"günlerini düşler krallığında geçirmeyenler, günlerin kölesi olur." halil cibran
Yahya İncik
Yahya İncik
VİP ÜYE

Yahya İncik ile Söyleşi

Yorum

Yahya İncik ile Söyleşi

( 2 kişi )

1

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

596

Okunma

Yahya İncik ile Söyleşi

Yahya İncik ile Söyleşi

1- Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Yahya İncik, 1970 yılının Hıdırellez günlerinde Mersin’in Tarsus İlçesinde yedi çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak doğmuş olup, ilk ve orta öğrenimin Tarsus’ta tamamlamış, yüksek öğrenimi Erzurum ATATÜRK ÜNİ. İİBF İktisat Bölümünde 1995 yılında bitirmiştir. 247 Kısa Dönem Askerlik görevinin ardından 1998 yılında Özel bir bankada çalışmaya başlamış halen aynı bankada ‘’Yönetmen’’ olarak çalışamaya devam etmektedir. Bu arada, İkinci üniversite kapsamında ANADOLU ÜNİ. AÖF Felsefe bölümü son sınıfına devam etmektedir.

2- Yahya İncik edebiyata nasıl ilgi duymaya başladı?

Yahya İncik, aslında edebiyata ilkokul yıllarında tiyatroya ilgi duyarak başladı denebilir. 5. Sınıf zamanında Namık Kemal’in ‘’ Vatan yahut Silistire ‘’ adlı oyununu ilk kez gittiği tiyatroyla izlemiş, ardından, yıl sonu müsameresi için; kolları sıvayıp, bir grup arkadaşıyla aynı sahnelerin tekrarını içeren ‘’Vatan ve Vazife ‘’ adlı bir oyun kaleme alarak, başrolünü oynamış ve edebiyat alanına tiyatro alanından giriş yapmıştır.
Yahya İncik’in tiyatro tutkusu, orta okul ve lise yıllarında kesintiye uğrasada, Üniversite yıllarında, Yurtkur ve Üniversite Kültür Dairesi Başkanlığı ile Erzurum Güncel Kabera adlı özel tiyatrolarda devam etmiştir. Yine üniversite yıllarında hocası olan Şair ve Yazar Prof dr. Nurullah GENÇ’le tanışması o dönmede şiire olan hevesini yön vermeye başlamıştır. ‘’Hocasıyla, şiir ve dil üzere yapmış olduğu tartışmalarda, şiir dilinin ağdalı olduğunu ve okuru yani (beni) zorladığını söylediğinde, hocasının, ‘birazda siz çabalayın’ sözü üstüne daha fazla çaba göstermesi gerektiğini anlayarak, hemen bir lüğat almaya karar verir ve okumaya lüğat üzerinden başlar edebiyatın çalışma ve bedel istediğini anlamıştır. Ve bedel ödemeye hazırdır.

3- Edebiyata ilgi duyduğunuz dönemde etkisinde kaldığını düşündüğünüz sanatçı var mı?

Bilinçli olarak, etkisinde kaldığımı düşündüğüm sanatçı yoktur fakat II.Yeninin biçimsel özelliklerini şiirlerimde kullandığım inceleme sonucu ortaya çıkacaktır. Bana göre ‘’Her şair biraz II.Yeni’dir.’’

4- Bize kısaca aile çevrenizden ve kültürel çevrenizden bahseder misiniz?

Ailem, alt sınıf bir çevrenin geniş aile modeli olup, 5 yaşında babamın kaybıyla hem çalışıp, hemde okumak durumda kalan ben, ailenin yüksek öğrenim görme şansına sahip tek üyesiyim. Bu nedenle 1980 yılı öncesi yaşadığım çocukluk evresinde, içe dönük bir yaşamla ve kültürel çevreyle, büyüdüm. Üniversite döneminde ilk kez Tarsus’u terk ederek Erzurum’a yüksek öğrenim görmeye gittiğimde, Sosyalleşme adına, bir takım çabalar göstermeye başladım. Asıl kırılmam, iş yaşamına başladığım, 1998 sonrasında, oldu Bankanın görevlendirmeleri kapsamında, Ceyhan, Şanlıurfa, Adana, gibi şehirlerde, bulunduğum için buralarda, edebiyat mahfilleri, kitapçılar aramaya önem verdim. Bu çerçevede Şanlıurfa’da kültürel dokusu, üzerimde yaratmış olduğu gurbet hissi ve manevi atmosferi zaten içe dönük beni yazım alanında sürekli bir arayışa yönlendirdi. İktisadi olarak imkanlar artınca, okuma iştiyakiyle kütüphane oluşturmaya başlamıştım. Şanlıurfa’da Halk Eğitim bünyesinde, açılan Yazarlık Okulu’na devam ederek, kuramsal bilginin pratik olarak nasıl esere dönüşmesi gerektiği üzere bir süre kafa yordum. Şiir üzere yazma çalışmaları yaparak, sanal kültür ve edebiyat sitelerinde yayınlama başladım. Bu siteler üzerinde, gerçek edebiyat ve şiir üzere kafa yoran dostlarla tanışma imkanı yaşayıp, şiir üzre bilgi alış verişlerinde bulunmaya çalıştım.
Gün geçtikçe yazdığım şiirlerin sayı ve niteliğinde artış ve değişmeler olduğundan, sanal ortamların dipsiz kuyu olduğu düşündüğümden olsa gerek, şiirlerin kitaplaşması gerektiğini, basılı olanın arşiv niteliği taşıyacağı düşüncesine kapıldığından, 2010 yılda, Tarsus’ta bulunun bir yayıncı dostumla düşüncemi paylaştım. İtirazlar, tartışmalar ve 100’lerce şiirini yok sayılması pahasına, ‘’Be Ey Hüzzam Düş Yakamdan’’ adlı ilk şiir seçkisini oluşturdum. Ve ilk kitap olarak yayımladım. Bu yayımla sonucunda, kitaplaşma serüvenini başlatmıştım. Kitap üzerine ilk eleştirileri aldığımda, kaderin bir çilvesi olarak ‘’ şiir dilinin ağdalı olduğu’’ yönündeydi. Yıllar önce Nurullah hocama yapmış olduğum eleştiri bumerag olarak bana dönmüştü. O zaman şiirin bir üst dil olduğu ve bunun için kolay anlaşılmaması gerektiği sav sözüne sıkı sıkı sarılmaya başlamıştım.
Şiir benim için bir çıkış yolu olduğundan, ilk kitabın ardında, yazmaya devam ederek ikinci kitabın şiirlerini seçkiye hazırlamaya başlamıştım ki, bu kez Adana’ya atamam yapılmıştı. Yeni bir memleket beni bekliyordu. Adana’ya gelince yapmış olduğum ilk iş kitabevi aramak oldu bu arayış benim bugün ikinci ve bundan sonra yayınlanacak kitaplarımın yayımcısı olacak ‘’Karahan Kitabevi’’ oldu. Bu arada hafta sonları sürekli Karahan’a giderek orada tanıştığım şair ve yazarlarla fikir alış verişi başlamış oldu. Benim için Karahan Kitabevi yeni bir edebiyat mahfili oluşmaya başlamıştım. Bu vesileyle artan edebiyat ve şiir konuşmaları 2014 yılında ikinci, kitabımız olan, ‘’Ölü Kuşlar Oratoryosu’’ adlı kitabımızı yayınlama imkanını bize vermiş oldu. Yanısıra, Ulusal dergilerde şiir çözümle yazıları yayınlamaya devam ettim.

5- Yahya İncik en çok hangi konularda eser veriyor, bunun özel bir sebebi var mı?

Yahya İncik, şiir oylumu özcü, aşkın lirik koşturması ve mitolojik bağlamlı şiir üzre çalışmaları yoğunlaşmış olup, şairin yaşamının şiire dahil olduğu düşüncesinde hareket etmektedir. Özellikle toplumsal duyarlılıkla kaleme alınan narrativ şiirlerin şairin çocukluğunda yaşadığı geniş aile geçim sıkıntısı, 1980 yılların çocuklar üzerindeki eylül karaltısı, küçül yaşta baba kaybı beslenilen damar olabilir .

6- Eserlerinizi yazarken hitap etmek istediğiniz bir okuyucu kitlesi var mı? Var ise sebebini söyleyebilir misiniz?

Eserlerimde, estetik kaygısı, duyuşu ve düşüncesi olan bir okur -yazar kitlesi öncellemekle beraber herkesini kendi ‘’kuyu ağızı kadar dünyayı’’ alımlayacağını varsayarak dileyenin okumasını istiyorum. Şiirin bir üst dil kurgusu olduğunu düşündüğümden, okurun benim okuma skalama yakın yani beslendiğim kaynaklara nüfuz edecek birikimde olması gerektiğini düşünüyorum.

7- Yahya İncik’in etkilendiği sanatçı(lar), edebi akım, edebi dönem hakkında bilgi verir misiniz?

Şiirlerin daha çok II.Yeninin biçimsel ve biçem özelliklerine yakın olduğunu düşünüyorum. Tek tek şair ismi sayamam. Bir yere eklemlenme gibi bir özel çaba içerisinde değilim. Toplumsal şiirlere ait damar daha önce edebiyatımızda ceryan eden damarlara eklemlenme olarak değerlendirilmelidir. Bu çaba şair şiirine özne ve şiir kişi olma gayreti olarak izlek olup, öyle değerlendirmelidir.

8- Yahya İncik kendi hikayesinden beslenen bir sanatçı mıdır? Kısaca açıklayabilir misiniz?

Şairin şiire dahil olduğu düşüncesi Yahya İncik’in şiir toplamında izi sürülebilecek bir yaklaşımdır. Şair, yaşadığı ve travma konumuna gelen temleri sağaltım malzemesi olarak estetik kaygıları gözeterek şiirine yansıtmıştır. Bu bağlamda şairin, ilk kitabı olan ‘’Be Ey Hüzzam Düş Yakamdan’’ bu çabanın bir ürünüdür. Dr.Ersun Çıplak’ın ifadesiyle ‘’Şiir terapidir’’

9- Aldığınız eğitimin sanatına olumlu ya da olumsuz katkıları neler olmuştur?

Aldığım ilk eğitimim iktisat üzere olduğundan, daha çok analitik çözümleme yapısının hakim olduğu düşünülür oysa, II.Yeninin Parasız yatılı ve Mülkiye kökenli Şairleri Sezai Karakoç, Cemal Süreya düşünülünce, alan dışı şair olmak avantaj bile sağlamaktadır. Bunun yanında, Felsefe eğitimine devam ederek, şiir-felsefe üzerine yoğunlaşma imkanı estetik bir kaygı, duyuş ve düşünüş sağlamaktadır.

10- Yahya İncik kitap okur mu? Kimleri okur ve okuduğu kitaplar onun sanatına ne şekilde yansır?

Yahya İncik, günlük eylemlerinin bir bölümünü okuma üzre yapmaktadır. Okuma skalasını oluşturan kitaplar şiir oylumlu kitapların yanısıra eğitimini tamamlamaya çalıştığı felsefe kitaplarından oluşmaktadır. Son dönemini üçüncü kitabını hazırlığı olarak, İbrâhim üzre kitaplardan oluşmaktadır. Sezai Karakoç-Gün Doğmadan; John Milton- Kayıp Cennet; Dante- İlahi Komedya; Yücel Kayıran- Esus’a Yolculuk-Son Akşam Yemeği; Dede Korkut Destanı; Abdülvasi Çelebi ,Hâlilname; Yalçın Armağan-İmgenin İcadı vs. Okunan kitapların başlıca okuma sebebi haberdar olmak ve kendine yeni bir yol bulma arayışıdır.

11-Yahya İncik’e göre şiir nedir? Şair kimdir? Siz yaptığınız tanıma uygun bir sanatçı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Yahya İncik’e göre şiir bir yitik maldır. İçimize çekmiş olduğumuz nefes, imgelerin izleğinde koştuğumuz serüven ve boşlukta aradığımız herşeydir. Kutsal kitabın uyardığı, Platon’un devletinde kovduğu kişidir şair/ler. Yahya İncik derdi tanrıyla söz yarıştırmak değildir. ‘’Önce Söz Vardı’’ lafzına sahip çıkıp, gölgesine sığınarak tek bir şiirin peşinden koşmaktır. Bu anlamda arayışına devam etmektir.

12- Şiirin dili hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuda çok farklı görüşler var. Size göre şiir nasıl bir dil ile yazılmalı?

Şiir dilinin bir üst dil olduğu düşünenlerdenim, günlük dil şiir yazımının estetik örgüsünde uzaklaştırır ve şiirde çok anlamlılık dediğimiz şiiri okuyanda farklı tatlar bırakacak yapısını bozacaktır. Şair şiir dilini oluştururken kelime kadrosunu deneysel aşamadan geçirip şiirinde fazlalıkları törpülüyerek oluşturur. Bu şairlerin söz varlığı ve imgelem dünyası eserlerinin bileşkesinde ortaya çıkar bu bileşkenin yapısında şairin dünyayı algılanmasında yaratmış olduğu uzamın etkisi büyüktür. Bu uzanım oluşumunu şair poetik yarılmalardan geçerek yapacaktır. Şiir dünyasının içerisinde bu dönüşümü yaşamayan şairin varlığı söz konusu bile değildir. Şair biçem oluşturken geleneğe yaslanmak ve akabinde hızla kopmak serüvenini yaşayarak kendine ait uzamda, bir söz varlığı, imge ve simge dünyası oluşturarak yoluna devam edecektir.

13- Sizin şiirlerinizde bizim tespit ettiğimiz kadarıyla sosyal temalar ağırlıklı. Bunun sebebi nedir?

Bu temin sebebi alt tabakada yaşanılan sınıfsal bir özgeçmişe dayalı olsa gerektir. Şair bu temi gittiği her coğrafyada gözlemlemiş olup, anlık tepkilerinde oluşturduğu bir şiir söylemi oluşturmuştur. Bunu yaparken şiirinin bir slogana dönüşmesini engellemeye çalıştır.

14- Yahya İncik size göre kendi şiir üslubunu oluşturabilmiş midir?

Yahya İncik şiiri biçem olarak arayışına devam etmekte olup, Behçet Necatigil demesiyle burçlara tırmanmaya çalışmaktadır.

15- Kurmaca dışı yazılarınızdan biraz bahsedebilir misiniz? Genelde bu yazılarınızda hangi konuları işliyorsunuz?

Yahya İncik, kısa bir süre öykü yazmış bu öykülerinin daha çok mistik göndergeleri olan temler üzerine kaleme almıştır. Bu öyküleri ‘’Okuma Mezarlığı ve Aşkın Kayıp Kitabı LÂ adlarıyla Ulusal dergilerde yayınlanmıştır. Okuduğu kitaplar üzerine yazmayı denediği olmuştur. Mesleki temalar olarak yönetim organizasyon ve kişisel gelişim üzerine kaleme aldığı yazıları da bulunmaktadır.

16- Yahya İncik sanata ve edebiyata verdiği bunca emekten sonra bir sanat felsefesinin olduğunu söyleyebilir mi? Varsa bu felsefeden biraz bahsedebilir misiniz?

Yahya İncik şiirine yön vermeye başladığı günlerden, bu zamana kadar arayışın şairi olmuş, ve arayışını sürdürmektedir. Özellikle ikinci üniversite bağlamında okumaya çalıştığı felsefe bölümünü şiir evriminde estetik duyuş ve dil felsefesi oluşumu bakından kullanarak üçüncü kitabının hazırlıklarında kullanmaktadır.

17- Edebiyatta yazar kadar okuyucu da önemlidir. Sizce Türkiye’deki edebi okuyucunun durumu nedir? Bu süreçte sizce neler yapılabilir?

Şairin, şiir okumadığı bir edebi okuyucu kitlesinin varlığı dramatik bir tablo olarak önümüzde durmaktadır. Bu tablonun gerekçesi daha vahimdir. ‘’ Etkilenme endişesi’’ efendim şairimiz şiirlerinde etkilenim olmasın diye başkaca şairleri okumuyormuş vs.. bu masala kendisi de inan şair/ler okuma eyleminden önce yazmaya yeltenmektedir. Bu okumaz/yazan taifesi edebiyatın köşe başlarını tutarak ahbap-çavuş ilişkisiyle şiir hayatına devam etmektedir. Şiirin /Yazının sanal alanda tedavül edilmesi hızlı tüketim nesnesi hâline geldiğinde, kitap yayınlamanın /yayınlatmanın merdiven altı yayıncılar kanalıyla yapılması sonucu, selamlaştığın herkesin şair ve yazara dönüştüğü dönemlerdeyiz. Edebiyat dergilerinin başta dağıtım ve basım maliyetleri sebebiyle bir biri ardınca, kapanması bazıların ise edebiyat adına mizah dergisine dönüştüğü bu dönemde, iyi şiir ve şair bulmak için şairlerin kilikleşmekten vazgeçmesi gerektiğine inanınıyorum. Şairin Politik olarak değil Poetik olarak tercih edilmesi taraftarıyım.


İyi çalışmalar
Teşekkürler.

* Yahya İncik’in Hayatı ve Sanatı Üzerine Nevşehir üniversitesi Yeni Türk Edebiyatı Bölümü Yüksek Lisans Programı Araştırma Projesi olarak Semiha Ceren Öksüz tarafından hazırlanan çalışmanın mülakat sorularına verilen cevaplardan hazırlanan söyleşi olup, soruların cevapları sorulduğu dönem olan 2020 yılını kapsamaktadır. Örneğin şair çalışma hayatından emekli olmuştur. Felsefe eğitimi tamamlamıştır Bahse konu dönemde hazırladığı Nâr-ı İbrâhim Kırık Aşk adlı kitabını yayımlamıştır. Şiir hayatına devam etmektedir.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Yahya incik ile söyleşi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yahya incik ile söyleşi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yahya İncik ile Söyleşi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
-Tesbih-
-Tesbih-, @eternal2
26.12.2025 15:49:37
5 puan verdi



Bu söyleyişi okumak, şiirlerinin ruhunu daha iyi anlamakla eş.


Bir şiirin arkasında yatan hikayenin, bu kadar emek, bedel ve derin bir felsefe barındırması çok etkili.


Özellikle şiiri bir sağaltım merkezi olarak görmeniz.
Erken yaşta yaşanan zorlukların sizi huzuru arayan bir insana dönüştürmesi ve şiirle o çıkış yolunu bulmanız.


Bu ne kadar sahici ve güçlü bir duruş.
Arayışın şairi olarak , sanata bu kadar ciddi yaklaşmanızı be peotik duruşunuzu takdir ediyorum.


Tüm bu zorlu ve meşekatli yolculuktan sonra ortaya çıkan eserleri okumak ayrı bir anlam.


Emeklerinize sağlık şairim.

Selamlar , 🌙

İyi çalışmalar.

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL