ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Hakikat aleyhine hürriyet olamaz. -- Salazar Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA

15 Özel Şiiriyle Bağımsız Bir Şair ve Fikir Adamı Behçet Necatigil

Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerinden Behçet Necatigil (Mehmet Behçet Gönül) Herhangi bir edebi akıma katılmamış; bağımsız bir şair ve fikir adamıdır. Şiir dışında, tiyatrodan mitolojiye, sözlük biliminden roman çevirilerine ve radyo oyunlarına kadar edebiyatın birçok alanında eser veren sanatçımızı ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

11.01.2017

15 Özel Şiiriyle Bağımsız Bir Şair ve Fikir Adamı Behçet Necatigil

1. Solgun Bir Gül Dokununca


Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kâğıtlar
Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya da yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca.

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlara takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca.

Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca…

16 Nisan 1916’da İstanbul’un Fatih semtindeki bir konakta dünyaya gelir Behçet Necatigil. Babası bir müftü olan Kastamonulu Hacı Mehmet Necati Efendi, annesi Geyveli müderris Hafız İbrahim Hakkı Efendi’nin kızı Bedriye Hanım’dır. Asıl adı Mehmet Behçet Gönül olan şair, 1951 yılında mahkemeye başvurarak resmen Necatigil soyadını alır.

2. Yıldızlarda Uyku


Şehre çöken karanlık
Sokakta bir adam gördü.
Kattı adamı önüne
Evine götürdü.

Adam dinlendi biraz,
Sofraya oturdu.
Yemeklerini yediler,
Annesi çocuğu yatırdı.

Şehre çöken karanlık
Her gece başucunda
Yalnız korkan çocuğa
Masallar anlatırdı.

O gece garip bir şey oldu:
Karanlık uzandı göğe,
Gökten bir yıldız aldı,
Odaya getirdi.

Boşlukta dönen yıldız
Işık ışık bölündü.
Renkli maytaplar gibi
Çocuğun üstüne döküldü.

Çocuk hemen uyudu
Uykusunda güldü.

Şair Necatigil’in dünyaya geldiği konak 1918’de meydana gelen Büyük Fatih Yangınında yanar ve zaten hasta olan annesinin hastalığı bu travmanın etkisi ile ağırlaşır. Henüz iki yaşında olan Mehmet Behçet o yıl annesini kaybeder. Bir süre anneannesi ile yaşayan Küçük Behçet, 1923’te yeniden evlenen babasının Beşiktaş’taki evinde yaşamaya başlar.

3. Kirli Soru


Benim oralarda hiçbir işim yoktu
Şeytana uydum,
Aç ahtapotlar kaynaşırken dipte
Kaypak kalabalıkta sürükleniyordum.

İnce yüzünüzde üzgünce bir bakış
Birden sizi gördüm,
Açtı arı doruklarda bir safran
Durdum.

İlk sevgili güldü yitik anılardan
Mutsuz, yalnız
Sessiz kınamanızı, utançlarda küçülmüş
Aldım, geri döndüm.

Gelsem,
Siz yine orada mısınız?

İlkokula Beşiktaş’taki bir okulda başlayan Necatigil babasının Kastamonu’ya tayini sonrasında ilk öğrenimini Kastamonu Erkek Muallim Tatbikat Mektebi’nde tamamlar. Kastamonu Lisesine başladıktan bir süre sonra yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle geçirdiği “tüberküloz” nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kalır. Aile tekrar İstanbul’a dönünce Necatigil de tedavisinin ardından öğrenimine kaldığı yerden devam eder.

4. Nilüfer


Ben oraya koymuştum, almışlar,
Arasına sıkışık saatlerin.
Çıkarır bakardım kimseler yokken;
Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
Eski defterlerde sararırmış yaprak.
Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

Bir ışıktı yanardı gecelerde;
Akşam, çiçekler uykuya yattı,
Sardı karşı kıyıları karanlık-
Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.

Hastalığıyla gelen duyarlılık, onda yazma hevesi uyandırmıştır. 1927-1928 yıllarında el yazısı ile haftalık “Küçük Muharrir” adıyla bir dergi çıkarıp hazırladığı on dört sayıyı arkadaşlarına ve aile üyelerine sunar. Kabataş Lisesinde öğrenimine yeniden başladıktan sonra Küçük Muharrir’i yeni harflerle hazırlamaya başlar ve bir yaz boyunca on iki sayı çıkarır.

5. Sevgilerde


Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

Bu yıllarda Akşam gazetesinin Çocuk Dünyası sayfasına Küçük Muharrir adıyla fıkralar, şiirler, küçük hikâyeler de yayımlar. Necatigil yazarlık yaşamında önemli bir yer tutan bu deneyimi hiç unutmaz. Edebi metin değerinde yayımlanan ilk şiiri “Gece ve Yas” ise lise yıllarında “Behçet Necati” imzasıyla Varlık dergisinde yayımlanır. 1936’da Kabataş Lisesinin edebiyat bölümünden birincilikle mezun olur.

6. Açık


Geceleri korkulu yollara gittiniz mi
Biz çok şeyi vakit yok pek kısa geçiyoruz
Limanda bilinen gemiler oysa açıklardadır
Kullanırız bir sözü ama hangi anlamda?

İnsan duyar bir yerde birdenbire uyanıp
Bir elin bir ışığı neden söndürdüğünü
Yandaki odalarda her zaman hasta vardır
Sağır duvarlarda eski inilti
Şiirlere üşenmemiz bir yerde iyidir
Hiç işittiniz miydi?

Bir top çizer havada, uzunca bir eğri
Ayağına, belki kader, geçmiş gün, bir kadının
Düşer bir karanfil… (neyse kısa keselim)
Soğurken bir ölü, çok ince bir eli
Tutup ısıttınız mı?

Aşınmış tahtaları kim yeniler gelince
Döner azdan başımız, sonra uzar ıssız kır
Bir bizdik san sen, oysa gelir hep biri
Kurar yeni barınak kullanıp aynı taşları
Yani ne mi diyorum, çok kurak tarla
Çünkü asıl şiirler bekler bazı yaşları.

Liseyi bitirdikten sonra Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek öğrenimine devam eder. Bu okulda ders veren Ali Nihat Tarlan ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öğrencisi olunca Divan şiiri ve Tanzimat şiiriyle de tanışır. Öğretmen Okulu yıllarında şair Cahit Külebi en iyi arkadaşıdır. 1940 yılında yüksek öğrenimini tamamlayarak öğretmenliğe başlar

7. Aile


Sağ çıkıp günlük savaştan
Evin yolunu tutmuşum
Yemek yedik, çocuklarım uyudu
İniyor üstüme yavaştan
Allah’ın bembeyaz bulutu
Kederlerimi unutmuşum.

Hayatta olduğuma
Seviniyorum şimdi
Kavuştum çoluk çocuğuma
Koltuğuma uzandım, rahatım
Kahvem içime sindi
Başladı gecelik saltanatım.

Edebiyat öğretmeni olarak ilk görev yeri Kars Lisesidir. İklim koşullarına uyum sağlayamayıp hastalanması üzerine 1941 yılında Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’ne tayin olur. Burada kelebek ömürlü iki şair arkadaş Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur ile ortak çalışmalar yapar. Zonguldak’ın gazetelerinden Ocak’ta, Kara Elmas dergisinde ve İstanbul’da çıkan Değirmen adlı dergide bu şairlerle birlikte şiirleri yayımlanır. 1943 yılında İstanbul Pertevniyal Lisesi’ne atanır.

8. Gizli Sevda


Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce,
Dün yolda rastladım
Sevindi beni görünce.

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan.
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız bir de oğlan,

Seni sordu.
Hiç değişmedi, dedim.
Bildiğin gibi…
Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş.
Kendilerininmiş evleri…
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selam söyledi.

İki ay sonra askerlik görevi nedeniyle İstanbul’dan ayrılan şair, iki yıl sonra döndüğünde, mezun olduğu okuluna, Kabataş Erkek Lisesi’ne atanır. Öğretmenlik mesleğinin en uzun dönemini bu okulda geçiren Behçet Necatigil burada Demir Özlü, Hilmi Yavuz gibi yazar ve şairlerin öğretmeni olur. İlk şiir kitabı “Kapalı Çarşı” 1945 yılında yayımlanır. Yaşamı boyunca öğretmenlik ile şairliği bir arada yürütür.

9. Gece ve Yas


Bir köşeye büzülüp
Böyle susmazdım ama
Kapılardan süzülüp
Gece doldu odama.

Bir yağmur ince ince
Çarpıyor şimdi cama
Hasret kaldım sevince
Korku yüzümde yama.

Dalarken gözümde yaş
Ben böyle sonsuz gama
Artıyor yavaş yavaş
Damlardaki ağlama.

Behçet Necatigil

(Basılmış İlk Şiiri-Kaynak: Varlık, 54, Ekim 1935)

1948 yılında geçici bir süre Kabataş Lisesinin yanı sıra Sarıyer Ortaokokulunda da derslere girer. Bu dönemde, burada tanıştığı meslektaşı Huriye Korkut ile evlenir. Çiftin iki kızları olur. 1945- 1955 yılları arasında “Çevre” (1951), “Evler” (1953), “Eski Toprak” (1956) kitaplarını yayımlayan şairin bu kitaplardaki şiirleri gözlemlerini, deneyimlerini dolaysız anlatan, çağrışımlara dolu kapalı şiirlerdir.

10. Şayet Aşk


Ebemkuşakları altında
Bilmem dikkat ettin mi
Uzakların güzelliği
Yaz yağmurundan sonra

Şayet aşkın rahmeti
Gün olur kesilirse
Altın kemerler gibi
Hatıralar önümüzde

Hadi ver ellerini
Ufkumdan esen samyellerine
Sabahın serinliği
Karışsın ellerine…

1955’te poetikasında değişiklik yaparak öykü unsuru az, çağrışımlara açık şiirlerle dolu kitaplar yazar. Eski Toprak (1956) ile Yeditepe Şiir Armağanını, Yaz Dönümü (1963) adlı kitabı ile Türk Dil Kurumu Şiir Ödülünü, Carl Zuetmayer’den çevirdiği “Kurtlar” adlı şiirle Türk Alman Derneği Çeviri Yarışması birincilik ödülünü alır. Edebiyatçılığının yanında öğretmen kimliği ile de tanınır.

11. Gülüşleri


Çırpınan bir kelebek kanadı mıdır?
Sevdiğinin elini tutan elinde
Duyar gibi o gizli seslenişi çağlardan
Örselenir, zedelenir ne kadar kollasan
Bu büyülü nakışlar bir tutam toz olacak
Severken bir genç kızı delikanlı
Dalgın titrek gülümser
Bilirim.

1963 yılında radyo oyunları yazmaya başlar. Türkiye’de radyofonik oyunun bir edebiyat dalı olarak benimsenmesinde oyunları, çevirileri ve uyarlamalarıyla en çok emek verenlerden biri olur ve bu alandaki eserlerini dört ciltte toplar.

12. Şimdi Değil Sonra


Şimdi Değil Sonra
Ürperen sokakları süpüren tipide
Yürürken hızlı
Şimdi değil sonra
Vurur yüzünüze aralık kapımdan
Bir garip yaz sıcaklığı.

Bir an durursunuz beklemiyor gibi bunu
İçeriye girseniz
Şimdi değil sonra
Yaşamak telâşı çekip götürür sizi
Esen soğuk rüzgârda.

Şimdi değil sonra
Bakarsınız yaşamak bir gün bırakıverir
Sizi benim yollara.
Bir zamanlar kayıtsız önünden geçtiğiniz
Eski kapı
Çıkar sisler içinden karşınıza açık.
Sahi
İçerde
Sizin de
Hayatınız vardı.

Ve ancak o zaman anlarsınız
Yıllar önce gösterdiğim kışı.
Yazdı
Şimdi değil sonra.

Rainer Maria Rilke, Miguel De Unamuno, Knut Hamsun, August Strindberg, Thomas Mann, Stefan Zweig gibi pek çok Alman yazar ve şairin kitaplarını Türkçe’ye çevirir. Şiir, radyo oyunu ve çevirilerinin yanı sıra “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü” (1960), “Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü” (1979), “100 Soruda Mitologya” (1969) adlı kitapları hazırlar.

13. Bir Kış Akşamı


Pencereye kar düşünce
Çalar akşam çanı uzun
Evi düzen içinde
Hazır sofrası çoğunun
Gezgin-göçebe kimi de
Gelir karanlık yollardan kapıya
Toprağın serin özsuyu
Açar altın kemer ağacında.
Yolcu girer içeri sessiz
Eşiği taş yapar acı
Duru aydınlıkta, sofrada
Ekmek, şarap parıltısı…

Edebiyatçılığının yanında öğretmen kimliği ile tanınan Necatigil, 1960 yılından 1972 yılına kadar Çapa Eğitim Enstitüsünde çalışarak bu okuldan emekli olur. Emeklilik günlerini evinde edebiyata yoğunlaşarak, çalışarak geçirir. Kanser teşhisiyle kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde 13 Aralık 1979 tarihinde hayata veda eder.

14. Kitaplarda Ölmek


Adı, soyadı

Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
Kapanır, parantez.

O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.

Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.

Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.

O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz.

Ölümünden sonra ailesi her yıl verilmek üzere Necatigil Şiir Ödülü’nü oluşturmuştur. Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun yaşamlarını anlatan 2013 yapımı Kelebeğin Rüyası adlı filmde Necatigil’in Zonguldak’taki stajyer öğretmenlik günleri canlandırılmıştır.

15. Yıldızlar


Seni karanlıkta yatırıyorlar.
Korkuyorsun geceden:
Bakıp bakıp pencereden,
Yatağına sokuluyorsun.

Ben hep eski yerimdeyim, biliyorsun.
Hava açık olduğu zamanlar
Beni seyrediyor, seviniyorsun.

Ne olurdu, ben de,
Sana göründüğüm şekilde
Odana gelseydim.
Ateşböcekleri gibi,
Küçücük avucunda
Yanıp yanıp sönseydim.

Seneler geçip gider, büyürsün.
Bir gün olur, hepsi biter:
Endişeler, o çocuk üzüntün
Hepsi biter.
Aydınlanır senin için geceler,
Güneş gibi görünürsün.

Biraz sabır küçük çocuk, biraz sabır.
Ama Allah’ın koyduğu yerde,
Yıldızlar daima yalnızdır.

Erdal Öz, Behçet Necatigil’in “Sevgilerde Kendi Seçtiği Şiirleri” kitabının sunu yazısında şöyle diyor: Bayılırdık onun şiir okuyuşuna. Küçük, kısık, adamsendeci bir sesle, sözcükleri ağzının bir kıyısından atar gibi, başını sözcüklerin akışına bırakıp savurarak, dizelerinde yarattığı o bağırmayan, alçakgönüllü, güzel sesi bula bula okurdu şiirlerini. Onun şiirleri hep böyle okunmalı bence. Yazdığı şiirleri en güzel okuyan şairimiz belki de odur. Şiirine bu kadar yakışan bir okuyuşu bulan şairimiz azdır. Necatigil belleğimde, yüreğimde hep sıkılan, çekinen, utanan bir ses olarak kalmıştır şiirleriyle…


Yorumlar
Mesaj Yaz 14.01.2017 11:45:39
Kaleminde açan çiçekleri gören göz bir daha küsmez hayata..Bir kez duyumsarsanız dizelerini; yeni yeni kapıların aralığından renk renk çiçekler dolar dünyanıza...


Yorum Yapın

15 Özel Şiiriyle Bağımsız Bir Şair ve Fikir Adamı Behçet Necatigil ile ilgili yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üye Ol Üyelik Girişi Yap

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.