0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
504
Okunma

AZERBAYCAN TARİHİ.
Türkler öncesi
Azerbaycan, MÖ VIII. yüzyılda kurulan Manna İmparatorluğundan günümüze kadar pek çok kavmin denetiminde bulunmuş, birçok medeniyete beşiklik etmiş ve büyük mücadelelere sahne olmuş bir ülkedir. Bölgede sırasıyla Urartular, Medler, Persler, Atropatene Krallığı, Romalılar, Ermeniler, Parthlar, Sâsâniler, Bizans, Emeviler, Abbasiler, Şirvanşahlar, Sacoğulları, Revvâdîler, Sellârîler, Şeddâdîler ve Ahmedîliler egemen olmuşlardır. Bu devletlerin egemenlikleri esnasında bölgeye Türk göçleri de olmuştur.
Türklerin Azerbaycana ilk gelişleri
Türklerin Azerbaycana geliş tarihlerinin Milattan önceki zamanlara, Saka-İskit dönemine tesadüf ettiği sanılmaktadır.
İskitler/Sakaların büyük göçleri sırasında ilk kez Kıpçak, Bulgar ve Oğuz boylarından değişik Türk oymakları bu topraklara yerleşirler. Bulgarlar, Hazarlar, Sâbirler ve Uygurlar daha sonraları gelip Azerbaycana yerleşen Türk boylarıdır. M.S. 395-96 yıllarında Hun Türklerinin bir kısmının Balkanlardan Trakyaya ilerlerken, bir kısmının da Kafkaslar üzerinden Anadoluya indiklerini, İç Anadolu bölgesine kadar geldikten sonra Azerbaycan-Bakü yoluyla kuzeye, merkezlerine döndükleri bilinmektedir. Bu Hun akınları sırasında Hazarlar da bölgeye gelen Türk boyları arasındadır. Hun, Kuşan ve Sâbirlerin akını ise MS 486ya rastlar. VII. yüzyılda oluşan göçler Orta Asyadan batıya doğru yönelince, Hazarları ve Sâbirleri iterek Azerbaycana gelmelerini sağlamışlardır.
Arap hakimiyeti
VII. ve VIII. yüzyılın sonuna kadar Araplar, birçok doğu ülkesi gibi Azerbaycana da hâkim olmuşlardır. Ancak bölge halkını Araplaştıramadıkları gibi, kendileri de o bölgede yaşayan halk ile kaynaşarak erimişlerdir. Bunun en güzel delili, Azerbaycandaki bazı yer adlarıdır. Arapların hâkimiyeti sırasında da çeşitli Türk boyları gelip bu bölgeye yerleşmiştir. VII. yüzyılda Oğuz ve Peçenek göçleri daha da kalabalıklaşmıştır.
Selçuklu dönemi
Selçuklu Türklerinin Azerbaycanda ilk görülmeleri, 1015-1021 yılları arasında Selçuk Beyin torunu Çağrı Bey tarafından bölgeye yapılan akınlarla başlar. Çağrı Bey, Azerbaycanı alır ve bazı Oğuz boylarını bölgeye yerleştirir. Tuğrul Beyin 1054de Genceyi kurtarmak için Bizansa yapmış olduğu sefer, Azerbaycan üzerinden Doğu Anadoluya olmuştur. Selçuklu akınları sonucunda bölge tamamen Türkleşir. Alparslanın seferi ile 1064 yılında Azerbaycan kesin biçimde Selçukluların eline geçer ve Büyük Selçuklu Devletinin bir eyaleti olur. Sultan Alparslan zamanında Azerbaycan bölgesindeki diğer krallıklar tamamen etkisiz hale getirilmiş ve bu yüzden Alparslana Ebul-feth unvanı verilmiştir. Melikşah dönemi ise, Azerbaycanın Türkleşmesinin son safhasını oluşturur. 1086 yılında Türklerin Azerbaycandaki durumunu belirten Nesevî Muhammed bin Ahmed (XIII. yy.): Azerbaycan düzlüklerinde, dağlarında ve kalelerin-de Türkler çekirge gibi yayılmışlardı. demektedir. Bu ifadeler, söz konusu tarihlerde Türk nüfusunun bu bölgedeki kesafetini göstermesi bakımından önemlidir.
İldenizliler
Büyük Selçuklulardan sonra Azerbaycan Irak Selçuklularının (1118-1194) ve İldenizliler Hanedanının (1137-1225) idaresine girer. Gencede Selçuklu Devletinin bir valisi olan Şemsettin İldenizin 1146da bölgeye hakim olması ile Atabegler dönemi, daha doğrusu İldenizliler devri başlamıştır. Yine bu zamanda, Şamahıda Şirvanşahlar sülalesi hüküm sürüyordu.
Moğollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular
1231de Celalettin Harzemşahı takip eden Moğol kuvvetlerinin bölgeye gelmesi ise İlhanlılar döneminin başlangıcını teşkil eder. Azerbaycan, İlhanlılardan sonra kısa bir süre Altınordunun hakimiyetinde kalmış, 1358den itibaren de Celayirlilerin egemenliğine girmiştir. Fakat bu durum Timurun 1383de Azerbaycanı emirliğine katmasına kadar sürmüştür. Timurun 1405de Çin seferine çıktığı sırada ölmesiyle Azerbaycanda yine Türkmen boylarından Karakoyunlular (1380-1468) ve Akkoyunlular (1340-1514) devri başlamıştır. Bu Türkmen devletleri zamanında Azerbaycan Türk nüfusu bakımından en yoğun dönemini yaşamıştır.
Safeviler
Safevi hanedanlığının siyasi olarak kuruluşu 1502de Şah İsmailin Nahçıvanda Akkoyunlu ordusunu yenmesiyle başlar. Safevi tarikatının şeyhi Şah İsmailin bu denli güçlenmesinin en önemli sebebi Türkmen boy ve aşiretlerine son derece güvenmesi ve Türk unsuruna değer vermesinden kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki, bundan sonraki tarihimiz asıl unsurlarını Türkmen boylarının oluşturduğu iki Türk devletini; Safevi ve Osmanlı Türk devletlerinin karşı karşıya geldiğini gösteren hadiselerle doludur.
15. yüzyılın sonlarında Safeviler ile Osmanlı İmparatorluğu arasında başlayan savaşlar halkın refahında yeniden gerilemeye yol açtı. Bu savaşlar Osmanlı padişahları Yavuz Sultan Selim, Kânûnî, IV. Murâd, III. Ahmed dönemlerinde aralıklarla yaklaşık 150 yıl (1514 1747) devam etti ve Azerbaycan toprakları kimi zaman Osmanlı, kimi zaman Safevi idaresine girdi. Şii-Sünni mücadelesinin en yoğun olduğu dönemde, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Şah İsmaili Çaldıranda yenilgiye uğratarak Tebriz ve Güney Azerbaycanı Osmanlı topraklarına kattı.
1524te Şah İsmailin ölümüyle Tahmasb, 10 yaşında tahta çıktı. Azerbaycanı tekrar ele geçirmesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman, batı seferlerine ara vererek Azerbaycan üzerine 3 sefer yapmıştır. Kanuninin 1534 yılında gerçekleştirdiği Irakeyn Seferi ile Azerbaycanın tamamı Osmanlı Devleti idaresi altına girmiştir. Daha sonra Şirvan, Dağıstan ve Tiflis hanlıklarının Safevilere karşı isyan etmeleri ve Osmanlı Devletinden yardım istemeleri üzerine Osmanlı-Safevi mücadelesi yeniden başlamıştır.
Safevî şehzadesi Elkas Mirzanın 1547de Osmanlıya sığınması İranı tekrar gündeme getirir. 1548deki İran Seferi, Azerbaycan Seferi olarak da bilinir. Tebrize giren ve burada birkaç gün kalan Kanunînin asıl amacı Elkas Mirzayı İran tahtına geçirmekti. Ancak uygun ortam bulamayınca Van Kalesini fethedip geri dönmüştür.
1552de İran seferine çıkan Sadrazam Rüstem Paşa, Şehzade Mustafanın asker arasında taraftarının çok olduğunu söyleyince, Kanunî veziriazamı geri çağırnıştır. Kanunî 1553te ordusuyla Üsküdardan hareket etmiş, Ordu 5 Ekimde Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konaklamıştır. Burada Şehzade Mustafanın öldürülmesinden sonra Osmanlı ordusu İrana sefere devam etmiştir. Kış Halepte geçirildikten sonra 1554te Karabağa girilmiş ve daha sonra Revan ve Nahçıvan Osmanlıların eline geçmiştir. Nahçıvan Seferiyle Kars ile Arpaçaya kadar uzanan saha Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.