BİR DELİ RÜZGÂR
Süleyman ÖZEROL
1995 yılı Ağustosunun son haftasında bir akşam telefondaki ses şöyle diyordu:
“Süleyman Bey, Ben Şemsi Belli...
Mektubunuzu ve hakkımda yazdığınız yazıları aldım, çok sevindim. Yazıların yayınlandığı Gayret gazetelerinden birer adet gönderirseniz memnun olurum...”
Ardından 40’lı-50’li yıllarda Arguvan ve Hekimhan’da yaptığı derleme çalışmalarından söz etti. Yaya olarak Arguvan’dan çıkıp bizim köyden (Ballıkaya) geçtiğini, İğdir’e, oradan da Hekimhan köylerine gittiğini anlattı.
“Arguvan türküleri ile ilgili çalışmanızdan dolayı sizi kutluyorum. Böyle bir işi şimdiye kadar kimse yapmamıştı. Bu konuda size her türlü yardımı yapmaya hazırım. Ancak biraz rahatsızım. Daha sonra haberleşir, görüşürüz, konuşuruz. Birlikte çalıştığınız arkadaşınız Hüseyin Şahin Beye de selamlarımı söyleyin” dedikten sonra konuşmayı sona erdirdik.
Bu konuşmanın üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçmişti ki kalp krizi geçirerek vefat ettiğini (12 Ekim 1995) öğrendik Şemsi Belli’nin. Haydar Karaduman’ın önerisi üzerine hazırladığım yazı bir hafta süre ile Hamle gazetesinde yayınlandı. Yazımın başlığını da Arguvan türküleri kullanılarak zenginleştirdiği, bestelenen ve tutulan “Çal Emmoğlu, Çal!”şiirine benzek olarak “Çalma Artık Emmoğlu” koymuştum... Adı geçen şiirden bölümler sunmak istiyorum:
Kursağımdaki ekmek sizin
Ütümdeki elbisenin yünü
Ayağımdaki pabucun gönü
Hücrelerimdeki taze kan sizin
***
“Beni ben yaptınız neyleyim
Ben ne yapabildim ki size”
Kavruk bostanınıza su mu verdim
Yol mu verdim kara taşlı dağınıza
***
“Gelemem Emmoğlu gelemem
Hepinizin gözleri uykulu
Hepinizin avurtları çökük
Bir kibrit aydınlığında bıraktım yüzlerinizi
Yüzlerinize bakamam Emmoğlu”
(Karpuz Dilimi, s. 76)
Hakkâri’de Zap suyuna köprü yapılmasında etkili olan “Anayaso” şiirini kim bilmez ki? Hem oyunlaştırıldı, hem de bestelendi. Kendi çıkardığı “Anayaso” dergisinin birinci sayısında bakınız ne demiş?
“Ben Haso’nun, Mamo’nun, Hıdır’ın, Haydar’ın, Bektaş’ın, İbo’nun sesiyim. Sesimde bir acılık varsa günah sizin. İçimdeki kırıklık, dilimdeki burukluk tüm sizden yana.
Siz büyük kentin aydın kişileri!.. Siz, beni ilkellikten kurtarmak isteyen Anayaso!.. siz beni yönetenler, yönetecek olanlar!.. Sizin gözünüzde ben “Haso” kaldığım sürece, sizin ilgisizliğinizle ben kendi dilimi öğrenmek imkânından yoksun kaldığım sürece... Anayasanın adı “Anayaso” olacak...
Bu kelimede, sizin bana seslenişinizin karşılığı var. Bu seslenişte ilkelliğime isyanımın çığlık çığlık protestosu var.”
“Zeynoooo!” şiirinde, “Başını bu yana çevirme Zeyno” diyerek, Anadolu kadınının kapitalist burjuvazinin kurduğu tuzaklara düşmemesi için uyarıda bulunurken; “Bağdat Caddesinde Akşam”da sıla özlemini dile getirir.
Krem şokola yiyorum boğazımdan gitmiyor
Arpa ekmeği yakama sarılıyor pençe pençe
Ayran çorbasında gözleriniz bakıyor bana uzaktan
“Bizim Konak” şiirinde özlemin yanında özeleştiri de var.
“Bakmayın boğazımdaki boyun bağına
Ben dağlardan gelmiş deli rüzgâr
Kursağımda o dağların ekmeği
Kalemimde o dağların özleyişi var”
“Cankuşum”da özlem ve içtenliği görürüz.
“Kayaların ortasında bitmiş bir ot gibi yetiştim dağlarda... Boğazımdaki lokma, ciğerimdeki hava, damarlarımdaki kan hep o dağların, o toprakların bir parçasıydı (Cankuşum, s. 11).
Adım adım dolaştığı Anadolu’da derlemeler, araştırmalar yapar. Radyo-televizyon programları yapar. 40’a yakın yapıtının büyük bölümünde bu çalışmalarına yer verir. O, Anadolu’dadır. “Aramayın beni başka yerde” der.
Aşağı Atma aşiretinin Kızıluşağı köyünden Hasan ağanın torunu olarak yöresini unutmayan, Malatya’nın yetiştirdiği ender bir değer olarak anılacak olan Şemsi Belli, birçoklarının görmezden gelmesine karşın unutulmayacaktır.
___________________
10 Ekim 2001 tarihli Malatya Yorum Gazetesinde ve www.malatyahaber.com sitesinde yer aldı.