NEDİR?

48.148 terim terim kayıtlı.

Balık

Balık sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
Balık terimi E-Robot tarafından 8.2.2008 tarihinde ekledi.
Balık şiirleri Balık kitabı

Yorumlar
sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 23:38:41
ben de hazır siz biliyorsunuz diye sevinmiştim :)
tekrar teşekkür ederim.saygılarımla.
yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 23:30:48
Bu arada

Google teyzeye bir sorun size çok iyi Akvaryum siteleri önerebilir, hatta üye olup daha sağlıklı bilgiler alabileceğiniz mevcudiyetler de vardır.

Kolay gelsin

Saygılarımla.

sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 23:27:12
:))
tamam teşekkür ederim.düşenler her ne ise de artık bulmam imkansız.
yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 23:24:26
Akvaryumunuzda ne şekilde bir motor kullandığınızı bilmediğimden Ya Allah deyip sallamak zorudayım bu sorunun cevabını.
Motor kısmını sökmedinizse ve sadece filtre kısmını sökmüşseniz büyük bir olasılıkla fazla yemler ve parçalanmış balık leşi olabilir. ( Bunlar tamame tahmin )
Eğer tulumba kısmını sökmüşseniz işiniz zor, motor yataklarını düşürmüş olabilirsiniz beyaz ve yumuşak parçalardan bir kaç milimetre büyüklüğünde olabilirler. Kesin çözüm düşenleri bulmaktan geçiyor.
Kolaylıklar dilerim.
sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 23:07:58
öncelikle verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum.yazdıklarınızı henüz okumadım şimdi hepsini okuyacağım ve önerilerinizi uygulamaya dikkat edeceğim.siz bunları yazarken ben de yeni bir sorun üretmekle meşguldum.akvaryumun motorunu yıkayayım derken içindeki beyaz kutucuktan bişeyler döküldü.ne olduğunu bilmiyorum ama artık yoklar.bu konuda da bilgi verir misin?
yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 22:38:13
Isıtıcı gereklidir.
Fakat şimdi sanmıyorum ortam sıcaklığı ve buna bağlı su sıcaklığı 22 derecenin altına düşmüyordur ve bütün yaz düşmez sanırım.
Isıtıcı ayarlarını beslediğiniz balığın veya balıklara göre yaparsınız.
Genel olarak 22 - 26 C derece uygundur.
( Bu gece site biraz yavaş galiba ve iki baskı yapmışım bundan önceki mesajı, özür dilerim. )
yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 22:33:37
Akvaryumunuz galiba karma bir akvaryum ve acele ile yapılmış gibi.
Sanki suyu doldurup balıkları atmış gibisiniz.
Akvaryuma balık koymadan önce suyun iyice dinlendirilip havalandırılması ve ilaçlanması iyidir.
Yeni balık aldığınız zaman hemen akvaryuma atmayıp torbası ile birlikte akvaryumun içerisine bırakırsanız su sıcaklıkları yavaş yavaş dengeleneceğinden balık sıcaklık değişmesinden etkilenmez.
Torbanın içersindeki hava balığa yeterli oksijeni 4 - 6 saat sağlar.
Balıkları yemlemeyi çok sık yapmayın günde iki defa veya bir defa yeterlidir.
Bir defa yemleyecekseniz attığınız yemi yaklaşık 8-10 dakika içinde bitirmelidirler, bitiremiyorlarsa fazla yem atıyorsunuz demektir. Zarar verir.
İki defa yemleyecekseniz 4-6 dakikada bitirmeleri gerekir.
Yemlerin fazla atılıp dibe çökmeleri iyi değildir.
Yem konusunda çok alternatifler olduğu gibi dikkat edilecek hususlar da vardır.
Balıkların kabız olmamasına dikkat edilmelidir.
En güzel ve doğal ilacı belirli zaman aralıkları ile küçük bir parça ıspanağı haşlayıp vermektir.( haftada bir gibi)
Japon balıkları uysaldır her balığa selam verir.
Yalnız Melek gibi balıklar ile bir arada yaşayamazlar tülleri Melek türü balıklar tarafından yenir yaralanır ve hastalık oluşur.
Sigara konusunda balıklar için tek söyleyebileceğim hiç birini öksürürken görmediğimdir.
Motor derken hangisini kastettiğinizi anlayamadım.
Sadece filtre motoru ise zararı yok fakat sık temizlemelisiniz. Durdurup çalıştırmak kirlilik yaratır.
Filtre motoru aynı zamanda hava tedarikini de sağlıyorsa hava ayarını düşük tutmakta yarar var. ( ancak bazen hastalıklarla mücadelede değişebilir.)
Fazla hava balıkların üzerinde ve bitki üzerlerinde küçük zerrecikler gibi yapışır. Zararlıdır.

yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 22:32:45
Akvaryumunuz galiba karma bir akvaryum ve acele ile yapılmış gibi.
Sanki suyu doldurup balıkları atmış gibisiniz.
Akvaryuma balık koymadan önce suyun iyice dinlendirilip havalandırılması ve ilaçlanması iyidir.
Yeni balık aldığınız zaman hemen akvaryuma atmayıp torbası ile birlikte akvaryumun içerisine bırakırsanız su sıcaklıkları yavaş yavaş dengeleneceğinden balık sıcaklık değişmesinden etkilenmez.
Torbanın içersindeki hava balığa yeterli oksijeni 4 - 6 saat sağlar.
Balıkları yemlemeyi çok sık yapmayın günde iki defa veya bir defa yeterlidir.
Bir defa yemleyecekseniz attığınız yemi yaklaşık 8-10 dakika içinde bitirmelidirler, bitiremiyorlarsa fazla yem atıyorsunuz demektir. Zarar verir.
İki defa yemleyecekseniz 4-6 dakikada bitirmeleri gerekir.
Yemlerin fazla atılıp dibe çökmeleri iyi değildir.
Yem konusunda çok alternatifler olduğu gibi dikkat edilecek hususlar da vardır.
Balıkların kabız olmamasına dikkat edilmelidir.
En güzel ve doğal ilacı belirli zaman aralıkları ile küçük bir parça ıspanağı haşlayıp vermektir.( haftada bir gibi)
Japon balıkları uysaldır her balığa selam verir.
Yalnız Melek gibi balıklar ile bir arada yaşayamazlar tülleri Melek türü balıklar tarafından yenir yaralanır ve hastalık oluşur.
Sigara konusunda balıklar için tek söyleyebileceğim hiç birini öksürürken görmediğimdir.
Motor derken hangisini kastettiğinizi anlayamadım.
Sadece filtre motoru ise zararı yok fakat sık temizlemelisiniz. Durdurup çalıştırmak kirlilik yaratır.
Filtre motoru aynı zamanda hava tedarikini de sağlıyorsa hava ayarını düşük tutmakta yarar var. ( ancak bazen hastalıklarla mücadelede değişebilir.)
Fazla hava balıkların üzerinde ve bitki üzerlerinde küçük zerrecikler gibi yapışır. Zararlıdır.

sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 22:15:40
sanırım derisinin altında(çok kıpırdıyor o yüzden tam anlayamıyorum)
önereceğiniz bir ilaç var mı?ısıtıcı almalı mıyım? akvaryumun suyunu ne kadar aralıkla değiştirmeliyim? 4 balığa günde 4 yem veriyorum yeterli midir?japon balıkları başka hangi balıklarla iyi geçinir?10 günde bir yem vermeyin diyorlar bu doğru mudur?
balıklar sigara dumanından etkilenir mi?motor daima çalışıyor bunun bir zararı var mıdır?
(vaktiniz varsa yanıtlarsanız sevinirim.)
yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 22:04:24
Beyaz benek deri altına yerleşir, pamukçuk deri üzerinde beyaz küçücük süngerler gibidir. Tedavisi kolaydır, balığı hırpalamadan sudan çıkartır ve pamukçukların üzerine çok az tuz serpersiniz. Gözlemyeyip iki veya üç gün sonra tekrarlarsınız. Bu arada balığı mümkün ise avucunuzda suyun içinde tutmaya çalışın. Deri üzerindeki mukoza zarar görmesin.
sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 22:00:24
balığın başında üç tane benek var.sayısı çoğalmadı ancak önceden böyle bir şey yoktu.pamukçuk hastalığının ne olduğunu bilmiyorum.o yüzden beyaz benek diye düşündüm.
yakamozvari
8 Haziran 2009 Pazartesi 21:56:24
Beyaz beneğin önlemini alamazsanız akvaryumda balık kalmaz.
Beyaz benek mi pamukçuk mu ?
Gerçekten beyaz benek ise hastalık görünen balıkları acil olarak ayrı bir kaba almak gerektir.
sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 21:18:42
bir ay içerisinde balıklarda gördüğüm olumlu tek gelişme beni gördüklerinde suyun yüzüne çıkıp yem beklemeleri oldu.
bu süreçte bir vatoz ölmüş,bir teleskop kör olmuş,bir japon balığı ise ısı değişikliğinden beyaz beneğe yakalanmıştır.
sahra
8 Haziran 2009 Pazartesi 21:13:33
japon balığımda beyaz benek belirtisi gördüm.
nurhan cezik
8 Haziran 2009 Pazartesi 13:08:22
ıyyyyyyyyyyy en nefret ettigim ve huylandıgım şey balıktır hele pullu pullu olanlar :):)
aysegulguncan
3 Haziran 2009 Çarşamba 00:34:38
nie bebeğim küstün mü:(

balık okyanusa küsmüş okyanusun haberi olmamış

da diyebiliriz

ama benim içimden geçen

balık balığın külüne muhtaçtır atasözü

resmen geyikleşti ya:(
sahra
3 Haziran 2009 Çarşamba 00:31:50
ben seninle konuşmayacağım.
:(
aysegulguncan
3 Haziran 2009 Çarşamba 00:23:11
elinden kayıp gitmek deyim,ni mecazi anlamda kullandıms evgili hocam:)

kaybetmek, yitirmek manasında:)

en güzel pirana besleyecen işte
at şöle tazesinden sakatat falan
bırak yesin hayvancağız
hem onlar ölmez de eminim
sağlam balıktır diye tahmin ediyorum
sahra
3 Haziran 2009 Çarşamba 00:18:02
elimden kayıp gitseydi de baksaydım.hamsi değil bu.deniz de değil...
aysegulguncan
3 Haziran 2009 Çarşamba 00:02:58
bkn: elinden kayıp giden balığın ardından alıkça bakan insan portresi
sahra
2 Haziran 2009 Salı 23:50:20
ara sıra başını okşayabilirdim.birlikte küçük turlar atılabilirdi.akvaryuma şeker koyabilirdim.bir palyaço çağırıp sürpriz parti düzenleyebilirdim.ama çok geç...
aysegulguncan
2 Haziran 2009 Salı 23:43:25
bu kadar balık katleden birini izleyip tecrübe sahibi olmamak ne mümkün
gaddar sahra

demek ki balıklara itina ile yaklaşılmalı
sevgiyle beslenilmeli
acaba akvaryuma ağzımızı dayayıp şarkı falan söylesek iletişimimiz kuvvetlenebilir mi?

hani çiçek-insan ilişkisi gibi:)
sahra
2 Haziran 2009 Salı 23:38:06
tecrübesi olmayanların akvaryum kurmasını önermiyorum.çünkü telef oluyorlar.
aysegulguncan
2 Haziran 2009 Salı 23:36:28
ne balıkmış bea:)(

mutlaka akvaryum almalıyım bunca muhabbetten sonra
sahra
2 Haziran 2009 Salı 23:34:47
teleskop balığımın bir gözü yok artık.nerede bilmiyorum.
can sıkıcı...
Rom@ntik
30 Mayıs 2009 Cumartesi 03:56:14

Hamsi olsa da... ham yapsak :))
yakamozvari
30 Mayıs 2009 Cumartesi 03:29:25
Balık Darwin'e göre hamsinin evrimden önceki halidir.
Halbuki hamsi evrim geçirmemiş olup ozel yaratılmıştır...
Rom@ntik
30 Mayıs 2009 Cumartesi 03:04:56

İyilik yap denize at
Balık bilmezse (m)halik bilir

mi acaba ?
:))
aysegulguncan
30 Mayıs 2009 Cumartesi 01:44:14
b/ ALİ / k....

ne anlamlı bi kelimeymiş bu yarabbim
içinde derin manalar saklayan
Esra Tekinn
30 Mayıs 2009 Cumartesi 01:41:17
hangi balık sazan olanmı o benim işte:)
Rom@ntik
29 Mayıs 2009 Cuma 10:45:04

b/alık

Yeganem
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:52:24
Çoçukken babam balık tutmaya giderdi bazan amcamla bende gitmiştim seyretmek için.
Onlar tuttuklarını sepete atıyor üzerini kapatıyorlardı.
Oltayı tekrar attıklarında ben sezdirmeden sepete konanları nehre atıyordum .
Bir zaman sonra epey tuttuk gidelim dediler.
Sepeti kaldırınca baktılar hafif ALLAH ALLAH deyip açtılarki bir tane bile yok.
Baktılar ağlayarak dayanamadım çırpınıslarına nehre attım demiştim .
Azarlanmadım ama ondan sonrada beni götürmediler balık avlamaya giderken .
Kızım sen yine atarsın balıkları nehre diye .
Hiç kıyamam çırpınışlarına .
Onların bizler için yaratılmış ama dayanamıyorum ben....
sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:42:00
bu arada
"balığım solungacın kara, benim ki senden kara"
bu atasözünü bulsa bulsa aysegulguncan bulurdu zaten.

ben vatozu temizlesin diye almıştım.öyle deterjan çamaşır suyu hiç uğraşamam.bu iki malzemeyi buluşturmam gereken o kadar mekan varken...
aysegulguncan
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:34:49
cani...

bizim komşunun karısı da sen tut oğlunun akvaryumunu temzilemeye kalk
üstelik çocuğun balıkları en pahalı cinslerden
eve bi gittim gülman abla ne kadar tencere varsa mutfağa yığmış balıklar içinde can çekişmeye başlamış
üstüne musluk suyu ilave ediyor
akvaryuma da domestos dökmüş
iyice dio mikroplar ölsün
sonra motor çalışmadı bir daha:)
balıklardan 5 i öldü
en son hatırladığım nurinin annesini boğmak üzere olduğuydu
üzülme sahra
senden daha vahim durumlar da var:)
sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:20:59
1 tane leşim var :)))
balığı bir gün içinde öldürmeyi başardım.
aysegulguncan
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:16:50
hıh....

benim de okulun halk oyunu grubunu kolbastı için eğitmişliğim var
gerçi sertifikam yok ama mukadderat artık
belki olur yakında
ama diksiyon kursundan sertifikam var canım...

bu sertifikayı aldığımda ki o zaman daha ünv. 1. sınıf öğrencisiydim
kendimi mutlu etmek adına japon balıklarından aldıum
ve bir süre fanusta besledim...

babam öldürene kadar:)
bağladım
ohh be
sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:10:52
ben halk oyunları sınavından geçtim.bir sertifikam bile olacak.senin de var mı?
bu cümleyi balığa nasıl bağlayacağım derken-evet buldum- bunu hafta sonu balıkla kutlamam lazım.
aysegulguncan
28 Mayıs 2009 Perşembe 22:01:47
alla alla hatunu güldürelim die net köşelerinde balıklı fıkra arıyoruz
gene yaranamıyoruz
iyilik de yaramıyor anacığım
bari ben yaptığım iyilikleri denize atam
balık bilmezse halik bilir neticede:)


sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 21:59:58
:))
normalde fıkra atanlardan hiç hoşlanmam.ama bugün duygusal yanım ağır bastı ve güldüm.hadi bakalım....
Abdullah Çevik
28 Mayıs 2009 Perşembe 18:11:14
Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.
...

Orhan Veli
aysegulguncan
28 Mayıs 2009 Perşembe 17:22:40
balıklı bi fıkra vardı sahra:)

TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP KAZANIR VE KENDISINE BU
KITAP HEDIYE EDILIR.
KITABIN ADI DA DUZ MANTIKTIR. TEMEL HEDIYEYI ALIRKEN SORAR
-bu kitapta ne yaziyo?
-okuyunca ogrenirsin...
-ben onunla ugrasamam anlat bakiim sen bana?
-OK bak şimdi;senin evinde akvaryum var mi
mesela
-evet var...
- o zaman icinde su da vardir?
-evet var...
-icinde su varsa balik da vardir....
-evet var...
-balik varsa hayvanlari da seviyosundur sen?
-evet....
-hayvanlari seviyosan insanlari da seversin
heralde?
-evet
-o zaman senin sevgilin de vardir?
-evet var
-yasli gorunuyon o zaman senin karin vardir?
-evet var..
-e karin olduguna gore de homoseksüel değilsindir?
-evet...
-bak gordun mu?...
temel cok etkilenir! kitabi alir koltugunun altina
eve dogru giderken dursun'u gorur... dursun sorar;
-temel haçan o ne?
-duz mantik kitabi!
-haçan nasi bisiy bu anlat bakiim...
-bak simdi; sizin evde akvaryum var mi?
-yook!
-o zaman sen i..sun da....

içinde balık var die:))))
sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 16:07:34
vatoz ölmüş.yaşıyordur belki de...yaşasaydı tepki verirdi.ama hiç vermiyordu.???
sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 01:15:22
bu balığın özel hayatı konusunda şüphedeyim.hayatı konusunda hatta.yaşıyor mu ölü mü anlamadım.
aysegulguncan
28 Mayıs 2009 Perşembe 01:05:36
belgesellere en sık konu olan dolayısıyla özel hayatı en fazla deşifre edilen hayvancağızdır...


sahra
28 Mayıs 2009 Perşembe 00:59:46
vatoz...
inanılmaz hareketsiz cama bile yapışmıyor.kendine hayrı olmayan bu balığı ne umutlarla almıştım.
Canşenliği
27 Mayıs 2009 Çarşamba 18:58:14
sevmediğimdir...
Jana Med
27 Mayıs 2009 Çarşamba 10:24:09
Balık=Recep+Gülümser
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:59:05
:)
demek hiç güzel olmamış?

geçen yediğin balık :S heee

peki...

anlaşılmamışım sanırsam
durmuş beyin snei...

durmuş balık beyin desek zincirleme sıfat tamlaması mı olur ki:D
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:41:52
en süslü balık hangisi?

cevap:aynalı sazan
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:37:48
hiç güzel olmamış
(geçen yediğim balık)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:35:21
bir şiir yazsa birisi
içinde balık olsa
gelse assa şuraya da
geceme balık düşleri
düşüme balık kokusu
sinse....

şiirimsi oldu mu acep:D
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:35:20
balık baştan kokar.
bazıları balığın başını yiyorlar.kokusu ne kötü olmalı...
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:33:41
ayağını da balığına göre uzat tabi...

ak balık kara gün içindir ( sakla dipfrize)

balığım solungacın kara, benim ki sneden kara

keskin dişli balık, okyanusuna zarar

sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:31:21
bana balığını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
ne anlamlı bir sözdür bu...
misal pirana diyenlerin özünde bastırılmış bir canilik sözkonusu olabilir.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:26:57
evet balıksız deniz can damarı kopmuş bir millet gibidir

bu neydi ya:S

ki dneizlerimizde fazla balık

YOK ARTIK:)
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:11:56
eyvah balık sözcüğünü yazmadan yorum eklemişim.
artık denizlerimizde eskisi gibi balık yok artık diyecektim.(öyle diyorlar hep)
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:07:11
(yok artık)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:03:00



Levrek Dolması
(4 Kişilik)



Malzeme:

1 kg levrek (fileto çıkarılmış)
20 adet karides (küçük)
1.5 çay kaşığı kekik
4 çorba kaşığı krema
4 adet defne yaprağı
10 dilim kaºar peyniri (ince dilimlenmiº)
1 adet kuru soğan
1 adet domates
1 adet sivri biber
2 diş sarımsak
2 çorba kaşığı tereyağı
200 gr mantar
2-3 dal ince kıyılmış maydanoz
1 çorba kaşığı çam fıstığı
2 çorba kaşığı ince dövülmüş ceviz
½ çay kaşığı hindistan cevizi (isdteğe tabi)
karabiber
tuz

Yapılışı:

Tereyağını eritip ince kıyılmış kuru soğanları kavurun. Soğanlar kavrulunca ayıklanmış karidesleri ve mantarları küçük parçalar halinde doğrayıp ilave edin.Küp şeklinde kestiğinizdomatesleri, dilimlenmiş sivri biberi de koyup karıştırın. Tavaya maydanoz, ceviz, hindistan cevizi ve çam fıstıklarını ilave dip tekrar harmanlayın. Karabiber ekip ateşten indirin.

Güveç kabına kekikleri serpin ve defne yapraklarını yerleştirin. Levrek filetolerın yarısını güvece serin ve hazırladığınız malzemeyi üzerine yayın. Kalan filetoları da üzerine dizin. Güveç kabının boş kalan kenarlarına kremaları yerleştirip 180oC’a ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. Çıkarıp kaşar dilimleri yerleştirip tekrar fırına verin. Kaşarlar eriyince çıkarıp sicak servis yapın.

aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:01:11
Balık burcu özellikleri


Duygusal yapıları her alanda kendisini gösterir. Sanata eğilimli bir burç oldukları için bir çok sanatçının balık özellikleri güçlüdür.Arkadaşlık duygularına çok fazla önem verdikleri için, yaşantılarında yapılan hataları affetmezler Çevrelerinin çabuk etkisinde kalırlar. Yaşamda başarılı olmak için motivasyona ihtiyaçları vardır.

Mistik güçleri çok fazladır. Hissetme yönleri güçlüdür. Bilmeyi ve öğrenmeyi seven bu kişiler yaşam boyunca her şeyi merak ederler. Hatalardan ders almasını beceremezler. Aynı hataları birkaç kez tekrarladıkları görülmüştür. Alışkanlıklarına bağlı olduğu içinde bulundukları şartları kolay değiştirmekten hoşlanmazlar.

Çok çabuk karamsarlaşabilen bu kişilerle yaşamak hem zevkli hem de zordur. Duygu ve mantık arasında doğru dengeyi kurabilirlerse, yaşam onlar için mükemmel olur. Fakat ne yazık ki, her zaman aynı ölçüyü tutturamazlar. Toplum ilişkilerine önem verseler de, kuşkucu yapıları yüzünden olaylara uzak kalabilirler.

Sürekli haklarında konuşuluyormuş hissi içinde, karamsar ve huzursuzlaşabilirler. Politika konusunda duyarlı fakat etkileşime hazır oldukları için de zaman zaman hata yapabilirler. Aile bağları güçlü ve sevdiklerine bağlı olan bu kişilerle anlaşmak her zaman kolay değildir. devamını oku
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 01:00:30
Balıklar (Pisces) poikloterm olan, neredeyse sadece suda yaşayan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazı türler canlı doğurarak ürer (lepistes, kılıçkuyruk, moly, endlers vs.). Örneğin tatlı su balıklarından Lepistes'in (Poecilia reticulata) yumurtaları anne karnında çatlar ve canlı doğum gerçekleşir. Çiklet balığı türlerinde ise kuluçka süresi dişinin ağzında gerçekleşir. Ağzında yumurtaları çeviren, mantarlaşmasını engelleyen dişi yumurtalar çatlayana hatta yavrular serbestçe yüzmeye başlayana kadar onları ağzındaki kesesinde korur.

Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır. Günümüzün balıkları kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)'nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir

Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklelande daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken surda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.

Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.

Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.

Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:59:29
Cihân ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler


hayali

**o balıklar ki, dünyanın cevherinin * yine dünyanın içerisinde olduğunu bilmeyen insanlar gibi, denizin içinde denizin ne olduğundan habersizlerdir
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:55:54
bir defasında olta ile balık tutarken çok büyük bir balık yakaladığımı düşünerek sveinmiştim...

çektiğimde kocaman bir kurbağa ile karşılaştım

büyük bir şaşkınlık ve hayalkırıklığı idi
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:55:54
Dülger Balığı seni çok iyi anlıyorum ve Sait Faik...
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:53:29
:)
"Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;"
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:48:32
:)

ben de:)

mercan kayalıklarının arasında bin balığın dolandığı rengarenk düşlere gidiyorum:)

balığı sıkıştıralım da

ne olur ne olmaz
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:45:59
çok sıkıcı böyle...ben gidiyorum.
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:44:12
balık adam (dalgıç sanırım)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:39:17
eski türkçede şehir manasına gelir

örn: ordubalık

yani askeri şehirler
ya da

ötüken balık

ötüken şehri
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:39:02
balık ağız ameliyatla düzeltilebilir bir durum sanırım.
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:36:37
konservesi yemek yapmayı bilmeyenler için idealdir.bir süre sonra mide bulandıracağı unutulmamalıdır.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:36:13
Aşk bitti
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti



şeklinde devam eden ezginin günlüğü parçasıdır
ki çok güzeldir
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:35:09
derya kuzusu derler "dolaylama" örneği.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:34:37
tabi bir de çelimsiz ve zayıf çocuklar için de balık yağı önerilir güçlendirici olarak

tadına hiç bakmadım ama kokusu iğrenç:S

bunun şurup şeklinde ve hap şeklinde yani tablet olanları satılıyor:)
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:34:08
"balıkçıları çiz balıkçıları" var bir de...
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:32:53
bu meredin yağı da çok işe yarar

mesela amber dneilen ve parfüm imalatında kullanılan o rayihanın balina yağından yapıldığını biliyor muydun sahra?

sen boşver balıkları bak ben burada bilgi dağarcığını genişletiyorum:)

balina yağından işte o koku yapılıyor

misk de sanırım ceylandandı ama ceylanın neresinden bilemeyeceğim:)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:31:14
napim canım
terim işte balık olunca klavyem de hızlıdır övünmek gibi oamsın:)
aklıma ne gelirse yazıyorum

evet ya o çok güzel bir atasözüdür dimi

iyilik yap denize at
balık bilmezse halik bilir:)

tuttuğum ve felsefe edindiğim sözlerden biri kendisi:)
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:30:05
:(
ben balıklarımla ilgileneyim.
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:28:38
bağlantıyı kuramadım.konudan konuya atlıyorsun.
balık bilmezse halik bilir demişler.takma...
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:28:29
mobydick vardı

o neydi ya


konuşan balina mıydı?

edebiyatta sıkça geçetdi ama açıkçası anımsayamadım

google a bakıp irfan saçmak da istemiyorum:)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:25:51
bir de tabi allah insanları balık beyinli insanların şerrinden korumalı
insan dediğin az vefalı olacak
hani derler ya bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var
olmalı da zaten
biz böyle yetiştik ama
bazı embesiller
balık beyinliler dünü bırak saatler öncesini bile öyle çabuk unutabiliyor ki...

yazık
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:24:30
çok yem verilmemeliymiş biliyorum.ama doymazlar diye üzülüyorum.
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:22:57
haklısın aysegulguncan.hemen kızıyorlar.tadı kalmadı buraların.
işte balık diyordum, güzel hayvanlar.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:21:29
dönüşebilir:)

dememiş ol lütfen kızıyorlar sonra:)

içinde balık bulunmayan bir tek cümle kurmamaya dahi özen göstermelisin

bu arada sahra

balıklar biliyosun dimi hafızası en zayıf oolan hayvanlardır

yem yediklerini ve duyduklarını dahi unutuyorlar

benim babam bir kere balığıma hayvancağızın 1 aylık yemini birden vermiş..

o da yiye yiye şişmiş ölmüş:(

görsen 2 katına çıkmıştı hayvancağız

sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:17:39
o senin iyiliğin aysegulguncan dersem diyalog sohbete dönüşür mü?
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:16:56
isimden isim yapım eki anlatılırken en sık verilen örnek köktür

balık-çı-lık: isim kökü- isimden isim yapma eki- isimden isim yapma eki...


ama inatla veletler bunun kökünün bal olduğunu düşünürler:)

zaten aradaki farkı kavradıkları an bu konuyu öğrendikleri farz edilir:)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:15:47
isimden isim yapım eki anlatılırken en sık verilen örnek köktür

balık-çı-lık: isim kökü- isimden isim yapma eki- isimden isim yapma eki...


ama inatla veletler bunun kökünün bal olduğunu düşünürler:)

zaten aradaki farkı kavradıkları an bu konuyu öğrendikleri farz edilir:)
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:13:55
bu arada balık burcu da en saftirik
en hayalci insanların burcuymuş
ama ben katılmıyorum
kaç balık burcu arkadaşım olduysa hepsi de çok iyiydi...

sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:12:23
su kaplumbağalarına güvenmiyor.üst üste dizilirken ne malum en yukarıdakinin firar etmeyeceği...
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:11:14
arada bir elimi daldırıp deniz kabukları ekliyorum.bu süreçte parmaklarım bile buruşuyor.küçük balık yem yesin diye büyük olanı oyalıyorum falan...pirana beslemeyi bu yüzden düşünmüyorum.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:10:54
en hesaplısı şu ördeklerin içine konan su kaplumbağaları
çifti herşey dahil 15 tl:)

yeğenim almış iki tane

TAYYAR ile KAMİLE

:))
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:07:03
ben en ucuz akvaryumu alıp koydum.ne motoru ne ısıtıcısı var.ne kadar yem verilir onu bile bilmiyorum.aksesuar olarak bir tek gece lambasından söktüğüm ampülü taktım.kısaca bu kadar tedirgin olmamın sebebi bu.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:04:21
akvaryum balıklarından pek anlamam ama şöyle kocaman bi akvaryum yaptırasım var duvarıma...
monte ettircem yani:)
ışıklandırılmış falan

ama içine pirana koyayım deidm tanesine 20 tl istedi vicdansız akvaryumcu

o kocaman akvuryuma en aşağı 30 pirana koymam laızm bu da sadece balıklara 600 tl ödeyeceğim anlamına gelir:(


ee bi de daha akvaryumu
süslemesi
ıvırı zıvırı...

ölme eşeğim ölme
sahra
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:01:39
:(
balıklarım duymasın.
aysegulguncan
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:01:22
ama napim sahra
orda sadece balık yazayyyy:)
japon balığından bahsettiğini nerden bilebilirim
müneccim......aklı yemedim diyeyim:)

balık denince aklıma sadece beyaz et geliyor hem benim
sağlıklı
mümkünse ızgarada pişirilmiş
yanında mmmm bol zeytinyağlı bir akdeniz salatası

off ya valla acıktım ben:)
aysegulguncan
26 Mayıs 2009 Salı 23:59:06
bu arada palamut
istavrit
alabalık
çipura
mezgit
de tercihim:)
sahra
26 Mayıs 2009 Salı 23:58:27
cani...ben japon balığından bahsediyorum.
aysegulguncan
26 Mayıs 2009 Salı 23:57:38
yalnız ne cani insanım ya

direkt olarak potansiyel bir yemek gözüyle baktım hayvancağıza:)
aysegulguncan
26 Mayıs 2009 Salı 23:56:41
tür tür var şimdi...

en çok hamsi severim ama

mümkünse fırında patates, havuç ve soğan halkalarıyla buğulanmış olsun...


offf ya acaip istedi canım:S
sahra
26 Mayıs 2009 Salı 23:46:30
neden daha önce düşünemediysem.bunlar güzel hayvanlarmış.umarım ölmezler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.