Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. oscar wilde

Nedir?

48.187 terim kayıtlı

Yahya kemal beyatlı

Yahya kemal beyatlı sizce ne anlama geliyor veya size neyi çağrıştırıyor?

Yahya kemal beyatlı terimi Edebiyatdefteri.com tarafından 8.2.2008 tarihinde eklendi

Yorumlar

0 yorum
yağmurca
9 Şubat 2010 Salı15:59:26
üsküp'te doğdu. Asıl adı Mehmet Agah'tır. İlk öğrenimini Üsküp'te yaptı. Selanik'te başladığı ortaöğrenimini, İstanbul'da Vefa İdadisi'nde tamamladı.

1903'te, bir arkadaşının teşvikiyle Paris'e giderek bir yıl, bir kolejde Fransızcasını ilerletti. Sonra Paris'teki Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Orada Fransa'nın ünlü tarihçilerinden olan Albert Sorel, Emile Burgoux, Louis Renault gibi hocalardan ders gördü. Onda, tarih sevgisinin bilinçlenip genişlemesinde Albert Sorel'in etkisi büyük olmuştur.

Paris'te dokuz yıl kaldıktan sonra İstanbul'a döndü.Edebiyat ve tarih öğretmenlikleri yaptı, elçiliklerde bulundu. 1 Kasım 1958'de öldü.

Yahya Kemal'in şiirleri dil ve şekil yönünden üç kısma ayrılabilir: a) Kuralsız nazım şekilleri ve sade bir dille söylenmiş şiirler. b) Divan edebiyatı nazım şekilleriyle ve o şiirin diliyle söylenmiş şiirler. c) Ruabiler.

Yahya Kemal, aruz veznini Türkçe kelimelerin yapısına en ustalıkla uygulayan bir şairdir. 'Ok' manzumesi dışında bütün şiirlerini aruz vezniyle yazmıştır. Ahenge büyük önem verir. Ona gre, vezinler bir ahenk aletidir.

Divan şiirinde bambaşka değerler bulmuş, o şiire seçici, beğenici gözlerle bakmıştır. Divan tarzının özünden ve havasından aayrılmamıştır. Taklitten kaçınmış, eski zevek yeni bir hava getirmiştir. Mazmunu bırakarak, şiirlerine yeni hayaller, mecazlar, düşünceler, tabiat manzaraları, resme uygun görünüşler koymuştur.

Görüntü güzellikleri onun şiirinde, tarih ve kültür derinlikleriyle gözler önüne serilir. Çok arzu ettiği halde şiirlerini kitap halinde göremeden öldü. Bu gecikmeye sebep, birçok mısraına henüz son güzelliği veremediğine dair olan sanatçı titizliğiydi.


ESERLERİ
Şiir kitapları: Kendi Gökkubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgariyle (1962), Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Bitmemiş Şiirler (1976)

yağmurca
18 Ocak 2010 Pazartesi15:06:48
Dünyada ne ikbal ne servet dileriz
Hattâ ne de ukbâda saadet dileriz
Aşkın gül açan bülbül öten vaktinde
Yaranla tarab yâr ile vuslat dileriz.

YAHYA KEMAL BEYATLI
ARİFOLGUN
16 Ocak 2010 Cumartesi13:19:38
hergün bahar olsada ben usandım
uğramam semtinize bahçenize gülden yandım..

y.kemal beyatlı..
yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma13:43:00
Âheste Çek Kürekleri

Âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın,
Bir âlemi hayâle dalan âb uyanmasın.

Âğuş'u nev-bahâr'da, hâbîdedir cihân;
..........
..........
yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma13:38:12
Hazan Bahçeleri

Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma13:27:34
Rindlerin Akşamı

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.

..........
yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma13:24:15
Ufuklar

Ruh ufuksuz yaşamaz.
Dağlar ufkunda mehabet,
Ova ufkunda huzur,
Deniz ufkunda teselli duyulur.
Yalnız onlarda bulur ruh ezeli lezzetini.
Bu ufuklar avutur ruhu saatlerce, fakat
Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık.
Ruh arar kendine bir ruh ufku.
..........
..........



Yahya Kemal Beyatlı

yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma13:20:37
Vuslat

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı.
Gördükleri rü'ya,ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka,
Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez,
Gül solmayı,mehtab azalıp bitmeği bilmez;
Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi,
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları hulyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler.

Bir ruh o derin bahçede bir def'a yaşarsa,
..........
..........



Yahya Kemal Beyatlı

yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma13:07:49
Özleyen

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
..........
..........



Yahya Kemal Beyatlı

yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma12:54:47
Kar Musikileri

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı,
..........
..........



Yahya Kemal Beyatlı

yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma12:53:20
Eylül Sonu

Günler kısaldı. Kanlica'nin ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharlari.

Yalniz bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
..........
..........



Yahya Kemal Beyatlı

yağmurca
15 Ocak 2010 Cuma12:49:16
Akşam Musikisi

Kandilli'de eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.

Artık ne gelen, ne beklenen var;
..........
yağmurca
29 Eylül 2009 Salı13:25:11
ŞARKI

Ah eden kimdir bu saat kuytuda
Sustu bülbüller,hıyaban uykuda
Şimdi ay bir serv-i simindir suda
Esme ey bad,esme canan uykuda

Başka aşıklardan almışsan nefes
Başka yerden, başka vadilerden es
Doğmasın ruhunda ani bir heves
Esme gülşenden ki canan uykuda

YAHYA KEMAL BEYATLI
mahpeyker
16 Eylül 2009 Çarşamba20:57:38
ilk hayranlık duyduğum şair..büyük üstadım...bir de nazım hikmetle olan tanışıklığı gelir nedense..hoşlanmam söylenen onca sözden...başka tepelerden de bakardın şimdi hocam istanbula yaşasan...her yan gökdelenle doldu ya vesselam...
yağmurca
16 Eylül 2009 Çarşamba14:54:00
DÜŞÜNCE



Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,

Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,

Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.



Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!



"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur

"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.



Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,

Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?



Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!



Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,

Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.


sükutun mavisi
16 Eylül 2009 Çarşamba14:40:45
sessiz gemi bayılıyorum bu şiirine çk güsell..
yağmurca
15 Eylül 2009 Salı15:06:18
1918



Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık.

Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık

Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan

Ve göz kapaklarının arkasında eski Vatan

Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek.





Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek

Harâb olup yaşıyor tâli’in azâbıyle;

Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbıyle.

Vatanda korkulu rüya içindeyiz, gerçek.

Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek

Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi,

Bu, insan oğluna bir şeyn olan, Mütareke’yi
yağmurca
14 Eylül 2009 Pazartesi15:03:54
TERCİH


Dünyada ne ikbal ne servet dileriz
Hattâ ne de ukbâda saadet dileriz
Aşkın gül açan bülbül öten vaktinde
Yaranla tarab yâr ile vuslat dileriz.



yağmurca
14 Eylül 2009 Pazartesi14:44:02
BİR BAŞKA TEPEDEN


Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.



yağmurca
8 Eylül 2009 Salı09:19:05
Duyuş ve Düşünüş / Yahya Kemal Beyatlı

Sevdiklerim göçüp gidiyorlar birer birer
Ay geçmiyor ki almayayım gamlı bir haber.

Kalbim zaman zaman bu haberlerle burkulu;
Zihnim düşünceden dağınık, gözlerim dolu.

Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü,
Lakayd olan muhimsemiyor gamlı bir günü.

Çok şey bilen diyor:'Gidecek her gelen nesil
Ey sade-dil Bu bahsi hayatında böyle bil

Hiç durmadan, hayat öğütür devreden bu çark,
Ölmek sırayladır, sıralanmakta varsa fark.

İlmin derin görüşleri, aklın hükümleri
Doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri.
yağmurca
7 Eylül 2009 Pazartesi13:07:42
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
SESSİZ GEMİ....

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
yağmurca
3 Eylül 2009 Perşembe15:20:59
UÇUŞ



Uçmakta, konmadan, kıyısız bir denizde rûh;

Benzer mi böyle bir kuşa Tûfan içinde Nûh?

Üstünde gök, sürekli bulutlarla, yüklüdür;

Altında gür deniz ki ezelden köpüklüdür.

Çalkaltısında dalgası bilmez nedir sayı;

Milyonca dalga sürmede milyonca dalgayı;

Hiç durmayan gürültüsü bir türküdür, geniş,

Milyonca haykırış dolu, milyonca sesleniş.

Yıldızlar ülkesinde açıldıkça yükseğe,

Başlar hayâl edindiği âlem görünmeğe.

Bir rûhu besliyen hava yalnız yukardadır.

Hulyâyı daima uçuran duygulardadır.

Yalnız bu katta mümkün olur dâimî uçuş.

Her hamlesiyle, rûh, o çelikten kanatlı kuş,

Ufkunda bir dakîka görünmeksizin kara,

Hür gökte, hür denizde uçar, hür ufuklara.


yağmurca
3 Eylül 2009 Perşembe15:18:17
BİR YILDIZ AKTI



Bir yıldız aktı, gök ve deniz sarmaşır gibi,

Vuslatta ilk öpüşmeyi andırdı ansızın,

Birden kamaştı gözlerimiz, baktık engine.

Hulyâlı mâvilikte bu ânî parıldayış,

Tek bir dakîka sürmedi, kayboldu, sır gibi.



Sandık ki uçtu gitti bir altın kanatlı kuş.

Bir yıldızın zevâlini gördük de böylece;

Yârab; dedik, nedir bu muammâsı hilkatin?

Fânîlik ortasında yüzen sâde-dil beşer

Herhangi bir şekilde umar bir bakaa buluş
yağmurca
3 Eylül 2009 Perşembe15:17:24
TELÂKKİ



Yollarda kalan gözlerimin nûrunu yordum,

Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,

Hulyâmı tutan bir büyü var onda diyordum,

Gördüm: Dişi bir parsın elâ gözleri vardı.



Sen miydin o âfet ki dedim, bezm-i ezelde

Bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde,

Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde,

Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarardı.


yağmurca
3 Eylül 2009 Perşembe11:28:13
bu kadar önemli bir şairmizin konu başlığı beslenmiyecek mi hemde edebiyat sitesinde?????
yağmurca
2 Eylül 2009 Çarşamba16:32:21
AŞK HİKAYESİ



Âh o akşam o tirenden gülüşün!

O gülüş kalbime aksettiği an

Duymadım ilk ateşin düştüğünü;

Şavka benzer bir ışık zannettim.

Macera başlamak üzereymiş o gün.

Sürecekmiş bu ateş yıllarca.

Bir taraftan Yakacık, mor dağlar...

Bir taraftan da deniz, şûh adalar...

O gün ömrümde, kader,

Geçecek aşkı resimleştirmiş

Bu güzel çerçevede.



Yine dün geçtim o yoldan;

Aynı raylarda tirenler geçiyor...

Karşı dağlar, hep o dağlar...

Kıyı hep aynı kıyı

Ve deniz aynı deniz;

O gülüşten bir eser yok yalnız;

O güzel çerçeve bomboş!

Belki kalbim daha boş!
yağmurca
2 Eylül 2009 Çarşamba16:31:02
HÜZÜN VE HÂTIRA



Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,

Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,

Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.

Tenhâ Emirgân'ın Çınaraltı'nda kahvesi,

Poyrazla söyleşir gibi yaprakların sesi.

Hem başka hem de hayli yakın karşı mâbade,

Mermerle kaplı çeşmede, mevzun kitâbede,

Baktım Yesâri hatlarının bir nefîsine,



Daldım çoşup giden denizin mûsıkîsine



yağmurca
2 Eylül 2009 Çarşamba16:29:15
SES

- Fazıl'a -

Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum,

'Yârab! Hele kalp ağrılarım durdu!' diyordum.

His var mı bu âlemde nekahat gibi tatlı?

Gönlüm bu sevincin helecâniyle kanatlı

Bir tâze bahâr âlemi seyretti felekte,

Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te;

Akşam!.. Lekesiz, sâf, iyi bir yüz gibi akşam!..

Tâ karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam;

Sâkin koyu, şen cepheli kasriyle Küçüksu,



Ardında vatan semtinin ormanları kuytu;

Bir neş'eli hengâmede çepçevre yamaçlar

Hep aynı tehassüsle meyillenmiş ağaçlar;

Dalgın duyuyor rüzgârın âhengini dal dal,

Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal;

Bir lâhzada bir pancur açılmış gibi yazdan

Bir bestenin engin sesi yükseldi Boğaz'dan.

Coşmuş yine bir aşkın uzak hâtırasıyle,

Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyle,

Dağ dağ o güzel ses bütün etrâfı gezindi:

Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi.





Âni bir üzüntüyle bu rü'yâdan uyandım.

Tekrâr o alev gömleği giymiş gibi yandım,

Her yerden o, hem aynı bakış, aynı emelde,

Bir kanlı gül ağzında ve mey kâsesi elde;

Her yerden o, hem aynı güzellikte, göründü,

Sandım bu biten gün beni râmettiği gündü.


© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL