ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
İnsan yaşadığı anlarda değil yaşamadığı anlarda ihtiyarlar. İskoçya Sözü Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Editörden... Ölmeden Önce Okumak İstediğiniz Bir Kitap Var mı? :)))

29.12.2008

Editörden... Ölmeden Önce Okumak İstediğiniz Bir Kitap Var mı?    :)))




Herkese merhabaaaaa : )))

Bağırırken boğazlarım bile sızlıyor. Ama böyle seslenmeyi seviyorum. Biz şairler, yazarlar sesimizi duyurabilmek için bunu arada yaparız sanıyorum. Kış geldi. Öyle böyle değil sırtında tüm hastalıkları taşıyarak ve yorulduğunda sırtındaki çantayı boşaltarak ilerlemeye devam ediyor. Sanırım ben de nasibimi aldım. Durgunluk, halsizlik, keyifsizlik ve bir de öksürük başlayınca ohh ne alâ insanın canı hiçbir şey istemiyor işte. Umarım sizlerde sorun yoktur.

Koskoca bir yılı daha geride bırakıyoruz. Koskoca diyoruz hep nedense ama düşünün 365 gün, 12 ay, dört mevsim, ve 1 yıl = 525 948,766 dakikaya eş geliyor. Düşünürsek bizler için zaman çok kıymetli. İçinde ne anılar gizlidir kimbilir. Ne acılar, sevinçler, kayıplar, üzüntüler, sevinçler, vs. vs. Peki geriye dönüp baktığımızda ne kazançlar yüzümüzü güldürür. İşte bizi asıl ilgilendiren diğer olgular kadar bu da olmalı.

Yazdık, çizdik, yorumladık, eleştirdik, okuduk okuduk okuduk…

Ülkemiz için kitap okumayan bir millet olarak değerlendiriliriz. Siz ne kadar inanıyorsunuz bu söylenene? Ben gün geçtikçe daha çok inanıyorum ve araştırmalarda zaten bunu gösteriyor. Bulunduğumuz siteden yola çıkarsak şiir seviyoruz. Şiiri internet sitelerinden okuyoruz. Kitaplı şairleri ve usta şairleri google da birkaç dakikalık araştırmayla bulup tüm şiirlerini okuyoruz. Kitapların bir çoğunun özetine istediğimiz yerden ulaşıp hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Ve yapılan araştırmalarda gazete, edebiyatla ilgili köşe yazıları, denemeler, öykülerin yer aldığı bir çok web sitesi adresi tıklama oranları çok çok iyi. Kitap satışlarına bakıyoruz. 90’lı yıllarda yazılan farklı türde bir araştırma kitabı çok satılırken şimdi kimse yüzüne bakmıyor olmuş. Ayrıca günümüzde gündeme ait olmayan kitapların satmadığı aşikâr. Ya köşe yazılarının toplandığı bir kitap ya da gündemi taze tutan haberleri anlatan araştırma yazıları çok daha fazla satmakta. Ya da çok iyi bir edebi eser olmalı ki, anca öyle gündeme gelebilsin.

Yıl biterken biraz kitaplardan bahsetme amacım bir yılı bizler nasıl geçirdik, neler okuduk, kaç kitap okuduk, kendimize ne kattık. Bunları irdeliyorken kendi kendime, sizlerle de paylaşmak istedim. Yıl boyunca sigaradan daha çok kitap ve dergi parası vermişim. Durum ben de onu gösteriyor. Yıl içerisinde aboneliklerimi yeniledim ve her hafta aldığım üç kitabın neler olduğunu neler okuduğumu yeniledim. İsmini ve türlerini karşılaştırdım. İçinde en fazla dikkat çekici diğerlerinden farklı “ İstanbul Sokakları 101 Yazardan 100 Sokak ” bu kitap şehrin unutulmaya yüz tutmuş ya da herkesin tanıdığı bir sokağı, yazarın düşleri arasında dinlemenizi sağlıyor. İstanbul aşığı olarak verdiğim paraya değmişti. Hâlâ arada sırada açıp okumuş olmama rağmen tekrarladığım bir kitaptır. Yalnız içini açıp sayfalar ilerlemeye başlayınca çok tanınmış bir yazarın bazen ne kadar kötü anlatımlarıyla da karşılaşmanız mümkün. Ya da adını çok az duyduğunuz bir yazarın mükemmel anlatımıyla coşkuyu buluyor kelimeler dilinizde.

Şöyle kurulup akşamın bir saati sıcacık koltuğa, elinize kahvenizi alıp kaç sayfa okuduğunuz değil… Sizi keyiflendiren neler okudunuz. Kaç yazarın hayatını gözlediniz ya da düşlerinin elinden tuttunuz onu tartın bakalım. Yaklaşık bu yıl 140 kitap okumuşluğum var. Kendi aldığım kitaplar yanında arkadaşların kitaplıklarından el koyduklarımla birlikte ancak bu kadar okuyabilmişim. Dergiler ve internetteki yazıları sayamıyorum artık. Hatta bugün yanıma gelen biri olsa çantamın içinde iki deneme, iki şiir, bir roman ve bir de Varlık dergisini bulacaktır… İllâki sayfa kokusunu duyumsayarak ve kaçıncı sayfaya gelmişim sona yaklaşıyorum heyecanları arasında öyküye odaklanıp işte tam şu sayfasında şu konu vardı diyebilmek için… Sanal ortamlardan kurtarıp kendimi kitaba sunmayı seviyorum.

Bir tavsiye… Bu yıl bir ajanda alın. Okuduğunuz kitap bittiğinde kitabın adını, yazarını not alın, sonra kitap hakkında düşüncelerinizi, beğenilerinizi, yergilerinizi yazın. Yıl sonunda gözden geçirin yüzünüzdeki ifadeyi görmek isterdim. Görülmeye değer bir tebessüme sahip olacaksın. Öğrendikleriniz öğretmeye yetecektir emin olun…

Yeni yıla girmeden, hazır birkaç gün öncesinden bir kitap okumaya ne dersiniz. Charles Dickens’ın “ Noel Şarkısı ” kitabı. Çok sevdiğim bir yazar ve olağanüstü anlatıma sahip ve yazdığı muhteşem romanlar arasında da bu kitabın farklı bir yeri vardır. Bilenler biliyor, bilmeyenlere anlatalım. Bu kitap sinemaya aktarılan ama en çok aktarılan kitaplardan biri. Bugüne dek iki yüze yakın uyarlaması ile biliniyor. Gündelik konuşma diliyle anlatılmış bu kitapta; dünü, bugünü ve geleceği aynı anda yaşayabilirsiniz. Her bir zamanın yaşamanın keyfini ruhunuza işleyeceğinizden eminim. Benden söylemesi : )))

Bu yıl en çok neler okunmuş Sabah Sanat Kültür de şöyle anlatılmış;


“Frankfurt Kitap Fuarı’nın damgasını vurduğu 2008 yılı edebiyat dünyasında birbirinden ilginç romanlar, incelemeler, şiir, yemek ve hobi kitapları yayımlandı. Yalnızca hediye alırken değil, geçen 12 aya bakıp öne çıkan kitapları hatırlarken de ünlülerle yaptığımız anket ve hazırladığımız liste işinize yarayacak....

MASUMİYET MÜZESİ
Orhan Pamuk, İleti.im Yayınları, 593 s., 24 YTL Orhan Pamuk’un Nobel aldıktan sonra çıkan ilk romanı Masumiyet Müzesi, sular seller gibi okunan bir aşk hikayesi oluşuyla herkesi şaşırttı. 1975 yılında başlayıp günümüze kadar uzanan hikaye, Kemal isimli zengin adam ve aşkı Füsun çevresinde dönüyor. Pamuk’un ustalık gösterisi yaptığı kitabı bu yıl kadınların favorisi oldu.

KADINDAN KENTLER
Murathan Mungan, Metis, 290 s., 18 YTL Murathan Mungan’ın 16 kentte geçen 16 hikayeden oluşan yeni kitabı bizi hem bir Türkiye seyahatine çıkardı hem de Mungan’ın özlediğimiz diyalog yazma, kadın ruhunu anlama, şiirsel atmosferler kurma hünerlerini yeniden görmemizi sağladı.

AT ÇALMAYA GİDİYORUZ
Per Petterson, Çeviren: Deniz Canefe, Metis, 214 s., 13.50 YTL Trond 67 yaşında kenti arkasında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Taşra hayatı güzeldir ama daha on beş yaşındayken hayatını alt üst eden olaylar tesadüf eseri yeniden zihnine hücum eder... At Çalmaya Gidiyoruz son iki yıldır yazarı Per Petterson’u dünya çapında ünlü etti ve bu çok kendine has yazarın önceki kitapları da dünya dillerine çevrilmeye başlandı.

SESLER
Ursula Le Guin, Çeviren: Çiğdem Erkal İpek, Metis, 234 s., 14 YTL Şiddet, hoşgörüsüzlük ve yazılı söze tam bir düşmanlık karşısında sürdürülmeye çalışılan günlük hayat, hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir işgal... Ursula Le Guin’in Sesler kitabı Irak’taki Amerikan işgali sürerken Ortadoğu’da yaşananları fantastik bir dünyada okuyabileceğimiz bir kitap olarak öne çıktı.

BEYAZ ATLI PRENS
Felicity Huffman, Patricia Wolff, Çeviren: Nazlı Tüzüner, Artemis, 276 s., 18 YTL Desperate Housewives oyuncusu Felicity Huffman’ın Patricia Wolff’la bol bol martini içerek yaptığı sohbetlerin bir ürünü olan Beyaz Atlı Prens, kadınların kendilerine nasıl baktıklarını merak eden erkekleri de, erkeklere bakışımız aynı mı diye soran kadınları da heyecanlandırdı.

KEVİN HAKKINDA KONUŞMALIYIZ
Lionel Shriver, Çeviren: Berna Kılınçer, Everest, 494 s., 19 YTL On beş yaşındayken, yedi okul arkadaşını, öğretmenini ve bir yemekhane çalışanını bir katliamla öldüren Kevin karakteriyle annesinin ilişkisini anlatan bu kitap, tüyler ürpertici bir gerilim olduğu kadar, ebeveynlerin kendi çocuklarıyla ilişkisi üzerine bir mesel gibi de okundu.

SAHİLDE
Ian McEwan, Çeviren: İlknur Özdemir, Turkuvaz, 151 s., 10 YTL Seks, evlilik ve özgürlük üzerine bu kısa roman, çok beğenildi. Sonunda ağlayan da çok oldu.

BAB-I ESRAR
Ahmet Ümit, Doğan Kitap, 394 s., 20 YTL Mevlana ile Şems-i Tebrizi arasındaki ilişki pek çok kitaba konu oldu. Burada Ahmet Ümit ilk defa bu ilginç ilişkiyi bir polisiye-gerilim formunda işliyor.

UMUT
Ayşe Kulin, Everest, 381 s., 16 YTL Yılın sonunda çıkan bu kitabında Ayşe Kulin, bir kez daha Osmanlı aile yaşantısını anlattı, cumhuriyet rejiminin ilk döneminde böyle bir ailenin hayatını incelikle resmetti.

HALİÇLİ KÖPRÜ
Emine Özdamar, Turkuvaz Kitap, 264 s., 19 YTL TÜYAP için Türkiye’ye de gelen Emine Özdamar, 1960’lı yılların sonunda keskin bir karar verip Berlin’e giden bir Türk kızının öyküsünü anlattığı kitabında göç, kültür farkı, feminizm gibi temaları ustalıkla aktardı.

KARA İSTANBUL
Amy Spangler, Everest, 244 s., 12.50 YTL Birçok edebiyatçıyı bir araya getiren ve merkezinde İstanbul şehrinin yer aldığı bu hikaye kitabı çok iyi tasarlanmış bir projeydi. “

Peki ya yabancı eserlerde neler vardı açıklaması yine Sabah Sanat Kültürden geliyor;

“2008 yılı geride kalırken Amerikan edebiyat dünyası geçen 12 ayda yayımlanan kitapları gözden geçiriyor. BEYAZIT H. AKMAN Amerikan edebiyatına 2008’de damgasını vuran yazarlara baktı .

STEPHENIE MEYER
Harry Potter serisinin 2007’de son bulmasıyla, sansasyonel edebiyat haberlerinin nasıl bir sıkıntı çekeceğini düşünürken, büyücü çocuğun yerini birden harbi ’cool’ vampirler alıverdi. Stephenie Meyer çocukların yeterince eğlendiğini düşünmüş olacak ki, sonraki bir iki yıla damgasını vuracak Twilight sagası daha ileriki yaşlardaki gençlerin imdadına yetişti.
Dörtlemeye adını veren ilk kitap 2006’da yayımlansa da, asıl çıkışını bu yılın yazında son kitap Breaking Down ile yaptı. Hollywood’un olaya el atmasıyla geçtiğimiz ay gösterime giren büyük bütçeli film adaptasyonu da Bella ve Edward’ın hikâyelerini biraz daha gündemde tutacak gibi görünüyor.

JOHN UPDIKE
John Updike, yirmi yıl önce yayınladığı The Witches of Eastwick’in karakterlerini The Widows of Eastwick’te yaşlanmış ve olgunlaşmış şekilde resmederek, gençliklerindeki çılgınlıklar ve belki de günahlarıyla yüzleşmelerini sağlıyor.
Seksin nesir cambazı Updike, şehvet ve bedenin bittiği ama hayatın devam etmek zorunda kaldığında yaşam amacının ne olması gerektiğini sorguluyor.

PHILIP ROTH
Roth ise, aynı Updike gibi, Portnoy’s Complaint’inin genç ve haşin karakterini psikolojik açmazların yerine daha büyük ve ağır konularla yüzleşmeye davet ediyor Indignation’da.

JOHN GRISHAM
Grisham, ülkemizde King kadar tanınmasa da, Amerika’nın her yıl bir kartonkapak, bir ciltli çoksatanı yayınlayan üç beş sayılı romancısından biri.
Yazarın bir fabrika gibi her seferinde aynı başarı ve satış rakamlarına ulaşan romanlarından sonuncusu ise bir büyük şirketlere karşı açılmış bir hukuk savaşını anlatıyor. 1991’teki Şirket adlı romanıyla bu türün en belirgin yazarı olan Grisham’ın kendisi de eski bir avukat ve politikacı olduğundan, Amazon’da yayınlanan el imzalı mektubunda, yıllar sonra kendi alanında yazmaktan çok mutlu olduğunu bildirmişti. Bu yılın ilk ayında ciltli basımları yayımlanan bu iki roman, kartonkapakları versiyonlarıyla geri döndü.

DAN BROWN
2008’de yayınlananlar kadar, yayınlanmadığı halde sessiz sedasız konuşulan bir roman ise Da Vinci Şifresi’nin cihanşümul yazarı Dan Brown’un Süleyman’ın Anahtarı oldu. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da roman merakla beklendi, ama kitap bir türlü raflardaki yerini alamadı.
Kitabın yayıncısı halen daha ser veriyor, sır vermiyor; aradan yıllar geçmesine rağmen yeni romanın neden yayınlanmadığı hakkında geçerli olan tek şey spekülasyonlardan ibaret.
2009’un en azından ikinci yarısında gene Dan Brown’un konuşulacağı kesin gibi...

STEPHEN KING
2008, yeni bir çoksatar’ı kitap endüstrisine tanıtsa da, bu işin eski üstatlarının da pek eskimediğini gösterdi.
Yılın ilk yılında yayımlanan Stephen King’in Duma Key’i, ve John Grisham’ın Appeal’ı, haftalarca çoksatanlar listelerinden inmedi. Duma Key’in merkezinde, yazarın son romanlarında ortak izlek haline gelen bir kaza var. Bilindiği gibi King 1999’da büyük bir trafik kazası geçirmiş ve sonraki yıllarda da kaza yüzünden artık yazmayacağını ilan etmişti. Fakat, yazar birkaç yıl içinde arka arkaya yayımladığı eserlerle eskisi kadar hızlı olmasa da yazın kariyerinin capcanlı devam ettiğini göstermişti.
Son romanın kahramanı Edgar Freemantle kazanın ardından sarsılan bir boşanma öyküsü etrafındaki olaylarla örülü.
Elbette yazarın imzası haline gelen gerilim ve korku dolu sayfalarla birlikte...

HORACE ENGDAHL’IN DEMECİ Orhan Pamuk’u Türkçe davet ettiğinden hepimizin çok iyi bildiği ünlü Nobel komitesi sekreteri Horace Engdahl, bu yılki edebiyat ödülünün arifesinde Amerikaların boşuna umutlanması gerektiğini, Birleşik Devletler’in çok dar görüşlü ve içe dönük bir edebiyatının olduğunu söylemişti.
Pek çok edebiyat çevrisini kızdıran bu demece, New Yorker’ın editörü "Bilgelik taslayan ama tarihte Proust’u, Joyce’u ve Nabokov’u es geçen bir akademinin sekreteri bize ders vermeye kalkışmasın lütfen!" diyerek cevabı yapıştırmıştı. “


Görüldüğü gibi yine de umutvar olmak gerek. Allahtan kitap fuarları yoğun ilgi ile takip ediliyor. Ya kimselerin olmadığını düşünsenize… Bu çok kötü olurdu. Ama bu yıl şu ajanda işini yapacağız değil mi? Yıl sonunda isterim sizlerden o ajandaları ona göre : ))) Korsan olmamak kaydıyla kitap okumaya davet edin sizlerde yakınlarınızı. Hem hediye olarak mutlaka kitap almanızı tavsiye ediyorum herkese… Bana hediye alacakların hepsine de liste verdim bana şu kitabı alabilirsiniz diye : ))) Hatta sizlerde birer not düşebilirsiniz yazı altına. Kimbilir size hediye almak isteyen arkadaşınız oradan bir kitap seçip göndermek isteyebilir .)

Bugün kitaplar dışında herhangi bir şeyden bahsetmek istemiyorum. Sinema ve sergilerden belki başka bir başlık altında paylaşımlar yapabiliriz. 2008’e damgasını vuran Nobel Ödüllü yazar LE CLEZIO ödülü aldıktan sonra kaleme aldığı yazıda şunları söylemiş.

“Neden yazılır?
Öyle zannediyorum ki herkesin bu basit soruya kendince bir cevabı vardır. Eğilimler, ortam, şartlar. Yetersizlikler de. Yazılıyorsa, bu demektir ki eyleme geçilmiyor. Demektir ki hakikat karşısında köşeye sıkışmış hissediliyor, başka bir tepki verme yolu, iletişim kurma biçimi, mesafe ve düşünme zamanı seçiliyor.”

Bir ara bu yazının devamını vereyim. Sonra şikayet edip çok uzun yazıyorsun diyorsunuz : )))

Yeni yıl geliyor. Bir yıla daha el sallayacağız az sonra. Peki ya geçen ömür, sona yaklaşmalar… Ölmeden önce yapmak istediğiniz bir şeyler var mı? Ya da neler yapılmalı… Peki ya ölmeden önce okumak istediğiniz bir kitap var mı? Bununla ilgili bir kitap var. Biliyorsunuz değil mi? Var mı bu konuda söylemek istediğiniz…

Tamam tamam susuyorum… Etkinlik bölümünde yeni yıla kadar belki bir-iki yazım daha olabilir. Duruma bağlı şimdiden kestirmek çok zor fakat yeni yıl, sağlık versin en başta ve sevdiklerimizden ayırmasın. Daha bol dilekli bir sayfada görüşeceğiz nasıl olsa..

Uzun yazıları severim, romanlara aşkım bu yüzden daha fazladır. Uzun şiirleri sevdiğim kadar… Ne güzel yazmış Ahmet Telli

“Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...”





Saygımla…

Yorumlar
Mesaj Yaz 31.12.2008 00:59:52
İbn-i Fazlan ( ya da Fadlan) Seyahatnamesi..

Orjin baskısını bulup okusam gözzm açık gitmeyecek.

Ama yok ki ?!


Mesaj Yaz 30.12.2008 13:26:28
Hayattaki en büyük zevkim bi kitapçıya gidip bir iki saat boyunca kitapların arasında kalarak;elime aldığım her kitaptan bir kaç sayfa okumaktır.Tabi sonra aralarından bazılarını satın almak ve gelecek sefer alacağım kitapları aklımın bir köşesine yazmak.Ölmeden önce okumak istediğim kitap değilde bazı yazarlar var.Murathan Mungan,Dan Brown,Can Dündar,Ahmet Ümit,bu liste çok uzar gibi geliyor çünkü yazdıkça :"Aa şunu da okumak isterdim diyorum."Teşekkürler efendim.Saygılarımla...

Mesaj Yaz 30.12.2008 10:10:37
Sır Nermin Bezmen, Aforizmalar Faruk Yılmaz, Sappho Hasan Ali Yücel, insan Anne de olabilir aşık da Nur Saka, okumanızı tavsi ederim

Mesaj Yaz 29.12.2008 23:33:36
Var.
Benim Adım Kırmızı



Yorum Yapın

Editörden... Ölmeden Önce Okumak İstediğiniz Bir Kitap Var mı? :))) ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.