ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Sevilmek umuduyla sevmek insanidir. Fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur. ALPHONSE DE LAMARTİN Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Hüseyin Tunç'un ilk romanı Kayıp Renk

Yazar Hüseyin Tunç'un kaleme aldığı ilk romanı Kayıp Renk, hayatın soru dolu karanlığına cevaplarıyla ışık yakıyor. Kayıp Renk'in fısıldadığı hayatlar

09.11.2012

Hüseyin Tunç'un ilk romanı Kayıp Renk

Hüseyin Tunç’un ilk romanı Kayıp Renk, Nesil Yayınları’ndan çıktı. Hüseyin Tunç’un bundan önce aynı yayınevinden çıkan iki kitabı daha var. "Katılım Bankacılığı Felsefesi, Teorisi Ve Türkiye Uygulaması" yazarın ilk kitabı. Tunç’un bankacılık mesleği ile uğraştığı için ilk kitabı sektörü ile ilgili olmuş. İkinci kitabı "Biz Aslında Neyiz?" kişisel gelişim kitabı. Son kitabı Kayıp Renk, yazarın bundan sonra roman türünde eserler kaleme alacağının güçlü sinyallerini veriyor.
Bu romanda yokluk içinde varlığın, bekleyiş içerisinde sorgulanan bir aşkın öyküsünü okuyacak, aynı zamanda çocukluğunuza da bir yolculuk yapacaksınız.

KİTAPLA İLGİLİ TANITIM YAZISI
Kayıp Renk, toplumsal hayatımızın son otuz yılına yönelik bir arşivleme ve sorgulamadır. Düzenli kargaşanın içinde savrulup duran ve neredeyse hiçbir kararını kendisi veremeyen gölge bireyler...
Kendimizi rahatlatmak için kurduğumuz o müthiş soru iç dünyamızda çalkalanıp durur: "Eğer kararları biz vermiyorsak, yaptıklarımızdan nasıl sorumlu olabiliriz?"
Çocukluğundan gençliğine, üniversiteden iş hayatına uzanan Ufuk, gittikçe kendisini daha iyi tanımanın, ’Ben’ bilincine kavuşmanın sevinci içerisinde yaşarken, ’Bilme’nin getirdiği sorumluluklar karşısında bocalamasına rağmen kendi yolculuğunu devam ettirebilecek midir?
Kader, milyarlarca olasılığın içerisinde yapmış olduğunuz bir seçimin, yine milyarlarca başka olasılığa dönüşerek kendi yolunuzu çizmek midir?
Hayatın, sorular kadar cevapları da içerdiğine inanan insanların öyküsüdür bu roman. Ve buna inanmayan insanların da...
Bir tarafta hayatı kural haline gelmiş bir akıntıya göre yaşayan çoğunluk... Diğer tarafta kararları gelişi güzel verirken bile, o içindeki enerjinin aslında kendisi olduğuna inanan insanlar...
İnsan, yapılması gereken doğrulara kalbinin yönelmesini sağlayacak ikinci bir mekanizma üretebilir mi?
Hayat için verdiğiniz kararları yeniden sorgulayacak, kaderi kimin şekillendirdiğini yeniden düşüneceksiniz.
Kayıp Renkte yokluk içinde varlığın, bekleyiş içerisinde sorgulanan bir aşkın öyküsünü okuyacak, aynı zamanda çocukluğunuza da bir yolculuk yapacaksınız.

"Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır"
Sezai Karakoç


Her roman bize bir şeyler söylemeye çalışır. Her romanı okurken söylediklerini de usulca dinleriz. Kimisi haykırır bize, kimisi fısıldayarak anlatır.
Kayıp Renk’in de bize fısıldadığı, kimi zaman haykırdığı pek çok şey var. Hatta Kayıp Renk’in kahramanı Ufuk’un gözünden romana bakacak olursak:
Romanın içine sızıyor, kişilerin olayların arasında sessizce dolaşıyor, mekân ve zamanlar arasında kayboluyordu. Hele bazı romanları okurken adeta Galata Köprüsü’nün altında içtiği tozun etkisini hissediyordu. Gerçekte yapmak istediği şeyleri romanlar sayesinde başarıyordu. Kâh bir denizci, kâh ortaçağda bir şövalye, kâh yalnız bir adam, kâh âşık oluyordu. Sıradan kelimelerin ve cümlelerin gerçekliğini ve gücünü hissediyor, edebi sanatların güzelliğini görüyor, gizli esprilerin kahkahasını atıyordu. Bir cümlenin sonunda olayın bitmesini kabullenemiyor, kitabı ve gözlerini kapatıp sahneleri devam ettiriyordu. Bazen bir paragrafla kenarına geldiği duygu yükünü kendi kafasında kurduğu diğer cümlelerle yoğunlaştırıyor, hatta gözlerinden yaşların akmasına izin veriyordu.
Hayatın nasıl renklendiğini anlatıyor bize kitap. Kimi hayatlar çok renkli iken, kimi renkler hayatları ışıldatıyor. Peki, ikisinin arasındaki ayrım ne? İşte Kayıp Renk, bize bu noktada bir kapı açıyor. Hep özenilen peşinde koşulan hayatların karanlığa ittiğini anlatıyor. Bunu anlatırken kitabın kahramanı Ufuk’un hayatını aktarıyor. Ufuk’un seçimleri, yapmak istedikleri günümüz insanına ışık tutuyor. Ufuk’un içinde bulunduğu keşmekeş, belki de birçok insanın içinde bulunduğu hayat gibi. Ancak tercihleri onu ayakta tutuyor. Her doğru aldığı kararda hayatına yeni bir renk daha ekliyor.
Çocukluğundan gençliğine, üniversiteden iş hayatına uzanan Ufuk, gittikçe kendisini daha iyi tanımanın, ’Ben’ bilincine kavuşmanın sevinci içerisinde yaşıyor. Ancak ’bilme’nin getirdiği sorumluluklar karşısında bocalamasına rağmen kendi yolculuğunu devam ediyor. Ufuk’un başından geçenler bize hayatın pek çok halini sorgulatıyor.
Hayatın, sorular kadar cevapları da içerdiğine inanan insanların öyküsüdür bu roman. Ve buna inanmayan insanların da... Yahut buna inanmak isteyenlerin...
Ak ile kara kadar farklıdır beklentilerimiz:
O delikli kayanın ötesinde hazine varmış... Kredi almanın püf noktaları varmış... Bu memlekette güpegündüz adam kaçırılırmış... Bu işler telefonda konuşulmazmış...
Kayıp Renk, toplumsal hayatımızın son otuz yılına yönelik bir arşivleme ve sorgulamadır. Düzenli kargaşanın içinde savrulup duran ve neredeyse hiçbir kararını kendisi veremeyen gölge bireyleri anlatır bize. Kendimizi rahatlatmak için kurduğumuz o müthiş soru iç dünyamızda çalkalanıp durur: "Eğer kararları biz vermiyorsak, yaptıklarımızdan nasıl sorumlu olabiliriz?"
Yazarın kitapta ifade ettiğine göre de:
"Hayatın iki kapağı var" diye söylendi. Tereddüt eden ve biraz da korkan bir ruh hali içindeydi ve içinde bulunduğu sisli his dünyasını bütün hücreleri dillendiriyordu. "İç kapak ve dış kapak..." Bugün artık Ufuk’un hayatında iç kapak geri dönülmez şekilde kapanıyordu. Dış kapak; bulanık, figürleri karmakarışık... Kitabın içi bugüne kadar ona irade, fikir ve duygu adına ne verdiyse, bundan sonra gıdası, haritası, yörüngesi o olacaktı. Dönüp dolaşabilirdi, yalpalayabilirdi ama hücrelerini besleyen alfabe onu bir merkeze bağlı tutacaktı. Ha, belki de, içine dalmak üzere olduğu bulanık nehir ona yeni bir alfabe de öğretebilirdi. "Hayırlısı ne ise o olsun" dedi.
Kader, milyarlarca olasılığın içerisinde yapmış olduğunuz bir seçimin, yine milyarlarca başka olasılığa dönüşerek kendi yolunuzu çizmek midir? İnsan, yapılması gereken doğrulara kalbinin yönelmesini sağlayacak ikinci bir mekanizma üretebilir mi? Hayat için verdiğiniz kararları yeniden sorgulayacak, kaderi kimin şekillendirdiğini yeniden düşüneceksiniz. Bir tarafta hayatı kural haline gelmiş bir akıntıya göre yaşayan çoğunluk... Diğer tarafta kararları gelişigüzel verirken bile, o içindeki enerjinin aslında kendisi olduğuna inanan insanlar...
Matrix’teki Neo ile Kâhin’in parktaki diyalogları, Ufuk’un hayatının özeti gibidir.
Ufuk, yaptığı tercihlerin altında yatan anlamları anladıkça, ’ben’ bilincine kavuşmuş, tercihlerinin nedenlerini sorgulamaya başlamıştır: "Biliyorum ki, çok erkenden kalbim iki defa titredi: Birinde bir çift göz değdi ona, diğerinde neşter ve yolum bu yüzden..."
Ne diyordu Kâhin?
"Buraya bir seçim yapmaya gelmedin. O seçimi çoktan yaptın. Buraya, neden bu seçimi yaptığını anlamaya geldin."
Kitap hakkında teknik bilgi almak ve sipariş şartlarını görüşmek için bu linki kullanabilirsiniz

Kitap adı: Kayıp Renk
Yazar: Hüseyin Tunç
Yayınevi: Nesil Yayınları
Türü: Roman
Yayın Tarihi: Ekim 2012,
Sayfa sayısı: 440 sayfa
ISBN: 9786051313009

Kaynak:haber7.com

Yorumlar
"Hüseyin Tunç'un ilk romanı Kayıp Renk" haberine henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

Yorum Yapın

Hüseyin Tunç'un ilk romanı Kayıp Renk ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.