Köleliğin en kötüsü, kendi nefsine köle olmaktır. (La Fontaine) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

HANCI VE YOLCU...

HANCI VE YOLCU...




Yorgun bir sözcüğün damarına b/asmaksa, akıl karı olmayan sırdaş bir aşkın hazin d/okunuşu ve mavi teninde yılgın göğün, bir maruzatsa dillendirmek gereken…

Yakamozun coşkusuna vakıf bir gün ışığı ve seyrelen imlerde, nutku tutulan şairin de yaşam güncesi elbette yaslı ve yaşlı bir gün dönümünde ithaf edilesi boşluklara nankör bir eda ile selamını esirgeyen rehavet yüklü kucağı derinlerin.

Mealine ermekle meramını dillendirmek arasında gidip gelen ve taarruzu saklı kılan bir suskunluk her halükarda savsaklamak hayatı ve redifi olmaya aday bir aşkla muradını dillendirmek.

Ve işte coşkuma sahip çıkıyorum yeniden ve araz yüklü biz vezin iken aruz sandığında, karamel rengi göğün bulutlarına hükmediyor Tanrı hele ki her köşe başında bekleyenler varsa.

Gidenler misal.

Gitmeye dair dönüşün de mubah olduğu.

Sevdalı bir mizansende kalan çeyrek aklımla tümlenen benliğim ve yüreğin çırpınışlarına haiz bir satır aralığında kısa bir mola vermek…

Ne de olsa mollasıyım ömrün ve kıvrımlarında günün, saf tutuyorum.

Öylesine Hünkârı ki ömrün beyitler ve çalı süpürgesi misali; kat kat hüzün elbette süpürmem gereken hangi duyguysa ve kalemin miadı mademki dolmazdan evvel intiharı da denedi yorgunluğun kalıntılarından iz kalmasın diye sevgiyi baskın kılan bir mizansen.

Bir öğreti.

Belki de eğreti bir tahakküm ve sefer tasında ömrün kuluçkaya yatan şiirler varlığı tümlemek adına saklı tuttuğu umudu ve coşkuyu şiirlere serperken ölüden bozma yenilgime sahip çıkıp ölmeyi dilediğim günlerin isini silip bir de bayat ekmek tadında kalan imleri çayına banıyorsam hüzün balçığında zıpkın yiyen bir yakamoz gibi öğretileri seriyorsam tenine mavinin.

Mavi illa ki mavi.

Yorgun bir maviden saf tutan bekâret zinciri dokunulmamış tininde şiirin sükûn yüklü bir nizam ve devrik cümlelerin saltanatına son vermek isteyen hangi arpacı kumrusu ise.

Delişmen göğün sevdalı kızı.

Kanaviçe yalnızlığın ortasında kardığım kadar ömrü suçlu olmayı asla şerh düşmediğim lakin duygularımdan dolayı suçlandığım.

Azabın bam teli.

Aşkın da Ar’ı iken özlemin yeknesak fısıltısında kabullenmek zifiri.

Şimdi makul bir aşkın devasa yalnızlığına sünger çekiyorum ve tohumların dibinde çürüdüğü saksıya yeniden su veriyorum belli ki sulu sepken gözlerinde ömrün, kartal bakışlı sevda türküleri mırıldanıyor dev ve asi yalnızlık.

Sanrıların mezhebi.

Kuytuların iniltisi.

Aşkın değil tutsaklığın hicvi ve aşka şapka çıkartan her satırda kalıbımı basıyorum yüreğimin efkârına ve düşlerle örülü ömrü tek geçiyorum.

Ekin zamanı.

Hasat zamanı.

Hancı ve yolcu misali ben ki hancı olmaya şerh düşüp yolumu da saklı tutuyorum ve saklı tuttuğum illa ki inancım ve coşkum ve sevgiden mustarip varlığıma tanrısal bir dokunuşla iklimler çağırıyor adımı ve çığırtkan mizacında kalemin ufuk çizgisine mil çekiyorum.

Yâd ettiğim.

Yaren bildiğim.

Zamanım ne kıt ne de akışkan.

Ne yanlıyım ne de zanlı.

Ne aşkım ne de arşın bitimiyim.

Ve işte yalan söyledim çünkü aşkın nakkaşına talibim ben tıpkı Rabbin boyutsuzluğunda ve de rahminde bilinmezin ben bir cenin pozisyonunda hayatta yerimi almışken…

Olgun bir hazan.

Ölgün yüzünde mevsimin t/aşkın ırmaklar.

Cilaladığım ne satırlar ne de makyaj yaptığım yekûn.

Körle yatan şaşı kalkar misali; kalemle yatıp karambole giden koca ömrün yasına denk düşen mevsimsel bir kabarış ile kurak teninde sevdalı şehrin, sevdalı bir mizansene yerleşiyorum.

Dirlik, birlik.

Darlık ve de yoksunluk.

Afaki bir çökertme.

Yalansız ve riyasız bir sevda masalı elbette şehrin mimoza bahçelerinde bahşedilen her acı Rabbin sunumu ile imtihanını, boynumuzun borcu bildiğimiz bir külfet de değil elbet lakin kalburüstü bir sızı.

Arınmakla da eş değer.

Arşı alaya çıkan çığlığın varsa bir tutacağı elim yansa bile kızgın kalemi bağrıma basıyorum.

Kızgınlık değil efkârım belki de kırgınlığa kan doğradığım ve emsalsiz bir misafir iken arzı endam eden kayıtlara geçiyorum yeniden ve yeniden ve kaynakçasını saklı tutuyorum rüzgârın.

Köhne bir dehliz.

Sancılı benlik; sevdalı yürek; coşkun ve taşkın huzmesi ömrün kayıtsız şartsız sevmekle iştigal.

Endamlı bir şarkıyı meşrebi bilip ömrün, kayrasında gölgenin tuzağa düşen imleri tek tek çekip kurtarıyorum yaslı nehrin hizasında boy veren ekin misaliyim.

Tutuşan her satır.

Yalın ve izafi bir rahlede başım göğe erecekmişçesine.

Sandık sandık lenduha sırlar ve sızıntı mahsulü gözyaşı ve işte devasa laneti sonlandırıp mukozasında tümcelerin kar suyu içip doyuruyorum karnımı ve kanayan yaralarıma ölü yaprakları bastırıyorum.

Mevzu bahis olan ne kimlik ne de kargacık burgacık yazgısı neşredilen güne dair bir gülücük ise istem dışı satırlara düşen ben boynumu eğmeden sevip yaşıyorum.

Her nüktedan ayraç ise göğe konuşlu bir rahle gibi ve sedasını dünün unutuyorum.

Kopan kıyamet.

Kopan tebessüm elbette şafağı atan misafir elbet coşkunun telaffuzu yansız göğün yandaş kuşları belki de göç mevsimini unutup göçecekleri mevsimi yüreklerinde dillendiriyorlar.

Mıntıkası evhamlı bir zincir ve mahlası yorgunluğun elbet süklüm püklüm gölgelerde ağırladığım en yaşlı başlı şiir iken boyumun ölçüsünü alıp bir martı kadar hırçın olmayı da sonlandırmak adına mütemadiyen gagalıyorum duygularımı.

Horon ekibi baş tacım.

Hazan mahsulü tümceler kayıp bir manivela aslında eğreti bir gülümsemeyi bile çok görenlere de şartlarımı sunarken.

Zaman aşımına uğramayan yüreğimde yel alıp başını da gitmişken teneffüs ettiğim her rahmette vakur bir coşku.

Neyden ibaretse göğsümdeki ç/ağrı.

Konuşlu olmakla karşıt olmak mı yoksa eğri büğrü bir çizgide hala s/avunmak mı doğrularla ve yanlışların izini sürenlerden de uzak durmak.

Kadife teninde duyguların, pürü pak bir yürek olmaya ant içtiğim bilinmezin nakşında ve yeniden doğmaya ant içiyorum üstelik ölümü defalarca tatmış bir toynak iken cümleler.

Hamt etmekle harala gürele yaşamak ve elbette huzurun da iz düşümü yazılmayı bekleyen her duygu elbette şuranın huzurunda ilk evvela insanlığımı sunmuşken evrene öncelikle Rabbime ve kayıp bir yörüngede el yordamı bulmaksa hazan mahsulü bir pişmanlıkla dönmek ait olduğu yere ölüm bile çağırmış olsa dönmek ve saklı tutmak bu devasa rahmeti bir coşkunun uzamında aşka düşmekle gözden düşen her pırıltıyı kondurmak göğün merkezine tüm evren duysun ve görsün diye yüreğin zenginliğinde açmaktan korkmayan deste deste güleç gülün de ikbali elbet bilinmezin ç/ağrısında kuş kadar hafif bir var oluş şarkısını giydirmek yüreğe yeter ki üşümesin göğe uzanıp da açtığım ellerim dualarla ısınırken bir ayazın durağan sesinde yaz bilmek kapıya dayayan kışı.






Etiketler:


Hikmet  | Hikmet  Şimşek
20 Kasım 2019 Çarşamba 21:13:34


Okurken kaybolmak kaybolurken sevgi çağlayanlarını arayıp bulmak bu olsa gerek
Yüreğiniz var olsun sevgiyle kalın


    [ Cevap yaz ]    

20 Kasım 2019 Çarşamba 20:05:27


Hamt etmekle harala gürele yaşamak ve elbette huzurun da iz düşümü yazılmayı bekleyen her duygu elbette şuranın huzurunda ilk evvela insanlığımı sunmuşken evrene öncelikle Rabbime ve kayıp bir yörüngede el yordamı bulmaksa hazan mahsulü bir pişmanlıkla dönmek ait olduğu yere ölüm bile çağırmış olsa dönmek ve saklı tutmak bu devasa rahmeti bir coşkunun uzamında aşka düşmekle gözden düşen her pırıltıyı kondurmak göğün merkezine tüm evren duysun ve görsün diye yüreğin zenginliğinde açmaktan korkmayan deste deste güleç gülün de ikbali elbet bilinmezin ç/ağrısında kuş kadar hafif bir var oluş şarkısını giydirmek yüreğe yeter ki üşümesin göğe uzanıp da açtığım ellerim dualarla ısınırken bir ayazın durağan sesinde yaz bilmek kapıya dayayan kışı.

Dua etmeyen yürek neye yarar ki dua umudtur, moraldır ilaçtır sen birine et birileri de sana etsin ne güzel bir yardımlaşmadır dua. Allah kabul etsin hayırlı dua edenlerin tüm duasını inşaallah yüreğine sağlık arkadaşım sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

20 Kasım 2019 Çarşamba 19:27:25


Her yazısında bir başka olay olan Gülümm'ün kutluyorum emeğini.Sevgimle.


    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
20 Kasım 2019 Çarşamba 18:32:21



Bir şeyi çok sevmek, insanı o şeye karşı kör ve sağır yapar. HZ. MUHAMMED (S.a.v.)

Sevgili Peygamber Efendimiz...

Işığımız.

Aşkın muhtevasında tüm İslam Alemine ışık olan ve tüm insanlığa örnek ve eşsiz bir hadis ve elbette her şeyin ve her söylemin ötesinde.

İnsan yaşadıkça anlıyor değişimin ve değişmezliğin mealini ve sevgiyi katık yaparken hayata ve değere binen ne ise yürekte saklı.

Sevgi, sevgiyi doğuruyor ve varlığımız şekilleniyor nihayetinde anlıyoruz ki: hayat, aslında gözlerimiz açık gördüğümüz bir rüya.

Sevgi bir yandan acı da veriyor ve değer verdiğimiz kim ya da ne ise an geliyor kendimize olan inancımızı ya yitiriyoruz ya da coşkuyla nail oluyoruz illa ki bir şeylere.

Kimse ya da hiç bir şey elbette sonuna kadar sevsek de anlıyoruz ki; kat ettiğimiz bu sevgi dolu rüya aslında İlahi Aşkın ateşine uzanan pürü pak bir vicdanın da tesellisi ve en büyük sevgiyi Rabbimize sunduğumuz ve kulluğumuzun zincirlerini kırıp teslim olduğumuz o benlik ki; aşkın da rahlesi uzamında bir kesit ve kesif bir sessizlik ile muhatap olduğumuz yalancı dünya aslında cennete yürüdüğümüz bir güzergah.

Sevmek illa ki ve yanlış yapa yapa doğruyu bulmak ve sevdiğimiz her ne ya da kim ise illa ki varacağımız nokta: İlahi Aşkın muhteşem güzelliğinde ve örnek aldığımız tek insan sevgili Peygamberimizin dokunduğu her zerre ihya olduğumuz bir bellek ve benlik rüzgarı, aşkın ve beşerliğin nazarında illa ki doğru yolu bulduğumuz.

Allah var gam yok.

Aşk varsa eğer bu, değil mi yaratılış amacımız?

Yanlışların muhtevası yine mükemmeliyetin resminin asılı olduğu ruhumuzda İlahi Aşkın gücü ile dayandığımız tüm şartlar ve inançla aşacağımız her engel.

Sevgiler


    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
20 Kasım 2019 Çarşamba 18:08:57


İnancın muhtevası devasa bir rahmetle ve aşkla sarıldığımız o izlek ve saklı tuttuğumuz güzellikler...
İlahi Aşkın coşkusuna nail olup kendimizi bıraktığımız elleri maneviyatın ve inancın.
Sevgi bir kıstas ise eğer aşkla ihya olan yürekler ve bitimsiz aşkın da dokunduğu son nokta elbette İlahi Aşkın sancağına sıkı sıkı sarılıp nihayetinde sahip olduğumuz tüm coşkuyu ve sevgiyi Yüce Yaratana sunmak.
Sevgi...noksansa içimizdeki coşku.
Aşk...elbette İlahi bir dokunuş tüm sevginin de meali.

Varlık kadar hiçlik ile yoğrulan yürekler ve seve seve tapındığımız o kutsal rahle ve yüreğin kainat ile izdivacı.


    [ Cevap yaz ]    

20 Kasım 2019 Çarşamba 17:46:22


Dost emeğine kalemine yüreğine sağlık selam ve saygılar


    [ Cevap yaz ]    




HANCI VE YOLCU... başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
20.11.2019 17:25:24
Toplam 6 yorum yapıldı
278 çoğul gösterim
205 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.