NEDİR?

48.119 terim terim kayıtlı.

Tümata

Tümata sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
Tümata terimi E-Robot tarafından 8.2.2008 tarihinde ekledi.
Tümata şiirleri Tümata kitabı

Yorumlar
CANAKIN
16 Nisan 2009 Perşembe 06:14:04
TÜMATA

1976 yılında, Türk Musikisi'nin doğuşunu, gelişmesini, tedavi değerini, repertuar ve enstrüman zenginliğini araştırmak ve tanıtmak amacı ile Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç tarafından kurulmuştur. 1991-1995 tarihlerinde 'İstanbul Üniversitesi Etno müzkoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne bağlı olarak faaliyet gösterdikten sonra, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Tanıtma Birimi olarak faaliyetine devam etmiştir.

En az 6.000 yıllık bir geçmişi olduğu ileri sürülen Türk Musikisi'nin günümüze ulaşabilmiş repertuar, icra şekilleri, dansları kıyafet ve dekorları, sosyo kültürel ve psikolojik kaynakları, moderm tıpta yeniden keşfedilen müzikterapinin uygulama malzemeleri TÜMATA'nın genel faaliyet konularıdır. Bu maksatla Almatı'dan Barcelona'ya sekiz tane merkez kurulmuş (Almatı, Rosenau, Mannheim, Münih, Berlin, Zürih, Madrit, Barselona) , ayrıca Avusturya Rosenau'da müzik terapist yetiştiren bir okul açılmış, bu okuldan mezun olan ilk öğrenciler 1995 yılı Ekim ayında Edime'deki Sultan 2. Bayezid Şifahânesi'nde verdikleri Türk musikisi konserinden sonra diplomalarını almışlardır. İkinci bir akademik müzik-terapi yüksek okulu 1997 yılında yine Avusturya'da eğitime başlamıştır.

Avrupa bağlantıları, Avrupa ülkelerindeki okul-kurs çalışmaları, konserler ve seminerlerin genel koordinatörlüğünü 1986 yılından beri magister ve doktor Gerhard Kadir Tuçek yürütmektedir. 1986 yılında, Viyana'da Etnomüzikoloji Vakfı kurulmuştur. 1989 yılında okul çalışmaları başlamıştır. 1999 yılında Etnomüzikterapi enstitüsü G. Kadir Tuçek tarafından kurulmuş olup bu enstitüye bağlı olarak Rosenau, Zurih, Madrit, Barselona, Berlin ve Mannheim'da müzikterapi eğitim çalışmaları devam etmektedir.

İlmi açıdan çalışmaların klinik bağlantıları ise 1993 yılına varan bir geçmişe dayanmaktadır. Viyana'da Meidling klinikte başlayan proje ve uygulama çalışmaları arasında en eskisi nöroloji dalındadır (1995 yılından beri sürmektedir) . Bunun dışında 2000 yılından beri kardiyoloji ve 2001'den beri de onkoloji çalışmaları da yapılmaktadır. Ayrıca engelliler konusundaki çalışmalar da 1993 yılından beri sürmektedir.

TÜMATA; Türk Musikisi'nin tarih ve coğrafya bakımından devamlılık ve bütünlük gösterdiği inancı ile, Türk'ün bulunduğu her yerin musikisini detayı ile incelemek ve yaşatmak çabasındadır. İkiyüzden fazla otantik Türk musikisi âleti bu gaye ile toplanmış ve bir müze oluşturulmuştur. Plâk, kaset, video, nota, arşiv çalışmaları ile musiki değerlerimiz toplanmakta ve sayıları otuzu bulan grup üyeleri tarafından etnomüzikoloji konserleri ile meraklılara ve ilim -sanat topluluklarına sunulmaktadır. Yurt İçinde ve dışında seminer, sempozyum ve festival faaliyetleri de TÜMATA'nın önemli çalışma alanıdır. Geçtiğimiz yıllarda Avusturya'daki okul ile birlikte, üç sempozyum, iki festival ve çeşitli ülkelerde pek çok seminer düzenlenmişdir. 1997 yılında Münih Müzik Üniversitesi ile Avusturya Rosenau Müzikterapi Okulu ve TÜMATA arasında bir eğitim protokolü oluşmuştur.

Adı geçen Sempozyum ve Festivallerde, Türk musikisine Etnomüzikoloji ve tıp açısından bakılmış ve EEG, EKG, Galvanometre gibi parametrelerle değerlendirilen laboratuvar bulguları gündeme getirilmiş, Türk musikisinin tedavi değeri psikiyatri, pedagoji, fizik tedavi ve rehabilitasyon konularında bu sempozyumlarda kabul görmüştür.

TÜMATA'nın idealleri ve çabaları yurt içinde ve dışında Radyo, TV programları, çeşitli basın organları tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır.
CAN AKIN

Hz. Mevlana

700 yıl kadar önce bugünkü Türkiye; o zamanki Anadolu´nun Konya kentinde ilahi ve dahi bir kişi, mistik ve filozof olan Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi yaşadı. Mevlana çocukken, Afganistan´daki bir Türkmen kenti olan Belh´den ailesi ile birlikte, Anadolu´ya, Konya´ya geldi. Mevlana şair, mistik, mürşit ve erdem sahibi bir insan idi. Kur´an konusunda bir otorite ve hayat sorunlarının üstesinden gelme konusunda usta bir kimse idi. Onun erdem zenginliği ve yaşam tarzı, kendisini Sema şeklinde ifade etmiştir.

İnsanlara şunları öğretti:İlahi aşk Hoşgörü Umut Eğitim Günümüze kadar onun öğretileri geçerliliklerini kaybetmediler... Özellikle gerçek değerlerin kaybolduğu düşünüldüğü zamanlarda. Mevlana´nın şiirleri ve edebi eserleri, dünyanın her tarafında iyi tanınmaktadır. Bu eserler insanların kalplerine ulaşmakta ve onları mutlu etmektedir. Hz. Mevlana´nın sözlerinde, düşüncelerimiz için tavsiyeler, davranışlarımız için öğütler ve hayatla ilgili doğru kararlar alabilmemiz için uyarılar ve yardımlar buluyoruz.

Rebab Mevlana´nın oğlu Sultan Veled aynı zamanda Rebab çalardı ve Rebabname adı altında bir eser telif etmişti. Günümüzde orijinal rebabı çalan çok az sayıda kişi kalmıştır. Eski çalgı iki madeni ve bir at kılı tele sahipti. At kılı telin akordunu korumak diğer iki madeni telden daha zordu. Bu yüzden orijinal at kılı tel, madeni tel ile değiştirilmiştir. Fakat bu, elde edilen sesi oldukça değiştirmiştir. Rebab, zaten çoğunlukla bu tek tel kullanılarak çalınır.

Neyse ki, bazı insanlar eski geleneklere sahip çıkıp, Dr. Rahmi Oruç Güvenç önderliğinde, Rebab´ı eski şekliyle çalmaya ve eskilerin öğretme sistemini uygulamaya başladılar.
Hz. Mevlana neden bu çalgıyı seçmişti? Bu sorunun cevabını onun şiirlerinde buluyoruz.
'Diyorum ki, kalbim içimdeki bir çalgıdır. Ve o bana Rebab´ınki gibi bir sesle seslenir.'
'Sen! Ey Rebab namesi! Ben senden daha kederliyim. Ama kalbimde de bir Rebab yaşıyor. Gitme! Biraz daha kal! Ey ziyaretçi! Benim sadece basit ve mütevazi bir yerim var. Burada konakla! '

'Ateşin aşkını ve suyun aşkını tattık; kalbin ateşinde buharlaştık. Bir kurtuluş yolu bulduk ve ilahi bir haz ile aşk yaralarını sardık.'

'Sevgili aşk namesi ve kalbimdeki Rebab! Kalbimin inlemesinin bütün cevapları olan güzellik: Mükemmelliği bulabilirsin; aradığın da bu değil mi? Ve o ancak benim harabolmuş kalbimde bulunur.'

UNESCO 2007´yi Mevlana yılı ilan ederek, Mevlana´nın yadigarını koruma ve muhafaza etme görevini üstlendi. Bu karar nedeniyle, Mevlana´nın kendisinin de çaldığı Rebab çalgısı ayrıca bir öneme sahip oldu. 2002 Martında, farklı ülkelerden yirmidört öğrencinin katılımıyla, ilk kez bir konser turu düzenledik. Bu turun odak noktası Rebab idi. Tur önce Eskişehir´e, sonra Tavşanlı´ya uğradı.Turun iki ana konusu var: Rebab Sema Mevlana´nın kitaplarında, düşüncelerimiz için tavsiyeler, insan davranışları için öğütler ve doğru hayat kararları verebilmemiz için yardım ve hatırlatmalar vardır. Ve onun eserlerinde zikir ve sema hakkında bilgiler mevcuttur.

Bu turda, bu konuları deneyimlemek ve bu konular üstünde çalışmak istiyoruz. Bu Rebab turunda 700 yıl öncesinden, çeşitli müziklerin ve ruhani zenginliğin temelini inşa eden Türk kültürü ve mentalitesi ile tanışıyor ve onunla aşina oluyoruz.

FOTOĞRAFLAR VE VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ YADA KOPYALAYINZ..

http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx? tabid=1038&mid=8373&ItemID=6613&ItemIndex=9

CAN AKIN
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.