1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
40
Okunma

Bir zamanlar sofralar sadece yemek yenilen yerler değildi. Sofra, evin kalbiydi. Günün yorgunluğu orada bırakılır, kırgınlıklar orada unutulur, sevinçler orada çoğalırdı.
Akşam olunca herkes aynı saatte evde olurdu. Anne mutfakta son hazırlıkları yapar, masaya konan her tabakta bir emek, her lokmada bir bereket olurdu. Sofraya kimse tek başına oturmazdı. Bir kişi eksikse beklenirdi. Çünkü sofranın değeri yemekle değil, etrafında toplanan insanlarla ölçülürdü.
Bazen misafir gelirdi. Önceden haber verilmezdi. Evde ne varsa o paylaşılırdı. Sofra büyür, tabaklar çoğalır, ekmek biraz daha ince bölünürdü. Kimse “yeter mi?” diye düşünmezdi. Çünkü bereketin çoklukta değil, paylaşmakta olduğuna inanılırdı.
O sofralarda sadece yemek yenmezdi. Gün anlatılırdı. Okuldan gelen çocuk başından geçenleri söyler, baba işte yaşadıklarını paylaşır, anne günün telaşını anlatırdı. Bazen küçük tartışmalar olur, bazen kahkahalar yükselirdi. Ama herkes birbirinin sesini duyardı. Herkes birbirinin hayatına dokunurdu.
Şimdi sofralar hala var ama o eski kalabalıklar artık yok. Aynı evin içinde yaşayan insanlar bile farklı saatlerde yemek yiyor. Kimi televizyon karşısında, kimi telefonuna bakarak, kimi aceleyle bir şeyler atıştırarak kalkıyor. Sofra kuruluyor ama sohbet kurulmadan dağılıyor.
Eskiden yemek beklenirdi, şimdi insanlar bekletilmiyor. Herkesin zamanı ayrı, herkesin dünyası ayrı oldu.
Misafir sofraları da eskisi gibi değil. Haber verilmeden gelen neredeyse kalmadı. Gelen olduğunda bile eski rahatlık, eski doğallık yok. Çünkü artık sofralar büyümeye alışık değil.
Belki de sofralar küçülmedi aslında. belkide kabullenmek zor olsa da aslında biz küçüldük gibi. Paylaşmayı, beklemeyi, birlikte olmayı çok uzun zamandır unuttuk.
Oysa bir sofrayı büyüten şey o sofradaki yemekler değildir. Aynı ekmeği bölüşmek, aynı demlikten bardaklara dökülen çayın buharını izlemek, aynı anda gülmek ya da susabilmektir.
Eskiden bu sofralardan hiç kimse aç kalkmazdı.
Şimdi ise karınlar doyuyor ama gönüller hep eksik kalıyor.
Belki bundan sonra yeniden o kalabalık sofralar kuramayız. Ama bir akşam telefonu bir kenara bırakıp, sofraya sadece yemek için değil, birbirimiz için oturabiliriz.
Çünkü bazı şeyler azaldıkça değeri anlaşılır.
Ve en çok eksilen şey, birlikte geçirilen zamandır.
“Unutmayın ki ekmek paylaşıldıkça büyür, zaman ise paylaşıldıkça çoğalır.”
*
Mehmet Demir
21223