0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
359
Okunma
YEREL SEÇİMLERDE SEÇİM REKABETİ, SİYASAL SÖYLEM VE YEREL DEMOKRASİ: 31 MART 2024 SEÇİMLERİ ÖRNEĞİ
Öz
Yerel seçimler, demokratik yönetim anlayışının yerleşmesi ve yurttaşların siyasal karar alma süreçlerine katılımının sağlanması açısından önemli bir demokratik mekanizmadır. Türkiye’de 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimler öncesinde siyasi partiler arasındaki rekabetin yoğunlaşması, seçim ittifakları ve işbirlikleri, siyasi söylemler, kimlik siyaseti ve belediye hizmetlerinin eşitliği gibi konuları yeniden gündeme getirmiştir. Özellikle 2019 yerel seçimlerinde muhalefet adaylarının elde ettiği başarı sonrasında ortaya çıkan siyasi ilişkiler, 2024 seçimleri öncesinde farklı boyutlarda yeniden şekillenmiştir.
Bu çalışmada, 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesindeki siyasal gelişmeler; yerel demokrasi, siyasal rekabet, siyasi partiler arası işbirliği, kimlik siyaseti, eşit yurttaşlık ve yerel yönetimlerin kamu hizmeti sunma sorumluluğu bağlamında ele alınmaktadır. Ayrıca seçim dönemlerinde kullanılan siyasi dilin demokratik kültür üzerindeki etkileri ile seçmen davranışında adayların, projelerin ve yönetim anlayışının önemine dikkat çekilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Yerel seçimler, yerel demokrasi, yerel yönetimler, siyasi rekabet, seçim ittifakları, eşit yurttaşlık, siyasal söylem, Türkiye.
1. Giriş
Yerel yönetimler, demokratik siyasal sistemlerin önemli unsurlarından biridir. Merkezi yönetim ile yurttaş arasındaki ilişkinin doğrudan kurulabildiği temel alanlardan biri olan yerel yönetimler, yalnızca belediye hizmetlerinin yürütülmesinden değil, aynı zamanda yerel halkın karar alma süreçlerine katılımından da sorumludur.
Yerel seçimler ise yurttaşların yaşadıkları kentlerin yönetimine ilişkin tercihlerini doğrudan ortaya koydukları demokratik araçlardır. Bu nedenle yerel seçimlerde ortaya çıkan siyasi rekabetin yalnızca iktidar mücadelesi olarak değil, aynı zamanda farklı toplumsal kesimlerin kent yönetimine ilişkin beklenti ve taleplerinin yarışması olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde Türkiye’de siyasi partiler arasındaki rekabetin giderek yoğunlaştığı görülmüştür. Özellikle 2019 yerel seçimlerinde yaşanan siyasi değişim, 2024 seçimleri öncesindeki stratejilerin belirlenmesinde önemli bir referans noktası oluşturmuştur.
2. 2019 Yerel Seçimleri ve Muhalefet Stratejisi
2019 yerel seçimleri Türkiye’nin yerel siyasetinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. İstanbul, Ankara, Antalya, Mersin ve Adana gibi büyükşehirlerde muhalefet adaylarının başarılı olması, merkezi iktidar ile büyükşehir belediyeleri arasındaki siyasi dengeleri önemli ölçüde değiştirmiştir.
Bu süreçte HDP’nin, Millet İttifakı’nın resmi bir bileşeni olmamasına rağmen bazı büyükşehirlerde muhalefet adaylarına yönelik destekleyici tutumu dikkat çekmiştir. Özellikle büyükşehirlerde muhalefet adaylarının kazanmasında farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden gelen oyların belirleyici olduğu görülmüştür.
Ancak seçim sonrasında siyasi partiler arasındaki ilişkiler her zaman aynı düzeyde devam etmemiştir. Özellikle Antalya örneğinde CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile HDP/DEM Parti çevreleri arasındaki çeşitli görüş ayrılıkları ve karşılıklı eleştiriler kamuoyunda tartışılmıştır.
Bu durum, seçim dönemlerinde farklı siyasi aktörlerin ortaklaşa hareket edebilmesinin, seçim sonrasında sürdürülebilir bir siyasi ve yönetsel ilişkiye dönüşmesinin her zaman mümkün olmadığını göstermektedir.
3. DEM Parti’nin Seçim Stratejisi ve Siyasi İşbirliği Tartışmaları
31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde DEM Parti’nin izleyeceği seçim stratejisi, siyasi tartışmaların önemli başlıklarından biri olmuştur.
DEM Parti tarafından yapılan açıklamalarda, partinin bazı bölgelerde kendi adaylarıyla seçime gireceği, bazı bölgelerde ise yerel dinamikler ve "kent uzlaşısı" anlayışı doğrultusunda hareket edilebileceği ifade edilmiştir.
Bu yaklaşım, yerel seçimlerin kendine özgü siyasi dinamiklerini göstermesi bakımından önemlidir. Çünkü yerel seçimlerde seçmen davranışları, genel seçimlerdeki parti tercihlerinden farklılaşabilmekte; adayların kişisel özellikleri, yerel sorunlar, belediyelerin geçmiş performansı ve bölgesel siyasi dengeler daha belirleyici hale gelebilmektedir.
DEM Parti’nin bazı bölgelerde aday çıkarması, bazı bölgelerde ise farklı siyasi aktörlerle işbirliği arayışına girmesi, yerel seçimlerde stratejik oy davranışının ve siyasi işbirliklerinin önemini ortaya koymuştur.
Bu bağlamda seçim ittifaklarının yalnızca ideolojik yakınlık üzerinden değil, ortak siyasi hedefler ve yerel koşullar üzerinden de şekillenebildiği görülmektedir.
4. Siyasal Söylem ve Kimlik Siyaseti
Seçim dönemlerinde siyasi partilerin kullandıkları dil, seçmen davranışının şekillenmesinde önemli bir faktördür. Bununla birlikte kimlikler üzerinden oluşturulan ayrıştırıcı söylemler, demokratik siyasal kültür açısından çeşitli sorunlara yol açabilmektedir.
31 Mart 2024 seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP ile DEM Parti arasındaki ilişkiye yönelik eleştirileri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in DEM Parti’nin seçim stratejisine ilişkin değerlendirmeleri, siyasi rekabetin önemli örneklerinden biri olmuştur.
Siyasi rekabet demokratik sistemin doğal bir unsurudur. Ancak siyasi partiler arasındaki rekabetin etnik, dini, mezhepsel veya ideolojik kimlikler üzerinden toplumsal ayrışmayı derinleştirecek bir boyuta taşınması, demokratik katılım açısından sorun yaratabilir.
Bu nedenle seçim kampanyalarında farklı toplumsal kesimleri dışlayan veya ötekileştiren söylemler yerine, ortak yurttaşlık anlayışını güçlendiren politikaların öne çıkarılması demokratik siyasal kültür bakımından daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
5. Afyonkarahisar Örneği ve Eşit Yurttaşlık İlkesi
31 Mart 2024 seçimleri öncesinde dikkat çeken gelişmelerden biri CHP Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Burcu Köksal’ın belediye hizmetlerinin siyasi partilere göre farklılaştırılabileceği yönündeki açıklaması olmuştur.
Söz konusu açıklamanın ardından CHP içerisinden de eleştiriler gelmiş ve belediye hizmetlerinin bütün yurttaşlara eşit biçimde sunulması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu tartışma, yerel yönetimlerin temel ilkelerinden biri olan eşit yurttaşlık kavramını gündeme getirmiştir.
Belediyeler, belirli bir siyasi partiye ait kurumlar değildir. Belediye başkanı seçildiği andan itibaren kendisine oy verenlerin yanı sıra kendisine oy vermeyen yurttaşların da temsilcisidir. Dolayısıyla kamu hizmetlerinin siyasi aidiyete göre farklılaştırılması, demokratik yönetim ve kamu hizmetinde eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Bu nedenle yerel yönetimlerde;
siyasi görüş,
etnik köken,
dini inanç,
mezhep,
cinsiyet,
yaşam biçimi
gibi unsurların kamu hizmetlerine erişimde belirleyici olmaması gerekir.
Yerel yönetimlerin temel sorumluluğu, bütün yurttaşlara eşit, adil ve erişilebilir kamu hizmeti sunmaktır.
6. Seçim Dönemlerinde Dezenformasyon ve Siyasi Manipülasyon
Seçimlere kısa süre kala İstanbul’da CHP’yi hedef alan ve Kürt seçmenlere yönelik mesajlar içeren imzasız bildirilerin dağıtıldığına ilişkin iddialar da kamuoyuna yansımıştır.
Bu tür gelişmeler, seçim dönemlerinde siyasi iletişimin ve bilgi kaynaklarının güvenilirliği konusunu gündeme getirmektedir.
Özellikle sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte seçmenler çok sayıda bilgiye kısa sürede ulaşabilmektedir. Bununla birlikte bu bilgilerin tamamının doğru veya güvenilir olmadığı da açıktır.
Bu nedenle seçmen davranışının sağlıklı biçimde oluşabilmesi için siyasi iddiaların güvenilir kaynaklardan doğrulanması önem taşımaktadır.
Seçim dönemlerinde kimliği belirsiz bildiriler, doğrulanmamış sosyal medya içerikleri ve siyasi manipülasyon amacı taşıyabilecek bilgilerin seçmen davranışını olumsuz etkileyebilme ihtimali bulunmaktadır.
Demokratik seçimlerin sağlıklı biçimde gerçekleşebilmesi için seçmenin bilgiye erişim hakkı ile doğru ve güvenilir bilgiye ulaşma imkânının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
7. Yerel Yönetimlerin Temel İşlevleri
Yerel seçimlerin temel amacı yalnızca siyasi partiler arasında bir yarış gerçekleştirmek değildir. Asıl amaç, yerel halkın ihtiyaçlarını karşılayabilecek yönetimlerin demokratik yöntemlerle belirlenmesidir.
Yerel yönetimlerin temel görevleri arasında;
Kentin altyapı ihtiyaçlarının karşılanması,
Ulaşım hizmetlerinin geliştirilmesi,
Çevrenin korunması,
Kentsel planlamanın yapılması,
Sosyal hizmetlerin geliştirilmesi,
Dezavantajlı grupların desteklenmesi,
Kültür ve sanat faaliyetlerinin geliştirilmesi,
Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması,
Şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışının oluşturulması,
Yurttaşların karar alma süreçlerine katılımının sağlanması
gibi alanlar bulunmaktadır.
Bu nedenle yerel seçimlerde adayların yalnızca siyasi kimlikleri değil, aynı zamanda yönetim kapasiteleri, projeleri, geçmiş performansları ve kamu kaynaklarını kullanma anlayışları değerlendirilmelidir.
8. Seçmen Tercihinde Dikkate Alınması Gereken Ölçütler
Yerel seçimlerde seçmen davranışının yalnızca siyasi parti tercihine indirgenmesi, yerel demokrasinin işlevinin daraltılması anlamına gelebilir.
Seçmenlerin adayları değerlendirirken aşağıdaki ölçütleri dikkate almaları önem taşımaktadır:
Adayın kenti yönetme konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olup olmadığı,
Geçmiş dönemlerde gerçekleştirdiği hizmetlerin niteliği,
Kentin temel sorunlarına yönelik somut projelerinin bulunup bulunmadığı,
Belediyeyi şeffaf ve hesap verebilir biçimde yönetip yönetemeyeceği,
Kamu kaynaklarını kamu yararı doğrultusunda kullanıp kullanmayacağı,
Liyakat ilkesine bağlı kalıp kalmayacağı,
Farklı siyasi görüş ve kimliklere sahip yurttaşlara eşit hizmet sunup sunmayacağı,
Yurttaş katılımını ve demokratik karar alma mekanizmalarını destekleyip desteklemeyeceği.
Bu ölçütler, seçim tercihlerinin yalnızca siyasi söylemler üzerinden değil, aynı zamanda yönetsel yeterlilik ve kamu yararı üzerinden şekillenmesine katkı sağlayabilir.
9. Sonuç ve Değerlendirme
31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde yaşanan gelişmeler, Türkiye’de yerel siyasetin yalnızca belediye başkanlarının belirlenmesinden ibaret olmadığını göstermektedir. Seçim sürecinde siyasi partiler arasındaki rekabet, seçim işbirlikleri, kimlik siyaseti, siyasi söylem ve kamu hizmetlerinin eşitliği gibi birçok konu bir arada tartışılmıştır.
Yerel demokrasinin güçlendirilmesi açısından temel mesele, seçimlerin yalnızca kazanılması değil, seçim sonrasında demokratik, şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışının oluşturulmasıdır.
Belediyeler belirli siyasi partilerin veya çıkar gruplarının kurumları değil, bütün yurttaşların ortak kamu kurumlarıdır. Bu nedenle belediye kaynaklarının herhangi bir siyasi, ekonomik veya toplumsal grubun çıkarına tahsis edilmesi yerine kamu yararı doğrultusunda kullanılması gerekir.
Aynı şekilde seçim dönemlerinde siyasi rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütülmesi, ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerden kaçınılması ve seçmenlerin doğru bilgiye erişiminin güvence altına alınması demokratik kültür açısından büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak 31 Mart 2024 yerel seçimleri, yalnızca belediye başkanlarının ve belediye meclislerinin belirlendiği bir seçim olarak değil; yerel demokrasi, eşit yurttaşlık, katılımcı yönetim, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı ilkelerinin sınandığı önemli bir siyasal süreç olarak değerlendirilmelidir.
Yerel seçimlerde temel hedef, herhangi bir siyasi grubun üstünlüğünden ziyade, yurttaşların yaşam kalitesini yükseltecek ve kentlerin geleceğini güvence altına alacak demokratik yönetimlerin oluşturulması olmalıdır.
Demokratik yerel yönetimin temel ölçütü; kimin kazandığından önce, kazananın bütün yurttaşlara eşit hizmet sunabilmesidir.
bunu da lütfen SEÇİMİN ARDINDAN
Bilindiği gibi AKP 2002 yılında yapılan genel seçimlerde tek başına iktidara geldi. Bugüne kadar yapılan ittifaklarla iktidarda kalmayı başardı.
Türkiye, 31 Mart 2024’te yapılan Yerel Seçimleri’nde sandık başına gitti. Ana muhalefet partisi CHP, bu seçimlerden 47 yıl sonra birinci parti olarak çıktı. AKP ikinci parti durumuna düştü.
31 Mart seçiminde hepimiz kaygı ve kuşkuyla, başta Van ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde meydana gelen olaylara tanıklık ettik.
Olaylar şöyle gelişmişti; Van İl Seçim Kurulu, Ak Parti Van Belediye Başkan Adayı Abdullah Arvas’ın talebiyle DEM Partili Abdullah Zeydan oyların % 55.78 almış, AKP’nin adayı % 27.15 almıştı DEM Partili Zeydan’ın seçilme yeterliliği olmadığına hükmetti. Mazbatanın en çok oy alan ikinci sıradaki aday Arvas’a verilmesine karar vermişti.
Bu durum Önce Van’da, daha sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gün boyu gösterilerle karar protesto edildi. Van’da esnaf kepenk kapatırken, öfkeli kalabalık kentin birçok noktasında toplanarak yürüyüşe geçti.
DEM Partili Abdullah Zeydan’ın YSK’ya itiraz etmesi sonucu YSK’nin mazbatanın Abdullah Zeydan’a iade edilmesi kararı üzerine Van’da on binlerce kişinin katılımıyla kutlamalar başladı.
Gençler, kirletilen cadde ve sokaklardaki çöpleri toplayarak ‘’Kazandığımız Van’ın kirlenen cadde ve sokakları biz kirlettik, temizlemek de bizim görevimiz’’ diyerek çevreyi temizledi.
Nihayetinde 31 Mart yerel seçimi geride bıraktık. İlk günlerde Türkiye’nin birkaç yerinde yanlış ve hukuk dışı uygulamalar ardından, YSK’nın kararı hukuk ve demokrasi açısı ve Türkiye’nin selameti açısından önemli bir karardı. Bu karar Türkiye’nin genelinde sevinçle karşılandı.
Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de bazı şehirler ve ilçelerde sonuçlara itiraz edildi, bazı yerlerde de seçmen yeniden sandığa gidecek. Cumhuriyet Halk Partisi, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde tarihi bir başarıyı elde etti.
Ana muhalefet partisi Hatay hariç daha önce aldığı büyükşehirler ve ilçe belediyeleri korumayı başardı. Büyükşehirlerden AKP yönetimindeki Bursa, Balıkesir, Manisa ve Denizli CHP yönetimine geçti.
CHP’nin yeni kazandığı iller ise Uşak, Kütahya, Afyonkarahisar, Zonguldak, Kırıkkale, Bartın, Kastamonu, Amasya, Giresun, Adıyaman ve Kilis oldu.
AKP seçim yenilgisine ilişkin muhasebe süreci başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında MYK toplantısında yenilginin temel nedenleri tespit edildi.
Bu nedenler, “ekonomik kriz, yanlış aday tercihi ve son ana kadar ek zam sözü bekleyen emeklilerin bu beklentilerinin karşılanamaması” olarak sıralandı.
Türkiye genel değerlendirmesi sonrası Mersin’deki gelişmelere gelirsek;
2024 31 Mart seçimlerinde büyükşehirde DEM parti aday göstermedi CHP adayı Seçer’i desteklendi. CHP oyların % 59.52’sini alarak seçildi. AKP’nin desteklediği MHP adayı oyların %31.04’nü alabildi.
Toroslar ilçesinde daha önce MHP’nin elinde olan belediye AKP’nin desteklediği MHP adayı oyların % 39.656’ni alabildi. CHP’den DEM partinin desteklediği ve ortak aday olan Abdurrahman Yıldız oyların %47.05’ini alarak başkan seçildi.
Bunun dışında CHP Anamur, Silifke, Tarsus Aydıncık Mezitli, Yenişehir ilçelerini kazanmış oldu.
MHP Erdemli Gülnar, Bozyazı’yı alabildi.
İYİ parti Mut ve Çamlıyayla’yı aldı.
31 Mart yerel seçimde ikinci kez Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilen Vahap Seçer, Mersin Adliyesi İl Seçim Kurulu’nda düzenlenen törenden sonra, eşi Meral Seçer, milletvekilleri, belediye başkanları ve vatandaşlarla Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.
Seçer, vatandaşlara hitaben şunları söyledi, "Sevgili Mersinliler sorumluluğumuzun, yükümüzün farkındayız. Bu sorumluluk ve yük bizi uyutmaz. Biz sizlere mahcup olamayız. Toplumun önemli bir kesimi bize sahip çıkıyorsa, bizi önemsiyorsa, ’Sana güveniyorum’ diyorsa bunun kıymetini bileceğiz. Bütün belediye başkanlarımın aynı düşüncede olduğunu biliyorum. Hep beraber daha çok çalışacağız. Mersin şahlanacak." Şeklinde açıklamalarda bulundu.
Oruçta personelleriyle iftar yemeğinde bir araya gelen Seçer, aldığı oylar için; “Mersin’de oy kullanma hakkı olan her 10 yurttaşımın 6’sı; ‘Mersin Büyükşehir Belediyesi hizmet ediyor. Bu Başkan’la devam’ kararı aldı. Mersin tarihinde bir ilktir. Hep söylüyoruz; Mersin Türkiye’nin özetidir, Mersin küçük Türkiye’dir’’ şeklinde ifade etti
Birlik ve beraberlik konusunda Seçer, Biz tek yüreğiz, biz Mersin’iz, biz Türkiye’yiz, biz bir milletiz. Farklı siyasi partilere oy veren ama aynı anlayışta olan Atatürkçü ve Atatürk milliyetçisi birçok insan var. Aynı yolda buluşuruz. Bizim için önemli olan Türkiye’dir, milletimizdir ve milletimizin geleceğidir. Biz büyük bir aileyiz. Birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun, her günümüz mutluluk ve huzur içerisinde olsun. Birbirimizi daha çok sevelim ve sayalım” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Mersin’in Akdeniz Belediye Başkanlığı’nı kazanan DEM Partili Hoşyar Sarıyıldız ile Meclis üyesi seçilen Nuriye Arslan, mazbatalarını teslim aldıktan sonra, düzenledikleri yürüyüşle belediye binasına geçen Başkan Hoşyar Sarıyıldız, Akdeniz’in önemini şöyle vurguladı, “Sadece bir belediyenin veya yönetiminin değişiminden ibaret değil bu seçim. Aynı zamanda toplumu kutuplaştıran, toplumda nefret dilini yaygınlaştıran, ayrıştıran, toplumu birbirine kırdıran bir anlayışın toplum tarafından nasıl benimsenmediğini, asıl olanın halk olduğunu, halk iradesi olduğunu, hasbelkader seçilmiş olanların bile nasıl devrilebileceğini bu toplum tekrar bize göstermiş oldu. Akdeniz’de demokrasi inancımız tekrar yeşerdi” şeklinde ifade etti.
Konuşmaların ardından Akdeniz Belediyesi Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ile Nuriye Arslan, matkaplarla başkanlık makamının kapılarını sökerek halka açık şeffaf şekline getirdi.
Sonuç olarak şunu rahatlıkla diyebiliriz;
1 -Türkiye genelinde olduğu gibi CHP Mersinde de birinci parti oldu.
2 – CHP Büyükşehir Belediyesini ikinci kez Vahap Seçer ile kazanabilme başarısını gösterdi.
3 – CHP büyükşehirle beraber 7 ilçeyi kazanabildi.
4 – DEM Parti daha önce AKP’ye kaptırdığı Akdeniz Belediyesini geri alarak başarı hanesine yazabildi.
5 – MHP Toroslar İlçesini CHP’nin ortak adayına kaptırdı.
6 – 31 Mart yerel seçim bir hizmet yarışıydı kimileri önde bitirdi, kimileri geride.
7 – Nihayetinde demokrasi ve hakkaniyet gereği herkes sonuca saygı duymalı. Sonuçta kazanan ve kaybeden şeklinde değil, kazanan demokrasi, kazanan Türkiye olmuştur diye düşünüyorum.
SEÇİMİN ARDINDAN: 31 MART 2024 YEREL SEÇİMLERİNİN TÜRKİYE VE MERSİN ÖZELİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ
Öz
31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimler, Türkiye’nin siyasal tarihinde önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), uzun bir aradan sonra Türkiye genelinde birinci parti konumuna yükselirken, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ikinci sıraya gerilemiştir. Seçim sonuçları yalnızca belediye yönetimlerinin el değiştirmesi bakımından değil; seçmen davranışları, ekonomik koşullar, aday tercihleri, yerel yönetim anlayışı, demokratik temsil ve siyasal meşruiyet açısından da dikkat çekici sonuçlar doğurmuştur. Bu çalışma, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini öncelikle Türkiye genelinde, ardından Mersin özelinde değerlendirmekte; Van’da yaşanan mazbata tartışması, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerindeki sonuçlar ile seçimin ardından verilen siyasal mesajları incelemektedir. Çalışmanın temel tezi, yerel seçimlerin yalnızca siyasi partiler arasındaki bir rekabet değil, aynı zamanda seçmenlerin yerel yönetim anlayışına ilişkin değerlendirmelerini ortaya koyan önemli bir demokratik mekanizma olduğudur.
Anahtar Kelimeler: 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, yerel yönetimler, demokrasi, Mersin, CHP, AK Parti, DEM Parti, seçmen davranışı.
1. Giriş
Türkiye’de yerel seçimler, belediye başkanları ve yerel meclis üyelerinin belirlenmesinin ötesinde, ülkenin siyasal yönelimine ilişkin önemli göstergeler sunmaktadır. Yerel yönetimler doğrudan yurttaşların günlük yaşamını etkileyen hizmetlerin yürütülmesinden sorumlu oldukları için, belediye seçimleri aynı zamanda hizmet anlayışının, yönetim performansının ve adayların toplumdaki karşılığının değerlendirildiği seçimlerdir.
31 Mart 2024 yerel seçimleri bu açıdan özel bir önem taşımaktadır. 2002 yılından itibaren merkezi siyasette önemli bir ağırlığa sahip olan AK Parti, önceki yerel seçimlerdeki güçlü konumuna karşın 2024 seçimlerinde Türkiye genelinde ikinci parti konumuna gerilemiştir. Buna karşılık CHP, uzun yıllar sonra ilk kez yerel seçimlerde Türkiye genelinde birinci parti olmuştur.
Seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo, Türkiye’de seçmen davranışlarının ekonomik koşullar, adayların yerel performansı, siyasi ittifaklar ve merkezi yönetim politikaları gibi çok sayıda faktörden etkilendiğini göstermektedir.
2. Seçim Sürecinde Demokrasi ve Hukuk Tartışmaları
31 Mart seçimlerinin hemen ardından bazı bölgelerde seçim sonuçlarına yönelik itirazlar ve hukuki tartışmalar yaşanmıştır. Bunların en dikkat çekici örneklerinden biri Van’da ortaya çıkmıştır.
Van İl Seçim Kurulu, DEM Parti adayı Abdullah Zeydan’ın aldığı yüksek oy oranına rağmen seçilme yeterliliğine ilişkin bir değerlendirme yaparak mazbatanın ikinci sıradaki AK Parti adayı Abdullah Arvas’a verilmesine karar vermiştir.
Bu karar Van’da ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde protestolara neden olmuştur. Van’da çeşitli toplumsal kesimlerin katıldığı gösteriler gerçekleştirilmiş, olay kamuoyunda yoğun biçimde tartışılmıştır.
Daha sonra yapılan itiraz üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Abdullah Zeydan’ın mazbatasının kendisine verilmesine karar vermesi, seçim hukukunun ve seçmen iradesinin korunması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmiştir.
Bu olay, yerel seçimlerin yalnızca sandıkta oy kullanılmasıyla tamamlanmadığını; seçim sonuçlarının hukuka uygun biçimde tescil edilmesinin de demokratik sistem açısından büyük önem taşıdığını göstermiştir.
Van’da kararın ardından gerçekleştirilen kutlamalarda gençlerin sokaklardaki çöpleri temizlemesi ise toplumsal sorumluluk açısından ayrıca dikkat çekici bir davranış olarak değerlendirilebilir. Seçim sonucunu kutlayan yurttaşların aynı zamanda yaşadıkları kentin ortak alanlarına sahip çıkmaları, demokratik yurttaşlık bilincinin olumlu bir örneği olarak görülebilir.
3. Türkiye Genelinde Seçim Sonuçları
31 Mart 2024 seçimlerinin en önemli sonucu, CHP’nin Türkiye genelinde birinci parti konumuna yükselmesidir. CHP, uzun bir aradan sonra yerel seçimlerde AK Parti’nin önüne geçmiştir.
CHP, daha önce elinde bulunan önemli büyükşehir belediyelerini büyük ölçüde korurken, AK Parti yönetimindeki Bursa, Balıkesir, Manisa ve Denizli gibi büyükşehirlerde de başarı elde etmiştir.
Bunun yanında Uşak, Kütahya, Afyonkarahisar, Zonguldak, Kırıkkale, Bartın, Kastamonu, Amasya, Giresun, Adıyaman ve Kilis gibi illerde de CHP’nin kazanması seçim sonuçlarının yalnızca büyükşehirlerle sınırlı olmadığını göstermiştir.
Hatay ise CHP açısından istisnai bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla seçim tablosu, Türkiye’de yerel siyasi dengelerin önemli ölçüde değiştiğini göstermektedir.
4. AK Parti Açısından Seçim Sonuçları
Seçim sonuçlarının ardından AK Parti içerisinde seçim sonuçlarının nedenleri üzerine değerlendirme süreci başlamıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen toplantılarda seçim sonuçlarının çeşitli faktörlerle ilişkili olduğu değerlendirilmiştir.
Bunlar arasında özellikle:
ekonomik sorunlar,
yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı,
emeklilerin ekonomik beklentileri,
aday tercihlerindeki sorunlar,
yerel yönetimlerdeki performans
gibi unsurların öne çıktığı görülmektedir.
Bu durum, yerel seçimlerde seçmen davranışının yalnızca ideolojik veya parti kimliği üzerinden açıklanamayacağını göstermektedir. Ekonomik koşullar ve belediye yönetimlerinin performansı, seçmenin tercihlerini etkileyen önemli değişkenler arasında yer almaktadır.
5. Mersin’de 31 Mart 2024 Seçimleri
31 Mart seçimlerinin Mersin açısından da önemli sonuçları olmuştur. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde CHP adayı Vahap Seçer yeniden seçilmiştir.
DEM Parti’nin büyükşehir belediye başkanlığı için aday göstermemesi ve Seçer’i desteklemesi, seçim sonucunu etkileyen önemli faktörlerden biri olarak değerlendirilmiştir.
Vahap Seçer oyların yaklaşık yüzde 59,5’ini alarak ikinci kez Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilirken, Cumhur İttifakı’nın desteklediği MHP adayı yaklaşık yüzde 31 oy almıştır.
Bu sonuç, Mersin’de mevcut belediye yönetiminin seçmen nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu göstermektedir.
6. Mersin İlçelerinde Siyasal Değişim
Büyükşehir seçiminin yanı sıra ilçe belediyelerinde de önemli değişiklikler yaşanmıştır.
CHP; Anamur, Silifke, Tarsus, Aydıncık, Mezitli ve Yenişehir gibi ilçelerde başarı elde etmiştir. Böylece CHP, büyükşehir belediyesiyle birlikte Mersin’de önemli sayıda ilçe belediyesini de kazanmıştır.
DEM Parti ise daha önce AK Parti yönetimine geçen Akdeniz Belediyesi’ni yeniden kazanmıştır. Hoşyar Sarıyıldız’ın belediye başkanı seçilmesi, DEM Parti açısından Mersin’deki önemli sonuçlardan biri olmuştur.
MHP ise Erdemli, Gülnar ve Bozyazı belediyelerini kazanırken, İYİ Parti Mut ve Çamlıyayla belediyelerinde başarı göstermiştir.
Bu tablo, Mersin’de siyasi rekabetin yalnızca iki parti arasında gerçekleşmediğini; farklı siyasi partilerin ilçe ölçeğinde önemli başarılar elde edebildiğini göstermektedir.
7. Vahap Seçer’in Seçim Sonrası Mesajları
İkinci kez Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Vahap Seçer, mazbatasını aldıktan sonra yaptığı konuşmalarda sorumluluk ve hizmet vurgusu yapmıştır.
Seçer’in seçim sonrasındaki açıklamalarında özellikle bütün Mersinlilere hizmet etme, daha fazla çalışma ve kentte birlik duygusunu güçlendirme mesajları öne çıkmıştır.
Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin seçim sonrasında parti kimliğinden bağımsız olarak bütün yurttaşlara hizmet sunması gerektiği yönündeki demokratik yönetim anlayışıyla örtüşmektedir.
Seçer’in “Mersin Türkiye’nin özetidir” biçimindeki yaklaşımı da kentin farklı toplumsal, kültürel ve siyasal kesimleri bir arada barındıran yapısına dikkat çekmesi bakımından önemlidir.
Yerel yönetim açısından bakıldığında seçim sonrasında verilmesi gereken temel mesaj, siyasi rekabetin sona erdiği ve hizmet döneminin başladığıdır.
8. Akdeniz Belediyesi ve Şeffaf Yönetim Mesajı
Mersin’de seçim sonuçlarının dikkat çeken gelişmelerinden biri de DEM Parti adayı Hoşyar Sarıyıldız’ın Akdeniz Belediye Başkanı seçilmesidir.
Sarıyıldız, seçim sonrasında yaptığı açıklamalarda halk iradesi, demokrasi ve toplumsal birlik vurgusu yapmıştır. Ardından belediye binasında başkanlık makamının kapılarının sökülmesi, sembolik açıdan “açık ve erişilebilir belediye” mesajı olarak değerlendirilmiştir.
Bu uygulama, belediye yönetimlerinin yurttaşlara açık, erişilebilir ve şeffaf olması gerektiği yönündeki anlayışın sembolik bir ifadesi olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte şeffaf yönetim yalnızca sembolik uygulamalarla sınırlı değildir. Asıl önemli olan belediye bütçesinin etkin kullanılması, ihalelerin şeffaf yürütülmesi, karar alma süreçlerinin kamuoyuna açık olması ve yurttaşların yönetime katılım mekanizmalarının güçlendirilmesidir.
9. Yerel Seçimlerin Anlamı: Kazanan ve Kaybeden Kavramlarının Ötesinde
31 Mart seçimlerinin ardından siyasi partiler açısından farklı başarı ve başarısızlık tabloları ortaya çıkmıştır. Ancak yerel seçimleri yalnızca “kim kazandı, kim kaybetti?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değildir.
Demokratik sistem açısından seçimlerin temel işlevi, yurttaşların yöneticilerini özgür iradeleriyle belirleyebilmesidir.
Bu nedenle seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi, demokratik siyasal kültürün temel koşullarından biridir.
Seçimlerde bir siyasi parti kazanabilir, başka bir parti kaybedebilir. Ancak demokratik sistemin sağlıklı işlemesi durumunda asıl kazanan yurttaş iradesidir.
Bu bağlamda seçim sonrasında siyasi partilerin yapması gereken, yalnızca kendi oy oranlarını değerlendirmek değil; seçmenin verdiği mesajı doğru okumaktır.
10. Sonuç ve Değerlendirme
31 Mart 2024 yerel seçimleri Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. CHP’nin Türkiye genelinde birinci parti konumuna yükselmesi, AK Parti’nin ikinci sıraya gerilemesi ve çok sayıda belediyenin el değiştirmesi, yerel siyasi dengelerin önemli ölçüde değiştiğini göstermiştir.
Mersin açısından değerlendirildiğinde ise CHP’nin büyükşehir belediyesini Vahap Seçer ile ikinci kez kazanması, DEM Parti’nin Akdeniz Belediyesi’ni yeniden elde etmesi ve farklı siyasi partilerin çeşitli ilçelerde başarı göstermesi, kentte çok aktörlü bir yerel siyasi yapının bulunduğunu ortaya koymuştur.
Seçim sonuçları aynı zamanda yerel yönetimlerin temel sorumluluklarını yeniden gündeme getirmiştir. Belediye yönetimlerinin temel görevi; yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamak, kamu kaynaklarını etkin ve adil kullanmak, kent sorunlarına çözüm üretmek ve bütün yurttaşlara eşit hizmet sunmaktır.
Dolayısıyla 31 Mart seçimlerini yalnızca siyasi partilerin başarı veya başarısızlığı üzerinden değerlendirmek yerine, seçmenin ortaya koyduğu irade ve yerel yönetimlerden beklentiler üzerinden okumak daha doğru olacaktır.
Sonuç olarak, 31 Mart 2024 yerel seçimleri bir hizmet ve yönetim yarışı olarak geride kalmıştır. Kimileri seçimi önde, kimileri geride tamamlamıştır. Ancak demokratik açıdan esas olan, seçim sonuçlarının halk iradesini yansıtması ve herkes tarafından kabul edilmesidir.
Seçimin gerçek kazananı demokrasi, halk iradesi ve Türkiye olmalıdır.
Muzaffer Kalaba
20.04.2024
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.