi hangisini hangisinden ayırt edeyim? Hepsi bir bu toprakların yaşayan tüm halkıda bir .Hele ki şimdi tek yumruk, tek yürekten sevmeliyiz bu vatanı.Vatansız kalmak, annesiz kalmak gibi gözü yaşlı, sahipsiz.Nasıl unuturuz daha 15’ine gelmeden şehit düşen gencecik oğulları, gözü yaşlı anaları, babaları, genç kızları? Mermi taşırken donarak ölen Şerife Bacı’yı ,Gördesli Makbule’yi, erkek kılığına girip cephede savaşmış Halime Çavuş’u(kocabıyık),Erzurumlu Kara Fatma’yı, Nezahat Onbaşıyı, Çete Emir Ayşe’yi hepsine selam olsun, ruhları şad olsun.Daha küçücükken bize anlatıldı.Nasıl bir coğrafyaya doğduğumuz biz nasıl vatan bildiysek bu toprakları.Sıra bizde her birimize görev düşüyor.Bizde anlatmalıyız vatanımızı çocuklarımıza her yönüyle sevdirmeliyiz. Hele şimdi dünya bir alev topu gibi yuvarlanırken daha çok sarılmalıyız bayrağa. Bir hikaye paylaşmak istiyorum sizinle.Hikayenin 2.Dünya Savaşı yıllarında Amerika’nın Japonya’ya atom bombası attıktan sonraki yıllarda geçer ."Japonya’dan Amerika’ya üniversiteyi bursla kazanan yoksul bir ailenin evladı gelmiş.Tüm yıl aynı gömleği giymiş, düğmesi günün birinde kopmuş. Çocuk kopan düğmenin yerine yenisini almamış, kola kapağının açma halkasını takmış.Tüm öğrenciler onunla alay etmiş.Ama o azimle daha çok çalışıp ülkesine bir nefer olmak istemiş.Ve okulunu dereceyle bitirmiş.Mezuniyet konuşmasında durumu Japon genç şöyle açıklamış:
"Düğme yüzünden dalga geçtiniz. Neden bir düğme alıp yerine dikmek yerine, benimle dalga geçmenize izin verdiğimi merak ediyorsanız şunu söyleyeyim ki; Hiroşima’da halkımı katleden bir ülkeye bir düğme parası dahi vermemek içindi. Benim kazandığım paranın tek bir kuruşunu bile haketmiyorsunuz. Bu ülkeden düğme parası dahi harcamadan gideceğim için mutluyum"demiş.Ben bu hikayede vatan sevgisinin yanında bilinçli ve sorumlu olmayı görüyorum.Marketlere, mağazalara gittiğimizde biz de kendi ülkemiz için olanı almalıyız. Aldığım küçücük bir şey markası önemli değil dememeliyiz. Unutmayalım her çok azdan olur. Japonların Hiroşimasi varsa bizim de "Çanakkalemiz" var onlar daha küçükken çocuklarını bu konuda eğitiyorlar. Biz de yavrularımıza "Kurtuluş Savaşı’nı"anlatıp ve Çanakkale’ye götürerek beyinlerine kazıyabiliriz bu vatanın nasıl kazanıldığını.Allah katında bile kim kendini hangi milletten gibi hissediyorsa o milletten sayılıp yargılanacak.Benim vatanım Türkiye.Son olarak sevgili Yunus Emre’nin sözüyle bitirmek istiyorum "Pişrev bize Kur’an durur, vatan bize cennet durur". Işıl Koyuncu
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.