Edebiyat Defteri

Biz böyle eğilmezdik çocuklar olmasaydı... B.Necatigil
E-mail adresiniz: 
Şifre:
Edebiyat Defteri
   


 
Şiir Bilgi
10.04.2008 tarihinde eklendi.
191 çoğul gösterim yapıldı.
152 tekil gösterim yapıldı.
23 yorum yapıldı.
 

   

 

DOKUNAMAZSIN


bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....



Kadriye Düzenli
   
Acaba Nedir?: ait , anılar , bir , dolu
 Yorumlar
 
18 Nisan 2008 Cuma 13:14:16
bulutların ardına gizlenmiş güneş, ama uzaktan göz kırpıyor sana.. el sallıyor ve ısıtıyor.. sen ki şiirlerinde bile güneşi budayım, güzel ışık saçtırabiliyorsun..
biraz da kendi ışığından..
 
13 Nisan 2008 Pazar 01:30:14
Belki az,ama öz olmuş...aldı götürdü bi yerlere ki sorma gitsin...yüreğine sağlık.
 
12 Nisan 2008 Cumartesi 20:56:00
Güzeldi... Tebrik eder,
Selamlar, saygılar sunarım.
 
12 Nisan 2008 Cumartesi 18:35:32
evet bu bir dokunulmazlık..ama şiir okuyana çok güzel duygu dokunduruyor...teşekkürler...tebrikler...saygımla...
 
12 Nisan 2008 Cumartesi 14:36:09
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....

:::::::::::::::::::::::::

GERÇEK DOKUNMA , MUM ATEŞİNİN İNSAN BEDENİNE HOYRATÇA YAPIŞMASI GİBİ DEĞİL;GÜN IŞIĞININ İÇİMİZE İŞLEDİĞİ GİBİ HEM IŞITARAK HEM DE ISITARAK TEMAS ETMESİDİR.
 
12 Nisan 2008 Cumartesi 08:08:02
Pencerden bakan ne görür;
ardında güneş saklı bulut... dizemi anımsattı bana...

Tebrikler/sevdanın aktarılışı yürekten...
 
12 Nisan 2008 Cumartesi 02:22:15
*harkulade
Kısa öz
mESAJ YÜKLÜ ARİF çOK ANLATIM
YÜREĞİNİZE SAĞLIK EFENDİM

SAYGILARIMLA
 
12 Nisan 2008 Cumartesi 01:40:59
bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....


mum kadar bir ömrü olur
yüreğine konaklamamış yüreklerin
bir aynada
yüzüne gülen
o müzip gözlerin gibi...
aynada dokunamzsın tenine...

vallahi güzeldi..
süper diyorum....
saygılar...
 
11 Nisan 2008 Cuma 20:03:40
Ve anılar bulutların arkasından gün olur gülümserler

En derin saygı ve sevgilerimle.

 
11 Nisan 2008 Cuma 11:44:05
Çok hoş bir şiirdi.Selam,saygı.
 
10 Nisan 2008 Perşembe 18:49:57
DOKUNAMAZSIN

bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....

*****Sevgi dolu bir beden ne kadar yakınsa seven ellere, anılarda kalan eller de, güneş kadar uzaktır o bedene. Doğru. Dokunamazsın ne güneşe nede anılarda kalmış o yüreğe.
 
10 Nisan 2008 Perşembe 17:48:30
kısa, samimi bir şiir

güzeldi.

tebrikler.
 
10 Nisan 2008 Perşembe 17:33:45
bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....

Uzun şiirlerin anlatamadığı şeyleri bazen kısa şiirler de anlatıyor, ben bu şiirlerden birini okudum tebrikler yazan kaleme
 
10 Nisan 2008 Perşembe 14:23:56
bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....

güzel bir şiirdi sözün bittiği yerde sitem tebrikller
selamlarımla
 
10 Nisan 2008 Perşembe 09:52:46
eskiden di...
o

eskiden...

sevgiler...

kısa fakat o kadar uzun okudum ki .....
 
10 Nisan 2008 Perşembe 09:50:48
güzel bir şiir...başarılar...
 
10 Nisan 2008 Perşembe 08:46:58
bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....

GÜZEL DİZELERİNİZİ KUTLARIM.RABATLI
 
10 Nisan 2008 Perşembe 08:23:12
“Dokunmak” sözcüğünün “Bana dokunuyor”, “Kanıma dokundu”, “Bir dokun bin ah işit”, “Bana dokunmayan yılan” gibi “kötü” anlamda kullanımları başka bir dilde de var mıdır? Bilmiyorum. Hadi diyelim ki bunlar “kötü dokunmaları” sonucu üretilmiş olsun; buna karşı dokunmadın güzelliği üstüne sözleri niye yok? Buradan kalkarak genel olarak “dokunmak” eyleminin taşıdığı içeriğe ilişkin olan söz bir ön yargıya sahi olduğumuzu düşünüyorum. Dokunmak bir anlamda çok masum bir şeyi başka bir anlamdaysa oldukça “tehlikeli” içerik taşıyan bir yasak bölgenin hudut kapısı.
Oysa dokunmak beş duyumuzun en güzel olanaklarından biri. Kadife, goblen, tafta bir kumaşa; abanoz bir kutuya, eski bir 45’lik plağın yüzeyine, bir kitabın sayfalarına, bir çiçeğin taç yapraklarına, bir kadının boynuna, bir cama, bir mindere de dokunmak isteyebilir insan. Her dokunma cinsellik içirmez elbet. Bu bütünüyle hazların ve zevklerin gelişmesiyle, yaşamdan zevk alıp,ona güzelleştirme isteğiyle ilintilidir. Bizde bütün yaşama ve zevk yoksullukları, yalnızca ekonomik yoksullukla açıklandığından gerçek nedenleri anlayamıyoruz.
Ama bana öyle geliyor ki, biz dokunmanın inceliklerine pek vakıf değiliz. Genellikle dokunmayı pek sevmiyoruz da değdirmeyi yaslanmayı, abanmayı, mıncıklanmayı, ovuşturmayı, yüklenmeyi. Ten kültürümüz dokunmanın inceliklerinden çok elleşmenin hışırlıklarına, dayamanın kalınlıklarına daha yatkın. Bu yüzden elbette otomobil sanayiinde ileri gidemiyoruz ama, otobüsçülükte, fortçulukta üstümüze yok.
Dokunmak, “ilişki kültürü” açısından hem bir incelik, hem demokratik bir karşılık bekleme biçimidir. İzin istemedir, sormadır, karşı tarafın seçme hakkını tanımaktadır. Oysa biz el koymayı, ya da dayatmayı, sıkıştırmayı yeğliyoruz. İlişki isteğimiz, demokratik bir sessiz anlaşmadan çok, müdahaleci, cebri bir ısrarı içeriyor. Daha ikili ilişkide bile bu tür baskıcı bir tavrı yeğleyen bir toplum olarak, demokrasi arabasına da her on yılda bir el atıp düzlüğe çıkarma, dar boğazları küçük dipçik ve falaka dokunuşlarıyla geçmeye, geçirmeye çalışıyoruz.
Genel olarak dokunmak, kendi gövdemizi sevmekle başlayan bir şey. Onu tanımakla, keşfetmekle. Kendi gövdesini sevmeyen, kendi gövdesine gereken özeni göstermeyen biri bir başka gövde nasıl mutlu edilir bilmiyor; çünkü kendi gövdesinin olanakları, baskıcı toplumlarda ilkin o gövdeyi taşıyanları tehdit eder. Bu yüzden de her beynin içine düzenin bir bekçisi yerleştirilir, insan kendine gözetletilir.
Gövdesiyle ilişkisi zayıf bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Evlenip, çoluk çocuğa karışmış insanların büyük çoğunluğu kendinden caymış görünüyor; kendini salıyor, göbekleniyor, yanakları etleniyor, bakışları matlaşıyor; yalnızca geçliğin diriliğini yitirmekle ilgili bir şey değil bu söylediklerim. Yazmakla da ilgili değil. Düpedüz kendi gövdesiyle ilişki kurmakla, onun bakımını üstlenmekle ilgili bir şey. Çoğumuz gövdemizi ya bir yerimiz ağrıdığı zaman, yada hamamda keselenirken hatırlıyoruz. Gövdemiz çokları için saklanması gereken kötülükler barında “bir şey” olarak görülüyor. Sevişmek için yatağa girdiğinde göbek deliğinin pamuklandığının bile farkında olmayan biri başkasının sevmesine nasıl sunar kendini? Zaten geniş kalabalıklar için cinsellik bir karambol biçiminde geçiştiriliyor. Cinselliğin olanaklarını tanımayan cinsel kültür rafınmanı taşımayan bu “kalabalıklar” için “orgazmın” dışındaki dokunmakla başlayan süreç ve bedenle girişilen her tür ilişki bir çeşit hamallık, yada gereksiz “ince işler” olarak niteleniyor.

kamil söylemez

umarım şiirinize karşılık bu uzun yazımı bağışlarsınız
saygılar
 
10 Nisan 2008 Perşembe 08:13:16
bulutların ardına
saklanmış güneş
eskiye ait anılar gibi...
ellerini uzatıp
dokunamazsın
dokunamazsın
sevgi dolu bir bedene
dokunduğun gibi.....

kısa değişik ve güzeldi.tebrikler
 
10 Nisan 2008 Perşembe 08:12:55
yüregine kalemine saglık güzeldi severek okudum.
saygı ve sevgilerimle...
 
10 Nisan 2008 Perşembe 06:22:43
tebrik ederim böyle kısa ama anlamı derin şiirleri seviyorum
 
10 Nisan 2008 Perşembe 02:44:21
Üstadem..

Sevgi dolu bir bedene dokunmak aslında
her derde deva bulmak demektir..

Anılar insanın kendine aitse her yaşanmışlığın
mutlak bir iyi yanı vardır, iyi yanlarını zaman
zaman yad edip yaşamak gerek, kötü yanlarına
ise gülümseyip geçmek..

Ancak ruhumuz o zaman gelişir vede olgunlaşır..
Şiir kısa fakat her kelimeye ustaca bir kaç mana
yüklenmiş harika bir eser olmuş..

Kutlarım duygu dolu yüreği kutlarım bu eşsiz eseri TEBRİKLER..

Selamlarımla..yudumyunus
 
10 Nisan 2008 Perşembe 02:22:14
kısa ama harika bir şiir,
güneşi bilmiyen,ona nasıl dokunurki...

gönlünüze sağlık
Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
En Son Eklenen 50 Şiir   En Son Eklenen 50 Şiir
hosting Haberler Fıkra Dünyası Sağlık Merkezi Sağlık Bilgisi
Bölümler
• Şiirler
• Yazılar
• Öyküler

• Forum
• Arama
• Etkinlikler
• Ne Nedir?
• Kampüs
• Bugün
Edebiyat Defteri
• Reklam ve Sponsorluk
• Site Haritası
• İstatistikler

• Kurallar
• Yardım
• İletişim
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.