ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Büyük şiir düşüncelerimizi doyurmaz, allak bullak eder. MONTAIGNE Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Editörden... Bana Bir Saz Verin .)

Yalan oldular ama yalanlar söyledileeeeeeeeeer : )))) Bana da bir saz verin Can Bonomo’ya eşlik edeceğim.

28.2.2012

Editörden... Bana Bir Saz Verin .)

Yalan oldular ama yalanlar söyledileeeeeeeeeer : ))))))

Bana da bir saz verin Can Bonomo’ya eşlik edeceğim. Eurovision Şarkı Yarışması için seçilen isim olmadan bir hafta önce ev arkadaşım Pınar, şarkılarını dinliyordu. O zamana kadar hiç dinlememiştim. Dinle çok seversin dedi, bayıldım. “Bana Bir Saz Verin” şarkısını sanırım yüzlerce defa dinlemişimdir. Halen de dinliyorum. Bizim evde genelde böyle takıldığımız bazı şarkılar var, sabaha kadar çalsa bıkmayacağımız türden. Takıntılı olmak böyle bir şey sanırım : ))) Yenisini bulana kadar canım, sonra değiştiriyoruz elbet…

Eurovision şarkı yarışması biraz etkili, eğlenceli olsun diye böyle değişik isimler seçilmesi gayet güzel. Neden mi? Bu yarışma normalde bana çok bir şey ifade etmiyor çünkü. Her sene aynı şeyler. Küçükken izler takip eder puanlara kadar dikkat kesilirdik. Bir müddet sonra etkisi kaybolup gitti. Ancak önemli ve sevdiğimiz isimler olunca daha keyifli bir his uyanıyor.

Yarışma şarkısını dinlediniz mi bilmiyorum. Lakin ben sevdim. Herkes bir kulp bulmaya başladı. Elleri ayaklarını oynatmasından, taklit davranışları, müzik tarzından bahsediliyor. Söylüyorum ben bu çocuğu seviyorum ve yarışmayı kazanmasa bile sevmeye devam edeceğimmmmmmmmm : )))) Başarılar diliyorum, kalbim seninle Can!


Gündemi takip eden ikinci önemli konumuz ise Fetih 1453, maalesef yoğun iş ve etkinlik programımdan dolayı halen filmi izleme şansım olmadı. Sanırım bu hafta içinde gideceğim. İzleyenler anlata anlata bitiremiyorlar. Zaten bana anlatmasınlar, anlatsalarda bir şey ifade etmiyor. Benim kendim izlemem gerek : ))) Türkiye’de böyle güzel işlere imza atılınca insan daha bi farklı seviniyor. 4 günde 1 milyon 400 bin 351 izleyiciyle buluşan bu filmde yer bulma sorunumu hemen halledip gitmeliyim. Eşlik etmek isteyen varsa Cevahir 21:15 seansı benim için uygundur : )))


Benim son günlerde fragmanına sıkça rastladığımız “sonra ağlayacağım” filmi şimdiden ilgimi çekmeye başladı. Cem Yılmaz’ın filmde bir hayaleti canlandırdığı ve dünyada yaptığı işlerle beğeni toplayan Ferzan Özpetek tarafından çekilen film damgasını vuracak gibi. Müzikleri Sezen Aksu yapmış ve İtalya’da 16 Mart, Türkiye’de ise 30 Mart’ta vizyonda olacak bilginize…

Film haberlerine bir tane daha eklemek istiyorum. Sarıkamış Harekatını beyaz perdeye aktarıyorlar. Yapımcılığını Ömer Faruk Sorak’ın yaptığı, yönetmenliğini Alphan Egeli ve başrolünde Uğur Polat yer almakta. “Eve Dönüş” filminin Sivas’ta çekimlerine başlanmış. Hayırlı olsun yeni bir dönem filmine hazırlıklı olun.

Şimdi son zamanlarda hem dönem dizileri, hem de filmleri sıkça kendilerinden söz ettirmekte. Muhteşem Yüzyıl dizisi başladığında ne çok tepki verilmişti. Şimdi belki bu yazıma da kızanlar olacak. Fakat oturup düşünmek lâzım. Bu dizi Türkiye’deki açlıklarından birini ortaya koydu aslında. Kim ne derse desin durum böyle. Bizim böyle güzel emek sarfedilmiş, güzel prodüksiyonlara ihtiyacımız vardı. Muhteşem Yüzyıl bizim gerçek tarihimizi yansıtmıyor diyen birçok kişi ayıla bayıla izliyor ama… Şunu da neden akıllarına yerleştiremiyorlar anlamıyorum. Muhteşem Yüzyıl kendisi ifade ediyor zaten, “bu dizideki olay ve karakterler, tarihten ilham alınarak kurgulanmıştır” daha ben ne diyeyim. Zevkle izlediğim diziler arasında yer almaya devam eder… İzlemeyenlere de şiddetle tavsiye ederim : )))

UNESCO tarafından 2000 yılından beri “Uluslar arası Anadil Günü” kutlanmakta. Mutlaka bilgisi olan vardır. Dünya dilleri ve bunlar üzerinde yapılan araştırmalar, dil haritaları, hangilerini kaybettiğimiz ve kaybetmek üzere olduklarımızla alakalı bilgi edinebileceğimiz bir adres. Bu yıl 21 Şubat’ta yapılan Uluslar arası Dil Günü’nde dünya dil atlasına göre Türkiye’de konuşulan 15 dil yok olma tehlikesinde. Ayrıca 3 dil zaten yok olmuş durumda. Kaybettiğimiz bu üç dil; Kapadokya Yunancası olarak da bilinen Ürgüpçe, Türkiye’nin bir zamanlar doğusunda ve Suriye’nin kuzeydoğusunda konuşulmuş olan Mlahso dili ile Kafkas dillerinden Ibıhça. Dil atlasında, Siirt’in Pervani ilçesinde konuşulan Hertevin dili kaybolma tehlikesi altında olduğu bildirildi.

Dünyada iki haftada bir dil yok oluyormuş. Bizim ülkemizde az önce bahsettiğimiz, kaybetmek üzere olduğumuz 15 dil şöyle…
Gagavuzca (Edirne), Ladino ya da diğer adıyla Yahudi İspanyolcası (İstanbul Balat, Hasköy), Turoyo (Mardin Midyat), Kesinlikle tehlikede, Abazaca, Homşetsi (Hemşince), Lazca, Pontus lehçesi (Rumca), Romanca (Sinti), Abhazca, Çerkezce…

Umarım yarınlarımıza bırakabileceğimiz bir şeyler olur diyoruz ya hep. Bir ülkenin dilini ve bu ülkeye değer katan kültürleri kaybetmemek için elimizden geleni yaparız…


Bu arada arkadaşlar geçen hafta geç kalmadan Salvador Dali’nin sergisine gitmeyi başarabildim. Sağolsun Engin Akyurt ve Nisar Ahmed Jahanyar dostlarım bana eşlik ettiler. Çoooook kalabalıktı ve bu kalabalık beni şaşırtmadı doğrusu. Yalnız dikkatimizi çeken bazı şeyler vardı çok güldük, eğlendik. Öncelikle eserler elbette kopya olduğu için hem çerçeveler içinde biraz yıpranmıştı, hem sarı bant yoktu, herkes elinde bir telefon ya da fotoğraf makinesi resimlerin 5 cm uzaklığından fotoğraf çekmeye çalışıyordu. Fotoğraf çeken hanımlardan sevgilisinin boynuna bir kolunu atıp, kaçırma korkusu yaşayanlarda vardı. Her bir eserini çekenler ayrı bir dert… Sıra bekliyorsun tabi doğal olarak önündeki yığınla insan baskında bi çekilsin diye… Fakat biz beklemedik, eserlerin çoğuna vakıf olduğumuzdan çift sırayı oluşturup uzaktan izleyip yorumlayıp geçmek en uygunuydu. Sonrası Dali’nin delilikleri, nasıl büyüdüğü, aldığı eğitimler yaşamı vs konular üzerine güzel bir sohbetle Beyoğlu’nda tatlı, sonra birer kahve içmeye devam ettik. Dali’yi anlatacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Onu herkes biliyor nasılsa, bana ne ifade ettiğini keşke sergiye gelenler dinleyebilseydi. Çok konuşup yorulduğumu hatırlıyorum sadece : )))

Müze kartı olan var mı?
Bizim ülkemiz insanının sadece yaz tatillerinde, ören yeri veya turistik bir bölgede olunca aklına getirdiği şeylerden biridir. Alınır ve unutulur. Üç beş yer görülür ayıla bayıla anlatılır : )))

Müzekart’ın resmi web sitesinde şöyle yazıyor;

Tarihe Açılan Kapı: Müzekart
Türkiye’nin "müze müze gezdiren" tek kartı müzekart ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 300’ü aşkın müze ve örenyerini istediğiniz zaman gezebilir, tarihte keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Müzekart, geçmişine değer veren kültür ve sanat meraklılarına avantajlarla dolu tarihi bir imkan sağlıyor. Uygarlıkların zevklerini, düşüncelerini, inançlarını, yaşam tarzlarını koruyan ve bu mirası geleceğe taşıyan müzeleri sınırsız ziyaret etme olanağını veriyor.
Müzekart ile sanat, bilim, kültür ve tarih evi sayılan müzelerin kapıları, yani tarihin kapıları sizler için sonuna kadar açılıyor.
Gezilmedik müze, görülmedik eser kalmasın. Üstelik aldığınız tarihten itibaren 1 (bir) yıl süre ile geçerli olan müzekartınız sadece 20 TL.


Hatırlatalım öğrencilere 10 TL, sanırım öğretmenlere de indirim var. Ben geçen yazdan beri haftasonları canım sıkıldıkça gezmediğim her yere zıplayıp gidiyorum. Tek başıma da olsa canım sıkılmıyor, nasılsa gittiğim yerler beni kocaman bir kalabalığa taşıyabiliyor…

Neden mi bu konuya girdim. Çünkü sevindirici bir haber, Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğünden derlediği bilgilere göre, 2011’de 28 milyon 462 bin 893 kişi müze ve ören yerlerini ziyaret etmiş. 2010’a göre %48 artış göstermiş. Nasıl güzel bir haber anlatamam.

www.muzekart.com/tr/muzekart

bu adresten tüm ayrıntıları öğrenebilirsiniz. Bilen bilmeyene yol göstersin lütfen…


Yaz gelmediği sürece ne yorgunluğum, ne suratımın asıklığı geçecek. Acaba ülkemizde kış varken güneşi olan yerlere mi göçsek ne. Cidden bütün ruh halim kış mevsiminde alt-üst oluyor. Sabır diye diye bahara az kaldı ama benim pilim bitmek üzere : ))) Bugün gezdim dolaştım, dostlarımla görüştüm, haftaya bomba gibi hazır mıyım? Hava durumuna bağlı : ))) Haftaya bir sürpriz yapayım sizlere diye uğraşıyorum ama kısmet.

Deniz hadi kalk gel Ankara’dan bana sinema için eşlik et. Senden başka bir denizin içinde rahat rahat yüzemiyorum çünkü .)


Güzel, eğlenceli, mutlu, heyecanlı, harika, muhteşem, sağlıklı, bol kazançlı, kitap okuyarak, müzik dinleyerek, gezerek, yeni bir şeyler öğrenerek, insanları severek, gülümseyerek, mükemmel, süpriz dolu bir hafta diliyorum herkeseeeeeeeeeeeeeee : )))

Saygılarımla


banukalyoncu

Fotoğraf: Bade Kalyoncu





Yorumlar
Mesaj Yaz 1.3.2012 13:56:45


Eşlik ettiğiniz için teşekkürlerim sonsuz..
Deniz yetişebildiğim yerde seninleyim canımmmmm :))



Mesaj Yaz 27.2.2012 09:59:47


kızı sınavı atlatana kadar Ankara"dan hiçbir yere kımıldayamaz bu Deniz kuzum :)...

ama sen bir sürpriz yapabilirsin bana :)...


( ben Açlık Oyunlarına gitmek istiyorum, ona yetiş olur mu ?)


öpüyorum canım benim...

dolu dolu bir yazı yine teşekkürler...



Mesaj Yaz 27.2.2012 09:40:41
Yazılarınızı okumayı seviyorum. Sanat gündemini bir bakıma sizden öğreniyorum desem çok da abartılı olmaz:)

Sevgiler.



Yorum Yapın

Editörden... Bana Bir Saz Verin .) ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.