|
Epriyen ve yok olan taşlara dönüşüyorum yavaş yavaş. Kuruyan bir ağaç bile olmaktan öyle uzağım ki…. Ancak bir taş anlatabilir beni; dinmek bilmeyen rüzgârlarla ve hep bir yerlere akmak zorunda olan suyla aşınmış ve aşınmakta olan, eskiyen bir taş…
.....“Herkes kendi kaderini yaşar oğlum Yaşar!” diye atılıverse önüne bir gün biri, bir kedi, bir karınca, hatta güzel ötüşlü bir dağ kırlangıcı… Yaşadıkların veya yaşamadıkların durmadan yinelenen, ne manalı ne manasız bu döngünün senin seyrine daldığın birkaç küçük karesidir.” dese...
|