Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın. (mark twain)
HÜLYA EKŞİ
HÜLYA EKŞİ

Rüya

Yorum

Rüya

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

73

Okunma

Rüya

RÜYA

O yıl bir yağış, bir yağmur olmuştu. Baharın ucuyla, martın sonlarına doğru tabiat uyanmış, her yer yeşillenmişti.

Hatta namıyla Kara Kemal olan Kemal emmim, o sene mahallemizde kardeşi İsmet’in bir dönümlük avlusuna ekin—arpa—ekmişti. “İçinden ne çıkarsa ineğe danaya yem ederiz,” diye.
O avlunun bile ekini buram buram yeşermişti. Ama martın sonları olduğu için hava soğuktu, yerler çay çamur.

Sabah erkenden kalktım. Gelinin iki çocuğu var; “Bugün mayalı çöreği ben edeyim,” diye hamur yoğurdum, hamuru kuzinenin dibine beklettim. Öğleye yakın, saat on bire doğru hamurun mayası geldi. Hamur leğenini alıp üzerimi sıkı sıkı giyindim, tandır evine geldim. Künde dökmeye başladım.
O sırada içeriye, “Amanın gonşu kızı, şu soğukta tandır evinde ne yapıyorsun?” diye Gülü abam girdi.
“Gel Gülü aba,” dedim, “sabah hamur mayalamıştım da mayası gelmiş. Künde döküyorum, çanak saçta mayalı çörek edeceğim.”
“İyi et bakalım,” dedi. Kapının yanındaki tabureyi altına alıp direğin yanına oturdu.

“Komşu kızı,” dedi, “ben bu gün bir rüya gördüm yahu. Böyle de rüya mı olur? Tövbe yarabbim. Rüyamda Arapları gördüm. Benim rüyayı bir yor hele.”
“Anlat,” dedim, “nasıl rüya gördün?”
“Rüyamda köyümüze Araplar gelmiş bizim köyün inegini danasını önlerine katıp götürdüler götürdüklerini ben gördüm amma sorana ‘Ben bir şey görmediiiiim, görmedim!’ diye bağırırken uyandım,” dedi.
“Gülü aba,” dedim, “senin rüyan şu: Sen bir şey göreceksin ama ‘görmedim’ diye inkâr edeceksin.” dedim.
“Git gonşu kızı,” dedi, “ben gördüğüm hiçbir şeyi inkâr etmem. Ne gördüysem Allah için doğruyu söylerim. Sen de bir şey bilmiyorsun beeee!” dedi ve kalktı, bizim tandır evinden çıktı.

Evine giderken bizim borda kapının yanından, şöyle tarlalara doğru bakınırken, Kemal emmimin kardeşi İsmet’in bir dönümlük avlusuna ektiği ekinin içinde inek dana görüyor.
İnekleri görünce evine girmiyor. “Gideyim şu emmim oğlu Kemal’e söyleyeyim; ekinler yemyeşil yeşermiş, o inek dana kiminse gidip avlusundan çıkarsın,” diye Kemal emmimgile varıyor.
Kemal emmim cumaya gidecekmiş, dışarıda abdest alıyormuş. Gülü abam, “Borda kapılarından İsmet’in avluya ektiğiniz ekinin içinde dört beş inek dana var, söyleyim dedim gidip çıkarın; şu yağmurda ekini çiğniyorlar,” deyip geri kendi evinin ardına gelmiş.
Evinin duvarının dibinde koca bir taş vardı. Gülü abam ne zaman yola çıksa önce o taşa bir otururdu; o taş onun sandalyesi gibiydi. Evine girmeyip o taşın üzerine oturmuş.
Kemal emmim traktörüne binmiş. gidip şu avludaki inekleri çıkarıp köy içine doğru savuşturayım diye evinden çıkmış. İnekleri avludan çıkarıp traktörün önüne katmış. Yoldan inekleri götürürken Gülü abamın yanından geçmş. Gülü abam onun ardından bakmış; yol uzun bir yol, bir boydan bir boya.

Kemal emmim aynı zamanda şeker hastasıydı. İnekleri traktörün önünde götürürken taa Mehmet emmimgilin orada ya varınca şekeri düşüyor gözü kararıyor. Traktör ineğe çarpıyor. ama Kemal emmim ineğe ne olduğunu bilmiyor, “Şekerim iyice düştü, traktörü sağa sola çarpmadan evime bir düşeyim,” diye kendini evine zor atıyor.
İneğin Mehmetlerin arada yıkılıp kaldığını, evinin yanından yol gören Gülü abam geri bize geliyor. Ben tandır evindeydim mayalı çörek ediyorum, onun bize geldiğini hiç görmedim bizim gelinin evine giriyor.

Bu arada bizim üç göz evdenolan erkek kardeşim Aliihsanda köy içine gitmek için evden çıkıyor kardeşim Ali İhsan, Mehmet emmimgilin evinin yanında yolda yatan ineği görünce kaldırmaya çalışıyor ama inek kalkmıyor köy içine varır varmaz köy imamına hemen bir ilan verdiriyor. ilanda ineğin yerini falan söyletiyor ama “Ben bir şey görmedim, sadece ineği yolda yatar vaziyette gördüm,” diyor.

Bu arada Gülü abam bizim gelini yanına alıyor: “Nezla - Necla, bizim Mehmet ağanın evinin yanında bir inek yıkılmış yatıyor. Gel ikimiz gidipte bir bakalım,” diyor. Bizim gelinde gelim Gülü hala diyor gidiyorlar. Oraya varınca Mehmet emmim falan ebinden çıkıyor öteden Hamitlerin Ayhan geliyor , karşıdan komşularımız Hasan koçun eşi Şenal aba geliyor inegin başına toplanıyorlar .

Verilen ilandan sonra inek sahibi köylülerimiz geliyor. İneğin durumuna dayanamayıp veteriner çağırıyorlar. Veteriner gelince ineğin homa kemiğinin kırık oldugunu, hem de altı aylık hamile olduğunu söylüyor. İneğin acilen vinçle filan yukarı kaldırılıp karnından buzağısının alınması gerektiğini söylüyor . Derken konu jandarmaya intikal ediyor; köye, mahallemize jandarmalar geliyor.
Jandarmalar soruyor: “Bu hayvanı bu yolda yatarken ilk kim gördü?” diyor .
Öteden Hamitlerin Ayhan Gülü abam görmüş beni evden çagırdı diyor o lafını bitirmeden
Bizim gelinde birden, “Gülü abam görmüş” demiş.
O sırada Gülü abamın Gülü abamdan 20 yaş büyük olan Mehmet agabeyisi Gülü abama bağırmış: “Her şeyi niye sen görüyorsun bu mahallede? Senden başka kimse yok mu yollarda? Azıcık az dolansan da her şeyi görmesen olmuyor mu?” diye.
Mehmet abisi bağırıp işin içine birde jandarmangirince Gülü abamın kafası allak bullak oluyor tedirgin oluyor. Kendi kendine, “Eyvah, bir de şahit mahit için beni alıp Emirdağı’na götürüyorlarmı ? Vallahi bizim deli herifine cümbüşümüz bitmez o bari duymasa o sede delirir diyor.

Jandarmalar Gülü abamı sorguya çekiyor: Gülü ebe sen nerdeydin “Nasıl gördün, nereden gördün, vuran araba mıydı, traktör müydü?” derken gülü abam korkuyor mu ne oluyorsa…
Gülü abam jandarmalara, “Ben görmediiim, ben hiç bir şey görmedim ben zaten yaşlı bir kadınım gözlerim yakını bile görmüyor evimin yanından taaaa Mehmet agam gilin burayı nasıl göreyim ben de yolda kaçışan çocukların birinden duydum emme kimin çocuguyudu bilmiyim diyor .

Bu olay aynı zamanda köylümüz Hasan Koç’un evinin karşısında yaşandıgı için hemen Şenal abada koşup gelmişimiş .
İnek yerde yatarken yanında olan diğer üç dört ineği, yatan ineğin yanından—öldükte ayıramadık— yatan inegn etrafını açmak için kovalıyoruz ama inekler bizden evvel geri geliyor. O inekleri oradan kaç çocuk çayırlara kadar kovalayıp götürdüyse, çocuklardan evvel yatan ineğin yanına geri geldi, dedi Şenal aba.
Vinç falan geldi, ineği havaya kaldırdılar. Veteriner karnındaki buzağısını yukarıda aldı. Buzağı alınırken homasının kırığından mıdır nedir, inek acılı acılı bir böğürdü. İneğin gözünden akan yaşları görecektiniz; canlar dayanmazdı. “İnek ağladı, ben ağladım,” demişti Şenal aba.

İneğin karnından buzağısını alınca ineği Emirdağı’na, kasabaya götürüp kesime vermişler.
Kemal emmim zaten, “Benim şekerim düştü. Şekerim düşmese ben o ineğe çarpmazdım. İneğinizin değeri her kaç ise ödeyeceğim, köylülerim,” dedi ve ödedi.

Tüm bunlar ben otuz kadar mayalı çöreği çanak saçta pişiresiye kadar yaşanmış bitmiş; ben de hiç duymamışım.
İneğe ve yaşanan onca olaya üzülmüştüm.

Yine de o zaman şu dizeleri yazmıştım.
Şayet konusu olmasa, “Hülya bunu niye yazmış ki, bu ne anlatıyor?” diye düşünebilirdiniz.

Bir dönümlük arpa
Düş oldu bir Arap’la
Arap koygun oynadı
Yandı bin katı para.

Komşu rüyayı gördü
Yazar kendince yordu
Mahallede jandarma
Bu ineği kim vurdu?

Hülya Ekşi

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Rüya Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Rüya yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Rüya yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
1.1.2026 21:40:09
Beğeni:
1
Okunma:
73
Yorum:
0
BEĞENENLER
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL