ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey. SCHOPENHAUER Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

Editör'den "Aşk'ın B Hali..."

Her defasında aynı tadı veren çok özel sesler vardır hayatımda... Her defasında bıkmadığım şarkılar... Bırakmadığım kitaplar elimden, usanmadığım şiirler, okumadan uyumadığım dualarım... [ kalin ]Hiç unutmadığımız aşklarımızda olmuştur mutlaka değil mi?[ /kalin ]

27.09.2011

Editör'den

Her defasında aynı tadı veren çok özel sesler vardır hayatımda... Her defasında bıkmadığım şarkılar...
Bırakmadığım kitaplar elimden, usanmadığım şiirler, okumadan uyumadığım dualarım...


Hiç unutmadığımız aşklarımızda olmuştur mutlaka değil mi?

Şimdi ilk hatırladığınız sevgilinin ismini, kalbiniz defalarca çarpıyordur göğsünüze...Göğsünüz nefesinize baskı yapıyordur, midenizde kasılmalar başlamıştır. Karın boşluğunuzdan ağzınıza hızla bir kelebek ordusu uçuyordur... Yemek yemek aklınıza gelmiyor, aynanın başından ayrılmıyor, sürekli saçlarınızla uğraşıyor, telefon elinizden düşmüyordur, bilgisayar başında nöbet tutuyorsunuzdur.İşte bu şimdi elini tuttuğunuz, saçlarını okşadığınız, sarılıp, kokladığınız,
öptüğünüz ama doyamadığınız aşkınızın size verdiği binlerce duygudan bazıları.


"Aşk için biyolojiktir, gelir geçer" yazıyordu geçenlerde biri duvarında. ( Facebook sağolsun ) Sanıyorum yukarıda anlattıklarım bu sözün doğruluğunu ispat ediyor.

Elini tutmaktan yorulmayabilirsiniz, sarılmaktan, saçlarını okşamaktan, koklamaktan, öpmekten asla! ( bu hususlar her iki tarafında ilk günkü elektriği kesmediği, her an birbirini deli gibi tutkuyla istediği haller için geçerlidir. Aksini düşündüğünüzde ölüm planları kol geziyordur zihninizde...)


Zaman geçtikçe özlem biter, çünkü her ikiside doymuştur yaptıklarından. Zaman geçtikçe sorgulanmaya başlanmıştır, yorulmaya başlamıştır sözcükler, her gün gördüğün aynı yüz fazla gelir ister istemez, sonra yüzün asılmaya, kalbin ağırlaşmaya, hareketlerin azalmaya başlamıştır. Hep aynı alışılmışlık duygusu bezdirmeye bırakır kendini... Aşkın diline dolandığı dönemleri geride bırakan çifte kumrular artık sükûnete bırakır kendini. Sükûnet değildir oysa, düpedüz kaybetme korkusu... Çünkü bu hale dönüşen her çiftte başlamazmı hafiften tartışmalar, monotonluk şikayetleri, nihayetinde kıskançlıklar, şüphecilik, agresif anlaşılmaz tavırlar ve en sonunda dengesiz taraf, suçlamaları sıralamaya başlamıştır.
( Hem artık bezdirilen taraf başka bir menzile girmeyi düşünmeye, belki çok hızlı davranıp çoktan gizli kapaklı işlere yol almıştır... )

Düşünsenize sevgilinizin her şeyini artık ezbere bildiğiniz bir dönemdesiniz. Ne kadar zevksiz. Vücudundaki her fazla yağı fark edecek kadar iyisinizdir. Her çiziği görecek kadar usta, sesinin tonundan neyi ima ettiğini biliyorsunuzdur. Sİze dokunmasına, sarılmasına, öpmesine binlerce anlam yüklersiniz.

Bu anlamlar anlamsızlaşınca, aldığın biletin ömrü biter, yol biter, durak gelir, düğmeye basar ve ayrılırsın.

Rüyadan uyanırsın, el sallarsın istasyondan uzaklaşan trene, çiçek bırakırsın denize henüz sesini yeni kesmiş bir vapurun ardından...

Bitti işte...


Sesin kısılmıştır ağlamaktan, kalbinin külleri avucuna düşmüştür, yanıyorsundur hem hep üşüyen ellerin ve ayakların ateşten tutamaz basamaz hal alır sonunda!

Tüm enerjin artık bitmiştir. Yemek yiyemiyorsundur. Aynanın başına geçmekten vazgeçmişsindir. Sürekli gözlerini ovuşturup burnunu silmekle uğraşıyorsundur. Elinden telefon bir türlü düşmez... -Ya ararsa... Bilgisayar başında nöbet tutuyorsundur, kimle nerede ne zaman ne yapmış...


Aşk aynı duygularla başlayıp farklı amaçlar taşısa da aynı duygularla sona eriyor sonunda...

Geçen hafta Cumartesiydi sanırım. Beyoğlundan aşağıya Kumbaracı Sokağa girip biraz yokuş aşağı indim. Hemen sağda bir kaç basamak merdivenden sonra Hürriyet’ten bir arkadaşım Gülhan’la kucaklaştık. Uzun zamandır görüşemiyorduk. Mihrimah Sultan demişti ordayım, gel bi kahve içelim, akşamı burda edelim,
yemeğimizi de yer sohbet ederiz...
Girişten bahçeye kadar olan kısımda etkileniyorsunuz, gayet otantik bir hava içerisinde sanki misafirliğe gitmişsiniz, içinizi ferahlatan bir havası var, evin teras kısmında gün başka kapıyor gözlerini... Kahveler söylendi. Kapandı kapaklar fincanın üzerine. Bir kaç kelam etmek için bildiğimizden değil.

Dedim:" rakı içerken geçmişten, kahve içerken gelecekten bahsedermiş insanlar Gülhan..."

Dedi:" kalbin neyi söylerse neyi içtiğinin bir önemi olmaz. Lakin istisnalarda kaideyi bozmaz :))"

Geldi çattı o sohbette aşk... İki kişinin sohbetinde iş konuşmuyorsan şayet üçüncü cümlede "aşk" kelimelerden biri oluverir... İçine sokulur ve orda harcanmayı bekler istikrarla.
Anlatmaya başlarsın yüreğinin şişi iner... Biraz daha devam edersin hepten sönmüştür ateş, külün dökülmüş kalbin yerine oturmuştur yeniden... En sevdiğin sesten en sevdiğin şarkıları
dinliyorsundur çünkü... Kalbini okşayan bir elden daha iyi kim olabilir ki bir dosttan başka.

Başka bir mekan’dayız. Nina Bar blues jazz çalan, canlı müzikle gecenin ilerleyen saatlerinde iyi vakit geçirebileceğiniz bir yer. Sahne almasına az kalmıştır Ali’nin... Gülhan’ın doğumgünü kutlayacağız mekânı görmek için gittik. İkram gelince oturduk, arkadaşlar gelince sohbet başladı.

Bence aşk "dalgalanmaktır" dedi Ali kısaca... Öz.

Dalga nerede başlar nerede biter bilinmez... Aşk işte bir dalga boyu... Buna siz müdahale edebilirsiniz. İstediğiniz yerde başlayan, istediğiniz yerde biten onlarca binlerce dalgaya sahip olma şansınız da var. İster aynı kişiyle ister farklı kişilerle...


Gülhan ve Ali sizin sayenizde gecemi çok keyifli geçirdim. Kalbimi dinlendirdim, aşk’ımı düşündüm, elinden sıkıca tutabildiğim en güzel zamanları yaşıyorken. Dilimin kemiğini sökmem lazım sanırım. Dalga boyumuz ve sayımız bu gidişle daha uzun olacaktır eminim :))



Geçen hafta ayrıca Beşinci Beyoğlu Sahaf Festivali vardı... Gidenler vardır mutlaka. Fotoğrafçı arkadaşlarımla gidip saatlerce o küçücük yerden çıkamadık. O eski plaklar, gramofonlar, siyah beyaz fotoğraflar, tommiks, zagor, eskilerin en popüler dergileri, binlerce kitaptan bize mutlu an’lar kaldı...

İçinde kaybolduğumuz her kitaba dokunduk sanıyorum. Çok eğlenceliydi. Semoş, Furkan, Emre, Olcay, ben... Doyamadık.

Umarım sizin de ziyaret etme şansınız olmuştur.


Haftaya çok güzel bir kitap tanıtımı ile birlikte olacağız. Sonrasında çok güzel bir kadın şairin şiirleri ile tanıştıracağım sizi.

Sonra dilediğimiz kadar rüzgâr, dilediğimiz kadar yağmur ve Eylül’e el sallayacağız birlikte.


Çok mutlu, huzurlu, sağlıklı, eğlenceli, heyecanlı, muhteşem bir haftasonu diliyorum herkese...

Hele bi gitsin artık...



Saygımla...

Banu Kalyoncu






Yorumlar
Mesaj Yaz 25.09.2011 22:42:26
Eylül'e el sallamak keyif verecek sanırım...

Dinlendirdi paylaşımınız teşekkürler...


Mesaj Yaz 25.09.2011 10:17:27
Okudum,düşündüm.Tekrar okudum.Anlamaya çalıştım.Hiç aşkı tatmamış solyanını hep boş bırakmış biri olaraktan bu sayfada da anlıyamadım .Aşk nedir.Çünkü anlatımın aşkın tanımına göre AŞK hiç daim olmıyan eninde sonunda biten birşey.
Yani AŞK bu durumda bana göre yine bende sadece 3 harfli bir kelime olarak kalacak.Aşkta ben LEYLA karşımdakide MECNUN osun isterdim vede aşkı ölümsüz olsun dilerdim seveceksem böyle olmalı sevileceksemde yoksa gel git duygular
yaramaz bana


Mesaj Yaz 25.09.2011 08:57:09
:) aşk ın her hali güzel.
B halini sizden okumak beni gülümsetti.hele dalga boyu.

hele bi gelsin artık.
yağmur ve eylül gibi geliş ve gidişleri var.
ama var .
dalga boyu uzun aşklara:)) şerefe der gibi



Yorum Yapın

Editör'den "Aşk'ın B Hali..." ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.