ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Amaç, sevgi uğruna ölmek değil, uğrunda ölünecek sevgi bulmaktır. SHAKESPEARE Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA
48.132 terim terim kayıtlı.

Can yücel

Can yücel sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
Can yücel terimi Banu Kalyoncu tarafından 12.03.2007 tarihinde ekledi.
Can yücel şiirleri Can yücel kitabı

Yorumlar

yağmurca 29 Eylül 2009 Salı  13:19:08

SEVGİ DUVARI

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


CAN YÜCEL
simin 28 Eylül 2009 Pazartesi  19:02:41

hayatta en çok babasını sevmiş olan adam..


ben hayatta en çok babamı sevdim

karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek

nasıl koşarsa ardından bir devin



o çapkın babamı ben öyle sevdim

bilmezdi ki oturduğumuz semti

geldi mi de gidici - hep , hep acele işi

çağın en güzel gözlü maarif müfettişi

atlastan bakardım nereye gitti

öyle öyle ezber ettim gurbeti



sevinçten uçardım hasta oldum mu,

kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a

bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!

tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,

ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,



en son teftişine çıkana değin

koştururken ardından o uçmaktaki devin,

daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

açıldı nefesim, fikrim, canevim

hayatta ben en çok babamı sevdim.
ÇilekliPasta 28 Eylül 2009 Pazartesi  00:52:56

Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya
çalıştığını,kendimi
bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu
varmış,

Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
okuyarak,dinleyerek değil..

Bildiklerini bana neden
anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün
kayıpmış,

Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında
gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını
anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla
ağlamaktan daha değerliymiş,

Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde
anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir
tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,

Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her
damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği
gizlememekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! ''
diyebilmekmiş güçlü olmak,

Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş sevmek,

Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir
çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı
sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak,

Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,

Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş
bir gün affedilmeyi,

Beni afetmeni ölürcesine istediğimde
anladım..

Sevgi emekmiş,

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak
kadar sevmekmiş
yağmurca 28 Ağustos 2009 Cuma  16:01:46

Bİ DAMLACIK

Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belki de anmak için
bi damlacık bir sessizliği

CAN YÜCEL
KIZILGÜVERCİN 28 Ağustos 2009 Cuma  12:21:29

O bir "Deli Dervişti"
Çeliğe su verir gibi,
küfürleri şiirleştirdi.
Coşkun bir çocuk ,
yaşlanmaz bir Şaman,
Asi sözcüklere Harmandı.
idenied 27 Ağustos 2009 Perşembe  16:46:28

şiirleri kadar makaleleri, televizyon programları da çok güzel. özellikle araştırmacı kişiliğini takdir ediyorum ve Allah başımızdan eksik etmesin diyorum.
idenied 27 Ağustos 2009 Perşembe  16:46:15

şiirleri kadar makaleleri, televizyon programları da çok güzel. özellikle araştırmacı kişiliğini takdir ediyorum ve Allah başımızdan eksik etmesin diyorum.
pelin 03 Temmuz 2009 Cuma  16:01:29

KAYIP ÇOCUK

Birden işitilmez olsun ayak seslerim;
Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
Unutayım bir anda her şeyi,
Nerde oturduğumu,
Bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi,
Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma;
Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah,
İlk defa görmüş gibi dünyayı,
Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
Hatırlamam artık değil mi, dostlar,
Hatırlamam artık garipliğimi?

Can YÜCEL
hiPoKoNdRiyAk! 03 Temmuz 2009 Cuma  15:30:00

şiirleri vazgeçilmeden okunasıdır..
ince 03 Temmuz 2009 Cuma  00:05:32

Datçalılara soruyorum ustayı :"Nasıldı , yakınlık gösterir miydi size ?
Yanıt : "O gösterirdi de biz ona yaklaşamazdık kokusundan :)
ahder 02 Temmuz 2009 Perşembe  20:28:01

boşver be yaşı başı
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver
şöyle atıp koyu griler-siyahları sabahtan
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna? ondan haber ver
koyma bir kenara yüreğini,aç kapılarını
gelene geçene yol verme girsin içer diye ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna
bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında
bırak aksın yollarına,
yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın,
sen inan yüreğine,
hem ona geçmezse kime geçer sözün??
büyü büyü,
bak ellerin ayakların kocaman,
aklında maşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye
akıllı ol,yüreğin gelir peşinden,
boşver yaşı başı
aşk var mı aşk,sen ondan haber ver?

takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü,
öl gitsin,,,
parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin?
savrul gitsin.
boşver be yaşı başı,
kim tutar seni,kim
kendi yüreğinden başka kim???
aklını al da öyle git
ister bir duvara,ister bir odaya,ister kıra bayıra vur da git
dert etme ellerini,onlarda gelir seninle bırakmadıkça birine
o biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna,,,,
yaşa be,yaşa da öyle git,gireceksen toprağa.

yaş yetmişe gelse bile iş daha bitmemiş,
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemiyecek misin?

can yücel..
pelin 01 Temmuz 2009 Çarşamba  20:39:35

Çingene benleri, ne dersiniz, pembe olmalıydı
değil mi?
Ama dünyada her şey olması gerektiği gibi ... Devamı

olmuyor ki...

can yücel
shrgnr 01 Temmuz 2009 Çarşamba  16:49:04

özledim seni
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...
Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken...
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
Yokluğunu beklemek, ne zor...
Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."
minem 01 Temmuz 2009 Çarşamba  14:11:22

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım
Can YÜCEL
pelin 01 Temmuz 2009 Çarşamba  02:23:59

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin


Can YÜCEL
pelin 01 Temmuz 2009 Çarşamba  02:23:18

Kuşlar vardır, cana benzer havalarda;
Soğuksa kar, baharsa yaprak;
Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

- Uslu ayaklarla başlamış yolculuk -
Yürünmez öyle, bazen durulur,
Ve iner erenler katına yorgunluk;
Kapanır sukun üzre kitaplar.

Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur...

Can YÜCEL
pelin 01 Temmuz 2009 Çarşamba  02:22:10

Çok seviyorum şiirlerini ve kendine özgü tarzını...

***

Kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin
Bir iş açacaksın sen başımıza
yangın mı olur artık, bahar mı?

CAN YÜCEL
vandi 28 Kasım 2007 Çarşamba  03:13:03

"vazgeçtim dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri avuç açmaya değmez"

shakespeare şiirini bu kadar türkçeleştirebilen ve
ruh
ve aşk katan şair..
Murat Orhan 01 Eylül 2007 Cumartesi  22:22:29

Hayatın taaaa orta yerine haklı bir küfürdür. Kocaman bir yüreğe sahip şiirin asi üstadı.
semiha yüksel 08 Temmuz 2007 Pazar  01:45:44

kelime ustası
argoyu anlamlandıran
aykırılık
SEMİH SEYYİD 23 Mayıs 2007 Çarşamba  18:19:21

Türkçe'nin ve Türk şiirinin asi çocuğu

Gemlenemedi yaşamı boyunca

Ölünce bile tutulamadı kapatılamadı ağzı

Küfür dolu, dolu dolu vardı bir ağzı

Küfürü, sitemi bile şiire çevirdi!!!

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.