 |
|
 |
| |
Şiir Bilgi
22.10.2006 tarihinde eklendi.
280 çoğul gösterim yapıldı.
309 tekil gösterim yapıldı.
8 yorum yapıldı.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
Unutulmaların Günlüğü
yalnızlığın yorulduğu yerdeyim
sahipsiz sevdalara düştüm
iklimsiz yağmurlara
sınırın geri dönülmez kıyısında bir gül çizdim düşümde sana gözlerinin limanında bekliyorum
gideli kaç ışık yılı oldu bilmiyorum
gözlerimde karartma gecelerinin hüznü
yoluma çıkar sesini
soluğum tutuşacak besbelli
kör umuda küçük sevinçler yeter içimdeki eylüle yenildim kendime sarıldığım boşluk sensin
geri sayım bu kadar uzun sürmemeli özlemim yağmurludur / özlemim beyaz siperlerimde sen ve yoksunluğun
ölümden bahsederken o düşman yalnızlığa inat ucuz bir intihar tasarlamıyorum beklemenin tortusuyla düşlerim düşüyor / ıskalıyorum
bir kalmanın ıssızlığı yaşanıyor hınca hınç ağzımda kezzap tadında bir öfkeyle unutulmaların günlüğünü tutuyorum…
Nail Yavuz, İzmir Y.düzenleme
|
|
|
Acaba Nedir?:
beyaz
,
bir
,
boşluk
,
düşman
,
geri
,
gül
,
ışık
,
inat
,
intihar
,
kadar
,
kezzap
,
kör
,
küçük
,
o
,
sana
,
ve
,
yeter
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 17:41:43
yalnızlığından sıkıldığında insan kendine yeni eşler arıyor oysa hepsi suni, arının şekerden yaptığı bal gibi, oysa balın özü çiçek olmalı
“yalnızlığın yorulduğu yerdeyim sahipsiz sevdalara düştüm iklimsiz yağmurlara”
insan neden kendini aşkta harcamayı seviyor, elbette tükeneceksek bu aşk olsun, nasıl olursa olsun sahte,gerçek,sahipsiz, iklimsiz olsun yeter ki ben de olsam böyle harcardım kendimi
“sınırın geri dönülmez kıyısında bir gül çizdim düşümde sana gözlerinin limanında bekliyorum”
Evet, hep gerçeğini bekleriz, isteriz, ne kadar sahtelerinde olsak bile sahtelerini gerçek sayarız, ya da bir köşemizde hep bekleriz gerçeğini
“gideli kaç ışık yılı oldu bilmiyorum”
Burayı tek alıyorum, çünkü tek olarak bile fazla anlatmaya, bir ayrılıktan sonrası ve sonrasından yıllar sonrası ve daha sonrasını uzun uzun anlatmak yerine bu cümle kullanılabilir mesela, ve bir yandan bana ışığın yitirilmişliğini vurgulaması bu dizenin cabası olsa gerek
“gözlerimde karartma gecelerinin hüznü
yoluma çıkar sesini
soluğum tutuşacak besbelli
kör umuda küçük sevinçler yeter içimdeki eylüle yenildim kendime sarıldığım boşluk sensin”
Bu kısımda yavaş yavaş gerçeği istemeye başlıyor şiirimizdeki(şiirinizdeki) özne, bir yol istiyor bir ses, bütün sahteliğin bir arayış olduğunu itiraf ediyor kendine, o boşluk o olmalıydı diyor kendine hani hiçbir sahte aşkın dolduramadığı o boşluk, iç savaş başlıyor burada
“geri sayım bu kadar uzun sürmemeli özlemim yağmurludur / özlemim beyaz siperlerimde sen ve yoksunluğun ölümden bahsederken o düşman yalnızlığa inat ucuz bir intihar tasarlamıyorum beklemenin tortusuyla düşlerim düşüyor / ıskalıyorum”
pes etmeden, sonuna kadar savaşmalı, ölene kadar kendini öldürmemek lazım ucuz bir intiharla, lakin “düşlerin düşümü” siz yapmayın dedirtiyor hocam, bu laçkalaşmış kısmı silmek geliyor içimden, bu şiirin ıskalayan yeridir bence, vazgeçmek veya yenilmek başka türlü anlatılabilirdi, kaleminiz buna fazlasıyla müsait, gerçi burada “şehrin düşmesi” gibi savaşta kaybedilmesi anlamı var bir tökezleme değil ama en azında “düşü” umut yapalım derim ben, “umutlarım bir bir düşüyor” olsa daha çok içim rahat edecek
“bir kalmanın ıssızlığı yaşanıyor hınca hınç ağzımda kezzap tadında bir öfkeyle unutulmaların günlüğünü tutuyorum…”
Ve son, bir başına kalmak ve bu gerçeği bilerek yaşamak, her yutkunuşun boğazı yakarak içe gömülüşü, kezzap tadında elbette her tükürük salgısı, kaleme sarılmak ilaçtır, yakarak acıtarak iyileştirse bile ilaç ilaçtır…
Güzel bir şiirdi hocam Tebrik ederim ekrem Ersoy
|
|
|
|
13 Kasım 2006 Pazartesi 17:38:41
ne kadar oldu bilmem değerli dizelerin sahibinin gönderdiği ışıkları görmeyeli... "yalnızlığın yorulduğu yerdeyim
sahipsiz sevdalara düştüm
iklimsiz yağmurlara " Yorulmak... Her şey yoruluyor. Yalnızlıkta bazen parkurunda fazla mesai yaparsa yoruluyor. Yalnızlığın yorgunluğunu kim takip ediyor ki kim zamanı tutuyor. Yalnızlık kendi içindeki yarışlardan kendi içindeki finişlere koşa koşa... Yalnızlık kazansa bile kim karşılayacak ki. Sevda sevgiden gelir. Zira ikisi de sev'le başlar. ikisi aynı adımla başlayıpta neden farklı yollara ayrılır? Birinde -da birinde -gi. Ve sevdanın sahipsizliği yarı anlamda sevgininde sahipsizliğini ifade etmez mi. Sevda sahipsizse onunla aynı yola çıkan sevgi de kısmen de olsa sahipsiz. "iklimsiz yağmurlar" İklim, bir yerdeki hava koşullarının geniş bir zaman ve bölge üzerinde ortalaması. Yağmur ne yeryüzünde buharlaşan su kütlelerinin atmosfere çıkıp orada soğuyarak damla halinde tekrar yeryüzüne düşmesi. Aynı yerden çıkıp aynı yere dönmesi. Aynı yerden farklı şekilde çıkıp aynı yere farklı şekilde dönmesi. Amaç aynı sadece giyim farklı. Yağmurda bir hava koşulu olduğuna göre iklim içinde var. O zaman iklimsiz yağmur neyi gösteriyor iklim olmadan neyin ne olduğunun bilinmemesi mi. Bu üç dize garip bir hüznü giyiyor sanırım. Artık yalnızlık koşmaktan bıkmış gökyüzü iklimini kaybetmiş sahipsiz yağmurlar düşüyor koşan yalnızlığın üzerine.. :) "sınırın geri dönülmez kıyısında bir gül çizdim düşümde sana gözlerinin limanında bekliyorum " Sınır, kıyı, düş, göz, liman... göz denizin tabanı olsa gözün içinde saklanan yaş da deniz olur sanırım. Düş kumsal yerine kullanılmış herhalde ya da benim çıkarımıma göre.... sınır da burayı sınırlıyor. Bir gül çizilmiş kumsala gül canlanmış denize salınmış yanaşmış bir limana... Hüzün dolabına bir elbise daha... Evet elbiseleri dolaba yerleştirmeye devam edelim. "gideli kaç ışık yılı oldu bilmiyorum
gözlerimde karartma gecelerinin hüznü
yoluma çıkar sesini
soluğum tutuşacak besbelli " Zaman süresi ne kadar da uzun... Bir ışık yılı 9,460.530 x 10¹² km ya hüznün yılı ne kadardır ki? Sesinin frekansını o kadar uzaklardan nasıl duyacağım alev olacak ki yetişecek. "kör umuda küçük sevinçler yeter içimdeki eylüle yenildim kendime sarıldığım boşluk sensin" İşte boşluk çıkıyor karşımıza. Işık yılı boşlukta yol alıyor. "gideli kaç ışık yılı oldu bilmiyorum" "kendime sarıldığım boşluk sensin" 'Kendime sarıldığım boşlukta kaç ışık yılı oldu bilmiyorum.' şeklinde bir cümle yonttum bu dizelerden. Dolapta daha çok yer var. Daha çok askı var koyacak. "geri sayım bu kadar uzun sürmemeli özlemim yağmurludur / özlemim beyaz siperlerimde sen ve yoksunluğun " Bekleyiş ne kadar da zor. Farzı mahal; bir koltukta otururken gülüşmeler, konuşmalar güzel geçen anlar... Ve gidiş ve bırakılan yerde koltuğun üzerine örtülen hüzünler. Özlemim saf. Yağmurda olur karda nasıl olsa düştüğü yüz aynı. Siper savaşlarda bir yerin arkasına gizlenme. "siperlerimde sen ve yoksunluğun " "ölümden bahsederken o düşman yalnızlığa inat ucuz bir intihar tasarlamıyorum beklemenin tortusuyla düşlerim düşüyor / ıskalıyorum" Siper ve düşman bağlantısı çıktı karşıma. ve ıskalıyorum. bir kalmanın ıssızlığı yaşanıyor hınca hınç ağzımda kezzap tadında bir öfkeyle unutulmaların günlüğünü tutuyorum… Ve son tango dolabı tamamlıyor. Unutulmaların dolabında çeşit çeşit elbiseler... Hepsinin kumaşında hüzün ipliklerinde şiir dokumasında şair...
Sizi tekrar okumak etkileyici doğrusu. şimdi o ipliklerin renklerini yazmak kaldı. "yalnızlığın yorulduğu " "gözlerinin limanında " "karartma gecelerinin hüznü " "yoluma çıkar sesini " "soluğum tutuşacak " "kendime sarıldığım boşluk sensin" "ucuz bir intihar "
kutlarım saygılarımla karkristali
|
|
|
|
24 Ekim 2006 Salı 12:30:14
değerli kardeşim, yüreği ve kalemi güçlü, gerçek bir yazın eri sevgili Nail bey dostum, şiirlerine yorum yazmak haddime değil...çünkü her bir şiiriniz yorum-üstü güzellikte artı bir o kadar da şiir dolu..estetik, sanat, edebiyat velhâsıl şiir adına her türlü nimet ve zenginliğe gönül kapılarını sonuna kadar açmış, mütevâzi kişiliğiyle bir şiir ustası var karşımızda...ayakta alkışlıyorum..kutluyorum...şiirlerinizi yorum yazmasam da bu ve diğer bazı şiir sitelerinde okuyorum..haz alarak...teşekkürler efendim...sevgi,selam ve saygılarımla...iyi bayramlar...Oktay öğretmen-Bafra
|
|
|
|
22 Ekim 2006 Pazar 21:38:20
Kıymetli Nail Kardeşim
Bayramınızı en içten duygularımla kutlar
Hayırlı Bayramlar dilerim
( duyarlılığınıza teşekkürler )
|
|
|
|
22 Ekim 2006 Pazar 20:34:23
özlem çekenler gözyaşı döker doğal olarak ama özlediğini hiç aldatmadan saf bir aşkla bekler dönene kadar. tabii öfke de eşlik eder bazen bu özleme anlayamaz çünkü neden bekletildiğini. o sever yaa özlenen de onu çok sevmelidir . belki gün gelir özlediği tarafından özlenmediğini öğrenecektir...saygı ve sevgiyle kalın...
|
|
|
|
22 Ekim 2006 Pazar 19:44:33
ölümden bahsederken o düşman yalnızlığa inat ucuz bir intihar tasarlamıyorum beklemenin tortusuyla düşlerim düşüyor / ıskalıyorum.... saygılarımla
|
|
|
|
22 Ekim 2006 Pazar 19:13:12
yalnızlığın yorulduğu yerde sahipsiz sevdalara düştüm
bunca yağmur geçtim iklimsizdi kimliksizdi
sınırın geri dönülmez kıyısında bir gül çizdim sana gözlerinin limanında bekliyorum
buraya kadar bile kartpostal niteliğinde bir şiir ... sustum ... sanki kan kustum yaşamın karanlığında ,
devamı mı ?
dilimde kezzap tadında bir öfke unutulmaların günlüğünü tutuyorum
sevgimle ş a i r
|
|
|
|
22 Ekim 2006 Pazar 18:05:08
geri sayım bu kadar uzun sürmemeli özlemim yağmurludur / özlemim beyaz siperlerimde sen ve yoksunluğun
Nasılda geri sayımlar yıl gibi gelir bekleyen yüreklere,Vuslat vuslat diye haykırırken yürek ,geçmek bilmiyor acımasız zaman..
Kutluyorum. Hayırlı bayramlar diliyorum.
Saygılarımla
Bahar
|
|
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın. |
|