0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
65
Okunma
ABD’nin Venezuela hamlesi, sadece bölgesel bir müdahale değil, 21. yüzyılın en sofistike jeopolitik satranç hamlelerinden biri olarak tarihe geçti. bu operasyon sadece Caracas’taki yönetimle ilgili değil; Moskova’dan Pekin’e, Tahran’dan küresel enerji piyasalarına kadar uzanan çok katmanlı bir stratejinin sonucudur.
​Bu "dört kuş" stratejisi...
​
​ABD’nin Venezuela üzerindeki hakimiyetini yeniden tesis etmesi, basit bir "rejim değişikliği" operasyonunun çok ötesinde anlamlar taşıyor. Washington, bu hamleyle hem yakın çevresindeki (arka bahçesindeki) yabancı nüfuzunu temizledi hem de küresel enerji denklemini kendi lehine kalıcı olarak değiştirdi.
​Operasyonun ilk ve en büyük psikolojik etkisi, Rusya ve Çin’in "stratejik ortaklık" vaatlerinin sınırlarını göstermek oldu. Moskova ve Pekin’in yıllarca yatırım yaptığı, askeri ve ekonomik destek sunduğu Maduro yönetiminin bir gecede saf dışı bırakılması, dünyadaki diğer "anti-Amerikan" bloklara şu mesajı verdi: "Kriz anında ne Rusya’nın askeri gücü ne de Çin’in ekonomik kalkanı sizi korumaya yetmez." Bu, ABD’nin küresel caydırıcılığını yeniden en üst seviyeye çıkardı.
​
​Rusya ekonomisinin temel taşı enerji ihracatıdır. ABD’nin dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine (yaklaşık 300 milyar varil) sahip olan Venezuela petrolünü küresel piyasaya kendi kontrolünde sürmesi, fiyatlar üzerinde kalıcı bir baskı oluşturacaktır.
​Düşük Petrol Fiyatı = Zayıf Rusya: Petrol fiyatlarının varil başına belirli bir seviyenin altında kalması, Rusya’nın savunma sanayii ve sosyal harcamalarını finanse edememesi anlamına gelir. ABD bu hamleyle, Ukrayna ve Doğu Avrupa hattında Rusya’yı askeri değil, ekonomik bir kuşatmaya almıştır.
​Çin, devasa sanayisini çevirmek için enerji ithalatına mahkumdur. Venezuela, Çin’in Batı Yarımküre’deki en büyük enerji tedarikçilerinden biri ve Kuşak-Yol Projesi’nin önemli bir kalesiydi. ABD, bu hattı keserek Pekin’i enerji arzında tekrar Ortadoğu ve Malakka Boğazı gibi ABD donanmasının kontrolündeki riskli rotalara mahkum etmiştir. Bu, olası bir Tayvan krizinde Çin’in elindeki "enerji kartını" Washington’a teslim etmesi demektir.
​En kritik nokta burası: Hürmüz Boğazı’nın bypass edilmesi. İran, Batı ile yaşayacağı bir çatışmada her zaman "Hürmüz’ü kapatırım, dünyayı karanlığa boğarım" tehdidini kullanıyordu.
​Venezuela operasyonu ile bu tehdit artık işlevsizdir.
​İran rejimiyle girilecek olası bir sıcak çatışmada, küresel petrol arzındaki eksiklik anında Venezuela rezervleri ile kapatılabilecek durumdadır.
​Bu durum, ABD’nin İran’a yönelik askeri seçeneklerde elini hiç olmadığı kadar rahatlatmıştır.
​
​Buna beşinci bir madde olarak "Petro-Dolar Sisteminin Tahkimi"ni de ekleyebiliriz. Venezuela’nın kripto paralar veya yerel birimlerle petrol satma girişimleri, ABD dolarının küresel rezerv statüsüne bir meydan okumaydı. Harekatla birlikte, dünyanın en büyük rezervleri tekrar %100 dolar sistemine entegre edilerek, Amerikan finansal hegemonyası bir 50 yıl daha sağlama alınmıştır.
​Venezuela Harekatı, askeri bir operasyondan ziyade, ABD’nin önümüzdeki yarım yüzyılı planladığı bir "jeopolitik reset" işlemidir. Artık ne İran’ın boğazları kapatma tehdidi ne de Rusya’nın enerji şantajı, Washington’un stratejik hedefleri önünde engel teşkil edemeyecek seviyeye çekilmiştir...
5.0
100% (1)