ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Sevilmek umuduyla sevmek insanidir. Fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur. ALPHONSE DE LAMARTİN Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Abdurrahim Karakoç'u Uğurluyoruz

Şiiri bir yaşam şekli olarak kabullenen Abdurrahim Karakoç, hayatı boyunca yazdıklarıyla milyonları etkiledi.

08.06.2012

Abdurrahim Karakoç'u Uğurluyoruz

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Cela köyünde, İstiklal Savaşı gazisi Ümmet ile Fatma Karakoç’ın beş erkek çocuğundan ikincisi olarak 7 Nisan 1932’de dünyaya gelen Karakoç, şiirli yaşamına çocukluk yaşlarında başladı.

Şairin dedesi, Karakoçoğulları sülalesine mensup ’’Balcı Fakı’’ olarak tanınan ve aynı zamanda da şair olan Mehmed Efendi’dir. Babası ise şairin ifadesiyle bağ-bahçe ve hayvancılık işleriyle uğraşan, okuma yazmayı, Arapça, Farsça ve Kur’an-ı Kerim’i kendi kendine öğrenip hatmeden bir din alimidir.

Abdurrahim Karakoç ilköğrenimine köylerindeki Cela İlkokulu’nda başlar. Okul hayatı da bu ilkokul ile sınırlı kalır. Çocukluğunu köyünde geçiren ünlü şair, bu yıllarını şu şekilde anlatır:

’’Kıtlık, kuyruk, yokluk yılları. Herhangi bir Anadolu köyü olan Elbistan ilçesinin Cela köyünde kötü yıllardan ben de sahipleniyorum. Kışlar şiddetli, Avrupa’da savaş var, savaşın getirdiği imkansızlıklar... İlkokula devam, yazın kuzu güderim, bağımıza bahçemize hizmet ederim. Ama her şeye rağmen sade bir mutluluk içindeyim. Yığınla kötü şartlar mutluluğumuzu gölgeleyemez. Ben hala o günleri özlerim.’’


Savunduklarını güçlü şekilde dile getiren şair


Söz üstadı, askerlikten 1953 yılında terhis olduktan sonra bağ-bahçe işlerinde çalışır. Karakoç, 1958 yılında Cela’da belediye kurulmasıyla başladığı memuriyet hayatını 1981 yılına kadar sürdürür.

Belediyede çalıştığı yıllarda belediye başkanlarının halka yaptığı haksızlıklara şahit olan Karakoç, savunduğu fikirlere ters düşen bu hizmet anlayışı karsısında yüksek sesle isyan eder. Bu isyanında acısını ve savunduklarının gerçekliğini çok güçlü bir şekilde dile getirdiği için iki belediye başkanı bu isyana daha fazla karşı koyamaz ve istifa etmek zorunda kalır.

Pakize Akın ile 1964 yılında evlenen Karakoç’un, geniş kitlelerin dillerinden düşürmediği bestelenen şiirinin de adını taşıyan ’’Mihriban’’ adlı kızı dünyaya gelir. Daha sonra doğan çocuğuna verdiği isim ise şair olarak üstlendiği misyonun simgesi olur; Türk İslam. Üçüncü çocuğuna ise Enderhan ismini vermiştir.

İlk şiiri

Karakoç’un ilk şiiri 1950’li yıllarda Elbistan Kaymakamlığı’nın çıkardığı ’’Engizek’’ dergisinde yayımlanan bir taşlamadır. Şairin, ’’Hasan’a Mektuplar’’ serisindeki bazı şiirleri 1960 yılında Fedai Dergisi’nde yayımlanmaya başlanır. Dergi o gün için çok iyi bir rakam olan 60 bin tirajına ulaşır.

’’Hasan’a Mektuplar’’ ile bir anda Türkiye’nin gündemine oturan şair, o güne dek kimsenin söyleyemediği gerçekleri, Nefi’den aşağı kalmayacak bir ustalık ve gözü karalıkla ortaya koyar. Yıllar içinde hakkında açılan davalar bile onu yolundan ve mücadelesinden vazgeçiremedi.

Şairin 1965 yılında çıkan ilk şiir kitabı ’’Hasan’a Mektuplar’’ ilk etapta 10 bin adet basılır ve tükenir.

’’Halk edebiyatı şairiyim’’

’’Halk edebiyatı şairiyim’’ diyen Karakoç’u en çok etkileyen şairlerden biri klasik edebiyatın en önemli isimlerinden Fuzuli’dir.

Divan edebiyatını da çok sevmesine rağmen divan edebiyatının ömrünü tamamladığını söyleyen şairin bir röportajındaki şu sözleri ise dikkati çekmektedir:

’’Deprem kuşağında yaşayan bir nesiliz. Bu kaçıncı sosyal sarsıntı? Sayıların bile yabancısı olduk artık. Bu şartlar altında eski seslere sarılmanın faydasından çok zararı gündemde. Havalanacak yeni üsler, mesajlar yüklü yeni sesler, temler ve estetik ölçüler gerek. Yüksekten dökülen bir su değil, yükseklikleri, çok öteleri kucaklayan bir derin su olmak gerek artık. Zaman geçiyor, şartlar değişiyor, idrak de değişiyor. ’’


’’Politika hayatı bana yaramadı’’


Şair, çocuklarını okutmak için 1984 yılı ekim ayında Ankara’ya taşınır. Şiirlerinde sıkça yer verdiği ’’ikiyüzlü’’ şehir hayatını seçmek, şairin amacına ulaşmasını sağlarken, üç çocuğu da iyi bir eğitim almayı başardı.

Karakoç, Ankara’ya gelince arkadaş çevresinin ısrarlarıyla MHP’ye üye olur. O, kendisinin üyeliğini etkileyen faktörleri şöyle sıralar:

’’Gençlik ve halk bölünmüştü. Bilgili değillerdi, okumuyorlardı. Ne tam kafir, ne tam Müslümandılar. Mesele gençleri ’Hak yolu’ olarak bildiğimiz İslamiyet’e yöneltmekti. Misyon hiçbir zaman tamamlanmaz ama başarılı olduğumuza kanaat getirince bıraktık. Elimizden geleni yaptık ama daha fazlasına da gücüm yok. Politika hayatı bana yaramadı.’’

Abdurrahim Karakoç, 1985 yılında başlayan gazetecilik hayatını hayatının son günlerine kadar çeşitli gazetelerde sürdürdü. Dünyanın ve ülkenin gündemine ilişkin konulara dair sosyal-siyasal fikirlerini üslubundan taviz vermeden hiciv, kara mizah türünde makaleler yazdı.

Ağabeyi anlatıyor

Ünlü şair ağabeyi Bahaeddin Karakoç, kardeşinin şiir yazma merakını, ’’Abdurrahim de şiir yazardı. Ama şiir yazdığını hiç belli etmez saklardı. Askerden döndüğünde çantasında bir tomar şiir vardı’’ diye anlatıyor.

Abdurrahim Karakoç’un, 1958 yılına kadarki şiirlerini, ’’hamlık dönemimin ürünleri, bu şekilde halkın karşısına çıkarsam Abdurrahim Karakoç olamam’’ diyerek yaktığı biliniyor.

Ona göre şiir

Mehtap Filiz tarafından hazırlanan ’’Abdurrahim Karakoç’un Şiirlerinin Tematik Açıdan İncelenmesi’’ başlıklı yüksek lisans tezinde, şairin bu şiirleri ’’teknik açıdan başarılı olmadıkları için’’ beğenmediği ifade ediliyor.

Filiz, çalışmasında Karakoç’un şiir hakkındaki düşünceleri ise şöyle sıralıyor:

’’Şair, suların akışından şiiri yakalar. Çiçeklerin kokusundan şiiri yakalar, kınalı kekliğin nakışından şiire renk katar.

Yalnız bunlar mı ki? Bazen at yelesinin savrulması bazen akan bir yılanın kıvrılması şiirin mayası olur. Şiiri tam anlamıyla tarif etmek ne şiirin ne de edebiyatçıların haddine düşmüştür. Çünkü şiir tatlı bir düştür. Bebekçe gülüştür.

Kimi zaman kabaran öfke seli, kimi zaman uyuyan bir denizdir. Şiir kimi zaman yaraya ilaç kimi zaman başa taç...İman, edep ve has duygularla yoğrulduğu zaman Miraç; içine dalkavukluk, şehvet, menfaat ve edep dışı söz karıştığı zaman da bulamaç olur şiir.’’

Şaire göre şiirin konusu her zaman bağlı olduğu milleti ve inandığı Hakk’ı anlatmak için bir araç olmalıdır: Şiir, milliliktir, saflıktır, Hakk’a bağlılıktır, halka saygılı olmaktır. Ağaç kökünden uzakta büyüyemez.’’

Şiiri ameliyat etmez

Abdurrahim Karakoç, söyleşisinde şiirleri üzerinde çalışmadığını, daktiloda yazdığı gibi basıma gönderdiğini söylemektedir. Şiirin üzerinde çalışmayı ’’şiiri ameliyat etmeye’’ benzetir:

’’Kağıt daktiloya takılır, günlerce sancısı sürer... Bekleyişler, gelgitler. Ve derken doğum havasına girer ve artık şiir beni kovalar. Al sana bir şiir. Göbeğini kes adını koy...’’

Karakoç’a göre şair; ’’Yaşadığı çağı yorumlayan, gelecek çağlara mesaj gönderen söz sanatçısıdır...’’, ’’Çiçeklerden bal toplayan bir arıdır; bu balı toplarken geçmişinden ve geleceğinden yararlanır.’’

Söz ustası, çağdaşlarından ’’Necip Fazıl Kısakürek, Dilaver Cebeci, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Yavuz Bülent Bakiler ve Arif Nihat Asya’yı çok beğendiğini ve hayatta oldukları sürece onlarla çok sık görüştüğünü belirtir. Kendisiyle yapılan bir röportajda Necip Fazıl ile hemşehrisiniz sözü üzerine ’’Hemşehri olmak önemli değil. Necip Fazıl ile aynı iman merkezinde bulunmak önemlidir. Benim tek sevincim budur’’ ifadesi dikkati çekicidir.


Mihriban şiiri


Musa Eroğlu tarafından bestelenen şairin Mihriban şiiri, Türk Halk Müziği’nin klasikleri arasında yer almakta. ’’Mihriban’’ gibi daha birçok şiiri bestelenen şairin bu gücü milletini iyi tanımasından ileri gelmekte.

Kafiye ve yinelemelerle şiirinde sağlam bir ses ahengi oluşturan şairin her şiiri kolayca ezberlenebilmekte.

Kaynak:sabah.com.tr

Yorumlar
Mesaj Yaz 12.06.2012 22:19:35
ALLAH RAHMET EYLESIN..MAKAMI CENNET OLSUN...
GELIRLER YILDIZ GIBIDIRLER,
ISIK SACAR ,
ALISTIRIRLAR KENDILERINE
VE GIDERLER ,
HAYAT AYAK USTU SOHBETE BENZER
BU YUZDEN,
SOZLERIYLE YUREKLERI ISITIRLAR,
KALAN ANILARDAKI HATIRALARIDIR
GUZEL INSANLARIN..
NE MUTLU RAHMETLE ANILANLARA,
RUHUNU KUTLARIM SEVGILI ABDURRAHIM KARAKOC
KARDESIM..


Mesaj Yaz 11.06.2012 12:43:26
Bir yıldızımız daha kaydı mekanın cennet olsun güzel insan :(((


Mesaj Yaz 11.06.2012 00:53:04
bu sitenin en çok

"VEFASINI" seviyorum


ve mekanı cennet olsun inş diliyorum

ve Allah"ki cc. O" sevdiğinin ölümünü dahi ölümsüzleştiriyor işte böyle...

kanıt


Mesaj Yaz 10.06.2012 22:05:45
Editöre teşekkürler. Merhum Üstad'ın hayat hikayesinde, daha önce duymadığımız bilgilere ulaşdık, zira bu bilgileri "kibir" sayılacağından kendisi zaten anlatamazdı. Mekânı cennet olsun, ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun.

Mesaj Yaz 10.06.2012 21:09:37
Emekçi aydın gibi sözler bu çeşit insanlarda iğreti durmuyor aslında... Allahın kaleminin ucunu tutmasıyla çektiği acılarla olgunlaşıp demlenen asil bir kişilik...Bir vatan evladı usta bir şair imanlı ve sade adam nur içinde yatsın.....

Mesaj Yaz 10.06.2012 09:54:51
BÜYÜK ŞAİRİMİZE ALLAH'TAN RAHMET DİLİYOR, KARAKOÇ AİLESİ VE BÜTÜN SEVENLERİNİN ACILARINI PAYLAŞIYORUM. TÜRKİYE ÇOK DEĞERLİ BİR ŞAİRİNİ KAYBETTİ. YATTIĞI YER NUR OLSUN.

Mesaj Yaz 10.06.2012 09:51:21
Türk edebiyatı en büyük şiarlerinden birini kaybetti
ALLAH mekanını cennet eylesin


Mesaj Yaz 09.06.2012 21:14:38
Mekanın cennet olsun güzel insan...

Mesaj Yaz 09.06.2012 11:59:04
Allah Rahmet Eylesin. Gerçekten çok değerli bir şairimizdi

Mesaj Yaz 09.06.2012 11:53:29
Cenazesinde mahseri bir kalabalık vardı. Köşe yazılarında ve her yazısının üstünde mutlaka bulunan dörtlüklerinde hicvettiği Kılıçdaroğlu bile cenazesindeydi. Allah rahmet eylesin. Çok değerli bir büyüğümüzü kaybettik. Cenab-ı Hak, milletimize yaptğı hizmetlerden dolayı ondan razı olsun. Mekanı cennet olsun.

Mesaj Yaz 09.06.2012 00:26:54
En sevdiğim şairdi. Allah gani gani rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
İnançlı ve imanlı bir şairdi.
Yaradana yar olsun.


Mesaj Yaz 08.06.2012 22:42:39
allah rahmet etsin


Mesaj Yaz 08.06.2012 21:08:54
Onlar ölmez..onlar en büyük sevgilinin kollarında sadece uyurlar...Onlar ruhlarıyla huzur bulup yanımızda gezerler...Onlar bedenleriyle değil ruhlarıyla yaşadılar her zaman...Neciple Hemşeriliği gibi....

Hakkın ışığını yüreklerinde yansıtanların aydınlığı hep sol yanımızda kalsın....Dua onlara teşekkür işte....


Mesaj Yaz 08.06.2012 16:34:39
Değerli üstadı çok güzel ifade etmiş bu açıklamayı yapan dostlar ellerine sağlık,

saygı ve selamlarımla


Mesaj Yaz 08.06.2012 14:55:07

Öyle güzel bir yazı okudum ki; engüzel şiirden aldığım lezzet kadardı...
Emek verenlere minned duyuyorum...

Sağolun.

kadiryeter
08.6.2012- TRABZON.

w.edebiyatdefteri.com/etkinlikler/incele/2552/abdurrahim-karakoc-u-ugurluyoruz




Yorum Yapın

Abdurrahim Karakoç'u Uğurluyoruz ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.