Kalem, acemi avcıların elinde hedefini şaşıran bir ok da olabilir.-- Baraccio [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

KALDIRIMDA ÇOK GÜZEL BİR KIZ DURUYORDU


Cep telefonuma bir mesaj geldi, ‘‘ ferruh Bey; Sizinle ortak bir arkadaşımızdan aldım telefonunuzu, size hayatımı kitap yapmanızı istiyorum, bana yardım edebilir misiniz? adım Eray’’ diyordu. Bende mesajı cevapladım evet ben yazarım ama ısmarlama bir şey yazmak bana göre değil. Bilmiyorum yinede sizi dinlemek isterim Eray Bey.
‘’Tamam Ferruh Bey Müsait olduğunuz bir gün buluşalım konuşalım’’ diye yazdı.
Bir ay boyunca haberleşmedik sonra bir gün beni ardı bir kafe ismi verdi orada ‘’sizi bekliyorum gelebilirseniz’’ dedi.
Kafeye gittiğimde daha içeri giriyordum ki kapının tam karşısında oturan kişi ayağa kalktı.
- Hoş geldiniz Ferruh Bey
- Hoş bulduk Eray Bey.
El sıkıştık kafenin sessiz bir köşesine oturduk, garson kıza iki çay isteyen bir işaret yaptı.
- Ferruh Bey; lafın neresinden başlayacağım bilemiyorum ama yaşadığım bir olayı anlatarak başlamak istiyorum. Daha çok buluşacağız sanırım, eğer siz yazmaya karar verirseniz.
- Tamam olabilir çayımızı içerken sen anlat ben kısa kısa kendime göre not alarak başlayalım.
- Eşimden ayrıldıktan sonra, biraz boşluğa düşmüş gibi oldum. Eşimle aramızda öyle şiddetli bir geçimsizlik, fikir ayrılığı da yoktu ama iki senedir ben ayrılmak istiyorum diye tutturdu. Bir sabah tam kapıdan çıkacağım yanıma geldi ‘’Git şu dilekçeyi yazda beni bu dertten kurtar’’ dedi. Daha önceleri bu konuları konuştuğumuzda canım sıkılır, içimi bir kasvet basardı, bu sefer öyle olmadı. İçimde bir sevinç çığlıkları patlaması oldu. Tamam dedim gittim dilekçeyi yazdım, akşam mesai bitip de eve gelince, dilekçeyi kendisine verdim okursun beğenmediğin yer olursa değiştiririz, sonrada beraber gider dilekçeyi mahkemeye veririz dedim. Sırt çantama iki parça bir şeyler aldım çıktım doğru otele.
Bir kaç gün sonra hakimin karşısına çıktık, şiddetli geçimsizlik teşhisi ile bizi bir celsede boşadı. Adliye binasının dış kapısından çıktım, bir kaç gün önceki dilekçeyi yazdığımdaki kadar sevinç yoktu içimde, ne de olsa bunca yıllık hayat arkadaşı. Ama yine de üzerindeki yükü indiren hamal gibi hafiflediğimi hissetmedim desem yalan olurdu.
Arkadaşlar yalınız olmaz sana birini bulalım diyorlar ben olmaz diyorum, ısrar ediyorlar biz sana evlenecek biri demiyoruz vakit geçirecek birini bulalım. Elime bir telefon numarası tutuşturdular. Aramakla aramamak arasında bir kaç gün gitgeller yaşadım, ama sonunda aradım. Çok kibar ve nazik bir ses bana cevap verdi. Adınız Çilem mi ‘’Evet siz kimsiniz’’. Ben Eray sizin telefonunuzu Hatim Bey verdi. Kız ‘’Tamam ozaman’’. Görüşmek istiyorum ‘’olabilir’’. Ne zaman ‘’siz ne zaman uygun sanız Eray Bey’’. Ben akşamları genelde uygunum. Bir dakikaya döneceğim dedi hakikaten bir dakika kadar sonra döndü. ‘’bu akşam olabilir’’ bende tama, Seni nereden alayım. Bana bir adres gönderdi ‘’Saat 18 de orada sizi bekleyeceğim’’. Ne yalan söyleyeyim Ferruh Bey bende bir heyecan başladı. Kararlaştırdığımız saat de adrese gittim, arabadan inmeden etrafa bakıyorum orada bir kız duruyor upuzun sarı saçları, çok güzel bir ifadeli yüz, biraz da kısa denecek kadar etek var üzerinde, hafif beli açık bir askılı bulüz giymiş göbeği gözüküyor. İçinden yok bu değildir bizimki gelmemiş galiba. Her ihtimal şu telefonunu çaldırayım dedim. Telefon çalıyordu bir de baktım orada duran o güzel kız telefona alo demez mi. Ses o ses benim heyecan iyice doruklara çıktı kız alo diyor ben kıza bakıyorum en sonunda kendime geldim ‘’neredesin seni bekliyorum’’ diyen sese önünüzde duran arabadayım demek son anda aklıma geldi, ve o anda göz göze geldik. Geldi arabanın ön koltuğuna yanıma oturdu. ‘’merhaba ben Çilem’’. Ben de merhaba dedim elini sıktım ama aceleyle gaza bastım. Heyecandan ölüyorum, içimden de umarım kazaya karışıp da bir de rezil olmam diyorum en işlek caddedeyiz bir de trafiğin en yoğun olduğu zaman. Ne ise Ferruh Bey sağ salim apartmana ulaştık. Asansöre bindik içeriyi öyle bir parfüm kokusu sardı ki, bir parfüm bu kadar güzel kokar ve bir kadına bu kadar güzel yakışırdı. Arabaya bindiğinde bu parfüm kokusunu neden duymadım, heyecandan olsa gerek. O parfümün kokusunu duyduğumda hala bana Çilem’i hatırlatıyor. Ne ise konuya dönelim, asansörle çıkıyoruz heyecandan bacaklarım titriyor. Dayanamadım sonunda itiraf ettim. Daracık asansörde nefeslerimiz bir birine karışmış, parfüm kokusuyla ben sarhoşluğun içinde hızla arafa doğru gidiyorum. O anda dayanamadım Çilem ben çok heyecanlıyım. Hafif gülümsedi, gülümsemesindeki samimiyet beni bir anda rahatlatmaya başlamıştı bile. Bu arada evin kapısına geldik. Kapıyı açtım içeri girdik. ‘’ Eray içecek bir şey var mı?’’. Var dedim. Kısa bir soluklandıktan sonra beraber mutfağa geçtik. Gitti buzdolabını açtı, sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi davranıyordu. Bu da bana aşırı derecede güven veriyor beni rahatlatıyordu. Dolaptan iki bira çıkardı, salatalık malzemesi çıkardı, ‘’şimdi güzel bir salata yaparım biraları açar mısın? canım bira istiyor’’. Birasını açtım bir yudum aldı yanına koydu. Bende getirdiğim çerezleri tabaklara yerleştirdim. Bir yandan salata yapılıyor biryandan çerez hazırlanıyor, biralardan yudumlanıyor ve bu arada da birbirimizi tanımak için kısa kısa ucu kapalı sorular soruluyordu. Yiyecekleri aldık salona geçtik. Salonda loş bir ışık arkada bir fon müziği heyecan mı? heyecan sıfır kikirdeşmeler başlamıştı bile biralarımız bitmişti, kendimizi bir anda yatak odasında bulmuştuk.
- Eray Bey; bir dakika bir dakika, yatak odası fantazilerini anlatmayacaksın herhalde
- Yok yok olur mu öyle şey, çıkarken çantasına bir miktar para koydum, kendisinin gidebileceğini söyledi, bırakayım evine dedim ama istemeyince, fazla da ısrar etmedim.
Bir başka gün, buluşma yerine gittiğimde o da yeni gelmişti. Çilem bana doğru yürüdü geldi, arabanın kapısını açtı ama ben o arada apartman komşularımızdan Ayfer Hanımla göz göze geldim, beni yine heyecan bastı. Buda nereden çıktı , ben içimden söyledim sanıyordum ama belli ki sesli söylemişim Çilem ‘’Eray ne nereden çıktı?’’. Az önce sana çarpan kadın var ya o bizim apartmanda oturuyor bizi gördü de onu diyorum, Çilem bana döndü ‘’Eray sen bekar değilmisin’’ evet bekarım ‘’öyleyse görsün ne olacakki’’. Çilem haklıydı ben özgür bir adamdım.
O akşam Çilem gittikten yarım saat sonra Ayfer Hanımın eşi Müslüm Bey aradı. ‘’Üsdadım bu gün senin arabaya binen kızı benim hatun görmüş. Kızın güzelliğini anlata anlata bitiremiyor. Hatun diyor ki; kaldırımda çok güzel bir kız duruyordu, ben kadın halimle kızın güzeliğini, zarifliğini seyrediyordum, bir de baktım bizim komşu Eray Bey geldi, kızı arabasına aldı götürdü diye anlatınca, ben de seni tebrik edeyim’’ istedim. Tebrik edecek bir şey yok Müslüm Bey sana da iyi akşamlar diyerek telefonu kapattım.
Sonrası gün, Ayfer Hanım iş yerime geldi. ‘’Eray Bey günaydın’’ sonra eğildi kulağıma ‘’sizi tebrik ederim arkadaşınız çok güzel, ağzınızın tadını biliyorsunuz. Ben alışveriş için çıkmıştım cüzdanı evde unutmuşum bana 50 tl verinde akşam eve gelince çocuklarla gönderirim’’. Ben hiç bir şey söylemeden çıkardım hemen parayı verdim aman aman Ayfer hanımın diline düşmektense gider para olsun
Ferruh Bey; kadın güzelse yanında erkek arkadaşı olsa bile bizim erkekler bakar, bu hiç iyi bir şey değil ama bizim erkekler böyle, yapacak bir şey yok. Ama Çilem yanımda iken bırak erkekleri kadınlar da bakıyor. Hemde önlerine bakmadıkları için kaldırımda direğe toslayan kadın gördüm, bu kızın güzelliğini daha anlatmaya çalışmayacağım sana.
Bir akşam çilem’i evine bıraktım (Anne Babasıyla oturuyor) evime geldim, telefonum çaldı baktım ankesörlü telefondan biri arıyor, buyurun dedim bir erkek sesi ‘’Çilem Hanım orada mı?’’. Yok evine gitti dedim. Ama canım da sıkıldı, kim bu adam bu kızı niye sordu, hadi o sordu da ben niye cevap verdim diye kendime de kızdım. Ben bunları düşünürken aynı telefon yeniden aradı. ‘’Saat kaçta bıraktınız evine’’. Sana ne hem sen kimsin dedim ‘’Bana bak lan ben senin nerede oturduğunu, iş yerini biliyorum gelir seni öldürürüm. Ben onun nişanlısıyım’’. Madem evimi biliyorsun hadi gel de kim kimi öldürecek görelim aşağı iniyorum dedim. Ama gelen giden olmadı tabi. Bir kaç gün sonra Çilem yine geldi konuyu açtım senin bir nişanlın mı var. ‘’evet var ne oldu ki’’. Beni aradı tehdit falan etti ‘’ona sorarım ben bunu nasıl yapar, benim telefonumu nasıl kıarıştırırımış’’ anlat bana şu adamı, nişanlı olduklarını bu işi yapmak için kendisini zorladığını, ama iyi ki zorlamış benim gibi iyi bir insanla tanıştığına seviniyormuş, zaten bir kaç gün sonra hapse girecekmiş. Neden hapse girecek dedim ‘’beraber çarşıda gidiyorduk bir araba bana neredeyse çarpacaktı, sadece aynası koluma çarptı. Zinar de şoföre yüksek sesle küfür etti, şoför duydu tabi. Arabayı kenara çekti arabadan indi, ama bir kadındı hemde uzun boylu kocaman bir kadın. Zinar’ın üzerine yürüdü, o da cebindeki bıçağı çıkardı kadının bacağına sapladı. Bu arada etrafta ki esnaflar olaya müdahale ettiler Zinar’ı yakaladılar. O zamana kadar polis geldi nişanlımı aldı götürdü, ben de yanlarında gittim ifademiz alındı. Ama zinar’ı bırakmadılar ben eve döndüm. Bir kaç gün sonra mahkemesi görüldü, bu rada öğrendim şoför kadın da bir savcının hanımıymış. Nişanlıma 48 ay hapis cezası verdiler, ilk duruşmada mahkeme bitti. Zinar’ı jandarmalar aldı götürdü ama adliyenin dış kapısından çıkarken nişanlım bir fırsatını buldu ve gözümün önünde jandarmadan kurtuldu kaçtı. Her şey göz açıp kapanıncaya kadar oldu.’’
- Eray bey sen nelere karışmışsın böyle. Boş ver yol yakın ken bırak sen bu kızı, bir gün seni de bıçaklarlar hiç belli olmaz.
- Ferruh Bey hiç sorma dahası da var. Ben, Çilem’le görüşmeye devam ettim. Bir gün bana dedi ki nişanlısının teslim olmaya karar verdiğini, ama önce benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de tama görüşelim dedim. Benden özür dilemek istiyormuş. İyi tamam bakalım dedim.
- Eray Bey; siz de ki de iyi cesaret adam zaten hapse gidecek gider ayak, beni de bıçaklar diye düşünmedin mi?
- Düşündüm aslında, ama erkekliğe bok süremedik, Tetbirli giderim dedim. Bir gün sonra kafede buluştuk Çilem kafeye Pezosuyla beraber geldi. Çilem benim yanıma oturdu pezo da karşımıza oturdu, hemen konuya girdi. ‘’Eray Bey, nişanlım senden çok iyi bir insan olarak bahsediyor. (demek ki pezo dediğim kadar var, kızın bana geldiğini baştan beri biliyor) onu tanımasam size aşık olduğunu düşüneceğim. Ama benim size bir özür borcum var,özür dilerim ben 48 ay yok um. Bu süre içinde nişanlım önce Allaha sonrada sana emanet. Size güvenebilirmiyim’’. Tabi güvenebilirsin bu güne kadar ona kötü bir davranışım olmuş mu dedim. ‘’Eray Bey, ben şimdi buradan kalkıp en yakın polis karakoluna teslim olacağım, kaçmak nereye kadar bunun sonu yok.’’ Dedi. Ayağa kalktı kadını yanağından öptü ( ben Çilem’in yanağının o tarafından bir daha öpmedim) bana da ‘’eyvallah’’ dedi elimi bile sıkmadan çıktı gitti. Bu arada çay bile ısmarlamak aklıma gelmedi.
Yıllar çok çabuk geçti Pezonun kafeden çıkıp gittiği dün gibi, ama cezasını bitirmek üzereydi. Zinar’a (Pezo)ne kadar zor geçti onu bilmiyorum. Bu arada Çilem bana çok alışmıştı aramızdaki para işini de kaldırmıştık. Ona bir iş de bulmuştum Zinar’ın hapse gittiği ayın sonundan beri çalışıyordu. Başta işe alışmakta zorlansa da sonraları işimi seviyorum diyordu. Çoğu zaman bende kalıyordu. İşe başlamadan önce onu hayat kadınlığından vaz geçirmek için çok yalvardım ona sürekli böyle giderse bir gece seni çöp bidonlarının yanında karnı deşilerek öldürülmüş olarak bulacağım bırak bu işi sana ben düzgün bir iş bulurum diyordum. Sonunda ona kabul ettirdim. Yaklaşık dört senedir aynı işte çalışıyor.
48 ay çabuk geçti pezo hapisten çıktı. Çilem’i aramaya başladı. Görüşelim diyormuş bazen eve geliyormuş babasına yalvarıyormuş herkes biz o defteri kapattık olmaz deyip kapıyı yüzüne kapatıyormuş.
Bir kaç gün sonra Çilem’in patronu aradı ‘’Çilem bu gün işe gelmedi telefonu da kapalı’’ dedi. 15 gün kadar bende ulaşamadım Çilem’e cep telefonuma bir mesaj geldi ulaşamadığınız telefon şu anda aktif diyordu. Hemen aradım biraz çalınca telefonu açtı. Ne oldu nerelerdeydin sana ulaşamadık iş yerinden de seni merak ettiler dedim. ‘’hastaydım ‘’ dedi. Neyin var seni doktora götüreyim dedim. ‘’Doktora gittiğini ilaçları kullanudığını’’ söyledi görüşelim dedim ‘’tamam’’ , gel bu akşam dedim ‘’Bu akşam gelemem Zinar’la buluşacağım’’. Ama ağzından kaçırdığını fark etince kötü oldu, lafı gevelemeye başladı. O Pezo ile görüşmeye yeniden başladıysan benimle görüşmeni bitir ‘’Eray biz yeniden nişanlandık evleneceğiz’’. Bırak sen bu işi, o adamdan bir bok olmaz, olsa olsa ondan pezevenk olur seni yine satmaya başlar. Senin hayatın en başlarda söylediğim gibi olur, bu kadar yol kat etmişken yapma bunu seni bir çöp kovasının yanında ölü olarak bulunduğunu haberlerde duymak istemiyorum. ‘’böyle bir şey olmayacak merak etme’’. Telefonu kapattım.
Kendime söz verdim Çilem’i bir daha arama artık dedim, aramadım da aslında özlediğim günler oldu elime telefonu aldım saatlerce arama tuşuna basıp basmamak arasında mücadele ettim. Ama aramadım o defteri kapatmıştım artık. Aradan aylar geçmişti Çilem’i unutmaya başlamıştım Bir akşam; haberleri dinliyorum. Ekranın altında bir yazı geçiyor ‘’yine bir kadın cinayeti Ç... Z.. adında bir kadın M.....ilinin M... ilçesinde bir çöp bidonunun yanında bıçak darbesi ile öldürülmüş olarak bulundu. Nişanlısı z... gözaltına alındı.’’ Yazıyordu. 





Etiketler:




KALDIRIMDA ÇOK GÜZEL BİR KIZ DURUYORDU başlıklı yazıya henüz eleştiri yazılmamış.





KALDIRIMDA ÇOK GÜZEL BİR KIZ DURUYORDU başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
15.3.2020 09:14:16
Toplam 0 yorum yapıldı
120 çoğul gösterim
104 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.