2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
40
Okunma

Kadın…
Sadece bir cinsiyet değil.
Bir zihin.
Bir emek.
Bir direnç biçimi.
Doğurur, büyütür, üretir.
Ama sadece çocuk değil;
Fikir doğurur, umut büyütür, hayat üretir.
Görülür.
Beğenilir.
İlgi çeker.
Ama çoğu zaman
anlaşılmaz.
Çünkü bazı gözler görmek için değil,
sahip olmak için bakar.
Bir kadın güzelse,
yanına aklını da koymuşsa,
üstüne bir de güçlü durmayı öğrenmişse
işte orada dengeler değişir.
Çünkü alışılmış hikâye şudur:
Güzel olsun ama sessiz olsun.
Zeki olsun ama gölge kalsın.
Başarılı olsun ama ürkütmesin.
Ama bazı kadınlar vardır…
Hem parlar,
hem düşünür,
hem üretir,
hem de kimseye küçülmez.
İşte mesele tam da burada başlar.
Böyle bir kadın
birileri için ilhamdır,
birileri için hayrandır,
birileri için meraktır…
Ama bazıları için
“hak edilmiş bir ödül” sanılır.
Oysa kimse kimsenin ödülü değildir.
Kimse, sadece var olduğu için
bir başkasının hayaline ait olmak zorunda değildir.
Sosyal medya ise bu yanılgının büyüteci…
Bir fotoğraf paylaşır:
“Bunu benim için koydu.”
Bir düşünce yazar:
“Bana mesaj veriyor.”
Bir gülümser:
“Beni davet ediyor.”
Hayır.
Bir kadının görünür olması
ulaşılabilir olduğu anlamına gelmez.
Nazik olması, açık kapı değildir.
Güzel olması, ortak kullanım alanı hiç değildir.
Sorun kadının varlığı değil,
bazı zihinlerin sınır tanımayan sahiplenme alışkanlığıdır.
Görmek başka şeydir.
Beğenmek başka.
Saygı duymak bambaşka.
Ama hak iddia etmek?
İşte orada insanlık biter.
Unutulan şu:
Bir kadını uzaktan takdir edebilirsin
ama hayatına girmek için
onun rızasından başka hiçbir anahtar yoktur.
Ne ilgin,
ne ısrarın,
ne de hayalin
bir kadının sınırlarından daha değerli değildir.
Kadın olmak zaten başlı başına bir mücadeleyken
bir de sürekli yanlış anlaşılmak,
yanlış okunmak,
yanlış niyetlere maruz kalmak…
İşte yorgunluk biraz da buradan gelir.
O yüzden mesele güzellik değil.
Mesele dikkat çekmek de değil.
Mesele şu:
Bir kadını görmekle
onu kendine ait sanmak arasındaki farkı öğrenememiş zihinler.
Ve her kadın,
sadece var olarak bile,
bu farkı öğretmek zorunda bırakılıyor hayata.
Kadın…
Sadece bir cinsiyet değil.
Bir zihin.
Bir emek.
Bir direnç biçimi.
Doğurur, büyütür, üretir.
Ama sadece çocuk değil;
Fikir doğurur, umut büyütür, hayat üretir.
Görülür.
Beğenilir.
İlgi çeker.
Ama çoğu zaman
anlaşılmaz.
Çünkü bazı gözler görmek için değil,
sahip olmak için bakar.
---
Bir kadın güzelse,
yanına aklını da koymuşsa,
üstüne bir de güçlü durmayı öğrenmişse
işte orada dengeler değişir.
Çünkü alışılmış hikâye şudur:
Güzel olsun ama sessiz olsun.
Zeki olsun ama gölge kalsın.
Başarılı olsun ama ürkütmesin.
Ama bazı kadınlar vardır…
Hem parlar,
hem düşünür,
hem üretir,
hem de kimseye küçülmez.
İşte mesele tam da burada başlar.
Funda Yılmaz
5.0
100% (1)