osman aytekin
12 şiiri ve 26 yazısı kayıtlı Takip Et

Senin yokluğunda!...





Senin yokluğunla zaman geçmiyor. Nereye baksam, nereye dönsem hep sen. Hani bir insanın saplantıları olduğunda bir şeyden başka hiçbir şey düşünmez ya işte öyle ben de bütün arzularımla hep seni düşünüyorum. Nereye bakarsam bakayım karşımda hep sen. Allah’ım diyorum bazen nedir bu yokluğun bana verdiği azaplar… Öyle bir azap ki yüreğimi kanatıyor, yiyip bitiriyor beni.
İnsan neden böyle yalnızları yitirmemek üzere kendine yol eder ki diye önceleri ne kadar düşündüm bilemezsin ve onun için şimdi bazı sözlerin zamanı geldiğinde insanlar için ne manalar taşıdığını daha iyi görmüş oldum. Ama yine de bu yalnızlık sendromu benim başımı alıp bir belaya mı salacak, bilemiyorum; gerçekten bilemiyorum. Bu duygu bir sevda ki ne yüreğimi terk ediyor ne de başımdan çekip gidiyor.
Yine yalnızdım ve seni bir kâbus sonrasında andım yüreğim burkularak. Aman Allah’ım çocuklar yine annesiz kaldı! Körpecik bedenler nasıl yapacak böyle? Bilemiyorum. Bazen beynimde sağlam bir inanç gibi beni terk etmeyen düşüncelerim gelip karşıma geçip diyor ki: “Hiç düşünme bunları. Zira hiç kimse anasız babasız kalmamıştır. İnsanın çekecekleri, yaşayacakları, görecekleri ve zehir gibi bir hayatı tadacakları var olduğundan bütün bunlar gelip insanları buluyor.”Peki ama ya bazıları ne kadar rahat, hiçbir şey umurlarında değil. Zevk ve sefa içindeler. Görmüyor musun bu insanları gününü gün ediyorlar. Bir gecede kaç eğlence yerine gidiyorlar gece kuşları gibi. Haklısın ama hayır, insan bütün imkânları kuşansa da muhtaç biri olarak, biçare ve zavallı olarak an gelir hayatın sert kollarında kendini buluverir. Bir yabancı düşünür ne demişti: “hayatlarının çok iyi geçtiğini görüpte bu insanlara imrenme zira o insanların da ne dertleri vardır.” Belki de öyleydi insanın içini insan ne kadar bilebilir ki, ne yaşadıklarını nasıl yeterince anlayabilir ki; keza istediği kadar insan sarrafı olsun. Evet, hiç kimse kimsenin halinden yeterince anlamaz ve bunun için de birazcık tanıyıp anlamaya çalıştığımız insanlar hakkında değişmeyen hükümlere sahip oluyoruz.
Bu insanları anlamanın beni alakadar eden ne yönü var ki? Ben yüreğimde her gün kopan fırtınaların sarsıntısında kendime dahi gelememişken. Evet, yine senin varlığınla bütün insanların dertlerini dert edineceğim neredeyse, hâlbuki bana sen lazımsın! Sen ki benim damarlarımda dolaşan hayati bir sıvı kadar elzemsin. Zira benim yaşamım sana bağlı; sen olmadan asla! Ne hayatın çarkı döner, ne de bir şeyin değeri gelip beni bulur. Yani senin yokluğunla ben de yokum, yoklar arasındayım. Yüreğim hala kanamaktadır, gözyaşlarıma çare sen, dilimden dökülecek en güzel sözlerin membaı sen, hayatın bütün arzuları sana çıkar. Seni göremeden böyle günlerce, aylarca yaşamak ne demek biliyor musun? Elbet, bilmiyorsun çünkü şimdi sen de bana eller kadar uzak ve yabancısın. Ah yüreğim böyle ıstırap duygularıyla perme perişan olmasaydı, ne olurdu?
Biliyorum şimdi dövünme vakti çoktan geçti. Hani derler ya tavşan karşı yamaca geçti diye. Öyle. Ama bir çare gelmiyor seni görmeden yaşamak…
Şimdi seni özlüyorum. Her yere senin için bakıyorum. Geçtiğin yollardan defalarca geçiyorum. Girdiğin, vardığın hatta konuştuğun insanlara yaklaşıyor ve seni hissetmeye çalışıyorum. Senin kokunu böylesine derin arzularla hissetmişken ne yapabilirim ki. Seni görmek elimde değil bu yüzden seni iyice anlamaya, aramaya, bulmaya çalışıyorum. Yüreğim seninle aydınlanacak, gözlerim seninle coşkusuna kavuşacak, çehrem seninle mutlu olacak; sevinçlerin en güzelini yaşayacak!
Gül yüzlüm benim!
Kederlere bürülü bir ömrün sonbaharında bütün hicran duyguları gelip de beni bulsa ben yine senin o muazzez çehreni gözlerimin önüne getireceğim. Bana gülen, gülümseyen o yüzünü hatırlayacağım daima, bir de; o munis duruşunu ve tatlı sözlerini. Benim yüreğimi sevgilere açan güzel ve manalı sözlerini. Baktıkça doyulmayan ve insanı mest eden pırıl pırıl o gözlerini. Bazen düşünürüm de hüzünler gelip de seni bulduğunda yüreğime bir kor düşerdi. Ne yapacağımı şaşırır ve bu halden kendimi uzun süre alamazdım. Ya şimdi… seni yine özlüyorum. Hem de kimselerin sevdiklerini özlediklerinden daha da bir özlemle! Ama yine de bilemiyorum insanları böyle özlemler yakıp kavurur mu? Düşünüyorum ve böyle sevgiler kaldı mı diye iç geçiriyorum. Tarihe kavuştu eski sevdalar diyen şair haksız mı? Bir de bunu düşünüyorum. Sen ne dersin geçmişten o sıcaklık kaldı mı hala? Belki, kim bilir? Bilemiyorum.
Sevgiler gelip de insanı alıp bir yerlere götürür ya varlığınla bir yerlere gidiyorum, bilinmez bir yerler. Nerelere ben de bilmiyorum. Ama seni görmeden hayata sıkı sıkıya sarılmanın ne kadar çetin olduğunu hissederek dokunduğun her eşya sanki benim için değerli bir yaşayan varlık. Hâlbuki eşyaların canı olur mu? Oluyor işte; sen olunca oluyor.
Bütün şarkılarda sensizliği düşündüm, dinledim, durdum. Gözlerim halsiz düştü zifiri karanlıklarda. Çaresizim, kimsesizim, yalnızım… Yürüdüm her yer beni sana götürmüyor ve ben bunun acısını yüreğimde duyuyorum. Ne yapayım yollara düşürse de bu sevda başımdan gidecek gibi değil. Aklım şaşıyor, yüreğim burkuluyor, sanki nedamet duygularını duyuyorum gün be gün. Yokluğun beni harap edecek, mahvedecek! Ellerimi uzatsam dokunamıyorum, konuşsam sesimi duyuramıyorum, koşup da sana gelmek istesem takatim kalmıyor; mecalsizim. Duygularım bölük pörçük! Ne haldeyim bir bilsen! Ah bir bilsen!
Seni öyle doğal halinle tasavvur ediyorum. Hülyalara dalar gibiyim. Kendimi kaybettiğim de hep o masum yüzün gelip de karşıma geçtiğinde boynumu büküyorum yüzüne bakmaktan imtina ettiğimden. Bazen bu da oluyor işte bakmaya kıyamıyorum. Sevgilerde yaşayan güzellikler mahrem bir hayat gibi dokunulamıyor işte! Sadece bakmak ve bitmeden ömürlerce kalması için ve belki de iyi hayatın varlığını yakınımızdayken çok uzaklarda hissetmek ve görmek…
Evet, yokluğun bir azap gibi yaktıkça yakıyor beni ve yıllar var ki biçareyim, kimsesizim. Gönlüm kalabalıklar içinde yalnız ve bu yalnızlıkta sen bir serap gibi hep bana bakıyorsun.
Biliyorum ve gönül avuntusu bitmeyecek.
Sevgin nasıl çekilir bu beden yaşadığı sürece.
Bugün yine titriyorum. Yalnızlıktan… Yine sana muhtacım. Allah’ım bu sevgileri senin varlığınla yaşatıyor; ne kadar uzakta olursan olsan da.
Bugün yalnızlık duygularında senin yokluğunla bir kere daha sevgini derinden duydum. Bunca yılın ardından anneciğim!


Beğen

osman aytekin
Kayıt Tarihi:13 Şubat 2007 Salı 15:46:11

SENİN YOKLUĞUNDA!... YAZISI'NA YORUM YAP
"SENİN YOKLUĞUNDA!..." başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ALMILA KARGÜLÜ
15 Şubat 2007 Perşembe 16:11:06
Bir anne için yazılabilecek en güzel çalışmalardan birisi
duygu yoğunluğu ve örgüsü ile gayet muazzam bir çalışma olmuş..
okuyucuya tebrik etmek düşüyor
selamlarımla

Cevap Yaz
aynur soysal kumcu
13 Şubat 2007 Salı 18:55:51
iyi basladı aralarda koptu son toparladı gibi
bazen beynimde sağlam bir inanç gibi beni terk etmeyen düşüncelerim.. diye başlayan devam eden paragraf gerçekçiliğe uymadı gıbı kımse anasız babasız kalmaz derken bu dunyada mümkün mü keşke öyle olsa..
iyi çalışmalar..

Cevap Yaz
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.