ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
İnsan hayatında iki feci olay vardır: Biri insanın çok istediği şeyi elde edememesi, diğeri de etmesidir. George Bernard Shaw Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Editörden... Bir Varım Bir Yokum İşte.

"Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde... Bir türkü tutturmuşum biliyorsun değil mi? Çalacak bir kapım yok, mutluluğa hasretim. Artık sokaklar benim görüyorsun değil mi? Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün. Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün... Ya dön bana artık duyuyor musun beni? Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi?"

9.2.2012

Editörden... Bir Varım Bir Yokum İşte.




"Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde... Bir türkü tutturmuşum biliyorsun değil mi? Çalacak bir kapım yok, mutluluğa hasretim. Artık sokaklar benim görüyorsun değil mi? Zaman akmıyor sanki saatler durmuş bugün. Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün... Ya dön bana artık duyuyor musun beni? Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi?"

1 şubat 1999’da hayata veda eden rahmetli Barış Manço’nun ölümünün 13. yılında hasretle, özlemle anıyoruz. Zaman öyle akıp gidiyor ki yıllar devriliyor eski yılların üzerine, tüm duygularımızı yitirerek, daha acımasız, daha sevgisiz, daha duyarsız, daha saygısız, daha cahil, daha fazla hırsla, daha çok gösterişli hayatın yollarına koşarak devam ediyoruz. Eskiden anı biriktiridik, şimdi düşman biriktiriyoruz. Ülke olarak biz ne zaman bir arada güzel işlere imza atıyoruz diyebileceğiz. Kişisel arzularımız, bitmeyen isteklerimiz, olmayacak hayallerimiz, yanlış adımlarımız ve çıkarcı sevgilerimizle mutsuz bir toplum olmayı başardık. Ne şikayetlerimiz bitiyor, ne bir çözüm arıyoruz.

Nerden nereye geldim daha girişte yazık bana. Böyle yazmayacaktım, sabahtan beri kafamda kurduğum kelimeler bunlar değildi aslında.
Müzik dehası, gezgin, derdini 20 dilde anlatabilen, Moda’yı bize mesken tutturan, adam olacak çocukların babası, gülümseyen güzel insan... İçimizden eksilmeden, her daim anılarımızda yer eden, yürürken, konuşurken, uyurken, gülerken, bayramlarda, aşıkken anabileceğimiz, BARIŞ diyeceğimiz çok günlerimiz olacak sayende. Ah ben nasıl özlüyorum seni... Nur içinde yat.

Umarım öğrendiklerimizi uygulayabileceğimiz günlere sahip oluruz...

Bir gün kış gelir, doğa uyumaya başlar, soğuk hızla işler içimize. Bizi hasta eder, öksürük başlar, burnumuz akar, ateş yükselir, ilaçlar sıralanır, yatak mezar gibi derinleşir günlerce, yutkunamazsın, nefes alamazsın, gözünü açamazsın, sonra güneşi beklersin... Güneş bir gelir bir kaybolur... İşte sırf bu yüzden bu sene 7. faranjit vakamı geçiriyorum. Ben hastayken agresif olurum, tatsız olurum, suratsız olurum, keyifsiz olurum, lanet bi şey olurum yani. Lütfen yaz gelsin n’olur... Sırf geçen hafta yataktan kalkacak gücü bulamadığım içinde sizlerle olamadım, bu nedenle takip eden tüm dostlardan özür dilerim.
Şimdi daha iyiyim, bu haftasonu İstanbul’da güneş azıcık kendini gösterdi ya :))))


İstese insan mutlu olur bir güneşle... Her şeye değer. Tek başına yeter mi diye soranlara, elbet hayır ama mutluluğun başı insanın kendisidir. Ne zaman gülümsemeye başlarsa o zaman mutlu olmaya başlar. Salgın gibidir, hastalık gibidir, keyiflidir, iyidir, güzeldir, gülümsemek hayat verir çoğu insana. Göz yaşına sakladığınız gülümsemeleriniz varsa, sevinçten olsun! Ağlamak başlı başına insan katilidir. Sebebi ne olursa olsun sizin gözyaşlarınızın bedelini ödeyemeyecek bir şeyse buna izin vermeyin. Hayatınızdan silin gitsin!

Güneşi bulamayanlara tavsiyemdir... Gülümseyin. Yoka ölüm gibi yaklaşıp derin bir duygusuzluğa itmekte soğuk, kar bembeyaz mutluymuş gibi görünse bile yalnızlığın rengidir aslında. Güzel ve tertemizdir. Kirletecek kimse yoktur çünkü onu. Bu nedenle sıcağı hissetmek, sevgiyi kucaklamak varsa kalbinizin sahibi ona da sarılmak için iyi bir sebeptir bazen kış. Gülümsemeden olmaz. Deneyin bakalım bu hafta gülmeyen yüzler... Dünyaya karşı ne kadar güçlü ve mutlusunuz deneyin. Haftanız güzel geçecektir eminim... Enerjiniz yerine gelir, mutlu olursunuz, mutlu edersiniz, daha çok sevilirsiniz, özlenirsiniz, aranırsınız, pozitifliğiniz tavan yapar anlayacağınız. İşler yolunda gider, kalbiniz temizlenir, gönlünüz ferahlar, sonra bana dua edersiniz. Hayır demem asla :)))


Aramızda sağlıkçılar vardır, tıp tarihi ile ilgilenenlerde olabilir. Konya’da Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü Kütüphanesi en eski tıp
yazması olan ’’Müfredat-ı İbn-i Baytar Tercümesi’’nin de aralarında bulunduğu Tıp tarihinin hazinelerini barındırıyormuş. Yaklaşık 1000’in üzerinde, Türkiye’nin farklı yerlerindeki yazma eser kütüphanelerinden ve dünyanın değişik ülkelerinden toplanan tıp tarihi ile ilgili kitaplar bir arada toplanmış. İlgili olanlara duyurulur. Bu alanda dünyanın en büyük kütüphanesine sahibiz artık. Geleceğe ışık tutmak adına güzel bir iş başaran herkesin eline koluna sağlık. Umarım o kitaplar raflarda tozlanmaz...

hurriyet.com.tr nin Hediye Kitap günlerini takip eden var mı bilmiyorum ama size hatırlatma yapalım. Konser, festival biletleri derken şimdi yazarlarından imzalı kitaplar hediye ediliyor. Yapmanız gereken adresi tıklamanız. Sorulan soruya doğru cevabı göndermek ve doğru cevabı gönderenler arasında 1’inci, 5’inci, 10’uncu, 50’inci, 100’üncü, 150’nci, 200’üncü, 250’nci, 300’üncü, 400’üncü, 500’üncü, 550’nci, 600’üncü, 700’üncü, 800’üncü, 900’üncü, 1000’inci, 1300’üncü, 1500’üncü ve 2000’inci olan okuyucuları bu hafta Doğu Yücel’in ’Varolmayanlar’ını kazanacak. Soru ise çok basit yazarın 2003 te yayınlanmış eserinin adı soruluyor. Takip edeceklere benden söylemesi...


Haftasonu hangi filme gittiniz. Vizyona çok güzel filmler girdi. Etkinlikler sayfamızda duyuruları yapılıyor mutlaka okumuşsunuzdur. Okumadıysanız da ayıp ediyorsunuz. O haberler hepimiz için ekleniyor :))) Ben geçen hafta içinde " Ejderha Dövmeli Kız"ı izleme şansını buldum. Nasıl güzeldi anlatamam. Keyifli bir filmdi. Bu hafta henüz hangi filme gideceğime karar veremedim tavsiyelerinizi alabilirim.

Bu arada Taksim’de bulunan ve 2008 den beri kapalı olan AKM binası nihayet restorasyon çalışmaları başlıyor. 2013’te Cumhuriyet Bayramı’na kadar bitmesi planlanıyormuş. AKM’de 1317 kişilik büyük salon, 530 kişilik konser salonu ile sinema ve tiyatro salonları yer alıyormuş. O günlere ölmez sağ kalırsak burada güzel etkinlikler olacaktır, var olmak gerek var olanlara eşlik etmek için... Ya nasip.


Anlatmam, aktarmam gereken çok şey vardı lakin haftaya devam etmek istiyorum. Sadece son bir haberi aktarmadan veda etmeyeceğim. 1996’da Nobel Komitesi tarafından "Edebiyat Ödülü"ne lâyık görülen ve bu ödülle birlikte "Şiirin Mozart’ı " olarak anılmaya başlanan Polonyalı Wislawa Szymborska, bir kaç gün hayata gözlerini yumdu. Evinde uyurken öldüğü açıklandı. 88 yaşında kaybettiğimiz şairin 12 şiir kitabı bulunmakta. Bunlardan "Başlıksız Olabilir" kitabı İyi Şeyler Yayıncılık tarafından Türkçe’ye çevrilmişti. İyi Şeyler Yayıncılık kapatıldı. Keşke hiç kapanmasaydı... Çok güzel eserler vardı. Hatta bizim edebiyatdefteri kütüphanesinde yaklaşık 12 kitabı arşivlerde var. Benim elimde belki de şimdiye kadar hiç ismini duymadığınız şiir kitapları mevcut. "Şiirin Mozart’ı" da bunlardan biri. Adonis, Bianca Tarozzi, Marina Tsvetayeva, Mahmud Derviş, Henry Reed ve bunlar
gibi çok değerli şairlerin şiir kitaplarını maalesef satın almadığımız için yayınevi kapandı. Yazık oldu çok yazık...



BAZILARI ŞİİR SEVER


Bazıları -
yani herkes değil. Herkesin çoğunluğu bile değil ama azınlığı.
Okulları hiç sayma, orada zorunlu,
ve şairlerin kendileri,
olsa olsa her bin kişiden ikisi.

Sever -
ama kimisi de tavuk suyuna şehriye çorbası sever,
kimisi yersiz övgüleri ve mavi rengi sever,
kimisi modası geçmiş atkı sever,
kimisi haklılığını kanıtlamayı sever,
kimisi bir köpeği okşamayı sever.

Şiir -
ama ne menem bir şeydir şiir?
Bir dolu sallantılı yanıt
verildi bu soruya.
Ama anlamıyorum ve anlamıyorum ve sıkıca tutunuyorum ona
düşmemizi engelleyen parmaklık gibi.



Wislawa SZYMBORSKA



14 Şubat Sevgililer Günü geliyor... Bi güzellik yapalım mı kendimize? 14 Şubat’a özel sevgilinize söylemek istediğiniz sadece 4 satırlık şiirlerinizi bana gönderin güzel bir sunum yapalım o güne özel. Şiir yazmak istemeyenler 4 satıra sığdırabilecekleri kısa ve öz yazılarını gönderebilirler. Şiir altında anılmak istedikleri isim ve soyisimlerini bildirirlerse sevinirim. Rumuz kullanmak isteyenlere sorum yok bu konuda :)

12 Şubat akşamına kadar geçerlidir bu durum arkadaşlar bilginize .)


Eeee geldik bir haftanın daha sonuna, ben gider :)) Bir Varım Bir Yokum işte... Ben böyle ara ara, bazı bazı sizlerleyim. Siz birbirinizden eksik olmayın lütfen. Bir dilek tutun bakalım şimdi, içinizden ilk geçen dileği bir yıldıza bağlayın ve kaydırın. Umarım çok güzel, huzurlu, mutlu, keyifli, heyecanlı, bol kazançlı, başarılı, gülümseyen ve gülümseten insanlara rastlayacağınız mükemmel bir
hafta diliyorum. Yarın okullarda açılıyor tatil bitti. Öğrencilerimize, velilerimize başarılar kolaylıklar diliyorum ayrıca.

Habib canım dostum nerelerdesin? Mart gibi İstanbul etkinliğimizi yapsak mı artık diyorum. Mekan aramaya başlayayım mı :))))


Sevgiler, saygılar, hürmetler efendim...


banukalyoncu

Fotoğraf: Bade Kalyoncu

Yorumlar
Mesaj Yaz 8.2.2012 00:30:23
Çocuk yaştaydım hürriyet gazetesi yarışma düzenlerdi o zamanda.
Küçücük kız yarışmada sorulan soruya nükteli bir dille cevap yazıp göndermiştim ve kazanmıştım.
Gazetede adım çıkmıştı kitap kazanmışım.
Kitabı annem bir kaç yıl sonra okumama izin vermişti 13 yaşında bir kıza göre değil diye.
Kitabın adı ''Şu yasak ilişkiler''di bu gün gibi aklımda. Yazarınsa sadece ismi soyadını unuttum Susan..
Hürriyet gazetesini o yüzden farklı severim sebebi o galiba..


Mesaj Yaz 6.2.2012 14:06:02
İstanbul'da mekan ayarlamak kolay sevgili Editörüm ...

Hadi Niğde'de mekan ayarlayın burada toplanalım:)

Ayrıca paylaştığınız her yazı yaşamın tam göbeğinde açan çiçekler kadar dolu ve edebi kokulu...

Teşekkürler...



Yorum Yapın

Editörden... Bir Varım Bir Yokum İşte. ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.