|
|
17 Eylül 2008 Çarşamba 02:51:16
Şiirin bir ‘bilmece’ olduğunu söyleyenlere katılmamak mümkün mü? Öyle bir bilmece ki, o bilmece bazen zor bir problem gibi çıkar karşınıza, bazen de yakaladığınız bir dizeden söker gidersiniz söylenenleri.
Şair ve şiir bileşkesinde iki konu her zaman öne çıkmıştır. Şair mi övülmelidir, şiir mi? Buna en güzel yanıtı yine Neruda vermiştir. “Övecekseniz, beni değil, şiirlerimi övün ve anlayarak övün ki bir değeri olsun…”
Şiirden anlamak mı şairden anlamak mı!..
Şairden hiç kimse anlayamaz; ama şiirden şiiri bilenler anlar. Çünkü, burada sunulan şair değil, şiirdir.
Hangi şair şunu söyler! Ben size kendimi sundum, hadi beni anlayın ve övün. Şair şiirini sunar. Duygularını yaşamdaki yerine uygun olarak anlatır. Şair bir şiir yazmaz ki, yüzlerce şiir yazar ve bunların içinde övülecek olan da şiirdir, yerilecek olan da.
Bazı sitelerde ülkemizin büyük şairlerine yapılmayan övgüler o sitelerde yazanlara söylenmekte… Burada akıl karışması çok doğal. Belki de abartılı sözcüklerle beğenisini belirten kişiler o kaleme cesaret vermek istemekteler, bu da çok anlaşılır bir şey; ama bulunduğu yerde rüştünü ispat etmiş birine bana göre söylenecek her söz ölçülüp biçilmelidir. Şiir ciddi bir iştir, laubalilik şiirde de şairde de hemen sırıtır. Şairim diye geçinen biri, ne söylediğini bilmelidir ki, bir ayrıcalığı olsun. Elbette bu benim düşüncemdir; isteyen şiirini de şairini de istediği gibi sulandırabilir. O da onun bileceği şeydir.
Bu şiire yapılan yorumlarda hemen dikkati çeken isimlerden olumlu bir örneği (hoş görülerine sığınarak) Sayın hyazıcı58’i gösterebiliriz. Şiirin özüne inerek birkaç kelimeyle, ben şiiri anladım, demiş. Ben de kendilerinin yaptığı saygın yoruma aynen katılıyorum.
Eğer biraz daha açmak gerekirse, yani dizelerden oluşmuş labirente girip yolumuzu bulmaya çalışırsak.
Şair giriş dizesinde belirtmiş. “eski insani bir öykü”
Eğer şiirin adı bir İtalyan bayan adı olmasaydı, son dizeye kadar bunun belli bir cinsiyete yazılmış olduğunu kimse iddia edemezdi. “ne çok kadının gözlerisin Speranza…”
Yani bunu cinsiyeti olmayan salt insani bir şiir olarak okumak ve algılamak mümkündü. Ama şair, sonunda işaret ettiği gibi kadının bu dünyadaki yerini söylemiş. Yoksa “umut” anlamına gelen bir ismi seçerek, umudu kadına mı; kadını umuda mı yüklemiş bunu anlamaya çalaşacağız.
İlk bölümde şairane bir anlatım var. Özellikle; “…begonviller açan göğsünde soluklan bir süre…” bu dizede teselliyi çağrıştıracak hiçbir sözcük yok; ama öyle ustalıkla kullanılmış ki, buradaki sevecenliği ve teselliyi kaçırmanız çok zor.
Sonra ikinci bölümdeki, “kaç kez seviştin acının iri cüssesiyle” dizesindeki acıyı iri cüsseli, güç yetmez ve çirkinlik olarak anlamak için, bir üst dizede geçen “keder” sözcüğünden yardım alabiliriz. Ve “utanırsın tanrının gözlerinden” tanrının burada güç anlamında mı, yoksa gerçek olarak mı kullanıldığını yine diğer dize ile çözebiliriz bence. “sazlıklara saklan” o zaman bunun bir güç olduğunu düşünmemiz çok doğal. Çünkü alt dizeler bunu destekliyor.
bir koyup bir aldığın hayatta kaybederek büyümedin mi ömür solduran bu dönen dünya ruletinde hep boş gelmedi mi bahtına.
kaybetmek/ rulet/ baht… Her ne kadar bunlar şansı çağrıştırsa da, herkes bilir ki şans çoğu kez güçle birliktedir.
“kaçıncıya yıkadın adının suyunda yüzünü” kaç kez umutla yıkadın yüzünü. “ellerini aşkla durulayıp hüsranla kuruladın” umutla yıkanan yüz ve ellerin aşkla durulanması… Neden el? Çünkü, ellerin bir işlevi vardır ve önemlidir. Yani ne yaparsanız yapın işinizin büyük bir kısmını ellerinizle yaparsınız. Yaptığınız işi aşkla yaptın, aşk kadar güzel bir temizleyiciyle yaptın ne yaptıysan; ama ne yaparsan yap sonuç hep hüsran oldu.
Şair burada arp’ı da kullanarak çok eskilerden beri bunun böyle olduğun söylüyor.
omuzlarında ağırlaşır gece içindeki ölüler yürür sislere
Belki de bu iki dize, anıların kaybolduğunu ya da kaybolmaya yüz tuttuğunu söylüyor.
“acı sudur yüreğinin sarnıçlarında dolaşan hasret”
Hasretin acı bir suya benzetilmesi çok güzel. Su yaşamak için zorunlu olan şey; ama acı.
Buradaki benzetme veya yerine koyma şiirin en güzel yanlarından biri olmuş.
“ne çok kadının gözlerisin Speranza”
Belki di şair burada umut anlamındaki bir kadın ismini seçerek, umudun dişi olması gerektiğini, doğurgan olması gerektiğini vurgulamış.
Ne çok kadının gözlerisin umut.
Kadına umut; umuda kadın… Birbirine yüklenmiş iki yük.
Yazgıdan da bahsetmiş şair… Değişmesi zor bir yazgıdan.
İşte son dize. “düşünsene çark kimin elinde!”
Buradaki sorgulama çok açık… İşte şiirin toplumsal yanını ağır bastığını gösteren dize bu son dizedir bence…
Sevgili Neslihan, yine anlamlı bir şiirini çözümlemeye çalıştım. Ve yine çok güzel bir şiir okudum.
Sevgilerimle ve şiirle kal. (tabi ki bir de fotoğraf sevdasıyla.)
|