1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma

Füsun’u birkaç bölümde, birkaç kesitte gördüm.
Kim bilir kimler hangi duyguyla izleyip paylaşıyor o videoları.
Kimi için sıradan bir dizi karakteri.
Ben ise her salisesinde tanıdım onu.
Sonunda kestirdiği o küt saçlarından, alnına düşen kakülünden, beklerken gözlerinde biriken o yorgun ışıltıdan tanıdım.
Fark edilmeyen küpesi değil, içtenliği idi.
Başkalarına korkusuzca bağlanabilenler, ona hep yarım ilişkiler sundular.
Füsun merhametli ve güvenilirdi.
Sevilmek uğruna bedel ödemeyi “normal” bildi. Fedakârlığı sevgiyle karıştırdı.
Yarım bırakıldığını değil, bağ kurduğunu düşündü. Ta ki ruhu bu sürekli eksilmeyi taşıyamayana kadar.
Neşeliydi. Çocuksuydu. Yaşam doluydu.
Başkalarına yeteyim derken büyüyemedi Füsunlar. Besleyecek bir şey kalmayana dek…
Kuru bir özürle gençliğinden giden yıllara teselli ararlar. Saçına aklar düşene, yüzü yorgunlaşana dek bir gün tam sevileceğine inanarak bekler durur Füsunlar.
Gülüşleri içtendir.
Gözyaşları sessizdir.
Bazısı delirir.
Bazısının bedeni konuşur; ağrıyla.
Füsun’un suçu yok.
Ona sevilmenin bir bedeli olduğu öğretilmiş.
Füsun onlara ayçiçeği dolusu bir tarla sundu;
onlar biçti, gittiler.
Büyümek için uğraşan Füsunlara gelsin.
TBB
19.02.2026 1:43
Tablo - Gustav Klimt / Sunflowers 1907
5.0
100% (3)