3
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
36
Okunma
Astar;
Saat altı, uyanığım. Sabah ezanı okundu okunacak. Yatak odamın camından sarkarak etrafı izlemeye başlıyorum. Bir dal sigara tutturup dudaklarımın ucuna tan yerinin ağarmasına üflüyorum dumanını.
Kara dantel sokağının yamacına gölgesi uzanan delikanlı yalpalayarak köşeyi dönüyor.
Sürekli arkasına dönüp bakmasından anlıyorum ardında bırakmak istemediği bir şeyler olduğunu. Komşumuz Şinasi dede iki dirhem bir çekirdek, yüzündeki nurla aydınlatıp sabahı köpeğiyle yürüyüşe çıkıyor. Hasibe Hanımla el ele gezdiği sabahları yad ediyordu adeta. Az ilerideki esnafın kepenklerini açma çabasına karışıyor adımlarının sesleri.
Şakıyan Arap bülbülünün ötüşü günaydın dercesine kulaklarımı yıkıyor berrak sesiyle.
Dalları sallanan çiçeklerin kokusu yalıyor yüzümü.
Evlerin ışıkları birer birer yanmaya başlıyor. Bunca, bunca yaşam, nasıl da tepiniyor kafamda.
Başkalarına güçlü görüneceğim derken daha çok kendi içime gömüldüğümü fark ediyorum. Bedenim ayakta iken duygularım nasıl bu kadar kırık olabiliyordu.
Gücüm sonda olsa, iki elim kanda olsa hani koşturmaktan belki de.
Bastırılmış ne kadar öfkem varsa hepsini basıyorum kül tabağına.
Zaman iyileştirirmiş. Yalan. Sabır iyileştirir. Okula giden gençler düştü yollara, benim aklım gençlik yıllarıma…
….
Liseye gidiyordum. Gençliğimin yoksulluk günleriydi.
Annemin işinin az olduğu tarihlere denk gelmişti.
O gün okuldan çıkmıştım, anneme okul gezisi olduğunu ve fiyatını söylemiş, Kuşadası, Pamukkale, Aydın, Muğla’yı kapsayan bir gezi olduğunu anlatmıştım. Terzilik yapan annem mahcubiyetini gizleyerek “yeni siparişler aldım, dikerim onları çıkarırım ben kızanımın gezi paracını” demişti. Ve gerçekten de diktiği dikişler gezi masrafımı çıkarmıştı. Üç gün boyunca liseli kızlar, öğretmenlerle doya doya eğlenmiştik. Tek bir farkla!!! Onlar karnını yöresel yemeklerle doyurarak gezinin tadını çıkarmıştı. Ben ise sadece gezdiğim yerlerin bana verdiği keyifle doymuştum. Çünkü para sadece yol masrafına yetiyordu ve ben anneme “hani yemek parası” diyememiştim yüzündeki çaresizliği görünce.
O gün,
Annemin yüzünde gördüğüm o çaresizlikten sonra, çocukluğum boyunca bir daha annemin yanında hiç acıkmadım...
Şey gibi. Etek giyersin, “altına astar giydin mi?” derler. Ben astarın ta kendisiyim, benim içim hiç görünmez. Ya da astar giymem, astarsızım gözükür içim, siz yeter ki görmek isteyin.
Yaşanmamışlıklarımı teyelliyorum gökyüzüne.
Ömrümüzden geriye kaç yas kaldıysa çitileyerek bembeyaz asıyorum balkonuma.
Sizce bu bulmacanın cevabı nedir?Sağdan sola yaşam, yukarıdan aşağıya yalnızlık.
Aşağıdan yukarıya umut!
İnadına yaşamak…
Beyhan Aral
28 Temmuz 2024