Deneyim başımıza gelen bir şey değildir, başımıza gelenlerle yaptığımız bir şeydir. Aldous Huxley [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

ESAS OĞLAN/ESAS KIZ

ESAS OĞLAN/ESAS KIZ

Şuan rakım kaç bilmiyorum ama yükseklerdeyim, çok yükseklerde ve oradan bakıyorum hayata…
Sahne kostümüm üzerimde değil, yönetmen de yok artık beni yönetecek… Serbest çalışıyorum. Yaşamın bana biçtiği rolü şimdi tek başıma oynuyorum. Tek kişilik bir oyun bu, beceriksizce de olsa başarıyla ve hakkını vererek oynamaya çalışıyorum. Ne kadar başardığım tartışılır ama çaba gösteriyorum bu da takdire değmez mi?

Hayatta ki rolümüzde hangimiz tam anlamıyla kendimiz olduk acaba?
İşine gönülsüzce giden, üniversite sınavında açıkta kalmamak için kazandığı bölüme razı olup sevmediği bir işi yapan mı? Bu rol onun değil…
Sevmediği halde ailesinin zoruyla/dayatmasıyla sevmediği kadın/adamla evlenen mi?
Bu rol de onun değil. Buradaki mutlu /mutsuz, anne/baba o olmamalıydı. O sevdiği bir rolde olmalıydı. Böyle olunca birilerinin bize sunduğu ya da dayattığı yaşamları sahneliyor olmuyor muyuz? ( Mutlu da mutsuz da olsak seçim bizimdir ve sonuçlarına katlanırız kimseye dert yanmadan… Rolü biz seçtik, şikayet etmeye hakkımız yok…)
Zamanla bu role öylesine kaptırıyoruz ki kendimizi ve o kadar ustaca oynuyoruz ki rol üzerimize yapışıp kalıyor. Yönetmenimiz başka bir rol vermez oluyor bize “ bak bu rol sana çok yakıştı, çok da güzel oynuyorsun, bunu senden başkası bu kadar güzel oynayamaz, devam et…”
Karşı çıkmıyoruz/çıkamıyoruz. Oynamaya devam ediyoruz. Aile içindeki mutlu kadın/erkek oluyoruz. Olduğumuzu var sayıyoruz ya da. Çocuklarını çok seven bir anne oluyoruz, ona adıyoruz kendimizi. Yaşamımızı ona endeksliyoruz. Sevdiklerimizi üzmemek için kendimizi üzmeyi mutsuz etmeyi göze alıyoruz. Ama bilmiyoruz ki bir gün herkes kendi hayatını yaşamak için kanat açıp uçacak , kendine ait bir yaşam kuracak ve o da sahnede yerini alacak. O zaman, yalnız kaldığımızda, dönüp arkamıza baktığımızda ne göreceğiz acaba? Çocuklarımıza değer verip onlara hak ettikleri sevgiyi-ilgiyi gösterip hayata hazırladığımız için mutlu olacağız, vicdanımız bu konuda rahat olacak buna adım gibi eminim. Ama ya daha sonra…
Hayatın bir bölümünde istemesek de elde olan ya da olmayan nedenlerle istemediğimiz rolleri oynuyoruz sonuçta. Ha, oynamamak elimizde mi? Evet bir açıdan elimizde. Dur! demeyi bilmek örneğin, elimizde. Hayır! demeyi bilmek elimizde. Haksızlığa uğramak her zaman olası ve uğruyoruz da. Ama şu da bir gerçek bize sunulan rolü oynamak istemediğimizde işsiz kalmak, sahneden atılmak, kapı önüne konmak da var. O durumda, eğer kendi ayakları üzerinde duramayacak pozisyondaysak , sonuçlara katlanmak zor. Bunu göze almak çoğu için zor. Bu yüzdendir ki rolümüzü layıkıyla oynamaya devam etmek zorunda kalıyoruz bir çoğumuz. Bu anlamda esas oğlanın işi bir nebze daha kolay çünkü sahneyi kolaylıkla terk edebilir. Esas kız ekonomik anlamda güçlü değilse sahnede kalır rolünün hakkını layıkıyla vermek durumundadır. Ne zaman ki o keskin bıçak kemiğe dayanır, kan akıtmaya can yakmaya başlar, o zaman ipler kopar…
Artık her şeyi göze almış demektir esas kız…
Hayat sahnesinde artık tek kişilik oyununu oynamaya hazırdır…





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   Sonraki 10 eleştiri » 

21 Ocak 2010 Perşembe 23:13:20


YAZINIZ GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL,DOĞRU SÖZE NE ,DENİR ?bir insanın benim diyebilmesi ,için ayakta durabilmesi içn çok çok çalışması gerekir...çalış...çalış....mucadele ile çalış...tebrikler...


    [ Cevap yaz ]    

8 Aralık 2009 Salı 22:18:46


Yoğun çalışma gündemim nedeniyle, siteye uğruyamıyorum.
Sevigili şairem, arkadaşlarım öylesine güzel şeyler yazmışlar ki, yazınız üzerinde farklı bir yorum yapmak nasıl olur diye düşünüp durdum...
İnanın, okumadım, seyrettim. Film kareleri gibi...
Tek tek...
Güzeldi sevgili S_Lavinya...
Göze alınıyorsa her şey, bu güç demektir. Bu, azim demektir! Bu ,meydan okumak demektir...Hadi hayırlısı, diyorum...Yolunuz açık olsun! Hayat bu, roller pay edilmiş bir şekilde...Kimse kimsenin rolünü üstlenemez...Yaşam tiyatro değil midir!?
Takdirlerim ve sevgimle...


    [ Cevap yaz ]    

8 Aralık 2009 Salı 21:49:56


Tek kişilik oyun ve perde ..!
Hayat tiyatrosu güzeldi sevgimle Lavinya...


    [ Cevap yaz ]    

19 Kasım 2009 Perşembe 15:24:00


herkese biçilmiş bir rol ve herkes için bir maske var değil mi çoğumuz için doğuduğumuzda maskeler roller hazırdır erkeklerin rolleri silahla başlar kavgayla küfürle devam eder kısların ki bebek oyuncaklarla başlar bulaşıkla ve sabretmekle çile çekmekle devam eder.böylece koca koca hayatlar koca koca insanlar yakılır yıkılır savrulup gider hayat karşısında ayakta duramaz evet esas oğlanlar ve esas kızlar içimizi acıtan ömrümüzün bu basit ama yakıcı destanı böyle sürer gider umarım herkes birgün bu zincirleri kırmanın bir yolunu bulur umarım herkes bir gün insanları anlamanın ne kadar kolay olduğunu fark eder yüreğine sağlık ne güsel bir yazıydı sıcaktı.teşekkürler.


    [ Cevap yaz ]    

8 Kasım 2009 Pazar 03:07:58


okuyan yorumlayan tüm değerli dostlarıma sonsuz teşekkür ederim....

evet sayfalarca yazı yazılabilir bu konuda...

SEVGİM-SAYGIM SONSUZ HEPİNİZE....


    [ Cevap yaz ]    

denizgülü1  | çiğdem murtazalar
8 Kasım 2009 Pazar 02:59:49


uzun uzun yoruma gerek yokki,yorumsuz bir yazı.hayatın acı gerçeği bir tokat gibi çarpılmış satırlara.yüreğiniz dert görmesin.Saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

5 Kasım 2009 Perşembe 10:34:34


Hayatın bir bölümünde istemesek de elde olan ya da olmayan nedenlerle istemediğimiz rolleri oynuyoruz sonuçta. Ha, oynamamak elimizde mi? Evet bir açıdan elimizde. Dur! demeyi bilmek örneğin, elimizde. Hayır! demeyi bilmek elimizde. Haksızlığa uğramak her zaman olası ve uğruyoruz da. Ama şu da bir gerçek bize sunulan rolü oynamak istemediğimizde işsiz kalmak, sahneden atılmak, kapı önüne konmak da var. O durumda, eğer kendi ayakları üzerinde duramayacak pozisyondaysak , sonuçlara katlanmak zor. Bunu göze almak çoğu için zor. Bu yüzdendir ki rolümüzü layıkıyla oynamaya devam etmek zorunda kalıyoruz bir çoğumuz. Bu anlamda esas oğlanın işi bir nebze daha kolay çünkü sahneyi kolaylıkla terk edebilir. Esas kız ekonomik anlamda güçlü değilse sahnede kalır rolünün hakkını layıkıyla vermek durumundadır. Ne zaman ki o keskin bıçak kemiğe dayanır, kan akıtmaya can yakmaya başlar, o zaman ipler kopar…
Artık her şeyi göze almış demektir esas kız…
Hayat sahnesinde artık tek kişilik oyununu oynamaya hazırdır…



.....................

hayatın ortasından

dahası içinden ne güzel seslenmişsiniz dostum.

saygımla.


    [ Cevap yaz ]    

ferah çetin  | ferah çetin
4 Kasım 2009 Çarşamba 21:51:32


Merhaba S_Lavinia... Öncelikle çok geç geldiğim için kusuruma bakmayınız...
Bu günlerde Kİ ROLÜM "TEMPO"

Evet efendim çok önemli toplumsal yani toplumun tamamını psikolojik açıdan etkileyen herkesin kendini bulacağı bir konu ve bu konunun da çok güzel kaleme alındığı bir yazı okudum. Arkadaşlarımın da konuya bakış açılarını yorumlarında okumuş bulundum geç kalmışlığımla...

Yazınıza baştan sona katılıyorum. Herkes maalesefki öğretilenlerle yaşamını devam ettirmek zorunda kalıyor. Öğretilerin kimi doğru kimi fikirlerimizle günümüzde kabul edemeyeceğimiz fakat kabul edemeyenler olarak da maalesef üstümüze biçilen rolleri bu sahnede oynamak zorunda kaldıklarımız. Kimi mesleki ayakta kalmamız için gerekli, yaşamımızı daha iyi devam ettirebilmek adına sevdiğimiz, ilgi duyduğumuz, başarılı olacağımız meslekleri seçme şansımız olmaması nedeniyle ki bu da başlı başına ayrıca incelenmesi ve dile getirilmesi gereken, sosyal ve ekonomik bir yaramız. Kimi özel hayatımız, yaşamdan beklentilerimiz, beklentilerimizi arka odalardaki raflara kaldırmamız, istenmeden yapılan evlilikler sonu hüsran dolu insanlar, isteyerek yapılanlar bunlardan da sonu hüsran dolu insanlar. Bir yandan da sadece kendini düşünen sorumluluklarından kaçan egosu tepede insanlar...
Bu konular sıralamakla bitmez. Hele de bizim gibi geri kalmış, gelişememiş, gelişmesi de engellenilmeye çalışan bir ülke de yaşamlarını sürdürenlerdaha doğrusu sürdürmeye çalışanlar topluluğu...

Uzun yıllardır ülke' mizde herkes kendi hayatını yaşar, kendinizi düşünün (bencil olun) sloganlarıyla adeta insanlarımızın beynini yıkayıp bizim almaktan çok vermekten haz alan, paylaşımdan mutlu olan toplumumuzun öz kültürü bozularak bireysellik duyguları aşılandı. Herkes sadece kendini düşünmeye başlayınca bardaklarının dolu tarafını değil de boş taraflarını düşünmeye başladıkları için, ben kendi hayatımı yaşayamadım hayat geçici hayatım bitti başkaları için uğraşmakla gibi benlik duyguları bence insanları mutsuzluğa daha çok sürükledi. Halbuki biz benlikten çok biz diyen bir toplumken birimizin sıkıntısı hepimizin değil miydi? Hayatın anlamı paylaşımla daha güzel değil miydi. Üretim toplumuyken, birden tüketim toplumu haline geldiğimiz için, azla ya da elimizde ki sahip olduğumuz değerlerle yetinemez herşeyin bir daha fazlasına sahip olmayı hedef belirlediğimiz için belki de uzağa bakmaktan yakınımızda ki güzellikleri ve güzel değerleri görememeye başlamışızdır diye de düşünüyorum. Bu demek değil ki kadınlarımız ekonomik özgürlüklerine sahip olmasınlar, çekilemeyecek dahi olsa evliliklerini yürütsünler ya da mutluluk rolü oynasınlar elbette bunları savunmuyorum. Ülke'mizinde geri kalmışlığını ve elimizi nereye atsak elimizde kaldığını farketmiyelim demek istemiyorum. Gerekse birey olarak gerekse toplumsal olarak ileriye sürekli ileriye bakalım fakat elimizde ki değerlerimizi de kaybetmeden güzelliklerimizi de yitirmeden yol almaya devam edersek ben biz dersem sen biz dersen biz biz dersek o zaman herkes bir diğerini düşünürse o zaman zaten mutsuzluk diye sevgisizlik diye bir eksiğimizin kalmayacağını düşünüyorum...

Aslında bu kadar değil bu konuyla ilgili yazacaklarım fakat bu konudan 1000 sayfa yazı yazılabilir.

Kısa yazma sebebiyle yorumumun özü umarım anlaşılır.

SONUÇ: SEN, BEN DEĞİL. BİZ. ESES OĞLAN ESAS KIZ DEĞİL. İNSAN...

KUTLARIM SİZİ SAYFALARCA AYRI AYRI YAZILABİLECEK KONULARI BİR ARAYA TOPLAYARAK KISA FAKAT ÇOK ŞEY ANLATARAK VE ÜZERİNDE DÜŞÜNMEYİ GEREKTİREN BİR YAZIYI USTA BİR KALEMİ BİR PROFESYONEL YAZARI KISKANDIRACAK KADAR GÜZEL BİR TARZ VE ANLATIŞLA BİZLERLE PAYLAŞTIĞINIZ BİZLERE OKUTTURDUĞUNUZ İÇİN.

kALEMİNİİNZ VE PAYLAŞIMINIZIN BOL OLMASI DİLEKLERİMLE SAYFANIZA SEVGİ BIRAKIYORUM.



    [ Cevap yaz ]    

tamer106  | Tamer TÜRK
3 Kasım 2009 Salı 14:09:14


AH AAH! Kadın hakkında o kadar aşırı uçları yaşıyoruzki !Resmettiğiniz dünyanın kadını apayrı bir uç,bir de günümüzün kadınını çağdaşlaştırmak adına ,kadının güzelliğini ve dişiliğini ön plana çıkararak kapitalist tuzaklar içersinde ,kadını sadece para kazandıran bir meta haline getiren bir başka dünya.. orta yolu ı bulamadık bir türlü!..selam ve sevgilerimle..TAMER


    [ Cevap yaz ]    

3 Kasım 2009 Salı 13:50:27


Hayatta ki rolümüzde hangimiz tam anlamıyla kendimiz olduk acaba?
İşine gönülsüzce giden, üniversite sınavında açıkta kalmamak için kazandığı bölüme razı olup sevmediği bir işi yapan mı? Bu rol onun değil…
Sevmediği halde ailesinin zoruyla/dayatmasıyla sevmediği kadın/adamla evlenen mi?
Bu rol de onun değil. Buradaki mutlu /mutsuz, anne/baba o olmamalıydı. O sevdiği bir rolde olmalıydı. Böyle olunca birilerinin bize sunduğu ya da dayattığı yaşamları sahneliyor olmuyor muyuz? ( Mutlu da mutsuz da olsak seçim bizimdir ve sonuçlarına katlanırız kimseye dert yanmadan… Rolü biz seçtik, şikayet etmeye hakkımız yok…)

harika olduğu kadar çok önemli bir konu gerçektende kişisel eğitimin,kültürün ne kadar önemli olduğu vurgulanmış kutlarım harikasın...


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   Sonraki 10 eleştiri » 




ESAS OĞLAN/ESAS KIZ başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
1.11.2009 17:21:58
Toplam 39 yorum yapıldı
2662 çoğul gösterim
2626 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.