1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
34
Okunma
Bu yıl kelimelerim yerini bulmadı.
Doğruyu söylediğimde sesim yankı yapmadı; duvarlara çarpıp geri döndü. Bazı ortamlar hakikati kaldırmıyor, bunu yaşayarak öğrendim. Susturulmak istenen yerde kalmanın bir anlamı yoktu. Ben kalmadım. Yer değiştirdim. Çünkü bazen insan kendini korumak için gider.
Gittiğim yerde kendimi anlatmadım.
Bir şehri gezdim, adımı sormayan sokaklarda yürüdüm. Tanınmamak hafifletiyor. İnsan, bilinmediği yerde kendine daha dürüst oluyor. Ben o günlerde suskunluğumu gezdirdim.
Ama suskunluğum tamamen sahipsiz değildi.
Hayatıma, kelimeleriyle yormayan, sustuğunda bile yanımda olduğunu hissettiren bir dost girdi.
Ne çözdü beni ne de yön verdi.
Sadece dağıldığım yerlerde tutunacak bir kenar bıraktı.
Bazı insanlar yarayı kapatmaz;
ama kanamayı durdurur.
Ben o yıl, ayakta kalmayı biraz da bu sayede öğrendim.
Sonra hayat, bazı düşüncelerimi yumuşattı.
Keskin durduğum yerler törpülendi;
itirazlarım daha az aceleci oldu.
Sebebini uzun süre ben de adlandıramadım.
Hayat, hiç alışık olmadığım bir yerinden
sessiz bir düzenleme yaptı sanki.
Ne bir iddia vardı ortada
ne de adına yakışacak bir tanım.
Sadece bazı şeyler eskisi kadar sert değildi.
Hâlâ temkinliyim.
Çünkü bazı yakınlıklar, benzemekten değil
yan yana durabilme ihtimalinden doğar.
Aynı yerden bakmadığımız hâlde
aynı suskunlukta kalabildiğimiz anlar oldu.
Adını koymadım.
Koymak istemedim.
Ama yok sayacak kadar da uzak değildi.
Aynı yıl, güven dediğim şey yön değiştirdi.
En sağlam sandığım yerden çözüldü. İhanet yüksek sesli olmadı; tam tersine çok sakindi. İnsan en çok, kapı kapanmadan terk edildiğinde anlıyor bazı şeyleri.
Ve bütün bunlar olurken ağladım.
Ama evin içinde sesim dolaştı, birine uğramadı. Görülmeyen bir acıydı bu. İnsanı kırmaktan çok incelten. O yıl ilk kez, bir evin içinde fazlalık gibi durmanın ne demek olduğunu hissettim.
Bazı günler ise içimde daha derin bir boşluk vardı.
Ne tam bir isyan, ne açık bir inkâr…
Sadece bildiğim duaların dilime ağır gelmesi,
inandıklarımın kalbimde yer değiştirmesi gibi.
Maneviyatımı kaybetmedim belki ama
bir süre yolunu şaşırdım.
İnsan bazen en çok, kendisiyle arasına mesafe koyduğunda yoruluyor.
Karanlık çoğalınca siyahı azalttım.
Önce dolabımdan başladım. Renkleri hayatıma çağırdım; içimde yer bulamasalar bile, etrafımda dolaşsınlar istedim. Çünkü bazen insan iyileşmez, sadece yön değiştirir.
2025 bana şunu öğretti:
Her kayıp yıkım değildir.
Bazıları insanı yeniden yerleştirir.
Ve yıl biterken takvim, bana kendimle ilgili sessiz bir hatırlatma yaptı.
1 Ocak…
Benim doğduğum gün.
Bu defa yeni yıla dileklerle değil, farkındalıkla giriyorum.
Büyük sözlerim yok.
Sadece şunu biliyorum:
Ben hâlâ buradayım.
Kırıldım ama dağılıp kaybolmadım.
2026’dan mucizeler beklemiyorum.
Ama yolumu yeniden hatırlamak istiyorum.
Daha az yükle, daha sahici adımlarla.
Kendime karşı biraz daha merhametli,
hayata karşı biraz daha cesur olarak.
Yeni yaşım, bana yüksek sesle mutluluk vaat etmiyor.
Ama sakin bir umut bırakıyor avucuma.
Ve ben artık biliyorum:
Bazen umut, insanın kaybolduktan sonra
geri dönmeyi seçmesidir.
Bu bana yeter.
Esma Canyurt