ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Kendine güvenmeyenin en iyi taktiği, susmaktır. LA ROCHEFOUCAUL Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Hocaefendi'nin annesi kitap oldu

Ailenin büyük gelini, evlatlarının ve torunlarının anası, Korucuk Köyü’nün büyük ablası olmuştu...

26.11.2014

Hocaefendi'nin annesi kitap oldu

Ailenin büyük gelini, evlatlarının ve torunlarının anası, Korucuk Köyü’nün büyük ablası olmuştu Refia Gülen. Kur’an dersi verdiği talebelerinin hocası, 1970’li yıllardan itibaren de hizmet gönüllülerinin deyişiyle Hocaanne idi. Gazeteci-yazar Şemsinur Özdemir, Gülen ailesiyle görüşerek Refia Gülen’in hayatını kaleme aldı.

Hizmet Anneleri’ kitaplarıyla tanıdığımız gazeteci-yazar Şemsinur Özdemir, hizmet gönüllüsü hanımların bir rol model olarak gördükleri Refia Gülen’i anlattı bu kez. Ufuk Yayınları’ndan çıkan ‘Hocaanne ve Ailesi’ kitabı, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin annesinin hayatından kareler sunuyor. Çalışmalara iki yıl önce başlayan Özdemir, Gülen ailesinden elli kişiyle röportaj yaparak oluşturmuş kitabı. Refia Hanım’ın soyağacıyla başlayan çalışmada ailenin kayıt altındaki iki yüz yıllık geçmişi de yer alıyor.

Kitap, Fethullah Gülen’in nasıl bir ailede yetiştiğini merak edenlere başucu olacak nitelikte. Ömrünü başkalarını yaşatma idealiyle örgüleyen bu güzide hanım, tek başına bir sivil toplum kuruluşu gibi yaşamış. Talebe yetiştirmesi, yetimleri gözetmesi, misafir ağırlaması, diktiği-ördüğü eşyaları muhtaçlara hediye etmesi… Hizmet Hareketi içindeki gönüllü kadınların daha sistematik bir şekilde yürüttüğü faaliyetlerin nüveleri adeta.

Özdemir, “Gelecek nesillerin onu tanıması için bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyordum. Fakat bu süreç kendi içimde ikilemlerle doluydu. Bir yandan ‘Senin gibi mücrime mi kaldı onu anlatmak?’ derken, diğer yandan mücrimliğimi referans olarak sunup böyle bir vazifenin kendim için bir necat vesilesi olacağını ümit ediyordum.” diyor. Onu bu projeye sevk eden de Hizmet Hareketi’nin fedakâr kadınlarını anlattığı ‘Hizmet Anneleri’ adlı kitabı aslında. Hizmet anneleriyle yaptığı görüşmelerde söz dönüp dolaşıp Refia Hanım’a geliyormuş. Bir-iki derken Refia Anne ile ilgili hatıralar birikmeye başlamış. Özdemir, görüşmelerine bir parantez daha açmış ve Refia Hanım ile alâkalı anıları da toplamaya başlamış. Gülen ailesinin büyük kızı Nurhayat Hanım ile tanışmak, Refia Hanım’ı kızından dinlemek ve onun küçük bir fotoğrafını görmek Hocaanne’ye uzanan yolun önemli bir merhalesi olmuş. Daha sonra Ufuk Yayınları’nın yaptığı organizasyonla Gülen ailesinin fertleriyle tek tek tanışmış. Özdemir, o aile buluşmasında talip olduğu vazifenin ağırlığını derinden hissetmiş ve bu ağırlık, günden güne artarak devam etmiş.

Özdemir, o toplantıyla ilgili bir anekdot paylaşıyor: “Her ailenin bir mahremiyeti var. Hocaefendi’nin ailesiyle tanışınca birçok aile sırrına vâkıf olacağımı biliyordum. Onlar da bunun farkındaydı ve o gün bana güvendi. Yengelerden Hatice Hanım elimi tuttu ve ‘Artık sen de bizim aileden sayılırsın.’ dedi. Bu, sırlarını bana emanet edeceklerinin bir işaretiydi.”

Özdemir’e göre, Refia Hanım ile ilgili hatırlarını, duygularını anlatan herkesin en önemli ortak noktası gözyaşları. Hatta gözyaşının kelimelere eşlik etmediği bir görüşme yok. Onu anlatırken bir taraftan çocukluğuna, gençliğine, Hizmet Hareketi’nin zor zamanlarına, inandığı gibi yaşamanın adeta avuçta tutulan bir kor olduğu günlere dönüyormuş muhataplar. Refia Hanım’ın hayatta olduğu zamanlar, dünyevî şartlar açısından zor olsa da ruhen en huzurlu hissedilen dönemlermiş onlar için.

Özdemir, “Refia Hanım, sadece Hocaefendi gibi bir âlimin annesi olması yönüyle değil, inandığı gibi yaşama ve yaşatma gayretlerinden dolayı kendi başına tanınmayı hak eden bir karakter.” diyor ve onun başlı başına bir sivil toplum kuruluşu gibi çalıştığına dikkat çekiyor. Zira o, köydeki kadınlara ve çocuklara Kur’an-ı Kerim öğreterek bir nevi eğitim hizmeti yapıyor. Talebelere yardım ediyor, yetimi yoksulu gözetiyor, akrabayı kolluyor. Bunları yaparken bizzat kendi eşyalarından infak ediyor. Talebeleri Kur’an’ı hatmedince hocalarına küçük hediyeler getiriyor, Refia Hanım bunları asla kendisi kullanmıyor, hediye etmek üzere saklıyor. Bayramlarda sandığını açıyor, başörtüsü, mendil, çorap ne varsa çıkarıp hediye ediyor. Yakını Ayşe Hanım, onun ‘yetimler annesi’ olduğunu söylüyor ve Refia annenin bir arife gecesi uykusuz kalıp kendisine bayramlık diktiğini anlatıyor.

Torunu Kemal Gülen de babaannesinin hayatında namaz ve Kur’an’ın ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu aktarıyor. Her gün Büyük Cevşen hatmi yaptığını, Alvarlı Efe Hazretleri’nden aldığı dersleri, tesbihleri ihmal etmediğini dile getiriyor. Diğer torunu Bahtinur Hanım da anneannesi için, “Onun ibadetsiz bir gecesini görmedim. Gecenin ikisinde kalkıp güneş doğana kadar ibadet ederdi.” diyor. Yazar Özdemir’in ifadesiyle, merhum Hocaanne’yi tanıyanlar Hocaefendi gibi bir evlada sahip olmasına şaşırmıyor.

Hocaanne’nin “Din ü imândı murâdın / Bir garib gibi yaşadın / İstemezdin nâm u nişan / Şimdi dillerde yâdın” yazılı mezar taşı da onun 83 yıllık hayatının bir özetini sunuyor.

Rabin çarpıtması cehaletin göstergesi

Geçtiğimiz aylarda Hocaefendi’nin annesi üzerinden de bir karalama kampanyası başlatıldı. Refia Hanım’ın İspanya göçmeni bir Yahudi aileye mensup olduğu iddia edildi. Çok geçmeden bu haber tekzip edildi. ‘Hocaanne ve Ailesi’ kitabını kaleme alan Şemsinur Özdemir, bu haberin cehalet göstergesi ve iftiradan ibaret olduğunu söylüyor. Nitekim kitapta Refia Hanım’ın ve Ramiz Bey’in soy ağaçları yer alıyor. Özdemir, “Hocaanne’nin babasına ‘Seyyid’ Ahmed Efendi deniyor ve Ehlibeyt’ten oldukları da biliniyor. Soy olarak nereden geldikleri çok net.” diyor.

Refia Hanım, mazisi Mısır’a kadar uzanan, Osmanlı Devleti nezdinde kıymet verilen köklü bir aileye mensup. Ailenin şeceresiyle ilgili en detaylı çalışmayı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde uzun yıllar çalışan Refia Hanım’ın yeğeni Salih Selimoğlu yapmış. 1. Dünya Savaşı sırasındaki son Rus ve Ermeni işgali sırasında Erzurum’un nüfus idaresi tamamen yakıldığı için Osmanlı dönemine ait belgeler yok olmuş ancak Selimoğlu, dedesi Ahmet Efendi’den ve onun kardeş çocuklarından aile tarihini bizzat öğrenmiş. Aileyi tanıyan Osmanlı yadigârı nesiller hayattayken derlediği bilgilerle kendi dinlediklerini karşılaştırarak teyit ettirmiş. Sonuç olarak, Refia Hanım’ın ailesinin o doğmadan önceki son iki yüz yıllık hikâyesi kayıt altında.

‘Benim anam ya okur ya dokur’

Yatsı namazından sonra hemen yatılır, sabah ezanıyla beraber herkes işe koyulurdu Gülen ailesinin evinde. Refia Hanım, sabaha hazır olsun diye birçok işi geceden yapardı. Örneğin tandırı odunla doldurup sabah yakılacak hale getirirdi. Teheccüd vakti kalkar, tekrar yatmazdı. Kur’an-ı Kerim’le beraber Enam, Delail-i Hayrat, Mevlid gibi kitapları okurdu. Boş vakit bulsa eline ya örgü, dikiş gibi el işini ya da kitabını alırdı. Sağlığı bozulup yatağa düşene kadar da hayatı böyle geçecekti. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Benim anam ya okur ya dokur” demesi işte bundandı.


Kaynak:
http://www.zaman.com.tr/cuma_hocaefendinin-annesi-kitap-oldu_2255841.html


Yorumlar
"Hocaefendi'nin annesi kitap oldu " haberine henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

Yorum Yapın

Hocaefendi'nin annesi kitap oldu ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.