Bir an için, Tanrı’nın gücü bende olsun isterdim, anne!” Eugenie [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

...MASKE...

Maske; karanlık taraf için varolmak zorunda olduğu ve artık kontrolünü kaybettiği bir girdabın içinde bulunmakdan vazgeçmişti... Burda kalmak eski işbirlikcilerine kaybettiği güveni öfkeye çevirmekden başka bir işe yaramıyordu. Ve en son istediği şey öfkesinin aceleciliğinde yanlış kararlar almaktı... Bu gece başlayacak olan ve tam üç gün üç gece devam edecek günü geceye çeviren karanlık yağışdan yararlanıp sinsi bir gidişle biraz daha zaman kazanacaktı...

Bütün bir gece demirden karyolasının üstüne attığı ince şiltenin üstünde hiç kıpırdamadan dışardan gelecek karanlık yağışın sesini bekledi... Her yıl kara lanetin yeryüzüne inme zamanı biraz daha erken başlıyordu. Dream’in gelişinden bir saat kadar sonra beklediği sesi duydu... İnce uzun parmaklarını saçların arasına geçirip sesin kanını donduran soğukluğunu ve ürkütücülüğünü içine almaya çalıştı. Sanki gökden demir parçaları yere değiyordu. İnen her karanlık koyu damla geceyi daha da zifiri bir hale getiriyor, yanan mumlar bile faydasız kalıyordu...Dream’in gelişi tam planladığı gibi olmuştu. Eski binanın en alt katındaki odasında olduğunu biliyordu. Yavaşca ayağa kalktı gitme vakti gelmişti...

Siyah cübbesi içinde bu tarafda asla varolmamışların hayal edemeyeceği karanlığa adımını attı. Eski işbirlikcileri yılın bu zamanında Maskeye güvenerek aptalca bir hata yapmışlardı. Dream’in ve Garzi’nin dışında gözlerinin bu lanetli karanlığı çok net seçtiğini bilen yoktu... Sakince ilerledi. Yürüyerek bir saat kadar yol aldı. Etraf her zamankinden çok daha sessizdi.. Bu karanlığa girmeye baykuşların dahi cesareti yoktu. Maske vadiye ulaşmaya çalışıyordu. İki saat kadar daha kendi soluğunun eşliğinde yürümeye devam ederek vadiye ulaştı. Keskin karanlıkda gözlerine hediye edilen tılsım sayesinde onlarca kuyuyu görebiliyordu.

Annesinden miras kalan kavganın bedelini gözlerini kaybederek ödemişti. Ve her sene yılın bu zamanında lanet olarak nitelendirilen kara yağış Maske’nin yeryüzünü görebildiği ender ve kısıtlı hediye edilmiş zamandı. Bu lanetli gün Maske’nin ödülü olmuştu...

Ulaşmak istediği “oraya” karanlığın miras bıraktığı nemli, soğuk, hissiz bir ruh içinde sahip olduğunda iyiliği unutup öfkesine kattığı soğuk nefesimi üfleyecekti? Huzura ermeyi üstüne tünemiş lanet ordusuna rağmen başarabilecek miydi? Kazanılmış zafer listesine bir çentik daha atabilecekmiydi?

Aradığı şey için doğru yerde olduğunu biliyordu. Yıllardır gördüğü rüya “yazgının” bu vadide olduğunu düşündürüyordu ona. Üstelik yedi yaşında ve henüz gözlerini kaybetmemişken annesinin telaşlı hazırlanışını görmüş Zenun ile fısıltı halinde konuşmalarını duymuştu. Yazgının saklanması gerektiğinden ve en güvenilir şekilde muhafaza edilebilmesi için vadinin uygun olduğunu söylediğini işitmişti... Tüm bunları dinlerken anlamsız bir şekilde üstüne bir ağırlık sisi binmiş ve uykuya dalmıştı. Gözlerini açtığında susuzlukdan nefes alamaz bir şekilde doğrulmuştu.Duyduklarının bir rüyamı yoksa gerçekmi olduğunu bulanık zihni ayırt etmeye çalışıyordu.

Anıları hızlıca kovaladı aklından... İşte onlarca kuyu dipsiz karanlıkda ışıldıyordu. Yazgı hangisindeydi? Kara yağışın bitişine zaman hızla eşilk ediyordu. Çok vakti yoktu. Hemen işe girişmeliydi. Vadide kuyuların arasında dolaşmaya başladı. Birbirlerine paralel olarak bulunan kuyuların birinin yanında durdu. Lanetin kör ettiği gözlerle içine doğru bakmaya başladı. Aradığı yazgı eski bir imparatorluk parasının üstünde yazılıydı. Kanıtları ve hisleri onu yanıltmıyorsa eğer ışıldıyan parayı gözlerinin tılsımı sayesinde kuyuda görebileceğini umut ediyordu. Tüm kuyulara tek tek bakmaya başladı. Zaman ilerliyordu. Bir saat kadar sonra sayısını bilmediği kadar çok kuyuya bakmış ve sonunda suyu diğerlerine göre az olan bir kuyuda gümüşi renkte parlayan yazgının olduğu parayı lanetli gözleri seçebilmişti... Cübbesinin içinden yanına aldığı ipi çıkarıp aşağıya doğru saldı. Usulca ve dikkatle soğuk kuyuya inmeye başladı. Vücuduna kuyunun suyu değdiğinde ipi bıraktı ve parayı avuçlarının arasına aldı. Büyüklüğü bir cevizden biraz daha büyüktü. Bağladığı ipe tutunarak soluk soluğa yukarı çıktı. Soğuğa ve ıslaklığına rağmen üşümüyordu. Vakit az kalmıştı. Parayı cübbesine yerleştirdi ve geldiği yoldan hızla ilerlemeye başladı.
Aslı Kısa

Not: Devamını getirmek için çalışıyorum... Umarım keyifle okuyabileceğiniz bir masal başlangıcı yapabilmişimdir...







































Etiketler:


zeki çelik  | zeki çelik
17 Şubat 2007 Cumartesi 00:00:00






bunu bitirin roman olsun bu ...







    [ Cevap yaz ]    

sessiz71  | aslı demirel
16 Şubat 2007 Cuma 00:00:00


ay bayıldım bitirmeye çalışma bitir bir an önce de devamını okuyayım...bu ne güzel bir düş gücü böyle...hadi ama bir an önce giriş işe...sevgilerimle gelinciğim...gerçekten çok beğendim...


    [ Cevap yaz ]    




...MASKE... başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
16.2.2007
Toplam 2 yorum yapıldı
616 çoğul gösterim
605 tekil gösterim

Diğer Öyküleri

Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.