|
|
30 Mart 2008 Pazar 02:06:52
Kaybı kabul etmek zordur.
Kabul edemediğiniz sürece yası yaşamak, yasınızı yaşayamadığınız sürece de gerçeğe dönmek daha da zordur. Kimi zaman yitirmediğimizi idda ederiz kaybımızı kabullenmemek için. Ölümse ölmemiş sayarız, ayrılıksa gitmemiş gibi davranırız, kayıpsa olmamış gibi. Ya da değerini düşürüp kaybımızın, yasımızdan vazgeçeriz.
Ölen zaten önemli değildir, tıpkı gidenin değersiz, hatta kötü olduğu gibi.. Hiç sevmemişsinizcesine, hiç bağlanmamışsınızcasına, hatta bazen hiç olmamışcasına kaybımızı yadsırız. Oysa kabullenmemiz gerekir.
Bu kabullenme söylemde değil, içimizde, yüreğimizde olduğunda önemlidir. "Evet, yitirdim ve bir daha olmayacak" denilebildiğinde.
Kabullenmek yetmez. Kaybetmek acıdır ve acı yaşanarak tüketilir. Acı ertelenmemeli, ertelendikçe büyür, büyüdükçe acıtır. Acının sonrası alışmaktır. Yokluğa alışmak, kaybedilensiz yaşamak demektir.
"Annemsiz yaşayamam" sanırsınız yaşarsınız, "Eşim, sevgilim olmadan ben de yokum" dersiniz varlığınızı bulursunuz. Alışamazsanız eksik hisseder, yaşamı eksik sürdürürsünüz. Alıştığınızda son aşama kalmıştır önünüzde, yas sürecini sağlıklı tamamlamak için: Kaybınıza duygusal yaşamınızdaki yerini vererek yaşama devam etmek. Sonra yas süreci biter. Sizin özelliklerinize, kaybınızın işlevine göre bu süre değişir. Bittiğini son aşamaya geldiğinizde anlarsınız.
****TEBRİKLERİM VE SAYGILARIMLA****
|