ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Senin bardağını kırdıkları vakitde,komşunun bardağı kırıldığı kadar sakin olmalısın! Epiktekos Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA
48.036 terim terim kayıtlı.

17 ağustos 1999

17 ağustos 1999 sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
17 ağustos 1999 terimi serdar yılmaz tarafından 02.04.2007 tarihinde ekledi.
17 ağustos 1999 şiirleri 17 ağustos 1999 kitabı

Yorumlar

omar 21 Haziran 2009 Pazar  03:04:34

sakaryada okumak bu bakımdan çok kötü.. herkesin size anlatacak bir hikayesi var..
suzan can 29 Mart 2009 Pazar  21:44:14

beni yatağımdan atan bir sarsıntı..
haftalarca kokan cesetler..
susuzluk ve akabinde gelen salgın hastalıklar..
spor salonlarında hasta bakmak..
ne kadar kıymetli olduğunu o zaman anladığım sargı bezi ve baticon..
6 ay kaldığım baraka evim..
buz kırıp suyunu içmem..

ve en sevdiğim arkadaşlarımın o tarihli mezar taşları..
hiç unutamadığım bir tarih..
gülkurusu 29 Mart 2009 Pazar  21:39:39

16 Ağustos'u 17 Ağustos'a bağlayan gece Kıbrıs'ın Beşparmak Dağları'nda ailecek gece pikniğindeydik...Saat 01:00-02:00 sularında gökyüzünde bir şölen başladı...Yıldızlar havai fişek gösterisi gibi saniyesel hızla kayıyordu....İnanılmaz bir keyifle izledik...
Nereden bilirdik ki o kayan yıldızların her biri kayan bir can'a bedelmiş...

1 yıl sonra Adapazar'lı olan eşimle evlendim ve o havai fişek gibi kayan binaların hiç de şölene benzemeyen yıkıntılarını gördüm...

Ve...Bir yıl önce yıldızları izlerken içimden çok kısa bir süre de olsa geçirdiğim şu cümle geldi aklıma...

''Biz burada eğlenirken..Kimbilir nerelerde, kimler, ne acılar çekiyor?!''
mavi_gece 11 Şubat 2009 Çarşamba  17:32:09

FERYAD-I FİGAN ŞEHİR
Saate son bakışım yatağımdan
03.00 ’ı gösteriyor akrep yelkovan
Gözlerim kapandı uyku yoksunluğunda
Kapandığı gibi açıldı biranda....
Gözlerim tavanda , perdeler üzerime geliyor adeta
Tutundum düşmemek için yatağımda...
Babamın sesi ile irkildim
-"Babaaaaa"
Gel kızım korkma yalnızlığında....
Savrularak , düşe kalka gittim ailemin yanına
Üç beden bir denen oldu o yatakta
Sarıldık bitsin dedik Allah ım....
Şehadet getirdik ölecekmişlik içinde....
duruldu sakinledi üzerimize gelen tuğla yığıntıları.
Bir hışım ile yol aldık kurtulma umudu seslenişlerinde.

Korku dolu bakışmalar
Enkaz altında ki çığlıklar
Yaralı çıkmış kan bürümüş yüzler
Sızını hissetmiyor şaşkınlık içinde ki yüzler...

Feryat figan yollar
16 ağustos 1999 gecesi
Zifiri karanlık geceler
Gökyüzüne bakıyorum yıldızların çokluğunu
-------ilk defa bu kadar çok görüyorum......
Güneş hiç doğmayacak gibiydi o gece
Karanlığa mahkum edilmiş gibiydi gece
Ve sabahın ilk ışıkları
Sarsıntılar eşliğinde vurdu yüzümüze güneş
Viran olmuş bir şehir var gözlerimde
Vurguna uğramış insanlar.....

Haberler geliyor
Gölcük-Adapazarı yerle bir oldu deniliyor
Ölü sayısı belirlenemiyor
Yollar kapalı , elektrik yok , su yok
O an tüm varlığın üstünde ki pijamaların
Günler sonra yardımlar geliyor ihtiyaçlar karşılanıyor....
Ölü sayısı gün geçtikçe artıyor....
7,4 şiddetli deprem dediler
Haberlerden bilirdik depremin gerçeğini
Yaşayınca parçalandık hayat gerçeğini...
Ardı arkası kesilmedi sarsıntıların
Çadırlar kuruldu yaşantıya devam edildi
Huzur içinde oturulan evler ürkütücü birer beton yığını ilan edildi....
Yetim , öksüz kalan bebeler
Aile fertlerini kaybetmiş yalnız insanlar
Beton yığıntıları ile dolu bir şehir var gözlerimde
Korku içinde tedirgin yaşam süren yaşantı var
Sakarya da , patlamaya yüz tutmuş fay hattı var.....
mavi_gece 11 Şubat 2009 Çarşamba  17:27:53

hala kulaklarımda çınlayan "sesimi duyan varmıııı" :(
kübrabekmez 28 Ocak 2009 Çarşamba  21:43:34

Gecenin bir yarısı sallantı duyuyorum, yatağımı salladılar sanıyorum rüyamda... Uyanıyorum... Her yer karanlık, mezarlık içine çekiyor insanlığı... Kaçamıyorum....Ölüyorum... O günler umarım bir daha yaşanmaz... Yardım ulaşmayan fakat yardıma muhtaç o kadar insan vardı ki orada... 1999'da bir yetişkin olmayı ve yardım için o insanların yanına koşabilmeyi o kadar isterdim ki...
dilara89 24 Eylül 2007 Pazartesi  14:27:07

evet munirin de dediği gibi 'orada biri var mı'
bazen var bazen yok...
ben bu cümleyi televizyonlardan duymadım,bilhakis, deprem bölgesinde Gölcük Karamürsel Değirmendere de kendi gözlerimle görerek duydum...
bende bir depremzedeyim...
17 ağustos dendiğinde aklıma ilk gelen;
Karamürsel ile Gölcüğün arası nerden baksanız 5 dakikadır...
ama gelin görün ki biz o yolu enkazlardan dolayı tam 1 saatte evet tam bir saatte gittik...
ve ne acıdır ki 2. aklıma gelen ceset kokuları... ağır bir ceset kokusu sarmıştı ortalığı... 2-3 günde çürümeye başlayan ceset kokuları...
şahit olduğum şeyler insan havsalasının almayacağı şeyler...
bir kol uzanmış enkaz arasından kurtarılmayı bekleyen bir insan,
ama ne kötüdür ki o kol çektiğiniz anda elinizde kalıyor,çürümüşlüğüyle kopuyor...
daha ne diyeyim ki...
aklıma geldikçe mahvoluyorum...
Allah göstermesin bir daha o günleri...
munır 14 Eylül 2007 Cuma  05:51:48

17 ağustos çogunlukla ders alamadığımız bir durum."orada biri varmı"
hayır hala orada biri yok.Toplumun içi kendi yaralarıyla bile uğraşmıyacak kadar boşalmış.Boşaltılmış.Hala olylardan ders alabilecek düzeye gelebilmiş değiliz maalesef.Ve bu eğitim yapımızla bu ne idiğü belirsiz medya ile de
bu toplum daha çoook 17 ağustoslar yaşar.
mücadele etmektense kader diyerek kolaycılı seçen toplum yapımızın ne zaman değişeceğini sanırım neslimiz ve bir kaç nesil daha göremeyecektir.
ki birkaç nesil kurban olsun aydınlık günler ve uyanmak adına.Keşke.
mami23 14 Eylül 2007 Cuma  00:01:53

Ama birbirimizden ayrılmadık
lütfen
şu an hayattaki en değerli varlıklarınızı düşünün
ve
yalnızca bir anda onları kaybettiğinizi
üstelik
yataklarında masumca uyurken
ve üstelik
para ve hırs uğruna kalleşçesine
ve
o en değerli varlıklarınız için
şu an
onları korumak adına şu an ne yaptığınızı düşünün
ve şimdi de
hala harekete geçmediyseniz
ve
kader diyorsanız buna beklemeye devam edin
nasıl olsa
yakında görüşürüz ve burada tartışırız
ama sizce
yalnızca kader değilse bu,mücadele edin,
en azından
babamızın bizim için ettiği kadar



sanırım cevabı budur 17 ağustos'un
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.